Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Gedik Yatırım
Politika

ABD İran’ı karadan da ablukaya almak istiyor: Türkiye ve Pakistan sınırlarında ticaret krizi büyüyor

ABD İran’ın kara ticaretini kesmek için Türkiye ve Pakistan ile görüşüyor. Sınırlarda binlerce araç beklerken Ankara’nın tutumu merak ediliyor.

12 Ekim 2026

ABD İran’ı karadan da ablukaya almak istiyor: Türkiye ve Pakistan sınırlarında ticaret krizi büyüyor

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, İran’ın deniz ablukasının ardından kara ticaret yollarının da kapatılması için Türkiye ve Pakistan ile çalıştıklarını açıkladı. Ancak Ankara ve İslamabad’dan henüz kapsamlı bir ablukaya katılacaklarına ilişkin resmi açıklama gelmedi. Bu arada Türkiye-İran sınırında yaklaşık 8 bin TIR, Pakistan’da ise 12 bin konteyner bekliyor. Navlun fiyatları beş kattan fazla artarken, İran ekonomisindeki daralma derinleşiyor. Washington’ın yeni hamlesi, Türkiye açısından ciddi ekonomik ve stratejik riskler barındırıyor.

Bessent: Maksimum baskıdan mutlak izolasyona geçtik

ABD yönetimi, İran’a yönelik ekonomik baskıyı yeni bir aşamaya taşımaya hazırlanıyor.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, 9 Ekim’de Washington’da düzenlenen Newsmax NPolicy Zirvesi kapsamında Greta Van Susteren’e verdiği röportajda, İran’ın uluslararası ticaret bağlantılarını tamamen kesmeyi hedeflediklerini açıkladı.

Bessent, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman’ın ABD ile işbirliği yaptığını belirterek, Türkiye ve Pakistan ile de İran’a uzanan kara ticaret yollarının kapatılması için çalıştıklarını söyledi.

ABD Hazine Bakanı, Washington’ın İran politikasındaki değişimi şu sözlerle anlattı:

“Daha önce maksimum baskı kampanyamız vardı. Şimdi mutlak izolasyon kampanyamız var ve bu işe yarıyor.”

Bessent, askeri operasyonların ardından uygulanan deniz ablukasıyla İran’ın petrol ihracatının büyük ölçüde engellendiğini savundu.

ABD’nin hedefinin, İran’ın deniz yoluyla gerçekleştirdiği ticaretin yanı sıra kara bağlantılarını da kesmek olduğu anlaşılıyor.

Ancak Bessent’in açıklamaları, Türkiye ve Pakistan’ın bu politikayı kabul ettiği anlamına gelmiyor.

Ankara ve İslamabad, İran’a yönelik kapsamlı kara ablukasına katılacaklarını henüz doğrulamadı.

ABD İran’ın kripto varlıklarını da hedef alıyor

Washington’ın ekonomik izolasyon stratejisi yalnızca petrol ve mal ticaretiyle sınırlı değil.

Bessent, ABD makamlarının İran bağlantılı yaklaşık 1 milyar dolarlık kripto varlığa el koymaya hazırlandığını da açıkladı.

İran Devrim Muhafızları’nın ekonomik baskı nedeniyle ciddi sorunlarla karşılaştığını ileri süren Bessent, Washington’ın İran ekonomisini uluslararası finans sisteminden daha da uzaklaştırmayı amaçladığını belirtti.

Bu açıklamalar, ABD’nin askeri operasyonlar, deniz ablukası, finansal yaptırımlar ve kara ticaretine yönelik kısıtlamaları birlikte kullanmayı planladığını gösteriyor.

İran ekonomisinde ağır daralma: Enflasyon yüzde 90’a yaklaştı

ABD ablukasının ve savaşın İran ekonomisi üzerindeki etkileri giderek ağırlaşıyor.

AFP’ye konuşan Tahranlı esnaf, yüksek enflasyon, döviz kuru krizi ve tüketici talebindeki çöküş nedeniyle işlerin durma noktasına geldiğini anlattı.

Haberde aktarılan resmi verilere göre İran’da yıllık enflasyon eylül ayında yaklaşık %90’a ulaşırken, gıda fiyatları bir yılda iki kattan fazla arttı.

İran riyali, savaş öncesinde dolar karşısında yaklaşık 1,7 milyon seviyesindeyken, geçen hafta serbest piyasada 2,7 milyon seviyesine kadar değer kaybetti.

Resmi verilere göre İran ekonomisi mart sonundan haziran sonuna kadar olan dönemde yıllık bazda %10,1 daraldı.

Tahran’daki Tajriş Çarşısı’nda spor giyim mağazası işleten Ali Nevruzi, üreticilerin iflas ettiğini, çalışanlarını işten çıkardığını ve mağazalarını kapattığını söyledi.

Bir başka esnaf ise müşterilerin eskiden birkaç kilogram aldıkları ürünlerden artık yarım kilogram satın alabildiklerini anlattı.

İran Ekonomi Bakanlığı ise ekonomik çöküş beklentilerini reddederek, ülkenin karşı karşıya olduğu sorunların dış baskılarla ağırlaştırıldığını savunuyor.

Türkiye-İran sınırında 8 bin TIR bekliyor

Deniz ticaretinin kısıtlanması, İran’ın Türkiye üzerinden gerçekleştirdiği ithalatın önemini artırdı.

Ancak Gürbulak-Bazargan sınır kapısında ciddi bir lojistik darboğaz yaşanıyor.

Iran International’ın 11 Ekim tarihli haberinde, İran’ın Fars Haber Ajansı’na dayandırılan bilgilere göre sınırda yaklaşık 8 bin TIR’ın beklediği belirtildi.

Bu sayı İran kaynaklarının aktardığı bir tahmin olup bağımsız olarak doğrulanmış değil.

İran Uluslararası Taşımacılık Şirketleri Birliği Başkanı İhsan Malekzadeh, uzun bekleme sürelerinin taşımacılık kapasitesini daralttığını ve navlun maliyetlerini hızla yükselttiğini söyledi.

Türk limanlarından İran’a yük taşıma maliyetinin iki aydan kısa sürede yaklaşık 1.500 dolardan 8 bin dolara yükseldiği bildirildi.

Bu, taşıma maliyetlerinde beş kattan fazla artış anlamına geliyor.

Gürbulak’ta bekleme süreleri 25 güne kadar çıkıyor

Associated Press’in eylül sonunda sınır bölgesinden aktardığı bilgilere göre, Gürbulak’taki bekleme süreleri savaşın başlamasından bu yana dört kattan fazla arttı.

İranlı TIR sürücüleri bazı geçişlerde 12 ila 25 gün arasında beklediklerini anlattı.

Türkiye tarafında ise sınır geçişlerini hızlandırmak amacıyla yeni şeritler açılması ve X-ray tarama kapasitesinin artırılması gibi önlemler alınıyor.

Uluslararası Nakliyeciler Derneği’nin Gürbulak temsilcisine göre, bu düzenlemeler sayesinde bazı araçların bekleme süreleri 30 günden 22 güne indirildi.

Dolayısıyla Türkiye-İran sınırında ticaret tamamen durmuş değil.

Mevcut veriler, artan taşımacılık talebinin gümrük ve lojistik kapasitesini zorladığını gösteriyor.

Ancak ABD’nin yeni baskısı, bu darboğazın yalnızca ekonomik değil, siyasi bir sorun hâline gelmesine neden olabilir.

Pakistan’da 12 bin konteyner bekliyor

İran’ın doğu sınırında da benzer sorunlar yaşanıyor.

İran Ticaret Geliştirme Örgütü yetkilisi Emir Roşenbahş, Pakistan’da yaklaşık 12 bin konteynerin beklediğini ve bazı sevkiyatların İran’a geçirilmesinde sorun yaşandığını açıkladı.

Roşenbahş, konteynerlere el konulduğu yönündeki iddiaları reddederken, sorunun çözümü için Pakistan makamlarıyla görüşmeler yürütüldüğünü belirtti.

Özellikle Karaçi ve Gwadar limanları ile Gabd-Rimdan sınır güzergâhındaki gecikmeler, İran’ın ithalatını zorlaştırıyor.

İranlı yetkililere göre bazı sürücüler Rimdan sınırında 20-25 gün beklemek zorunda kalıyor.

Mircave sınır kapısının kapalı olması da diğer güzergâhlardaki yoğunluğu artırıyor.

Pakistan ticareti kesmek yerine hızlandırmaya çalışıyor

Pakistan’ın yaklaşımında dikkat çekici bir çelişki bulunuyor.

ABD Hazine Bakanı, İslamabad ile İran’ın kara ticaret yollarını kapatmak için çalıştıklarını söylerken, Pakistanlı yetkililer mevcut ticari darboğazları gidermeye yönelik girişimlerini sürdürüyor.

Dawn gazetesinin 8 Ekim tarihli haberine göre Gwadar Liman İdaresi ve Pakistan gümrük yetkilileri, İran’a transit taşımacılıkta yaşanan sorunları görüşmek üzere yeni bir toplantı düzenleme kararı aldı.

Toplantının 15 Ekim’de gerçekleştirilmesi planlanıyor.

Amaç, Gwadar Limanı üzerinden Gabd-Rimdan sınır kapısına uzanan ticaret koridorundaki yük akışını hızlandırmak.

Bu gelişme, Pakistan’ın İran ile ticareti tamamen durdurma kararı aldığı yönündeki bir değerlendirmeyi desteklemiyor.

Aksine, İslamabad’ın mevcut ticari bağlantıları sürdürmeye yönelik girişimlerde bulunduğunu gösteriyor.

İran alternatif ticaret yolları arıyor

Türkiye ve Pakistan sınırlarındaki sorunlar, Tahran’ı alternatif ticaret koridorlarına yöneltiyor.

İran, Çin ve Orta Asya üzerinden demiryolu bağlantılarını, Rusya ile Hazar Denizi güzergâhlarını ve farklı kara taşımacılığı seçeneklerini değerlendirmeye çalışıyor.

Ancak bu alternatiflerin taşıma kapasitesi ve maliyetleri, deniz ticaretinin sağladığı olanakların tamamen ikame edilmesini güçleştiriyor.

Özellikle yüksek hacimli ithalat ve enerji ticaretinde alternatif güzergâhların sınırlı kalması, İran ekonomisinin karşı karşıya olduğu baskıyı artırıyor.

ANALİZ: Türkiye ABD’nin kara ablukası talebini kabul eder mi?

ABD’nin İran’a yönelik ekonomik izolasyon stratejisi, Türkiye açısından ciddi bir dış politika sınavına dönüşebilir.

Ankara’nın İran ile ilişkileri yalnızca ticaretten ibaret değil.

İran, Türkiye’nin doğal gaz tedarikçilerinden biri. İki ülke arasındaki ticaret özellikle sınır bölgeleri açısından önem taşıyor.

Daha da önemlisi, İran ekonomisinin çökmesi veya ülkede siyasi istikrarsızlığın derinleşmesi Türkiye açısından yeni güvenlik sorunları yaratabilir.

Bunların başında olası göç hareketleri, sınır güvenliği ve İran’daki Kürt silahlı gruplarının faaliyetleri geliyor.

İran’da merkezi otoritenin zayıflaması, Ankara’nın PKK ile yürüttüğü süreç açısından da yeni riskler doğurabilir.

Bu nedenle Türkiye’nin İran’a yönelik kapsamlı bir ekonomik ablukaya katılmasının kendi stratejik çıkarlarıyla çatışabileceğini düşünüyoruz.

Ankara’dan nasıl bir açıklama gelebilir?

Bizim değerlendirmemize göre Ankara, Washington ile doğrudan bir diplomatik kriz yaşamadan kapsamlı abluka talebine mesafe koymaya çalışacaktır.

Türkiye’nin olası resmi tutumunda üç unsur öne çıkabilir.

İlk olarak, uluslararası hukuk çerçevesindeki yükümlülüklere uyulacağı ve yasa dışı ticarete izin verilmeyeceği vurgulanabilir.

İkinci olarak, İran ile meşru ticaretin ve enerji ilişkilerinin sürdürülmesinin Türkiye’nin egemenlik hakları kapsamında olduğu belirtilebilir.

Üçüncü olarak, bölgesel sorunların ekonomik kuşatma yerine diplomasi ve müzakereler yoluyla çözülmesi gerektiği savunulabilir.

Böylece Ankara, belirli yaptırımların uygulanmasında ABD ile sınırlı işbirliği yaparken İran sınırını tamamen kapatmayı reddedebilir.

Ancak bunlar henüz açıklanmış bir Türk hükümeti politikası değil, olası diplomatik seçenek

Kara ticareti kapanmadan da ekonomisi ağır darbe alıyor

İran açısından tehlike yalnızca sınır kapılarının tamamen kapatılması değil.

Navlun maliyetlerinin beş kattan fazla artması, TIR’ların haftalarca beklemesi ve ithalatın gecikmesi, üretim maliyetlerini yükselterek ekonomik daralmayı ağırlaştırıyor.

Bu gelişmeler, İran’ın dış ticaretini resmen tamamen durdurmadan da ciddi biçimde sınırlandırabiliyor.

Türkiye ve Pakistan ise ABD’nin baskısı ile kendi ekonomik ve güvenlik çıkarları arasında hassas bir denge kurmak zorunda.

Bizim beklentimiz, Ankara’nın İran’a yönelik kapsamlı kara ablukasına katılmayı kabul etmeyeceği, ancak belirli yaptırım uygulamalarında Washington ile işbirliğini sürdürebileceği yönünde.

Türkiye açısından İran ekonomisinin çöküşünü hızlandırmak, ABD ile yaşanabilecek diplomatik anlaşmazlıktan daha ağır bölgesel sonuçlar doğurabilir.

Bu nedenle Bessent’in açıklamalarını, Ankara ile kesinleşmiş bir anlaşmadan çok, Washington’ın Türkiye üzerinde kurmaya çalıştığı diplomatik baskının işareti olarak değerlendiriyoruz.

Önümüzdeki günlerde Ankara ve İslamabad’dan gelecek resmi açıklamalar, ABD’nin İran’ı karadan da kuşatma stratejisinin uygulanıp uygulanamayacağını gösterecek.

Dış basın, ParaAnaliz

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş