Piyasa
İflas ve konkordatolar yeni yıla hızlı girdi
iflas ve konkordatolar geçen hafta da gündem oldu
Türkiye ekonomisi, 2025 yılına finansal sıkıntıların ve nakit akışı bozulmalarının damga vurduğu bir iklimde girdi. Paylaşılan veriler ve güncel vakalar ışığında; konkordato süreci artık münferit bir ticari tercih olmaktan çıkmış, makroekonomik tıkanıklığın en somut göstergesi haline gelmiştir. 2025 yılı, şirketlerin finansmana erişiminin zorlaştığı, yüksek faiz yükünün sürdürülemez boyutlara ulaştığı ve “iflasın ertelenmesi” işlevi gören konkordatoların rekor kırdığı bir dönem olarak kayıtlara geçmektedir.
Rakamların Dili: 2024’ten 2025’e Dramatik Artış
Ekonomik verilerdeki artış oranları, piyasadaki yangını tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermektedir. 2025 yılında kesin mühlet kararlarındaki %106 ve geçici mühlet kararlarındaki %63’lük artış, reel sektörün “yoğun bakım” ünitesine alındığının kanıtıdır. 247 firmanın kapısına kilit vurması ise, konkordatonun her zaman kurtarıcı bir liman olmadığını göstermektedir. Konkordato başvurularındaki bu tarihi yükselişin arkasında sadece borçluluk değil; bankaların kredi musluklarını kapatması, ağır teminat koşulları ve ticari faizlerin tarihsel zirvelerde seyretmesi yatmaktadır.
Sektörel Kırılganlık Haritası
Konkordato furyası ekonominin geneline yayılsa da, bazı sektörler bu süreçten çok daha ağır hasar almaktadır.
-
İnşaat: Artan girdi maliyetleri ve yavaşlayan konut talebi, ödeme zincirini kırmıştır.
-
Tekstil: Avrupa pazarındaki daralma ve kur-enflasyon makasındaki dengesizlik, ihracat devlerini bile zorlamaktadır.
-
Perakende ve Gıda: Alım gücündeki düşüş ve kira maliyetleri, 250 şubeli Ekrem Coşkun Döner gibi dev zincirleri dahi mahkeme kapısına yöneltmiştir.
-
Sanayi ve Metal: Bir dönem Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşu arasında yer alan 42 yıllık Nursan Demir Çelik‘in konkordato talebinin reddedilmesi, sanayideki yapısal bozulmanın ne kadar derin olduğunu kanıtlamaktadır.
Bölgesel Yoğunlaşma ve Finansal Daralma
Konkordato dosyalarının coğrafi dağılımı, ticaretin kalbinin attığı merkezlerdeki tıkanıklığı göstermektedir. İstanbul 1.417 dosya ile başı çekerken; Ankara, İzmir ve Bursa’yı, turizm ve inşaatın merkezi Antalya ile Alanya takip etmektedir. Trakya’nın listede üst sıralarda yer alması ise Türkiye’nin sanayi üretimindeki daralmanın bölgesel bir alarm verdiğine işaret etmektedir.
Konkordato: Kurtuluş mu, Zaman Kazanma mı?
Şirketler için adeta bir “zaman kazanma” aracı haline gelen konkordato, çoğu zaman gerçek bir iyileşme planından ziyade kaçınılmaz sonu geciktirmektedir. Nakit akışı kronik olarak bozulmuş şirketler için bu süreç, alacaklıları daha fazla mağdur eden bir bekleyişe dönüşebilmektedir. Üç-ler Geri Dönüşüm gibi firmaların hem kurumsal hem de şahsi (sahipleri bazında) mühlet alması, ticari riskin aile varlıklarına kadar sıçradığını göstermektedir.
Geçtiğimiz Hafta ve Yakın Dönemde Süreci Başlayan Şirketler
-
Üç-ler Geri Dönüşüm (İzmir/Aliağa): Gemi söküm, demir-çelik ve nakliye sektörlerinde faaliyet gösteren bu şirket, geçtiğimiz hafta konkordato başvurusu yaptı. İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi şirket hakkında 3 aylık geçici mühlet kararı verdi.
-
Kritik Detay: Mahkeme sadece şirket için değil, şirket sahipleri Fatma Altuntaş ve Yasin Altuntaş hakkında da kişisel konkordato mühleti tanıdı.
-
-
Ekrem Coşkun Döner (Gıda Zinciri): Türkiye genelinde 250 şubesi bulunan dev döner zinciri için süreçte yeni bir aşamaya geçildi. Haziran 2025’te başlayan konkordato süreci, geçtiğimiz hafta Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin alacaklılara yaptığı “15 gün içinde alacaklarınızı bildirin” çağrısıyla kritik bir döneme girdi. Şirket şu an 1 yıllık kesin mühlet koruması altında.
-
Nursan Demir Çelik (İskenderun): 1983 yılında kurulan ve bir dönem Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşundan biri olan bu dev firma için yolun sonu göründü. Şirketin konkordato talebi mahkeme tarafından reddedildi. Bu ret kararı, firmanın hukuki korumasının kalktığı ve resmi iflas kararının an meselesi olduğu anlamına geliyor.
Genel Sektörel ve Bölgesel Durum
Metinde belirtilen illere göre konkordato yükü şu şehirlerde yoğunlaşmış durumda:
-
İstanbul: 1.417 dosya ile listenin zirvesinde.
-
Ankara, İzmir, Bursa ve Antalya: En riskli bölgeler olarak öne çıkıyor.
-
Alanya: Turizm ve inşaata dayalı yapısı nedeniyle orta ölçekli işletmelerde nakit akışı krizi yaşanıyor.
-
Trakya: Sanayi üretimindeki daralma nedeniyle 251 dosya ile 7. sırada yer alıyor.
Sonuç
2025 yılındaki bu tablo, Türkiye ekonomisinin bir “borç krizi” ile “finansman krizi” arasına sıkıştığını kanıtlamaktadır. Konkordato başvurularının rekor kırması, şirketlerin verimlilik artışı veya büyüme odaklı değil, sadece “hayatta kalma” odaklı bir strateji izlediğini göstermektedir. Eğer finansmana erişim kolaylaşmaz ve reel sektör üzerindeki maliyet yükü hafifletilmezse, konkordato kararlarının yerini hızla toplu iflas ilanlarına bırakması kaçınılmaz görünmektedir.
