Sosyal Medya

Genel

Karamollaoğlu: “Muhafazakârların kazanımlarını kaybedeceğine inanmıyor, ihtimal de vermiyorum”

AK Parti için “Tabiri caizse herkes geminin battığını görüyor. Batan gemiye kim biner?” diye soran Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu,…

Karamollaoğlu: “Muhafazakârların kazanımlarını kaybedeceğine inanmıyor, ihtimal de vermiyorum”

AK Parti için “Tabiri caizse herkes geminin battığını görüyor. Batan gemiye kim biner?” diye soran Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu, iktidara yakın medyada yapılan “İktidar değişirse muhafazakârlar kazanımlarını kaybeder” propagandasına tepki gösterdi. Karamollaoğlu; “İktidar değişirse, muhafazakârlar kazanımlarını kaybedeceğine inanmıyorum, ihtimal de vermiyorum.” dedi.

PolitikYol’dan Murat Aksoy’un SAADET Lideri Temel Karamollaoğlu röportajı aşağıda.

Sunuş

Son günlerde SAADET Lideri Temel Karamollaoğlu’nun her konuşması siyasi iktidara yakın medyada özel ilgi görüyor. Samsun’da katıldığı İl Kongresi’nden sonra yaptığı açıklama medyada “Millet İttifakı içinde değiliz” şeklinde yer aldı.

Peki gerçek neydi? SAADET, Cumhur İttifakı’na mı yoksa Millet İttifakı’na mı yakın? Seçime tek adayla mı, çok adayla mı gidilmeli? Laiklik konusunda ne düşünüyor? Bunları ve başka soruları kendisine sorduk.

Karamollaoğlu, dünyaya adalet getirmek elbette önemli ama bunu iddia edenlerin önce ülkede adaleti sağlamaları beklenir diyor ve ekliyor; “İslam’da israf haram. İbadet için değil ne güzelmiş densin diye yapılan ibadethaneler de israftır”.

Adaylık tartışmasından başlayalım.  Bu erken bir tartışma mı?

Bu konular yandaş medyada sıkça tartışılsa da, kanaatime göre çok erken bir tartışma. Cumhurbaşkanlığı gibi önemli bir konunun henüz seçimlerle ilgili bir takvim yokken, tartışılması çok anlamlı değildir.

Bu aşamada sadece Cumhur İttifakı adayı bellidir o da mevcut Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır. MHP de destekleyeceğini açıkladı.

Millet İttifakı’nın adayının kim olacağı tartışması erken bir tartışmadır. Ortada bir seçim kararı yokken “Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı kim olacak?” tartışması abesle iştigaldir.

Neden tartışılıyor bu kadar?

Tartışılması isteniyor olabilir. O da belli bir amaçla yapılıyor.  Gündemi değiştirmek, milleti oyalamak için. Bununla birlikte Millet İttifakı partilileri arasındaki fikir ayrılıklarını da gündeme getirip bir kargaşa, bir gerilim üretmek isteniyor. Mesele bundan ibaret.

SEÇİM ZAMANINDA OLACAKSA ERDOĞAN ADAY OLAMAZ

Cumhur İttifakı adayı Erdoğan, bu açık. Peki seçim Erdoğan’ın dediği gibi zamanında olursa hukukçular Erdoğan’ın 3. kez aday olamayacağını söylüyor. Ne dersiniz bu yoruma?

Eğer erken seçim olmaz ise cumhurbaşkanı Erdoğan üçüncü sefer aday olamaz. Bu konu çok açık ve net. Meclis erken seçime gitmek için bir karar alırsa -ki onun süresi de belirtilmemiş aynı yıl içinde de olabilir-  diyelim Mart 2023’te bir seçim olsa, o zaman sayın cumhurbaşkanının aday olması mümkündür.

Ama benim şahsi kanaatim büyük ihtimalle önümüzdeki senenin sonunda bir erken seçim olacağı yönünde.

Öyle olursa 24 Haziran 2022 sonrası olduğu için aday olamaz…

Meclis eğer erken seçim kararı alınırsa bu tarihlerden bağımsız olarak ben olabileceğini düşünüyorum.

Gelelim son günlerdeki açıklamalarınıza. “Millet İttifakı içinde değiliz” derken ne demek istediniz?

Şuradan başlayalım, şu anda hiçbir ittifak somut olarak gündemimizde yok. Çünkü ortada alınmış seçim kararı yok. İttifaklar seçim kararı alındığında ya da seçime gidildiğinde somut olarak konuşulacak, tartışılacak konular. O zaman  partilerle görüşür, kendimize en yakın olan ile bir uzlaşma metni üzerinde anlaşır yerimizi alırız.

Geçen seçimde de biz, son ana kadar Millet İttifakı’nın içinde miyiz, dışında mıyız bu konu hiç gündemimizde değildi. Somut gelişmeler olunca tavrımızı aldık. Ki o zaman da bize Cumhur İttifakı’nda da teklif vardı. Biz dedik ki, prensiplerimize bağlıyız, ilkelerimize bağlıyız; bundan dolayı da Cumhur İttifakı’nın içinde yer alamayız.

BU SİSTEMİ SAVUNANLARLA İTTİFAKTA OLMAYIZ

O zaman hangi ittifakta olacağınıza yine bu ilke ve prensiplere göre karar vereceksiniz. Peki nedir bunlar?

Her şeyden önce biz bir ittifakta yer almak, oradan bir menfaat elde etmek gibi bir çaba içinde değiliz. İttifak ilkeler üzerinde olur. Bizim prensip ve ilkelerimiz de belli.

Bunlardan ilki, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin değişmesi. Bu bizim olmazsa olmazımız. Bunu savunanlarla bir arada olmamız mümkün değil. Bugünkü cumhurbaşkanlığı sistemi otoriter bir rejim meydana getiriyor, bunu hepimiz yaşayarak görüyoruz. Bu konuda bir tereddüt yok, bu çok açık.

İkincisi adaletin kâmil manada teşekkül etmesi. Yine bugün Türkiye’de adaletin olmadığını da biliyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan kitap yazmış; “Dünyada adalet nasıl olur?” diye. Biz kendi memleketimizde adalete güvenemezken bütün dünyaya adaleti nasıl getireceğiz?

ADELETE GÜVENMİYORUM

Güvenmiyor musunuz adalete?

Allah’a hamdolsun şimdiye kadar bir meseleden dolayı mahkemeye gitmedim ama ben mahkemeye güvenemiyorum. Hakimleri tenzih ederim, her hâkim aynı noktada değildir muhakkak ama şu anda ben herhangi bir mahkemeye düştüğüm taktirde eğer hükûmetle çekişir bir noktadaysam ve hâkim beni haklı bulursa, o hâkimi yüzde 99 değiştirirler. Muhtemelen yeniden yargılayıp, ceza verecek bir hâkim bulurlar. Nasıl güveneceğim?

Dahası açık bir örnek, Anayasa Mahkemesi’nin bozduğu bir kararı veren hâkim terfi ettiriliyor. Anayasa Mahkemesi kararlarına bile uyulmadığı ülkede adalete nasıl güveneyim. Kusura bakmasın kimse. Ha dostluk arkadaşlık başka ama gerçekler başka. Bir başka örnek…

Buyrun…

Binlerce KHK’lı insan var, aileleri var. Bunlardan bazıları hakkında yapılan soruşturmalarda takipsizlik verilmiş, bazıları açılan davadan beraat etmiş ama hala işlerine dönemiyor. Bu açıklanmaz, izah edilemez bir durumdur. Şimdi bu şartlar altında biz Türkiye’de adalet var nasıl deriz? Diyemiyoruz.

Problemler çözülemiyor. Ekonomide de çözülemiyor, eğitimde de çözülemiyor.

LİYAKAT ŞART

Neden çözülemiyor?

Çünkü liyakate önem verilmiyor. Liyakat olmayınca da en sıradan basit sorunlar da çözülemiyor. Bu neredeyse her kurumda böyle.

Mesela Merkez Bankası. Böylesine önemli bir kurumun başkanı kısa süre içinde üç kez değişir mi? Bu insanların Cumhurbaşkanının uygun gördüğü doğrultuda karar almadığı için değiştirildiğini herkes biliyor, dünya da biliyor. Liyakatli değil, üsttekinin uygun gördüğü kararı alacak insanlar ülkeyi yönetiyor. Daha doğrusu yönetemiyor. Olmaz böyle bir şey, devlet böyle yönetilmez.

Özetle bizim için ilkeler ve prensipler önemli. Bu ilke ve prensiplerimizi anlatacağımız ittifakla seçim zamanında yolumuz devam ederiz.

Siyasi iktidarın MHPden ayrılarak, sizin ilke ve prensiplerinize uygun adımlar atabileceğini düşünüyor musunuz? Türkiyenin gerçekleri buna uygun mu sizce?

Uygun gözükmüyor. Ki bu ilke ve prensipleri yeni söylemiyoruz. Bu açıdan bizim ittifakımız bu ilke ve prensiplere yakın olanlarla olur. Olmayanlarla olmaz. Şimdi siz iktidarın bu yönetim sisteminden vazgeçebileceğini düşünüyor musunuz? Ben bunun zor olduğunu düşünüyorum.

Bu açıdan bizim AK Parti’ye ya da Cumhurbaşkanı Erdoğan’a özel bir husumetimiz vs. yok. Ama bir de gerçekler var. Bir insanın en büyük hatası kendi zaaflarını görmemesidir. Biz muhalefet olarak kendilerine bunu göstermeye çalışıyoruz. Ne yazık ki Erdoğan ve ekibi aynaya yeterince bakmıyor, tabii ülkeye de. Biz ise muhalefet olarak topluma, ülkeye baktığımızda gördüğümüzü anlatıyoruz.

BATAN GEMİYE KİM BİNER?

Ne gibi?

Tayyip Bey, 2001 yılında yola çıkarken bizimle siyaset yapan arkadaşlarla yola çıktı. O ayrılma partimizi ikiye böldü. Bugün kendisiyle birlikte yola çıkan insanlardan yanında kim var? Kimse kalmadı.

18 yıl birlikte çalıştığı arkadaşlar bile artık mutazarrır diyorlar.  Daha doğrusu dediler ki, “bu iş böyle gitmez”. Zaten bu işin böyle gitmeyeceğini görenler partiden ayrıldılar. Tabiri caizse herkes geminin battığını görüyor. Batan gemiye kim biner?

Şunu söyleyebilir miyiz, seçim ortamı olmadığı için ittifaklar konusunu konuşmayı erken buluyorsunuz. Ama söylediklerinizde sizin Cumhur İttifakı’na uzak ama Millet İttifakı’na yakın olduğunu anlıyorum…

Evet, belli prensipler konusunda Millet İttifakı içinde olan partilerle anlaştığımız noktalar var. Bunlardan ilki Cumhurbaşkanlığı sistemi değişecek. Parlamenter sisteme dönülecek. Tabii bu da belli bir takvim içinde olacak. Adalet konusunda, devlet kadrolarının liyakate göre atanması gibi konularda yakınız.

Oğuzhan Asiltürk konusu var. Nedir tam durum?

Yazının tamamı burada.

BAKMADAN GEÇME

  • Faiz Artırmak Enflasyonu Düşürmüyor mu?

    Son yıllarda ekonomi gündeminin en çok tartışılan başlıklarından biri, para politikasının ne kadar etkili kaldığı sorusu oldu. Merkez bankalarının faiz…

  • Sessiz Uyarılar: ABD Ekonomisi Yeni Bir Döneme mi Giriyor?

    ABD ekonomisine dair son veriler ve grafikler, yüzeyde sakin görünen ama derinlerde ciddi gerilimler barındıran bir tabloya işaret ediyor. Tahvil…

  • Bütçenin KİT Yükü Katlanıyor: Görev Zararlarında 4 Yılda %1626 Rekor Yükseliş

    Bütçeden Kamu İktisadi Teşebbüsleri’ne (KİT) yapılan görev zararı ödemeleri 2025 yılında 411,3 milyar TL’ye ulaştı. Veriler, kamu kurumlarının mali tablosundaki…

  • Otokar, Romanya’ya 2 Milyar Liraya Yakın Tazminat Ödeyecek

    Otokar Otomotiv ve Savunma Sanayi AŞ, Romanya Milli Savunma Bakanlığına bağlı C.N. Romtehnica SA (Romtehnica) ile yapılan anlaşma kapsamında, yerel üretim hazırlıklarına ilişkin ara hedeflerin zamanında tamamlanamadığı ve ilk parti teslimatın gecikmesi gerekçeleriyle toplamda yaklaşık 2 milyar liralık tazminat ödemeyi kabul ettiğini açıkladı.

  • Tasarruf Söylemine Rağmen Harcamalar Zirvede: Cumhurbaşkanlığı Harcamaları 2025’te 15,8 Milyar TL’ye Ulaştı

    Cumhurbaşkanlığı’nın 2025 yılı harcamaları 15,8 milyar TL’ye ulaşarak önceki yıla kıyasla yüzde 26 oranında arttı. Harcamaların önemli bir bölümü yılın son döneminde yoğunlaşırken, yalnızca Aralık 2025’te yapılan 2,7 milyar TL’lik harcama aylık bazda rekor olarak kayıtlara geçti. Merkezi yönetim bütçe verileri, Cumhurbaşkanlığı harcamalarında son yıllarda dikkat çekici bir yükseliş eğilimine işaret ediyor. Tasarruf söylemlerine karşın, kamu harcamalarının özellikle 2025’in son çeyreğinde hız kazandığı görülüyor.

  • Eyüpspor Futbol Yatırımları A.Ş. Dahil 9 Şirkete Kayyım Atandı

    Süper Lig ekiplerinden Eyüpspor’un yönetimine TMSF tarafından kayyım görevlendirildi. İstanbul 12. Sulh Ceza Hâkimliği, devam eden soruşturma çerçevesinde Eyüpspor Futbol Yatırımları A.Ş.’nin de aralarında bulunduğu 9 şirkete kayyım atanmasına hükmetti.

  • Konkordato Takip: Bir dev, çok sayıda orta ölçekli firma da kervana katıldı

    2025 yılının ekonomi basınında en sık yer alan gündem maddelerinden biri konkordato ve iflaslar. Geçen sene pandemiden bu yana rekor kırılırken, bu yılda da şirketlerde yaprak dökümü devam ediyor. Birçok uzman açısından sayı olarak patlayan konkordato ve iflaslar, ekonomide yaşandığı iddia edilen ağır çekim çözülmenin yüzeye yansıması.

  • Konut Piyasasında 2026 Rotası: Fiyatlar ve Talep Yeniden mi Şekilleniyor?

    Türkiye gayrimenkul sektörü, son yılların en çalkantılı dönemlerinden birini geride bırakarak 2026 yılına giriyor. 2022-2024 yılları arasındaki "fiyat patlaması" ve 2025 yılındaki "reel düzeltme" dönemlerinden sonra, piyasa şimdi daha rasyonel bir dengenin izini sürüyor. Sektörün önde gelen analistleri ve veri devleri, 2026’nın bir "fiyat balonu" yılı değil, "ertelenmiş talebin dönüşü" yılı olacağına işaret ediyor.

  • Emekli maaşlarında yeni polemik: Çok uzun yaşıyorlar, iyi besleniyorlar

    En düşük emekli maaşının 20 bin lirada kalması ve asgari ücretin 28 bin 75 liraya yükselmesiyle milyonlarca emekli açlık sınırının altına sıkışırken, iktidar cephesinden gelen açıklamalar yeni bir polemiği tetikledi. AKP’li bir milletvekilinin “emekliler uzun yaşıyor” gerekçesi, siyasi tartışmayı alevlendirirken; veriler, emeklilerin uzun yaşamasından çok yetersiz beslenme ve sağlık riskleriyle karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor.

  • Parayı Anlama Rehberi II

    Parayı Anlama Rehberi II Hazine’nin gün içinde gerçekleştirdiği üç temel işleme yakından bakalım. Hazine, ana hesabını Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası…

  • Allianz GI 2026 Raporu: Gelişmekte Olan Piyasalarda İkinci Bahar

    Küresel makroekonomik dengeler, gelişmekte olan piyasalar lehine dönmeye devam ediyor. ABD ekonomisinin sert bir resesyon yerine "yumuşak iniş" senaryosunu takip etmesi, Fed’in faiz indirimlerine devam edeceği beklentisi ve likidite koşullarının pozitif seyri, 2026 yılının başında risk iştahını yüksek tutuyor.

  • ANALİZ: Wall Street Trump’ın Maceracılığını Cesaretlendiriyor

    Washington’dan gelen sert ve sarsıcı başlıklara rağmen Wall Street sakinliğini koruyor. Fed’in bağımsızlığına yönelik tartışmalar, İran ve Grönland kaynaklı jeopolitik riskler ve yeni ticaret tehditleri piyasaları kalıcı biçimde sarsmazken, güçlü risk iştahı ABD Başkanı Donald Trump’ın daha agresif ve sınırları zorlayan bir politika gündemi izlemesi için alan açıyor.

  • ABD’nin Grönland Çıkışı Ticaret Savaşını Tetikleyebilir 

    ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı ilhak etmeye yönelik söylemleri, Avrupa Birliği ile ABD arasında yeni bir ticaret savaşı riskini gündeme taşıdı. Fransa Maliye Bakanı Roland Lescure, böyle bir adımın transatlantik ekonomik ilişkileri ciddi biçimde zedeleyebileceği uyarısında bulunurken, analistler olası yaptırımların piyasaları sarsabileceğini belirtiyor.

Benzer Haberler