Genel
İran Savaşı niye çıktı? Büyük Güçler rekabetinde yeni hamle
Analize göre, savaş Trump'ın kaprisleri yüzünde başlamadı. Arka planda çok büyük hesaplar var
Avrasya Kuşatması: İran Savaşı Neden Yeni Dünya Düzeni’nin Kalbine Yapılan Bir Hamle?
TAHRAN / WASHINGTON — İslam Cumhuriyeti genelindeki askeri tesislere yönelik saldırılar sürerken, İran’da patlak veren bu çatışmanın sadece bölgesel bir güç mücadelesi veya nükleer bir ihtilaf olmadığı her geçen gün daha net anlaşılıyor. Yaşananlar, Çin ve Rusya’nın küresel hırslarını birbirine bağlayan “kıtasal menteşeyi” söküp atmaya yönelik, jeopolitik riskleri son derece yüksek bir yıkım operasyonudur.
Dini Lider Ali Hamaney’e yönelik gerçekleştirilen sarsıcı suikastla doruğa çıkan bu kampanya, İran’ın kritik altyapısını hedef alarak yükselen çok kutuplu düzenin ana damarını fiilen kesmiş durumda.
Kıtasal Menteşe: Avrasya’nın Düğüm Noktası Olarak İran
Coğrafi olarak İran, bir devletten çok daha fazlasıdır; o bir “menteşe”dir. Hazar Denizi ile Basra Körfezi arasında köprü kuran tek ülke olarak Orta Asya ve Hint Okyanusu arasındaki temel kara bağlantısını sağlar.
Pekin ve Moskova, son yirmi yıldır bu coğrafyayı Batı’yı devre dışı bırakan bir ticaret mimarisinin temeli olarak görüyordu:
-
Çin’in Vizyonu: 400 milyar dolarlık stratejik ortaklık kapsamında Pekin, İran limanlarını Xi’an’dan başlayıp Orta Asya üzerinden Orta Doğu’nun kalbine uzanan demiryolu hatlarının terminal merkezlerine dönüştürmeyi planlıyordu.
-
Rusya’nın Kapısı: Moskova için İran, güneye açılan can simididir. Uluslararası Kuzey-Güney Taşıma Koridoru (INSTC), Ocak 2026’da rekor trafik hacmine ulaşarak Rusya’ya Batı ambargosu altındaki kuzey rotalarına hayati bir alternatif sundu.
ABD ve müttefikleri, İran’ı etkisiz hale getirerek sadece bölgesel bir rakibi zayıflatmıyor; “CRINK” (Çin, Rusya, İran ve Kuzey Kore) ekseninin coğrafi bütünlüğünü parçalıyorlar.
FÖŞ-ANALİZ: Multiplex Dünyanın Mimarisi: Yeni Dünya Düzeni Gerçekte Neye Benzeyecek?
Hürmüz Paradoksu: Savunma Amaçlı Boğulma
Dünyanın en kritik enerji geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı’nın kapatılması, çatışmaya acımasız bir ironi kattı. Devrim Muhafızları’nın boğazı kapatma hamlesi bir savunma refleksi olsa da, en ağır ekonomik darbeyi İran’ın kendi müttefiklerine vurdu.
Mart ortasında petrol fiyatlarının varil başına 100 dolar sınırını aşmasıyla, petrol ihtiyacının %70’ini Körfez’den karşılayan Çin’in sanayi motoru teklemeye başladı. Bu paradoks, İran’ın en güçlü savunma silahının aslında kendisine destek veren güçlere karşı bir ekonomik savaş aracına dönüştüğünü ortaya koydu.
"Kağıttan Kaplan" Dilemması: Mihverin Sınırları
Savaşın ilk haftalarının en büyük keşfi, Avrasya bloğu içinde etkili bir "ortak savunma mekanizmasının" bulunmayışı oldu. Tahran’a yönelik varoluşsal saldırılara rağmen, Pekin ve Moskova’nın tepkileri yalnızca retorik düzeyde kaldı:
-
Pekin: Saldırıları "egemenliğin ağır ihlali" olarak nitelendirip sözlü kınamalarla yetindi.
-
Moskova: Başkan Vladimir Putin’in Hamaney’in ölümü üzerine yayınladığı ölçülü taziye mesajı, Kremlin’in Washington ile Ukrayna konusunda yürüttüğü gizli pazarlıkları koruma çabası olarak yorumlandı.
Bu durum, çok kutuplu projenin ekonomik ve siyasi bir güç olsa da güvenilir bir askeri şemsiyeden yoksun olduğunu kanıtlıyor. Batı’dan uzaklaşmayı düşünen ülkeler için mesaj net: Çok kutuplu düzen, füzeler uçmaya başladığında askeri bir garanti sunmuyor.
Küresel Bir Model: Doların Yeniden Tesisi
İran’daki savaş, "dolar dışı" ekonomik merkezlerin sistematik olarak bozulmasına yönelik daha geniş bir modelin parçası gibi görünüyor. Ocak 2026’da Venezuela’da Nicolas Maduro’nun devrilmesinden İran harekatına kadar Washington, petrolün Yuan ile satıldığı ve ticaretin SWIFT dışına çıktığı noktaları hedef alıyor.
Hürmüz Boğazı üzerinde kontrolü yeniden ele alan Washington, Çin’in enerji güvenliğinin boğazını da sıkmış oluyor.
Türkiye- AB İlişkilerinde Yeni Kriz: Kıbrıs Rum Kesimine Askeri Yardım
Karar Anı
Çok kutuplu uluslararası düzenin doğrudan Amerikan askeri gücüne dayanıp dayanamayacağının kader tayin edici testine tanıklık ediyoruz. Sonuç tek bir soruya bağlı: Washington, arzuladığı kontrolü sağlarken bu birbirine bağlı koridorları, daha radikal ve kontrol edilemez bir karşı tepkiyi tetiklemeden parçalamayı başarabilecek mi? Yoksa çok kutupluluğu güçle boğma girişimi, Pekin ve Moskova’yı dünyanın henüz hazır olmadığı askeri öncelikli bir ittifaka mı itecek?
Middle East Council on Global Affairs
