Sosyal Medya

Borsa

Barclays: Hisse rallisini ne FED ne de Omicron durdurabilir

Türk mali piyasalarında dalga boyu son günlerde bir miktar da olsa azaldığına şahit oluyoruz. Dün sabah saatlerinde, güne TCMB’nin huzursuz…

Barclays: Hisse rallisini ne FED ne de Omicron durdurabilir

Türk mali piyasalarında dalga boyu son günlerde bir miktar da olsa azaldığına şahit oluyoruz. Dün sabah saatlerinde, güne TCMB’nin huzursuz olduğu 13,80 seviyelerinden başlayan USDTRY kuru, gün içerisinde 13,50 seviyelerine kadar gevşese de, Bloomberg haberine göre,TCMB’nin Kasım ayında BOTAŞ’a rekor seviyede döviz satması, kurun üzerinde bir miktar da olsa gün içi baskı yarattı.

USDTRY kurunun 13,50-13,84 arasında dalgalandığı dünkü günde, yurtdışı piyasaların iyimser görünümü içeriye de sirayet etti. Hatırlanacağı üzere, Omicron varyantının göreceli olarak daha hafif semptomlara yol açtığının otoriteler tarafından açıklanmasının yanı sıra, Çin Merkez Bankası’nın da munzam karşılık (RRR) oranını indirmesi ile para politikasından gevşeme yönünde adım atması, piyasaların görünümünü topyekun değiştirdi.

İçerde şiddetli fırtınaya yakalanan geminin son günlerde daha küçük dalga boyları ile adeta nefes aldığını görürken, hisse senedi piyasasında, düşen faiz oranlarına karşı yatırımcı ilgisi, dolar bazında adeta inanılmayacak seviyelere gelen şirket değerlemelerinin de pozitif yardımı ile BİST100 endeksi günü %3’e yakın bir yükselişle etkileyici bir oranda artışla tamamladı. BIST100 ana endeksinde son 3 ayda yükseliş %45 oldu.

Hazır hisse senetlerinden söz etmişken, dün Barclays Bank stratejisti Matthew Joyce, FED’den gelen faiz artırımı mesajlarının halihazırda fiyatlanmamış olma ihtimalinin çok düşük olduğunu söyleyerek, “Küresel ekonomi her yeni Kovid dalgasıyla beraber koşullara uyum sağlamayı başardı ve bu döngünün Omikron varyantında da sürmesini bekliyoruz” diyerek “FED’in açıklamalarının şahinleşmesinin de Omikron varyantının da hisselerdeki ralliyi durduramayacağını” söyledi.

Dünyada Omicron kaygılarının hafiflemesi, Çin Merkez Bankası’nın para politikası duruşunu gevşetmesi derken, borsaların yükselişi için arzulanan ortam da hazırlanmış oldu. Gün içinde Avrupa borsalarının genele yayılan yükselişini akşam ABD borsaları da takip ettiğini gözlemledik. Piyasalar her ne kadar Omicron’dan kaçarken FED’e yakalanacaklarını (bir noktada) bilseler de, halen daha para politikası duruşu destekleyici olmayı sürdürdüğü bir ortamda ‘miyop’ davranmaya devam etmeyi tercih ediyorlar.

Bloomberg haberine göre, Financial Times’ın düzenlediği bir sanal konferansta konuşan ABD Hazine Bakanı Yellen “insanların korumacılık olarak tanımladığı politikalar, yurt içinde uygun teşviklerle üretim yapmak için gerekli olacak. Elbette tedarik zinciri sıkıntılarını gidermek için müttefiklerimiz ve ortaklarımızla çalışmak istiyoruz. Herşeyin ABD’de üretilmesi değil ancak bazı durumlarda çözüm bu olabilir” değerlendirmesini yaparak ABD’nin tedarik krizini aşmak adına ‘korumacılık’ politikalarına yönelebileceğini ima etti. Bu açıklamayı oldukça önemli bulduğumuzu itiraf etmek gerekiyor.

Dün merakla beklenen Biden-Putin görüşmesi sonrası Başkan Biden, Rusya Devlet Başkanı Putin’i, Batı’nın Ukrayna’yı işgal etmesi halinde Rusya’ya “güçlü ekonomik ve diğer önlemler” uygulayacağı konusunda uyarırken, Putin ise NATO’nun doğuya doğru daha fazla genişlemeyeceğine dair garanti talep ettiğini görüyoruz.

China Evergrande Group’un hisseleri, yine kupon ödemesini gerçekleştirememesinin gölgesinde tüm zamanların en düşük seviyesini test ederken, borç yeniden yapılandırması umutları dağınık bir çöküş korkularını şimdilik yatıştırıyor. Yeni gün başlangıcında, Asya piyasaları Evergrande riskini bir kenara bırakarak, Barclays raporunun rüzgarını ve beraberinde Omicron varyatına dair hafifleyen endişelerin de yardımı ile günü genele yayılan yükselişle tamamlamaya hazırlandığını görüyoruz. Gösterge endeks Tokyo borsası %1,5 yukarı işlem görürken, benzer bir şekilde ABD borsalarının da vadeli işlemlerinde kazanımların bu sabah da devam ettiğini not edelim.

Havanın yumuşaması ve güvenli liman ihtiyacının azalması ile ABD tahvil faizleri geçen hafta test ettiği %1,33 ve son 2,5 ayın en düşük seviyesinden toparlanarak bu sabah yeniden %1,46 seviyesine yükseldi (%1,69 seviyesinin üzeri bir yükselişte tehlike çanları çalacaktır). Dolar endeksi DXY’nin ise 96 bölgelerinde yüksek ama sakin seyrini koruduğunu görüyoruz. ABD tahvil faizlerinde hareketliliğe rağmen altın ve gümüşün keyifsiz seviyelerde salınmaya devam ettiğini yine bu sabah not etmek gerekiyor. Bitcoin sert düşüş sonrası kayıplarını telafi etmeye çalışırken, güçlü bir direnç olarak gördüğümüz 52bin dolar seviyesine şimdilik dikkat edeceğiz.

Küresel mali piyasaların modu bu sabah da iyimser tarafta. İçeride ise, dolar bazında oldukça ucuzlayan hisselere yönelik alım iştahının yarattığı iyimserlik kur üzerindeki baskıyı bir nebze de olsun alırken, küresel risk iştahındaki iyileşmenin sınırlı etkilerinin yanı sıra, Credit Suisse raporunda öne çıkan TCMB’nin haftaya ‘pas geçme ihtimali’ ve teyide muhtaç da olsa kamu kaynaklı döviz satış söylentilerinin de yardımı ile sabah erken saatlerde elektronik işlemlerde USDTRY kurunun günü 13,50 seviyelerinden kucakladığını görüyoruz.

Her ne kadar TCMB’nin haftaya olağan PPK toplantısına faiz oranlarını sabit tutması bir nefes aldıracak olsa da, asıl konunun, enflasyonun doludizgin yukarıya gittiği ve %21’i aştığı bir ortamda, TL’nin koruma kalkanının %14 veya %15 seviyesinde olmasının da çok bir mana ifade etmediğini düşünüyoruz.

Veri akışının zayıf olduğu günde, bugün içeride gözler Kabine toplantısında olacaktı. Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın piyasaların tasvip etmediği faiz-enflasyon konusunda ‘yumurta tavuk’ minvalinde yorumunu tekrarlayıp tekrarlamayacağı, kur üzerinde volatilite yaratabilir. Son dönemlerde, enflasyonun sebebinin faiz olduğu ve faizin daha da ineceği yönündeki çıkışların TL’ye yardımcı olmadığının altını bir kez daha çizmek gerekiyor.

Almanya’da yeni hükümet yemin ederek bugün göreve başlıyor. Sosyal Demokrat Parti (SPD), yeni koalisyon hükümetini kurma konusunda Yeşiller ve liberal Hür Demokrat Parti (FDP) ile anlaşmaya vardı. Yeni hükümetin yol haritası olarak nitelendirilen belgede, Almanya’da dijital dönüşümün sağlanması, sosyal adaletin, demokrasi ve özgürlüklerin güçlendirilmesi, iklim değişikliğiyle daha etkin mücadele için yeni iddialı hedefler ortaya konuldu. Hükümetin AB’yi güçlendirecek, daha aktif bir dış politika izleyeceğinin altı çizildi. Türk kökenli Cem Özdemir’in Gıda ve Tarım Bakanı olduğunu not düşelim.

 

 

 

iktisatbank.com

BAKMADAN GEÇME

  • Türkiye’nin Kısa Vadeli Dış Borç Stoku Kasım’da Azaldı

    Türkiye’nin kısa vadeli dış borç stoku, Kasım ayı itibarıyla bir önceki aya göre %1,3 azalarak 163,7 milyar dolar seviyesine geriledi.

  • Japonya’nın İlk Kadın Başbakanı Takaichi, Erken Seçime Gidiyor

    Ekim ayında Japonya’nın ilk kadın Başbakanı Sanae Takaichi’den dikkat çeken bir adım geldi. Japon Başbakan Takaichi, bugün yaptığı açıklamada erken seçim kararı aldığını duyurdu. Kendisinin Liberal Demokrat Parti’deki (LDP) lider değişikliği sonucunda başbakan olduğunu ve Japonya Inovasyon Partisi (JIP) ile yeni bir koalisyon hükümeti kurduğunu hatırlatan Takaichi, "Bu kapsamda uygulayacağımız politikaların çoğu, LDP’nin son Temsilciler Meclisi seçimlerindeki kampanya vaatleri arasında yer almamıştı" dedi.

  • Euro Bölgesi Enflasyonu Aralık’ta Hedefe Yaklaştı

    Euro Bölgesi’nde yıllık enflasyon Aralık ayında %1,9’a geriledi. Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat), Avrupa Birliği (AB) ve Euro Bölgesi’nin Aralık ayı enflasyon verilerini açıkladı.

  • Javier Blas: İran Petrolü İçin Asıl Risk Bombalar Değil, Grevler

    İran denildiğinde enerji piyasalarının aklına ilk olarak askeri gerilimler ve Hürmüz Boğazı riski geliyor. Ancak Bloomberg Opinion yazarı Javier Blas’a göre, İran petrol arzı açısından asıl tehlike askeri çatışmalar değil, ülkenin derinleşen ekonomik kriziyle tetiklenebilecek işçi grevleri. Tarihsel deneyim, göz ardı edilen bu riskin petrol üretimi üzerinde çok daha yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor.

  • Grönland Krizi Derinleşiyor: Avrupa, ABD’ye Karşı “Ticaret Bazukası” Seçeneğini Masada Tutuyor

    ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland üzerinden Avrupa’ya yönelik yeni tarife tehdidi, transatlantik ilişkilerde gerilimi tırmandırdı. Brüksel’de olağanüstü diplomasi trafiği başlarken, Avrupa Birliği’nin daha önce hiç kullanmadığı “Anti-Zorlama Aracı” (ACI) dahil sert ekonomik karşılıkları değerlendirdiği bildiriliyor. Piyasalar ise bu belirsizliği sert satışlarla fiyatlıyor.

  • IMF’den Yeni Rapor: Türkiye’nin Büyüme Tahminini Nasıl Yorumladılar?

    Uluslararası Para Fonu (IMF), Türkiye ekonomisinin bu yıl ve gelecek yıl için büyüme tahminlerini yukarı yönlü revize etti. IMF, Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nun Ocak 2026 sayısını “Küresel Ekonomi: Ayrışan Güçler Arasında İstikrar” başlığıyla yayımladı. Raporda, Türkiye ekonomisinin büyüme öngörülerinde artışa gidildiği belirtildi.

  • Trump’ın Grönland Hamlesine AB’den Misilleme Planı

    Avrupa Birliği başkentleri, ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı kontrol altına alma yönündeki girişimine karşı çıkan NATO müttefiklerini hedef alan tehditlerine yanıt olarak, ABD’den yapılan yaklaşık 93 milyar euroluk ithalata gümrük vergisi uygulanmasını ya da Amerikan şirketlerinin AB iç pazarına erişiminin kısıtlanmasını masaya yatırdı. Bu gelişme, transatlantik ilişkilerde son on yılların en ciddi gerilimlerinden biri olarak görülüyor.

  • PİYASA ANALİZ: Trump’ın Tarife Hamlesi Risk İştahını Bozdu, Güvenli Limanlar Işıldıyor

    Küresel piyasalar haftaya belirgin bir riskten kaçış havasıyla başladı. ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland merkezli tarife restleşmesi, jeopolitik tansiyonu yeniden yükseltirken, hisse senetlerinde baskı, kripto varlıklarda geri çekilme ve güvenli limanlara güçlü bir yöneliş görüldü. Altın ve gümüş “para gibi” davranarak tarihi zirveleri test ederken, döviz cephesinde euro, yen ve İsviçre frangı öne çıktı. Türkiye varlıkları ise küresel dalgalanmaya rağmen pozitif ayrışmasını sürdürdü.

  • Ekonomik Kriz Ortamında Dikkat Çeken Adım: İzmir’de 11 Zincir Market Güçlerini Birleştirdi

    İzmir’de faaliyet gösteren 11 zincir market, güçlerini birleştirerek yeni bir ticari yapılanmaya gitti. Kurulan şirketin ilk mağazasının şubat ayında Menderes’te hizmete girmesi planlanıyor. Ortak girişimin kamuoyuna tanıtımı ise Gaziemir’de gerçekleştirilen bir basın toplantısıyla yapıldı.

  • Barış Soydan Yazdı…’Fintekte Sorunlar Merkez Bankası’na Devirle Başladı, Acil Müdahale Zamanı’

    2025 yılı elektronik para ve ödeme kuruluşları açısından neredeyse bir kaos ve yıkım yılı olarak geride kaldı. Savcılık operasyonları, lisans iptalleri, faaliyetlerin askıya alınması gibi hukuki ve idari kararlar tüm yıl boyunca gündemdeydi. Daha da kötüsü, finansal sistemin bu parçası bir süredir ciddi bir şeffaflık ve güven krizinin içine girmiş durumda; söylentiler ve spekülasyonlar hâlâ devam ediyor. Artık bir kırılma noktasına gelindiği açık. Bir tarafta genç nüfus, yüksek dijital adaptasyon, güçlü bankacılık altyapısı ve dev elektronik ticaret hacmiyle bölgesel bir “fintek merkezi” olabilecek kapasite var. Diğer tarafta ise giderek daha sık anılan suç ve bahis gelirleri, kara para, şüpheli transferler tartışmaları… Bugün fintek sektörü başarı hikâyeleriyle değil bu tür risk başlıklarıyla gündeme geliyorsa, bunun sebebi sadece “birkaç kötü örnek” değil. Esas faktör daha derinde, yapısal ve sistemsel sorunlarda.

  • Konut Fiyat Endeksi 2025’te Reel Olarak Geriledi

    Konut Fiyat Endeksi, 2025 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre yüzde 0,2 artarken, yıllık bazda yüzde 29 yükseldi. Ancak endeks, 2025 yılı genelinde reel olarak yüzde 1,4 oranında değer kaybetti.

  • Suriye’de Kürt otonomisine darbe

    Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şaraa’nın Kürtleri Suriye vatandaşı olarak tanıması ve bazı kültürel hakları resmen kabul etmesi, uluslararası kamuoyunda temkinli bir iyimserlik yarattı. Ancak sahadaki askeri ve siyasi gelişmeler, bu adımların kalıcılığı ve Suriye’nin kuzeydoğusundaki Kürt yönetiminin geleceği konusunda ciddi belirsizlikler olduğunu gösteriyor. Uzmanlara göre, Şam yönetiminin temel hedefi, ülke genelinde merkezi otoriteyi yeniden tesis etmek.

  • Çin Ekonomisinde Momentum Kaybı: %5 Büyüme Hedefi Tutsa da İç Talep Alarm Veriyor

    Çin ekonomisi 2025’te hükümetin “yaklaşık %5” büyüme hedefini tutturmasına rağmen yılın son çeyreğinde belirgin bir ivme kaybı yaşadı. Sanayi üretimi görece güçlü seyrini korurken, perakende satışlar ve yatırımlar beklentilerin altında kaldı. Veriler, ihracata dayalı büyümenin sürdürülebilirliği konusunda soru işaretlerini artırırken, iç talepteki zayıflığın derinleştiğine işaret ediyor.

Benzer Haberler