Genel
Gönül Tol: İran Savaşı Genişlerken Türkiye Ateş Çemberinin Ortasında
Azerbaycan’dan başlayarak Gürcistan üzerinden Türkiye’nin Ceyhan limanına ulaşan boru hattı Avrupa için önemli bir petrol kaynağı. Aynı zamanda İsrail’in petrol ithalatının yaklaşık üçte biri bu hat üzerinden sağlanıyor. İran daha önce BTC hattını hedef alabileceğinin sinyalini verdi.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaş, Türkiye’yi doğrudan etkileyen yeni güvenlik ve ekonomik riskler yaratıyor. NATO’nun Türkiye’ye yönelen İran füzelerini havada imha etmesi, çatışmanın Ankara için artık dolaylı değil doğrudan bir tehdit haline geldiğini gösteriyor. Uzmanlara göre savaşın uzaması petrol fiyatlarını yükselterek Türkiye ekonomisini zorlayabilir, PKK bağlantılı grupların silahlandırılması ihtimali ise Ankara açısından yeni güvenlik riskleri doğurabilir.
Türkiye Savaşın Ortasında Kaldı
Türkiye aylardır ABD ve İsrail’in İran’a karşı askeri operasyon başlatmasını engellemeye çalıştı. Ancak savaşın başlamasıyla Ankara kendisini giderek genişleyen bir çatışmanın ortasında buldu.
Son gelişmeler Türkiye’nin kaygılarının gerçeğe dönüşmeye başladığını gösteriyor.
4 Mart’ta NATO hava savunma sistemleri, Türkiye’ye doğru ilerleyen bir İran balistik füzesini imha etti. Füzenin güney Türkiye’de bulunan İncirlik Hava Üssü’nü hedef aldığı bildirildi.
Türkiye Savunma Bakanlığı’na göre füze İran’dan fırlatıldı, Irak ve Suriye hava sahasını geçtikten sonra Türkiye’ye yöneldi. NATO sistemleri füze Türkiye hava sahasına girmeden önce müdahale ederek tehdidi etkisiz hale getirdi.
Hatay’a düşen parçaların, füzenin imha edilmesinde kullanılan önleme sistemine ait olduğu açıklandı.
9 Mart’ta ise Türkiye hava sahasına giren ikinci bir İran balistik füzesi NATO savunma sistemleri tarafından vuruldu.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ilk olayın ardından İranlı mevkidaşına Türkiye’nin protestosunu iletti. Türk yetkililere göre Fidan, “Bir dahaki sefere Türkiye karşılık verir” uyarısında bulundu.
İran ise Türkiye’ye füze fırlattığı iddialarını reddederek Türkiye’nin egemenliğine saygı duyduğunu açıkladı.
İran’daki Siyasi Kaos Çatışmayı Büyütebilir
Ancak İran’daki iç siyasi gelişmeler bu tür güvenceleri zayıflatıyor.
28 Şubat’ta başlayan ABD-İsrail saldırıları, İran Devrim Muhafızları Komutanı Muhammed Pakpur ve dini lider Ayetullah Ali Hamaney dahil birçok üst düzey ismin ölümüne yol açtı.
İran yönetimi bu kayıpların ardından “mozaik savunma stratejisi” olarak bilinen sistemi devreye soktu. Bu strateji, yerel Devrim Muhafızları komutanlarına daha fazla yetki vererek savaşın sürdürülmesini amaçlıyor.
Ancak bu yapı aynı zamanda kontrolsüz füze ve drone saldırıları riskini artırıyor. Bu da yanlış hedeflere yönelen saldırılar nedeniyle bölgesel savaşın daha da büyümesine yol açabilir.
İran’ın genel stratejisinin ise savaşı Orta Doğu geneline yaymak ve ABD’ye maliyetini artırmak olduğu değerlendiriliyor.
BTC Boru Hattı Türkiye İçin Kritik Risk
Türkiye’nin enerji ve ticaret yollarının merkezinde bulunması, savaşın Ankara açısından risklerini artırıyor.
Bu risklerin başında Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) petrol boru hattı geliyor.
Azerbaycan’dan başlayarak Gürcistan üzerinden Türkiye’nin Ceyhan limanına ulaşan boru hattı Avrupa için önemli bir petrol kaynağı. Aynı zamanda İsrail’in petrol ithalatının yaklaşık üçte biri bu hat üzerinden sağlanıyor.
İran daha önce BTC hattını hedef alabileceğinin sinyalini verdi.
Azerbaycan ise İran Devrim Muhafızları bağlantılı sabotaj girişimlerini engellediğini açıkladı.
Boru hattına yönelik bir saldırı yalnızca güvenlik krizi yaratmakla kalmayacak, aynı zamanda küresel petrol fiyatlarını yükselterek Türkiye ekonomisine ağır darbe vurabilir.
Petrol Fiyatları Türkiye Ekonomisini Zorluyor
Savaşın uzaması halinde petrol fiyatlarının daha da yükselmesi bekleniyor.
Hürmüz Boğazı’ndaki tanker trafiğinin aksaması durumunda petrol fiyatlarının 100 doların çok üzerine çıkabileceği belirtiliyor.
Türkiye enerji ithalatına büyük ölçüde bağımlı olduğu için petrol fiyatlarındaki artış doğrudan cari açığı büyütüyor.
Ekonomistlere göre petrol fiyatında her 10 dolarlık artış Türkiye’nin cari açığını yaklaşık 7 milyar dolar büyütüyor.
Bu da enflasyon üzerinde yeni bir baskı oluşturuyor.
Türk yetkililere göre İran ve müttefiklerinin elinde on binlerce drone ve füze bulunuyor ve bu stok savaşın 4-5 ay devam etmesine yetecek seviyede.
Bu senaryo Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için ciddi bir risk oluşturuyor. Çünkü hükümet ekonomiyi istikrara kavuşturmayı ve olası 2027 erken seçimleri öncesinde toparlanmayı hedefliyordu.
Ankara’nın PKK Kaygısı
Türkiye’nin bir diğer büyük endişesi ise İranlı Kürt grupların silahlandırılması ihtimali.
Ankara, ABD veya İsrail’in PKK bağlantılı grupları destekleyebileceğinden kaygı duyuyor.
Bu ihtimal Türkiye için özellikle hassas bir döneme denk geliyor. Ankara, PKK’nın tutuklu lideri Abdullah Öcalan ile yürütülen görüşmeler çerçevesinde örgütün silah bırakmasını hedefleyen bir süreç yürütüyor.
Öcalan geçen yıl PKK’ya silah bırakma çağrısı yapmış ve örgüt bu çağrıya olumlu yanıt vermişti. Ancak süreç Suriye’deki PKK bağlantılı yapıların statüsü konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle yavaşladı.
Öte yandan PKK’nın İran kolu PJAK, Öcalan’ın çağrısını reddetti.
İran savaşı başlamadan kısa süre önce PJAK ve diğer bazı İranlı Kürt gruplar ortak bir örgüt çatısı kurdu.
Savaşın başlamasının ardından ABD Başkanı Donald Trump, İranlı Kürtlerin silahlanmasını destekleyen açıklamalar yaptı.
Trump daha sonra bu sözlerini geri çekse de Ankara, Kürt grupların mobilize edilmesinin İsrail’in stratejisinin bir parçası olabileceğinden endişe ediyor.
Bir Türk yetkili bu konuda şu ifadeyi kullandı:
“İranlı Kürtler üzerinden güvenliğimizi tehdit eden bir gelişme olursa Türkiye güç kullanarak karşılık verir.”
Doğu Akdeniz’de Yeni Gerilim
İran savaşı Türkiye için Doğu Akdeniz’de yeni askeri gerilimler de yaratıyor.
İran veya İran bağlantılı grupların Kıbrıs’taki İngiliz Akrotiri üssüne drone saldırısı düzenlediği iddialarının ardından Yunanistan bölgeye iki fırkateyn ve dört F-16 savaş uçağı gönderdi.
Atina ayrıca Türkiye kıyılarına yakın Karpathos (Kerpe) Adası’na Patriot hava savunma sistemi konuşlandırdı.
Türkiye ise bu adımın On İki Ada’nın askerden arındırılmış statüsünü ihlal ettiğini savunuyor.
Buna karşılık Ankara, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğini sağlamak amacıyla bölgeye savaş uçakları konuşlandırdı.
Ankara Savaşın Büyümesini Engellemeye Çalışıyor
Savaş henüz erken aşamada olmasına rağmen Türkiye açısından ciddi güvenlik ve ekonomik riskler doğurmuş durumda.
ABD ve İsrailli yetkililer çatışmanın haftalarca sürebileceğini söylüyor.
Türk yetkililer ise İran rejiminin kısa sürede çökmeyeceğini ve savaşın aylarca devam edebileceğini düşünüyor.
Bu nedenle Türkiye diplomatik girişimlerle gerilimi azaltmaya ve savaşı sona erdirmeye çalışıyor.
Ancak Ankara’da birçok yetkili savaşın seyrini etkileme konusunda Türkiye’nin sınırlı bir etkisi olduğunu düşünüyor.
Bir Türk yetkili durumu şöyle özetliyor:
“Son tahlilde Trump, Netanyahu’yu dinliyor. Başka kimseyi değil.”
Kaynak: Gönül Tol – Middle East Institute
Atilla Yeşilada ve Güldem Atabay tarafından kaleme alınan özel raporlarımıza abone olmak ister misiniz? Raporlarımız kurumsal müşterilere yöneliktir. Abonelik ücretlidir. Koşulları öğrenmek için bize e-mail atın: [email protected]
