Dünya Ekonomisi
The Economist Analizi: Rusya Ekonomisi Geri Dönüşü Zor Bir Eşiğe Geldi
İngiliz yayın organı The Economist’te yer alan çarpıcı bir değerlendirmeye göre, Ukrayna’daki savaşın beşinci yılına girilmesiyle birlikte Rusya ekonomisi geri dönüşü son derece güç bir evreye girdi. Beklenen ani çöküş yaşanmasa da analiz, ekonominin artık sürdürülebilir bir iyileşme rotasından uzaklaştığını savunuyor. Uzmanlar mevcut tabloyu, dağcılıkta kullanılan ve insan bedeninin kendini yenileyemediği 8.000 metre üzerindeki “ölüm bölgesi” kavramıyla açıklıyor.
İngiliz yayın organı The Economist’te yer alan çarpıcı bir değerlendirmeye göre, Ukrayna’daki savaşın beşinci yılına girilmesiyle birlikte Rusya ekonomisi geri dönüşü son derece güç bir evreye girdi. Beklenen ani çöküş yaşanmasa da analiz, ekonominin artık sürdürülebilir bir iyileşme rotasından uzaklaştığını savunuyor. Uzmanlar mevcut tabloyu, dağcılıkta kullanılan ve insan bedeninin kendini yenileyemediği 8.000 metre üzerindeki “ölüm bölgesi” kavramıyla açıklıyor.
Değerlendirmede, Rus ekonomisinin kısa vadede ayakta kalabilse bile uzun vadeli kapasitesini aşındıran bir yapıya sıkıştığı vurgulanıyor. İhracat gelirlerindeki zayıflama ve bütçe dengesindeki bozulma, vergi artışlarıyla telafi edilemeyecek bir baskı yaratıyor. Büyümenin 2025 yılında yüzde 1 civarında kalacağı öngörülürken, sonraki döneme ilişkin beklentilerin daha da karamsar olduğu belirtiliyor.
Son yıllarda ekonominin iki farklı işleyişe sahip yapıya ayrıldığına dikkat çekiliyor. Bir tarafta savunma ve askeri üretim merkezli öncelikli sektör bulunuyor. İş gücü, finansman ve ithalat kaynaklarına ilk erişim hakkına sahip olan bu alan, ekonominin ana kaynaklarını kendine çekiyor. Diğer tarafta ise özel girişimler, küçük işletmeler ve tüketim odaklı sektörler yer alıyor. Bu sivil alanların kaynaklara ulaşımının giderek zorlaştığı ve ekonomik faaliyetlerin baskı altında kaldığı ifade ediliyor.
Analize göre Rusya, 2000’li yıllarda büyümeyi destekleyen dış kaynaklı enerji gelirlerinden uzaklaşarak, iç kaynakların askeri harcamalara yönlendirildiği yeni bir düzene geçti. Bu dönüşüm, ekonominin üretken kapasitesini beslemek yerine aşındıran bir sürece benzetiliyor. Mevcut durumun para politikası araçlarıyla çözülebilecek geçici bir dalgalanma değil, yapısal bir bozulma niteliği taşıdığı ileri sürülüyor.
Savunma harcamalarının milli gelir içindeki payının yaklaşık yüzde 8 seviyesine ulaşması, normalleşme sürecini daha karmaşık hale getiriyor. Kriz yaşanmadan sivilleşmenin gerçekleşebilmesi için bir dizi zor koşulun aynı anda sağlanması gerektiği, bunun ise olasılık dahilinde görülmediği belirtiliyor. Öte yandan bütçe açığının milli gelire oranının pandemiden bu yana en yüksek seviyelere çıktığı, borçlanma maliyetlerinin sosyal harcamaları geride bıraktığı ifade ediliyor. Rus petrolünün küresel fiyatlara göre indirimli işlem görmesi de gelir tarafındaki baskıyı artıran bir unsur olarak öne çıkıyor.
Peki ekonomik görünüm bu kadar kırılganken Kremlin neden geri adım atmıyor? Değerlendirmede, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yalnızca iç dinamikleri değil, küresel tabloyu da dikkate aldığı görüşü yer alıyor. Avrupa’daki ekonomik zorluklar, Ukrayna’nın yıpranmışlığı ve dünya ekonomisindeki durgunluk beklentileri, Moskova’nın stratejik hesaplarında belirleyici faktörler arasında gösteriliyor. Karşı tarafların zayıfladığına yönelik algının, çatışmanın sürdürülmesi yönündeki iradeyi güçlendirdiği ifade ediliyor.
Analiz, Rusya’nın savaşı belirli bir süre daha devam ettirebilecek kapasiteye sahip olduğunu kabul etmekle birlikte, bu sürecin risklerine dikkat çekiyor. Uzun süreli yüksek askeri harcamaların; mali istikrar, kurumsal yapı ve savaş sonrası toparlanma üzerinde kalıcı hasar bırakabileceği uyarısında bulunuluyor. “Ölüm bölgesi” benzetmesiyle, mevcut dengenin sürdürülebilir olmadığı ve zirvede geçirilen her ek yılın sistemsel kırılganlıkları artırdığı vurgulanıyor.
