Dolar/TL47,88
0.11%
Euro/TL55,42
0.44%
Gram Altın6.818,72
0.32%
BIST 10014.172,26
0.28%
Brent Petrol$88,52
1.67%
Gümüş/Ons$64,85
0.22%
Piyasa

ABD’nin borçlanma maliyeti 25 yılın zirvesinde: 30 yıllık tahvil faizi yüzde 5,216’ya çıktı

ABD 30 yıllık tahvil ihalesinde yüzde 5,216 faizle borçlandı. 25 yılın zirvesine çıkan maliyetler, bütçe açığı ve borç sürdürülebilirliği kaygılarını artırıyor.

14 Ağustos 2026

ABD’nin borçlanma maliyeti 25 yılın zirvesinde: 30 yıllık tahvil faizi yüzde 5,216’ya çıktı

ABD Hazinesi’nin 30 yıllık tahvil ihalesinde faiz yüzde 5,216 ile 2001’den bu yana en yüksek seviyeye çıktı. Artan bütçe açıkları, devasa tahvil arzı ve enflasyon belirsizliği yatırımcıların uzun vadeli ABD borcunu taşımak için daha yüksek getiri talep etmesine neden oluyor. Yüksek tahvil faizleri konut kredilerinden şirketlerin finansman maliyetlerine kadar ABD ekonomisinin tamamına yayılıyor.

 

ABD’nin hızla büyüyen kamu borcunun finansmanı giderek daha pahalı hale geliyor.

 

ABD Hazinesi perşembe günü gerçekleştirdiği 25 milyar dolarlık 30 yıllık tahvil ihalesinde yüzde 5,216 faizle borçlandı. Bu oran, 30 yıllık tahviller açısından 2001’den bu yana görülen en yüksek ihale faizi oldu.

 

Bir gün önce gerçekleştirilen 10 yıllık tahvil ihalesinde de borçlanma maliyeti 2007’den bu yana en yüksek seviyeye çıkmıştı.

 

Uzun vadeli faizlerin yüzde 5'in üzerine yerleşmesi, Başkan Donald Trump yönetimi açısından özellikle kasım ayındaki ara seçimler öncesinde önemli bir ekonomik sorun oluşturuyor. Yüksek kamu borçlanma maliyetleri artık mortgage faizleri ve şirket kredileri üzerinden reel ekonomiye de güçlü biçimde yansıyor.

 

Yatırımcı ABD tahvilini alıyor, ama daha yüksek faiz istiyor

 

30 yıllık tahvil ihalesine talep kötü değildi. İhalede tekliflerin satış miktarına oranını gösteren bid-to-cover oranı 2,39 oldu. Son altı benzer ihalenin ortalaması 2,36 seviyesindeydi.

 

Ancak ihale faizi, tekliflerin alınmasından hemen önce ikincil piyasada oluşan seviyenin hafif üzerinde gerçekleşti. Bu durum talebin beklentinin bir miktar altında kaldığına işaret etti.

 

TD Securities ABD Faiz Stratejisi Başkanı Gennadiy Goldberg, uzun vadeli tahviller açısından ciddi ters rüzgârlar bulunduğunu ancak piyasadaki arzın yine de alıcı bulduğunu belirtti.

 

Goldberg’in değerlendirmesinin özü net: Talep var, ancak doğru fiyat — yani yeterince yüksek faiz — karşılığında.

 

Allspring Global Investments portföy yöneticisi Michal Stanczyk da yatırımcıların yüksek bütçe açıkları ve devam eden enflasyon belirsizliği ortamında giderek büyüyen küresel devlet tahvili arzını finanse etmek zorunda kaldığına dikkat çekiyor.

 

Üstelik Fed artık geçmiş dönemlerde olduğu gibi piyasadaki büyük tahvil alıcılarından biri değil.

 

Stanczyk’e göre yatırımcıların enflasyon ve mali riskler karşılığında daha yüksek prim istemeye devam etmesi halinde, ihaleler güçlü talep görse bile uzun vadeli faizler yüzde 5'in daha da üzerine çıkabilir.

 

Sorunun merkezinde dev bütçe açıkları var

 

Tahvil piyasasındaki baskının en önemli nedenlerinden biri ABD’nin mali görünümü.

 

Kamu borcuna yapılan faiz ödemeleri bütçe açığının giderek daha büyük bölümünü oluşturuyor. Mali yılın bugüne kadarki döneminde federal borcun faiz maliyeti 1,17 trilyon dolara ulaşmış durumda. Bu rakam geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 15 artış anlamına geliyor.

 

Fitch de perşembe günü ABD'nin kredi notunu AA+ seviyesinde korurken, vergi indirimleri ve tarife iadelerinin etkisiyle bütçe açığının milli gelire oranının 2026'da yükselmesini beklediğini açıkladı.

 

Ortaya çıkan döngü Washington açısından rahatsız edici:

 

Bütçe açığı büyüyor → Hazine daha fazla borçlanıyor → yatırımcı daha yüksek faiz istiyor → faiz giderleri yükseliyor → bütçe açığı daha da büyüyor.

 

ABD tahvil stoku 31 trilyon dolara ulaştı

 

Bugünkü piyasa koşulları, 30 yıllık tahvil faizinin son kez bu seviyelerde bulunduğu 2001'den tamamen farklı.

 

O dönemde ABD federal bütçesi fazla veriyordu. Hatta yatırımcılar piyasada yeterli miktarda ABD devlet tahvili kalmayabileceğini tartışıyordu.

 

Bugün ise dolaşımdaki ABD Hazine tahvillerinin toplam büyüklüğü yaklaşık 31 trilyon dolara ulaşmış durumda. Tahvil stoku 2018'den bu yana yaklaşık ikiye katlandı ve hızla büyümeye devam ediyor.

 

Geleneksel uzun vadeli tahvil alıcılarının talebindeki zayıflama da Hazine'yi fiyatlara daha duyarlı özel yatırımcılara bağımlı hale getiriyor.

 

Barclays stratejistlerine göre piyasa bu tür yatırımcılara daha fazla bağımlı oldukça, aynı miktardaki Hazine tahvilinin satılabilmesi için daha yüksek faiz verilmesi gerekebilir.

 

YZ yatırımları da tahvil piyasasını sıkıştırıyor

 

Tahvil arzındaki artış yalnızca ABD Hazinesi'nden kaynaklanmıyor.

 

YZ yatırımlarındaki patlama, büyük teknoloji şirketlerinin veri merkezlerini finanse etmek amacıyla şirket tahvili piyasasına daha fazla başvurmasına yol açıyor.

 

Böylece Hazine, aynı yatırımcı havuzunda büyük şirketlerin artan borçlanma ihtiyacıyla da rekabet ediyor.

 

Orta Doğu savaşının enerji fiyatlarını yükseltmesi ve enflasyonun uzun süre yüksek kalabileceğine ilişkin endişeler de yatırımcıların uzun vadeli tahvillere yönelik getiri talebini artırdı.

 

Mortgage faizi yüzde 6,69’a çıktı

 

ABD Hazine tahvili faizleri finansal sistemin hemen hemen tamamında referans niteliği taşıyor.

 

Bu nedenle uzun vadeli tahvil faizlerindeki yükseliş doğrudan hanehalkı ve şirketlerin finansman maliyetlerine yansıyor.

 

ABD'de 30 yıl vadeli sabit mortgage faizinin ortalaması geçen hafta yüzde 6,69'a yükselerek Temmuz 2025'ten bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.

 

Yüksek faizler konut piyasasını baskılarken şirketlerin borçlanma ve yatırım maliyetlerini de artırıyor.

 

ÜFE ve petrol fiyatları kısa süreli rahatlama sağladı

 

Perşembe günü ikincil piyasada ise 30 yıllık tahvil faizi yaklaşık 4 baz puan geriledi.

 

Bunda petrol fiyatlarındaki düşüş ve temmuz ayı üretici enflasyonunun beklentilerden daha ılımlı gelmesi etkili oldu.

 

Yatırımcılar Fed'in bu yıl yeniden faiz artıracağı beklentilerini azaltırken, eylül toplantısında faiz artırımı ihtimali yaklaşık yüzde 35'e geriledi. Bu oran hafta başında yüzde 50 civarındaydı.

 

Vanguard Sabit Getirili Menkul Kıymetler Portföy Yönetimi Başkanı Matt Wrzesniewsky, mevcut yüksek getirilerin yatırımcılar açısından tahvilleri yeniden cazip hale getirdiğini belirtiyor.

 

Vanguard, 10 yıllık ABD tahvil faizinin yüzde 4,25-4,75 bandında hareket etmesini bekliyor ve 30 yıllık tahviller yerine orta vadeli tahvilleri tercih ediyor.

 

Hazine uzun vadeli borçlanmayı azaltabilir

 

Tahvil piyasasının bir başka önemli tartışması ise Hazine'nin borçlanma stratejisi.

 

ABD Hazinesi son borçlanma programında daha önce kullandığı uzun vadeli tahvil satışlarında gelecekte olası “artışları” değerlendirdiği ifadesini değiştirerek olası “değişiklikleri” değerlendirdiğini açıkladı.

 

Piyasalar bu küçük fakat önemli kelime değişikliğini, Hazine'nin 30 yıllık gibi yüksek faiz baskısı altındaki vadelerde ihraç miktarını azaltabileceği şeklinde yorumladı.

 

Hazine'nin gelecekte tahvil arzını artırması gerekirse ağırlığı iki ila yedi yıl vadeli kağıtlara vermesi bekleniyor.

 

Washington ayrıca son dönemde bir yıldan kısa vadeli Hazine bonolarına daha fazla ağırlık veriyor. Bu yöntem uzun vadeli yüzde 5'in üzerindeki faizlerden kaçınmayı sağlıyor ancak borcun daha sık çevrilmesi gerektiğinden yeniden finansman riskini yükseltiyor.

 

Asıl çözüm bütçe disiplininde

 

BTG Pactual Asset Management yöneticisi John Fath'a göre vadeyi sürekli kısaltarak sorunu çözmenin sınırları var.

 

Fath, kalıcı çözümün oldukça basit olduğunu düşünüyor: ABD hükümetinin bütçesini sıkılaştırması gerekiyor.

 

Tahvil piyasasının verdiği mesaj da giderek bu yönde.

 

ABD halen dünyanın rezerv para birimini ihraç ediyor ve Hazine tahvilleri küresel finans sisteminin temel güvenli varlığı olmayı sürdürüyor. Dolayısıyla Washington finansman bulmakta zorlanmıyor.

 

Ancak yatırımcılar artık bu finansmanı geçmişe kıyasla çok daha yüksek bir bedel karşılığında sağlıyor.

 

ABD'nin bütçe açıkları yüksek kalır, tahvil arzı büyümeye devam eder ve enflasyon belirsizliği ortadan kalkmazsa, yüzde 5'in üzerindeki uzun vadeli faizler geçici bir anomali olmaktan çıkıp yeni normal haline gelebilir.

Bloomberg, Ft