Sosyal Medya

Döviz

Ali Rıza Güngen: Bitmeyen kriz ve Merkez Bankası tartışması

Erdoğan yönetiminin 2021 planı kısaca üç ayaktan oluşuyordu. İlki, enflasyon oranından dikkate değer miktarda yüksek politika faizi belirlenmesi ve enflasyonda…

Ali Rıza Güngen: Bitmeyen kriz ve Merkez Bankası tartışması

Erdoğan yönetiminin 2021 planı kısaca üç ayaktan oluşuyordu. İlki, enflasyon oranından dikkate değer miktarda yüksek politika faizi belirlenmesi ve enflasyonda düşüş emarelerinin görüleceği bahar sonu, yaz başına kadar yüksek faize katlanılması. İkinci unsur, yüksek faizin yaratacağı arka plandan faydalanılması ve ters para ikamesinin gerçekleşmesi. Eklemek gerekir ki bu kısım, Merkez Bankası’nın ya da politika yapıcıların doğrudan müdahalede bulunabileceği bir kalem değildi. Daha ziyade koşulları hazırlayarak, gerekli itkiyi sağlayarak ters para ikamesinin gerçekleşmesini sağlayacaklardı. Güvendikleri sermaye girişleri işi kolaylaştıracaktı. Üçüncü ve son unsur da resmi tamamlayacak bir yatırımcı demokrasisi mesaisini şart kılıyordu: Hem IMF ve benzeri kuruluşlara selam durarak kamu harcamalarının kontrol altında olduğunun beyanı, hem de iş kurma kolaylığından teşvik politikasına kadar her alanda yatırımcı isteklerinin karşılanacağı bir programın ve eylem takviminin açıklanması.

Görülebileceği üzere 2021 planının ikinci ayağında işler şubatta sarpa sarmaya başladı. Ortada dolardan liraya geçiş sürecinin başladığına dair bir bilgi yoktu. Hatta enflasyon oranı ve küresel finansal koşullar faizin tekrar yükseltilmesini şart koşabilirdi. ABD ekonomisinde toparlanma beklentileri FED’in politikasında bir değişikliğe yol açmamışsa da ABD’de faiz artışı yanı sıra varlık alım programında sınırlama fiyatlanıyordu (Taperless tantrum). ABD tahvili getirisindeki artış, başka ifadeyle Birleşik Devletler’de enflasyon beklentisi nedeniyle tahvil fiyatlarında düşüş, tahvil tutanların kayba uğraması ve fakat bu borçlanma aracının getirisinin artması, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu ülkelerin para birimlerinde değer kayıplarını tetikledi.

Ağbal plana sadık kalarak, piyasa beklentisini karşılamaya soyundu ve sonuç 200 baz puanlık faiz artışı oldu.

Planı akamete uğratan şey bu olmasa da ekonomi reformlarının tanıtımı işleri Erdoğan yönetimi açısından kolaylaştırmadı. Ancak Merkez Bankası başkanı 19 Mart’ta görevden alınmamış olsa bu boş listenin üzerinden türetilen coşku bir süre korunabilirdi.

Merkez Bankası’nda tepe kadroların bir kısmının değişmesi ile operasyonel bağımsızlığını kabaca 6 ila 7 yıldır kaybetmiş olan bankanın işlemleri üzerinden süregiden üç ana tartışma konusu mevcut: Hasarın büyüklüğü, Ağbal’ın neden görevden alındığı ve ne yapılması gerektiği. Bu tartışmaları kısaca toparlamak, toz duman dinmemiş olsa da önümüzü görmemize yardımcı olabilir.

Bu hafta potansiyeli en yüksek · 5 HİSSE
ASELS ▲ Long
GirişNONEEE
T/P HedefNONEEE
S/L StopNONEEE
+ TKFEN, CIMSA, AFYON, TRMET ve toplam 5 hisse bu hafta analiz edildi
🔒 Tüm seviyeleri görmek için raporu edinin
ÖRNEK RAPORU GÖR →
Yatırım tavsiyesi değildir. Detaylar için raporu inceleyiniz.

KISA BİR HASAR RAPORU

İlk problem, arka planını bilmediğimiz görevden almanın ve onu takip eden kur krizinin getirdiği toplam maliyet. Türkiye her kur krizi yaşadığında döviz cinsi borç stoku rekor seviyeye ulaşmış Hazine’nin üzerindeki yük artıyor. Döviz cinsi borç stokunu dikkate alarak Hazine’ye gelen ekstra yükün 134 milyar TL civarında olduğunu tahmin ediyorum. Bu miktar 2021 yılı bütçe gelirleri beklentisinin yüzde 10’una tekabül ediyor.

Son kur krizinin şirketler kesimi üzerinde borç yükünü artırdığını biliyoruz, ancak bu özel borçları toplayarak “milletin borcu” olarak sunmayı politik bakımdan sıkıntılı buluyorum. Finansal kesim dışındaki firmaların 300 milyar dolar döviz cinsi yükümlülüğü (Aralık 2020 verisi) olduğunu söyleyerek geçeyim.

Ayrıca Türkiye’yi haraca bağlamış Kamu-Özel İşbirlikleri projeleri nedeniyle de Türk Lirasındaki görülen yüzde 10’luk değer kaybının uzun vadede kamuya on milyarlarca TL’lik yeni yük yarattığını söylemek gerekiyor (koşullu yükümlülükler ve gizli sözleşmeler nedeniyle kesin bir ifade kullanmak uygun değil).

Faiz artışı ve risk primi artışının getireceği sıkıntılar cabası, ancak bunlarla ilgili kesin miktarlar sunmak finansal oynaklık yüzünden uygun değil. Veri sıkıntıları nedeniyle sınırlı tuttuğumuz hesap dahi dudak uçuklatıcı. Söz konusu yük artışının kabaca üç katının 2018’de gerçekleştiğini düşünürsek ağır hasarı biraz daha sağlıklı bir şekilde tahayyül edebiliriz.

REZERV SORUNU

AKP hükümetlerinde yer almış şimdinin muhalifi siyasî liderlerin ileri sürdüğü ve bazı gözlemcilerce de ciddiye alınan, Ağbal tarafından Merkez Bankası rezervlerine ne olduğunun soruşturulduğu ve bu nedenle Ağbal’ın görevden alındığı iddiası ikinci tartışma konusunu oluşturuyor.

2018 kur krizi sırasında ve sonrasında Türk Lirasındaki değersizleşmeyi kontrol altına alma ve yavaşlatma çabası Merkez Bankası’nın bilanço dışı yükümlülükler hariç net rezervlerini 2019 Mart’ında neredeyse sıfır noktasına getirmişti. Daha 2019 yılının ilk yarısında, altı aylık dönemde Merkez Bankası’nın yaklaşık 30 milyar dolarlık bir rezerv harcadığı tahmin ediliyordu. Arka kapıdan döviz satışları ilerleyen aylarda devam etti. Sonuçlardan biri, Merkez Bankası’nın müdahale kapasitesini korumak çabasıyla giriştiği ve bir devridaim makinası şeklinde işleyen takasların hacminin artışı idi.

Aşağıdaki tabloda bu takaslar kaynaklı yükümlülüklerde iki sıçrama anı fark edilebilir. İlki Mart 2019. Türkiye’de ilk Covid-19 vakasının açıklandığı 2020 yılının Mart ayının ikinci haftası ise yükümlülüklerdeki ikinci artış döneminin başlangıcına denk düşüyor. Bahsettiğim hafta aynı zamanda Merkez Bankası’nın ödünç alınmış ve fakat kendi varlığı gibi saydığı yükümlülükler hariç net rezervinin kalmadığı haftaydı. Pandemi sırasında durum ağırlaşarak devam etti. 2020 sonbaharından itibaren bu yükümlülüklerin artışına dur denmiş görünüyor. Ancak Merkez Bankası Başkanı’nın görevden alındığı gün, Bankanın 62,1 milyar dolar bilanço dışı yükümlülüğü bulunuyordu, 57 milyar doları döviz yükümlülüğü idi.

Merkez Bankacılığı tarihinde eşi benzeri görülmedik hızda harcanmış rezervler nedeniyle Naci Ağbal’ın şaşkınlığa uğradığını düşünmek kendisinin aklıyla dalga geçmek demek. Çünkü söz konusu mekanizma (rezerv yokluğu ve fakat döviz piyasasına müdahale edilebilmesi) bahsettiğim bilanço dışı yükümlülük birikimi sayesinde sürdü ve yükümlülük birikimi (bir bakıma cayır cayır rezerv yakılması) kendisi Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın başındayken yaşandı. Kamuya açık kaynaklardan faydalanan araştırmacıların, gözlemcilerin ve siyasetçilerin 2019 baharında tartışmaya başladığı, 2019 yaz ve sonbaharında verilerle ortaya koydukları, bu satırların okuyucularının uzun zamandır bildikleri rezerv kaybını ve nedenlerini Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın tepesindeki ismin bilmemesi, söz konusu şahsın Merkez Bankası başkanı olduktan sonra 3 ay bekleyip “bu rezervlere ne oldu, bir soruşturalım” diye etrafta dolanmaya başlaması hayatın olağan akışına aykırıdır.

Yazının devamı burada.

HAFTALIK RAPOR
Haftalık quant yatırım raporuna erişin
AI model tahminleri
Hisse giriş seviyeleri
Hedef fiyatlar
Makro piyasa analizi
Detaylı analizi gör

BAKMADAN GEÇME

  • Dr.Fulya Gürbüz/Vega Portfoy: Savaş Hürmüz Boğazında Alevlendi, Petrol Fiyatları Yükseliyor

    ABD’de 6 Mart haftasında MBA 30-yıl vadeli mortgage faizi %6,19’a yükseldi, haftalık mortgage başvuruları %3,2 artışa yavaşladı, EIA ham petrol…

  • Aracı Kurumlar Borsa İçin Ne Yorum Yaptı?

    Bu analiz, 12 Mart 2026 tarihli piyasa açılışı öncesinde Türkiye ekonomisinin makro dengelerini ve Borsa İstanbul’un teknik görünümünü, üç farklı aracı kurumun (İnfo Yatırım, Yapı Kredi Yatırım ve Ünlü & Co) sağladığı veriler ışığında derinlemesine incelemektedir. Anahtar Kelimeler: BIST100, TCMB Para Politikası, Jeopolitik Riskler, Petrol Fiyatları, Teknik Analiz, Hürmüz Boğazı, Enflasyon Görünümü, Cari Açık. Meta Açıklama: Türkiye piyasalarında gözler TCMB’nin faiz kararına ve Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmelere çevrildi. İnfo Yatırım, Yapı Kredi Yatırım ve Ünlü & Co'nun güncel analizleriyle BIST100 destek-direnç seviyeleri ve küresel enerji maliyetlerinin yerel piyasalar üzerindeki etkileri. Giriş: Küresel Enerji Krizi ve Para Politikası Kıskacında Borsa İstanbul 2026 yılının Mart ayı, Türkiye sermaye piyasaları için hem jeopolitik risklerin hem de makroekonomik belirsizliklerin zirve yaptığı bir dönem olarak kayıtlara geçiyor. ABD ve İran arasındaki gerilimin Hürmüz Boğazı gibi kritik bir enerji koridoruna taşınması, brent petrol fiyatlarını 100 dolar sınırına kadar itmiş durumda. Bu durum, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için hem enflasyon hem de cari açık kanalıyla ciddi bir baskı unsuru oluşturuyor. Aracı kurumlar, bugün gerçekleştirilecek olan Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısından faiz değişimi beklemezken, endekste teknik seviyelerin korunup korunamayacağı yatırımcıların bir numaralı gündem maddesi. 1. İnfo Yatırım: Jeopolitik Riskler ve Enerji Maliyetlerinin Makro Etkisi İnfo Yatırım, piyasa açılışına dair beklentisini "yatay" olarak belirlerken, analizinin merkezine Orta Doğu’daki çatışma ortamının ekonomik faturasını yerleştiriyor. Kurumun değerlendirmesine göre, enerji arz güvenliği şu anki fiyatlamaların ana motoru konumunda. İnfo Yatırım Notu: "ABD ile İran arasında artan jeopolitik gerilim ve devam eden çatışma ortamı, özellikle küresel enerji arzının kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’na ilişkin belirsizlikleri artırıyor... İran’ın Hürmüz Boğaz’ına mayın döşediği de haber merkezlerinde yer alıyor. Söz konusu belirsizlikler petrol fiyatlarında yukarı yönlü baskı oluştururken, enerji maliyetleri üzerinden küresel ve yurt içi enflasyon görünümüne ilişkin yukarı yönlü beklentileri de artırdı." Bu noktada kurum, petrol fiyatlarındaki artışın Türkiye ekonomisi üzerindeki matematiksel etkisine dikkat çekiyor: Enflasyon Geçişkenliği: Brent petroldeki her 10 dolarlık yükseliş, yurt içi enflasyonu yıllık bazda 1,2—1,3 puan yukarı çekiyor. Cari Denge: Aynı yükselişin cari açığa faturası ise 2,5 milyar dolar. Bu veriler ışığında İnfo Yatırım, TCMB’nin elinin kolunun bağlı olduğunu ve para politikasında temkinli duruşun korunması gerektiğini vurgulayarak, bugünkü toplantıda faizlerin sabit bırakılmasını beklediklerini ifade ediyor. 2. Yapı Kredi Yatırım: Teknik Görünüm ve 13.500 Direnci Yapı Kredi Yatırım, piyasanın makro dinamiklerinden ziyade fiyat hareketlerine ve teknik seviyelere odaklanarak yatırımcılara yol haritası sunuyor. BIST100 endeksinin 18 Şubat’ta başlayan düzeltme hareketinden sonra bir "tepki yükselişi" içinde olduğunu belirten kurum, 13.500 puan seviyesini "kritik" olarak tanımlıyor. Yapı Kredi Yatırım Notu: "Endekste 18 Şubat tarihinde başlayan ara düzeltme hareketinin 12,500 desteği üzerinde oluşturduğu tepki yükselişinin, 13,500 hedef direnç noktasına ataklarında dün satış baskısıyla karşılaştığını gözlemliyoruz... Kısa vadeli teknik resimde 13,500 seviyesini kritik direnç noktası olarak izlemeyi sürdürüyoruz." Kurumun sunduğu teknik seviyeler şu şekildedir: Ana Destekler: 12.800 (ilk önemli seviye) ve 12.500 (kısa vadeli ana destek). Dirençler: 13.500 (ara hedef), 13.750, 14.100 ve 14.500 (yeni bir yükseliş trendi için aşılması gereken seviye). Yapı Kredi Yatırım, yatırımcıları direnç noktalarında oluşabilecek başarısız denemeler ve buna bağlı satış baskısı konusunda uyararak, 12.800 üzerinde kalıcılık sağlanmasının yükseliş umutlarını diri tutacağını belirtiyor. 3. Ünlü & Co: Dezenflasyon Patikası ve TL’nin Dayanıklılığı Ünlü & Co, analiziyle hem makro perspektifi hem de Türk Lirası’nın durumunu kapsayan geniş bir çerçeve çiziyor. Yılın başında hakim olan "sürekli faiz indirimi" beklentisinin, Ocak ve Şubat aylarındaki toplam %7,95’lik enflasyon verisiyle sarsıldığını ifade eden kurum, para piyasalarındaki sıkılaşmaya dikkat çekiyor. Ünlü & Co Notu: "Haftalık kanaldan fonlamanın kesilmesi ile ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin %40’a yönelmesi, TCMB’nin Mart ayı toplantısında beklemede kalacağını düşündürüyor... Piyasalar PPK toplantısında bir yandan faiz kararını takip ederken diğer yandan Merkez Bankası’nın görünümü nasıl değerlendirdiğini anlamaya çalışacaktır." Türk Lirası’nın durumu hakkında ise kurum oldukça net bir tablo çiziyor. TCMB’nin likiditeyi çekmesi ve döviz satışlarıyla müdahale etmesi, TL’yi savaş ortamında bile diğer gelişmekte olan ülke (EM) paralarına göre daha dirençli kılmış durumda. Ancak petrolün 120 dolarlardan 85 dolara inip tekrar 100 dolara dayanması, borsa üzerindeki "olağan tepki" sınırlarını zorluyor. Ünlü & Co Borsa İstanbul Analizi: "BIST-100 endeksinin 13.200 puana yükselmesini pozitif bulmakla birlikte, kuvvetli bir eğilim oluşması için öncelikle 13.400 puanın üzerinde kapanışlar yapılması gerektiğini düşünmeye devam ediyoruz... Piyasaların somut adımlar görmek istediğini not etmek gerekir." Ünlü & Co ayrıca 2025 yılı cari açığının 25,2 milyar dolar (GSYH’ye oranla %1,6) seviyesinde kapandığını hatırlatarak, makroekonomik verilerin piyasa iştahı üzerindeki etkisinin sürdüğünü belirtiyor. Genel Değerlendirme: Yatırımcıyı Ne Bekliyor? Üç kurumun ortaklaştığı nokta, piyasanın şu an için "bekle-gör" modunda olduğudur. Bir yandan jeopolitik risklerin (Hürmüz Boğazı ve İran gerilimi) enerji fiyatlarını yukarı itmesi, diğer yandan TCMB’nin enflasyonla mücadele kapsamında faiz indirimlerini ötelemesi, borsada hızlı bir ralli ihtimalini zayıflatıyor. Stratejik Çıkarımlar: Likidite ve Fonlama: Fonlama maliyetinin %40 seviyesinde olması, borsadaki spekülatif hareketleri sınırlayabilir ancak TL varlıkların cazibesini (faiz kanalıyla) koruyor. Hisse Bazlı Ayrışma: Enerji maliyetlerinden doğrudan etkilenen ulaştırma ve sanayi hisseleri baskı altında kalabilirken, kurumsal karlılıkların enflasyon karşısındaki direnci 13.500 direncinin aşılmasında belirleyici olacaktır. Jeopolitik Haber Akışı: ABD Başkanı’nın "savaşın yakında sona ereceği" yönündeki açıklamaları moral verse de, petrol fiyatları 100 dolar sınırında kaldığı sürece piyasa tam bir rahatlama yaşamayacaktır. Sonuç olarak; BIST100 endeksi için 13.000 – 13.400 bandı, haftanın geri kalanındaki yönü belirleyecek olan ana koridordur. Yatırımcıların bugün saat 14:00’te açıklanacak olan TCMB kararını ve karar metnindeki tonlamayı (şahin/güvercin) en önemli veri seti olarak kabul etmesi gerekmektedir.

  • Recep Erçin: Değişken faizli mevduata ilgi yok

    Merkez Bankası (TCMB), Türk lirası cinsinden tasarrufları özendirmek ve bankacılık sistemindeki aktif-pasif uyumsuzluğunu gidermek amacıyla değişken faizli mevduat ürünlerine yönelik…

  • İran Savaşı Piyasaları Sarsıyor: Asya Borsaları Düştü, Petrol 100 Doları Aştı

    Trump yatırımcıları savaşın biteceğine ikan edemdi. İran Hürmüz'ü kitledi. Panik satışlar yine başladı

  • Merkez Bankası’nın Zor Sınavı! Sanayi Toparlanamıyor! & Turizmde İptaller Başladı | Erdal Sağlam – Semih Sakallı video

    Bu hafta Gündemin Şifresi'nde Erdal Sağlam ve Semih Sakallı, tırmanan savaş geriliminin Türkiye ekonomisine, piyasalara ve siyasete olan etkilerini masaya yatırdı.

  • Çetin Ünsalan:  ‘Cambaza bak’ın adı faiz

    Bu ayki faiz kararı ne olur? Muhtemelen dünyadaki gelişmelere, enflasyonist baskılara baktığınızda faiz oranlarının sabit bırakıldığı bir fotoğraf karşımıza çıkacak.

  • İran’dan Uzun Savaş Tehdidi: Trump “Tahran Yenilgiye Yakın” Dedi

    Hürmüz Boğazı çevresindeki çatışmalar enerji piyasalarında büyük dalgalanma yaratırken petrol fiyatlarındaki yükseliş küresel ekonomide yeni bir şok riskini gündeme getirdi.

  • Gazprom: TürkAkım Altyapısına Saldırılar Artıyor, Enerji Piyasasında Baskı Yükseliyor

    Enerji uzmanları ise BOTAŞ’ın artan maliyetler nedeniyle doğal gaz tarifesinde yeni bir artışa gidebileceğini belirtiyor.

  • İran’dan Tehdit: “Dünya 200 Dolarlık Petrol Fiyatına Hazır Olsun”

    ABD ve İsrail’in İran’a yönelik hava saldırılarıyla başlayan savaş küresel enerji piyasalarını sarsmaya devam ediyor. İran güçlerinin Körfez’de ticari gemilere…

  • Mehmet Öğütçü: Orta Doğu’daki Savaş Türkiye Ekonomisini Nasıl Etkiler?

    ürkiye için petrol fiyatlarındaki hızlı yükseliş cari açık, enflasyon ve finansal piyasalarda oynaklık riskini artırıyor. Bununla birlikte kriz, Türkiye’ye yatırım ve lojistik açısından yeni fırsatlar da yaratabilir.

  • Besler, inovasyon ve Ar-Ge stratejileriyle 2025’te sürdürülebilir büyümesini güçlendirdi 

    Besler’in 2025 yılında konsolide cirosu 32,5 milyar TL, brüt kârı ise 8 milyar TL oldu...

  • ANALİZ:  ABD TÜFE Fed’e ne mesaj verdi?

    Her ay söylediğim gibi Trump ve ekibi bilerek ve isteyerek dünyayı ekonomik krize götürüyorlar. Görüşümü koruyor ve krizin 1-3 yıl içerisinde gerçekleşeceğini düşünüyorum.

  • Kron Teknoloji 2025’te Beklentilerin Üzerinde Büyüdü; Gelirler yüzre 31, Yinelenen Gelirler yüzde 43 Arttı!

    Küresel siber güvenlik pazarında 35 ülkede faaliyet gösteren yerli yazılım şirketi Kron Teknoloji, 2025 yılını tüm finansal hedeflerinin üzerinde kapattı...

Benzer Haberler