Dünya Ekonomisi
FT / Patrick Foulis: Ekonomik Milliyetçilik Daha Yeni Başlıyor
Trump gider, Ticaret Savaşları biter demeyin
Financial Times yazarı Patrick Foulis’e göre 2026’da küresel ticaret savaşlarının zirveye ulaştığı düşünülse de asıl dalga şimdi geliyor. ABD’de tarifeler anayasal sınıra dayanmış olabilir; ancak ekonomik milliyetçilik artık sadece gümrük vergileriyle sınırlı değil. Hizmet ticareti, veri akışları, yatırım kontrolleri ve sanayi politikaları üzerinden şekillenen yeni dönem, küresel finans ve Türkiye gibi gelişen piyasalar için kalıcı bir ayrışma riski taşıyor.
Tarifeler Zirveye Ulaşmış Olabilir… Ama Hikâye Bitmedi
Financial Times yazarı ve Hoover Institution ziyaretçi araştırmacısı Patrick Foulis’e göre 2026’da küresel ekonomik gerilimin zirve yaptığı düşünülse de bu yanıltıcı olabilir.
ABD Yüksek Mahkemesi’nin kararı, Başkan Donald Trump’ın gümrük vergisi politikasının anayasal sınırlarına ulaştığını gösteriyor. Ancak tarifeler kendi içinde de beklenen sonucu üretmedi. 2025’te ABD GSYH’sinin yaklaşık %1’i kadar gelir sağlansa da maliyet büyük ölçüde şirketlere ve tüketicilere yansıtıldı. Kamuoyu desteği zayıf kaldı; Amerikalıların %64’ü politikayı onaylamıyor.
Üstelik ülkelerin büyük bölümü 1930’lardaki gibi topyekûn bir misilleme döngüsüne girmedi. Bu nedenle tarifeler geri çekilirse hızlı bir yumuşama mümkün olabilir.
Fakat Foulis’e göre asıl mesele bu değil.
Küreselleşmenin Görünmeyen Yüzü: 60 Trilyon Dolarlık Alan
Mal ticareti ve tarifeler küreselleşmenin en görünür kısmı. 2024’te küresel mal ticareti 49 trilyon dolara ulaştı (küresel GSYH’nin %45’i).
Ancak ikinci ve daha büyük alan şunlardan oluşuyor:
-
Hizmet ticareti
-
Fikri mülkiyet akışları
-
Veri hizmetleri
-
Sınır ötesi yatırımlar
-
Çok uluslu şirketlerin yurtdışı satışları
Bu alanların toplam hacmi 48 trilyon dolar; iştirak satışları dahil edildiğinde 60 trilyon doların üzerine çıkıyor.
Örneğin:
-
Bulut bilişim devleri, tekstil ihracatçılarından daha az ciro yapabilir ama küresel sistemleri kilitleme gücüne sahip.
-
Uluslararası ödeme ağları nispeten küçük görünse de sermaye tahsisinde belirleyici.
-
Küresel borsaların büyük kısmı, entelektüel sermayeyi kontrol eden “süper şirketlerin” yüksek kârlılığına dayanıyor.
Yeni Müdahale Araçları: Tarifeden Daha Karmaşık
Devletler artık yalnızca gümrük vergisi koymuyor. Bunun yerine:
-
Sanayi politikaları
-
Yaptırımlar
-
Yatırım kontrolleri
-
Düzenleyici ayrımcılık
-
Milliyetçi normlar
-
“Ekonomik devlet zanaati” (economic statecraft)
gibi araçlar kullanılıyor.
Bu mekanizmalar tarifeler kadar şeffaf değil. Maliyetleri ölçmek zor, karar alma süreçleri dağınık ve geri dönüşü karmaşık.
En önemlisi: Hükümetlerin çoğu geri dönmek istemiyor.
Ulusal güvenlik, seçmen baskısı ve kalkınma hedefleri ekonomik milliyetçiliği kalıcı hale getiriyor.
Avrupa, Hindistan ve Savunma Hamleleri
Ekonomik milliyetçilik artık küresel bir eğilim:
-
Avrupa dijital para planlıyor
-
Almanya’nın savunma devi Rheinmetall 2030’a kadar gelirini 5 kat artırmayı hedefliyor
-
Hindistan sınırları içinde 210 milyar dolarlık “hesaplama kapasitesi” yatırımı açıkladı
Ülkeler finansal, teknolojik ve savunma ağlarında dışa bağımlılığı azaltmaya çalışıyor.
Türkiye Açısından Ne Anlama Geliyor?
Türkiye küresel ticaret sistemine entegre, sermaye akımlarına duyarlı ve dış finansman ihtiyacı yüksek bir ekonomi.
Ekonomik milliyetçiliğin derinleşmesi Türkiye için şu sonuçları doğurabilir:
1️⃣ Sermaye Akımlarında Ayrışma
Risk primleri ülkeler arasında daha belirgin farklılaşabilir. CDS oynaklığı artabilir.
2️⃣ Faiz ve Varlık Fiyatlarında Farklılaşma
30 yıldır süren küresel finansal yakınsama (convergence) zayıflayabilir. Türkiye gibi gelişen piyasalar için daha yüksek risk primi dönemi başlayabilir.
3️⃣ Savunma ve Sanayi Fırsatları
Savunma harcamalarındaki küresel artış, Türkiye’nin savunma sanayii ihracatı için fırsat yaratabilir.
4️⃣ Veri ve Dijital Egemenlik
AB’nin dijital para planı ve veri regülasyonları, Türkiye’nin dijital altyapı stratejisini doğrudan etkileyebilir.
2028 ABD Seçimi Sonrası Ne Olur?
ABD’de gözler 2028 seçimlerine çevriliyor. Trump sonrası dönemde merkez siyasete dönüş beklentisi var.
Ancak Foulis’in vurguladığı kritik nokta şu:
Tarifeler geri çekilse bile ekonomik milliyetçilik devam edecek.
Yeni norm:
-
Şirketlerin önce ülkeye hizmet etmesi
-
Yabancı firmalara farklı muamele
-
Sermayenin jeopolitik filtrelerden geçmesi
ABD’de de, Avrupa’da da, Asya’da da bu yaklaşım güçleniyor.
Sonuç: Yeni Dönem Başladı
Tarifeler zirve yapmış olabilir. Fakat küreselleşmenin ikinci katmanında — veri, hizmet, sermaye ve fikri mülkiyet alanında — milliyetçilik yükselişini sürdürüyor.
Bu da:
-
Küresel varlık fiyatlarında ayrışma
-
Artan jeopolitik risk primi
-
Sermaye maliyetinde kalıcı yükseliş
-
Bölgesel bloklaşma
anlamına geliyor.
Ekonomik milliyetçilik geçici bir dalga değil; yapısal bir dönüşüm süreci.
Türkiye gibi orta ölçekli açık ekonomiler için bu yeni çağ, hem risk hem de stratejik fırsatlar barındırıyor.
Atilla Yeşilada ve Güldem Atabay tarafından kaleme alınan özel raporlarımıza abone olmak ister misiniz? Raporlarımız kurumsal müşterilere yöneliktir. Abonelik ücretlidir. Koşulları öğrenmek için bize e-mail atın: [email protected]
