Dolar/TL50,05
0.04%
Euro/TL56,37
0.21%
Gram Altın6.647,23
1.47%
BIST 10011.564,63
0.75%
Brent Petrol$95,13
0.54%
Gümüş/Ons$52,57
0.55%
Gedik Yatırım
Politika

ANALİZ | ABD'nin Türkiye ve Suudi Arabistan'a F-35 satması tarihî fırsat

Alex Lee, Türkiye ve Suudi Arabistan'a F-35 satışının ABD için tarihî fırsat olduğunu savundu. En çarpıcı önerisi S-400'lerin Ukrayna'ya devri.

5 Kasım 2026

ANALİZ | ABD'nin Türkiye ve Suudi Arabistan'a F-35 satması tarihî  fırsat

Özet: Dış politika yazarı Alex Lee, ABD Başkanı Donald Trump'ın Türkiye ve Suudi Arabistan'a F-35 savaş uçakları satmasının Washington açısından önemli bir diplomatik fırsat yaratacağını savundu. Lee'ye göre F-35 satışları yalnızca savunma sanayii anlaşmaları olarak görülmemeli; Ukrayna savaşından İran'a, enerji ticaretinden İsrail'in güvenliğine kadar birçok konuda pazarlık aracı olarak kullanılmalı. Analizin en dikkat çekici önerisi ise Türkiye'nin Rusya'dan aldığı S-400 hava savunma sistemlerini Ukrayna'ya devretmesi.

Washington'da F-35 tartışması: Türkiye ve Suudi Arabistan için yeni fırsat

ABD'nin Türkiye ve Suudi Arabistan'a beşinci nesil F-35 savaş uçakları satma ihtimali, Washington'un Orta Doğu ve NATO politikaları açısından yeniden gündemde.

Dış politika yazarı Alex Lee, kaleme aldığı analizde Trump yönetiminin Suudi Arabistan'ın F-35 satın almasına onay verdiğini, Türkiye'nin de benzer bir anlaşma gerçekleştirmeyi hedeflediğini belirtti. Ancak her iki ülkeye yönelik satışların Kongre sürecinin henüz tamamlanmadığına dikkat çekti.

Lee'ye göre Washington'un bu fırsatı değerlendirmesi için üç temel neden bulunuyor:

  • Türkiye ve Suudi Arabistan, Trump yönetiminin karşı karşıya olduğu önemli dış politika sorunlarının çözümüne katkıda bulunabilecek konumda.

  • Satışların gecikmesi, iki ülkeyi başka ülkelerin geliştirdiği yeni nesil savaş uçaklarına yöneltebilir.

  • Çin ve Rusya ile ilişkilerden kaynaklanan teknoloji güvenliği sorunları ile İsrail'in askerî üstünlüğüne ilişkin kaygılar, uygun anlaşmalarla yönetilebilir.

Lee, F-35 satışlarının karşılığında Washington'un yalnızca para değil, somut stratejik tavizler de talep etmesi gerektiğini savunuyor.

F-35 karşılığında İbrahim Anlaşmaları'na katılım

Analizde öne çıkan ilk öneri, Türkiye ve Suudi Arabistan'ın İsrail ile ilişkilerin normalleşmesini amaçlayan İbrahim Anlaşmaları'na katılması.

Lee'ye göre böyle bir gelişme, İsrail'in bölgedeki en etkili Sünni Müslüman ülkelerle normalleşme sürecini güçlendirebilir.

Özellikle Suudi Arabistan'ın anlaşmalara katılması, Trump'ın Orta Doğu'da barış sağlayan lider olarak bırakmak istediği siyasi miras açısından önemli bir başarı olabilir.

Türkiye'nin de bu sürece dahil edilmesi, Washington'un bölgesel güvenlik hedefleriyle uyumlu bir diplomatik gelişme olarak değerlendiriliyor.

Ancak Lee, hem Ankara'nın hem de Riyad'ın İsrail ile açık biçimde aynı safta görünmekten kaçındığını kabul ediyor.

Bu nedenle ABD'nin iki ülkeyi daha kapsamlı iş birliğine ikna edebilmek için önemli bir karşılık sunması gerektiğini belirtiyor.

F-35 satışları, bu amaçla kullanılabilecek en güçlü araçlardan biri olarak gösteriliyor.

En çarpıcı öneri: Türkiye S-400'leri Ukrayna'ya versin

Alex Lee'nin analizindeki en dikkat çekici öneri, Türkiye'nin Rusya'dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerini Ukrayna'ya devretmesi.

Lee'ye göre Ukrayna'nın balistik füzelere karşı savunma kapasitesini artırmaya acil ihtiyacı bulunuyor.

Ancak ABD'nin gelişmiş hava savunma mühimmatı stoklarının sınırlı olması ve Trump'ın Moskova ile müzakereleri sürdürme isteği, Washington'un Ukrayna'ya daha fazla destek vermesini zorlaştırıyor.

Bu koşullarda Türkiye'nin elindeki Rus yapımı hava savunma sistemlerini Ukrayna'ya göndermesi, hem Kiev'in savunmasına katkı sağlayabilir hem de Ankara'nın Washington ile ilişkilerinde önemli bir ilerleme yaratabilir.

Lee, Türkiye'nin F-35 programına yeniden katılabilmek için zaten S-400 sorununu çözmek zorunda olduğunu hatırlatıyor.

Dolayısıyla sistemlerin Ukrayna'ya devredilmesi, aynı anda iki diplomatik hedefe hizmet edebilir.

Bununla birlikte önerinin ciddi siyasi ve ekonomik maliyetleri de bulunuyor.

S-400'lerin geleceği neden bu kadar karmaşık?

Türkiye'nin Rusya'dan satın aldığı S-400 sistemleri, Ankara ile Washington arasındaki en önemli savunma anlaşmazlıklarından biri olmaya devam ediyor.

ABD, sistemlerin F-35 uçakları hakkında hassas teknik verilerin Rusya'nın eline geçmesine yol açabileceğinden endişe ediyor.

Bu nedenle Kongre, Türkiye'nin S-400 sistemlerini elinden çıkarması şartına bağlı olarak F-35 teslimatlarını engelleyen yasal düzenlemeler kabul etti.

Lee, Türkiye'nin S-400'ler için uygun bir alıcı bulmasının oldukça zor olduğunu belirtiyor.

Sistemlerin Rusya'nın karşı çıktığı bir ülkeye satılması, Moskova ile enerji ilişkilerini tehlikeye atabilir.

Türkiye'nin Rusya'dan doğal gaz tedarik etmesi ve Rusya'nın Türkiye'de nükleer santral inşa etmesi, Ankara'nın kararlarını etkileyen unsurlar arasında bulunuyor.

Diğer taraftan sistemlerin ABD'nin karşı çıktığı bir ülkeye satılması, Washington ile ilişkileri daha da zorlaştırabilir.

Lee, Körfez ülkeleriyle gündeme gelen olası anlaşmaların sonuçsuz kaldığını, sistemlerin Rusya'ya iadesi yönündeki girişimlerde de ilerleme sağlanamadığını belirtiyor.

Türkiye'nin Pakistan ile yakınlaşmasının ise Hindistan'a satış seçeneğini zorlaştırdığını savunuyor.

Ukrayna seçeneği Rusya ile ilişkilerde krize yol açabilir

Lee'ye göre Türkiye'nin S-400'leri Ukrayna'ya devretmesi, Washington açısından Ankara'nın güvenilirliğini gösterecek en güçlü adımlardan biri olabilir.

Ancak böyle bir kararın Moskova'nın sert tepkisiyle karşılaşabileceğini de kabul ediyor.

Rusya'nın Türkiye'ye sağladığı enerji kaynakları ve nükleer enerji alanındaki iş birliği, olası misillemeler açısından önemli riskler oluşturuyor.

Lee, bu maliyetlerin ABD ve Avrupa tarafından sağlanacak ekonomik destekle hafifletilebileceğini düşünüyor.

Trump yönetiminin Türkiye'ye daha fazla Amerikan enerjisi satmak istemesi, Rus enerji kaynaklarına bağımlılığın azaltılması açısından bir fırsat olarak değerlendiriliyor.

Ayrıca Ukrayna'nın hava savunmasındaki eksikliklerin Avrupa ülkelerini S-400 sistemlerinin devrine mali katkı sağlamaya yöneltebileceği ileri sürülüyor.

Bunlar Lee'nin politika önerileri niteliğinde. Analizde Türkiye'nin S-400'leri Ukrayna'ya devretme kararı aldığına ilişkin bir bilgi yer almıyor.

Türkiye Amerikan enerjisine yönelirse F-35 anlaşması kolaylaşır mı?

Analizde F-35 satışlarıyla ilişkilendirilen bir diğer başlık enerji ticareti.

Lee, Türkiye'nin Rusya'dan enerji alımlarını azaltarak ABD kaynaklarına daha fazla yönelmesinin Washington ile ilişkileri güçlendirebileceğini savunuyor.

Bu kapsamda Amerikan enerji ürünlerinin ithalatının artırılması ve ABD şirketleriyle nükleer reaktör projelerinde iş birliği yapılması öneriliyor.

Trump yönetiminin Suudi Arabistan ile de nükleer enerji alanında anlaşmalar geliştirmeye çalıştığı hatırlatılıyor.

Lee'ye göre enerji iş birliği, F-35 satışlarının daha geniş bir stratejik anlaşmanın parçası haline gelmesini sağlayabilir.

Hürmüz ve Kızıldeniz'de Türkiye ile Suudi Arabistan'a yeni görev

Alex Lee, Washington'un Türkiye ve Suudi Arabistan'dan uluslararası deniz ticaretinin güvenliği konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmelerini de isteyebileceğini belirtiyor.

Analizde özellikle üç güvenlik sorunu öne çıkıyor.

İlki, Somali açıklarında yeniden artan korsanlık faaliyetleri.

İkincisi, Yemen'deki Husilerin Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı güzergâhındaki ticari gemilere yönelik oluşturduğu tehdit.

Üçüncüsü ise İran savaşının ardından Hürmüz Boğazı'nda yaşanan güvenlik sorunları.

Lee, İran'ın saldırılarının Hürmüz üzerinden gerçekleştirilen deniz taşımacılığını ciddi ölçüde azalttığını belirtiyor.

Türkiye ve Suudi Arabistan'ın askerî kapasitelerinin deniz ticaretinin korunmasında daha fazla kullanılmasının, ABD'nin bölgedeki yükünü hafifletebileceğini savunuyor.

Ancak iki ülkenin maliyeti yüksek ve ne zaman sona ereceği belirsiz askerî operasyonlara katılmak konusunda isteksiz olabileceğini de kabul ediyor.

Bu nedenle F-35 satışlarının, daha kapsamlı askerî iş birliğini teşvik edecek bir unsur olarak kullanılması öneriliyor.

ABD'nin silah satışları: Ödül mü, yaptırım mı?

Lee, Washington'un Türkiye ve Suudi Arabistan ile ilişkilerinde silah satışlarının uzun yıllardır önemli bir diplomatik araç olduğunu vurguluyor.

ABD'nin önünde iki temel seçenek bulunduğunu belirtiyor: Silah satışlarını iş birliğini teşvik eden bir ödül olarak kullanmak veya satışları engelleyerek baskı oluşturmak.

Yazar, geçmiş deneyimlerin ikinci yöntemin her zaman beklenen sonuçları vermediğini savunuyor.

Örnek olarak Biden yönetiminin 2021 yılında Yemen'deki insani koşullar nedeniyle Suudi Arabistan'a yönelik bazı silah satışlarını durdurmasını gösteriyor.

Lee'ye göre Riyad, bu karara petrol üretimini azaltarak, Rusya ile silah anlaşmaları geliştirerek ve Yemen'deki askerî faaliyetlerini sürdürerek karşılık verdi.

Buna karşılık büyük çaplı Amerikan silah satışlarının Suudi Arabistan ile ilişkilerde olumlu sonuçlar yarattığını ileri sürüyor.

Suudi Arabistan'da kadınların otomobil kullanmasına izin verilmesini de büyük bir silah anlaşmasını izleyen dönemde gerçekleşen reformlardan biri olarak hatırlatıyor.

Ancak bu gelişmeler arasında doğrudan bir nedensellik ilişkisi kurulduğu, Lee'nin yorumuna dayanıyor.

Türkiye örneği: Patriot krizi ve İsveç'in NATO üyeliği

Lee, Türkiye'nin geçmişteki savunma sanayii tercihlerinin de benzer bir örüntü ortaya koyduğunu savunuyor.

ABD'nin Patriot hava savunma sistemlerini satmaması üzerine Ankara'nın Rusya'dan S-400 satın aldığını hatırlatıyor.

Buna karşılık Türkiye'ye 23 milyar dolarlık F-16 satışının, Ankara'nın İsveç'in NATO üyeliğine yönelik itirazlarını kaldırmasıyla ilişkilendirildiğini belirtiyor.

Lee'ye göre bu örnekler, Washington'un silah satışlarını engellediğinde Türkiye ve Suudi Arabistan'ın alternatif tedarikçilere yöneldiğini, satışlara onay verdiğinde ise iş birliği olanaklarının arttığını gösteriyor.

Bu değerlendirme, F-35 anlaşmalarının geciktirilmemesi gerektiği yönündeki argümanının temelini oluşturuyor.

Türkiye'nin KAAN projesi ABD'nin pazarlık gücünü azaltabilir

Alex Lee, F-35'in bugün uluslararası pazarda sınırlı sayıda alternatifi bulunan gelişmiş bir savaş uçağı olduğunu kabul ediyor.

Ancak bu avantajın kalıcı olmayabileceğini belirtiyor.

Güney Kore ve Türkiye'nin geliştirdiği yeni nesil savaş uçaklarının gelecekte F-35'e rakip olabilecek seçenekler yaratabileceğini savunuyor.

Türkiye'nin KAAN projesi ve Güney Kore'nin savaş uçağı programı, uluslararası savunma sanayii pazarındaki rekabeti artırabilecek girişimler arasında gösteriliyor.

Lee, Suudi Arabistan'ın bu uçaklara yönelik ilgisinin de Washington açısından önemli olduğunu düşünüyor.

Ona göre Riyad ve Ankara, uzun vadede gelişmiş savaş uçaklarına başka kaynaklardan erişebilir.

Bu nedenle ABD'nin bugün sahip olduğu pazarlık gücü, alternatif platformların olgunlaşmasıyla azalabilir.

Lee'nin temel argümanı, Washington'un F-35 satışlarını geciktirmesi halinde ileride aynı siyasi ve stratejik tavizleri elde edemeyebileceği yönünde.

Çin bağlantısı Suudi Arabistan için engel mi?

Suudi Arabistan'a F-35 satışlarına yönelik itirazların başında Çin ile ilişkilerden kaynaklanan teknoloji güvenliği kaygıları geliyor.

F-35'in gelişmiş sensörleri, radar görünürlüğünü azaltan özellikleri ve elektronik sistemleri nedeniyle teknik bilgilerin üçüncü ülkelerin eline geçmesi önemli bir risk olarak değerlendiriliyor.

Lee ise Riyad'ın Çin ile ilişkilerini yürütürken ABD ile bağlarını koparmamaya özen gösterdiğini savunuyor.

Suudi Arabistan'ın geçmişte Çin'den füze satın alırken CIA'in süreci denetlemesine izin vermesini buna örnek gösteriyor.

Ayrıca Riyad'ın Çin ile bazı savunma anlaşmalarına, ABD'nin tercih edilen satışlara onay vermemesinin ardından yöneldiğini belirtiyor.

Lee'ye göre teknoloji güvenliği riskleri tamamen ortadan kalkmasa da bu riskler uygun koşullarla yönetilebilir.

F-35 satışının Riyad'a duyulan güvenin göstergesi olarak kullanılması da diplomatik açıdan değer taşıyabilir.

İsrail'in askerî üstünlüğü nasıl korunacak?

Türkiye ve Suudi Arabistan'a F-35 satışları konusunda Washington'daki en önemli tartışmalardan biri, İsrail'in bölgedeki niteliksel askerî üstünlüğünün korunması.

ABD'nin Qualitative Military Edge (QME) olarak adlandırdığı politika, İsrail'in bölgedeki potansiyel rakiplerine karşı teknolojik ve askerî üstünlüğünü korumayı amaçlıyor.

Lee, F-35 satışlarına karşı çıkanların bu ilkeye dikkat çektiğini belirtiyor.

Ancak yazara göre ABD'nin ihraç edilebilir gelişmiş hayalet savaş uçakları üzerindeki üstünlüğü zaman içinde azalacak.

Bu nedenle Türkiye ve Suudi Arabistan'a F-35 satışlarını engellemek, İsrail'in mevcut avantajını ancak sınırlı bir süre koruyabilir.

Lee, İsrail'in üstünlüğünü sürdürmek için gelecekte geliştirilecek F-47 savaş uçağının da İsrail'e satılabileceğini öneriyor.

Bununla birlikte F-47'nin gelecekteki ihracat koşulları ve İsrail'e satışına ilişkin herhangi bir kesin karar, analizde ortaya konulmuyor.

Türkiye-Suudi Arabistan yakınlaşması İsrail ile gerilimi azaltabilir mi?

Lee'nin dikkat çektiği bir diğer unsur, Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki stratejik yakınlaşmanın bölgesel güvenliğe olası etkileri.

Yazara göre iki ülke arasındaki iş birliği, Türkiye ile İsrail arasında yaşanabilecek askerî gerilimleri sınırlayabilir.

Lee, Ankara'nın İsrail ile diplomatik yolları terk etmesi halinde Riyad'ın istemediği bir çatışmanın içine çekilmesi veya Türkiye-Suudi Arabistan iş birliğinin zarar görmesi riskinin ortaya çıkacağını savunuyor.

Bu nedenle Suudi Arabistan'ın, Türkiye'nin İsrail ile ilişkilerinde dengeleyici bir rol oynayabileceğini ileri sürüyor.

Yazar ayrıca F-35 satışlarının İbrahim Anlaşmaları'na katılım gibi diplomatik kazanımlarla birleştirilmesi halinde İsrail'in güvenliğinin zayıflamak yerine güçlenebileceğini düşünüyor.

Alex Lee: Trump yalnızca para değil, stratejik taviz istemeli

Analizin sonuç bölümünde Lee, ABD ile Türkiye ve Suudi Arabistan arasında insan hakları ve stratejik çıkarlar konusunda önemli görüş ayrılıkları bulunduğunu kabul ediyor.

Bu anlaşmazlıkların Washington'un geçmişte F-35 satışlarına temkinli yaklaşmasının başlıca nedenleri arasında yer aldığını belirtiyor.

Bununla birlikte silah satışlarını uzun süre engellemenin iki ülkeyi alternatif savunma sanayii ortaklarına yöneltebileceği uyarısında bulunuyor.

Lee'ye göre Trump yönetimi, mevcut pazarlık gücünü kullanarak F-35 anlaşmalarını mümkün olduğunca hızlı sonuçlandırmalı.

Yazarın önerdiği anlaşma çerçevesinde Türkiye'nin S-400 sorununu çözmesi vazgeçilmez koşul olarak öne çıkıyor.

Buna ek olarak Washington'un şu alanlarda kazanımlar hedeflemesi gerektiği savunuluyor:

  • Türkiye ve Suudi Arabistan'ın İbrahim Anlaşmaları sürecine katılması.

  • Ukrayna'nın hava savunmasının güçlendirilmesi.

  • Amerikan enerji ihracatının artırılması.

  • Uluslararası deniz ticaretinin güvenliğine daha fazla katkı sağlanması.

Lee'nin vardığı sonuç, F-35 satışlarının yalnızca savunma sanayii ihracatı olarak değil, ABD'nin dış politika hedeflerini gerçekleştirmek için kullanılabilecek kapsamlı bir diplomatik pazarlık olarak ele alınması gerektiği yönünde.

Kaynak: Alex Lee, Selling F-35s to Saudi Arabia and Turkey is a Historic Opportunity, Small Wars Journal

Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz?

Bize e-mail atın: istanbulanalytics@gmail com

Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez.

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş

İlgili Haberler