Sosyal Medya

Ekonomi

Para politikasının elde patlama anı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugün yaptığı açıklamaya göre Avrupa ölçeğinde öğretmen maaşlarında son 20 yılda en çok artıran ülke Türkiye; tabi ki…

Para politikasının elde patlama anı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugün yaptığı açıklamaya göre Avrupa ölçeğinde öğretmen maaşlarında son 20 yılda en çok artıran ülke Türkiye; tabi ki AKP. Tam da Ağustos enflasyonu açıklandığında yapılan bu açıklama aynen %21,7 ikinci çeyrek büyüme oranıyla gurur duyması gibi, özellikle 2018’den bu yana enflasyona ezilen Türkiye halkı nezdinde öfkeyi daha da artırmaktan başka bir işe yaramıyor.

Rakamlara bakalım. Ağustos’ta aylık %1,12, yılbaşından bu yana %11,65 ve son bir yılda TÜFE enflasyonu %19,25.

Çok tartışılan TÜİK verilerine göre tüketici fiyatları manşet enflasyonu yıllık %19,25 seviyesinde.  Alt kalemlerde Maslow’un Hiyerarşi’si gereği toplum açısından en öncelikli olan barınma %19,3 ve beslenme fiyat artışı yıllık %29,0’da. Genç ve işin olduğu şehir merkezlerine göçme çabasındaki nüfusun yoğun olduğu ülkemizde hemen her kesimi ilgilendiren ev eşyası fiyat artışı yıllık %22,91.  İşe gitmek için bile her gün yine kullanmak zorunda olduğumuz ulaştırmada yıllık enflasyon %21,76. İş molasında dışarda yemek zorunda kaldığımızda karşılaştığımız lokanta-otellerde en iyi ihtimalle %21,5 fiyat artışı ile karşılaşıyoruz.

Bunlar resmi veriler.

TÜFE ana harcama gruplarına göre yıllık değişim oranları (%), Ağustos 2021

Bir de TÜİK’in açıkladığı ve kira artışından maaş artışına kadar herkesin gelirindeki ayarlamaya ölçüt olan resmi enflasyona karşı artan isyanın sonucunda ortaya çıkan ENAGrup enflasyon verileri var.  Ağırlıklı akademisyenlerden oluşan bu gruba göre sadece 2021’in ilk sekiz ayında birikimli TÜFE enflasyonu %30,39 ve sadece Ağustos ayında TÜFE enflasyonu %4,1!

Bu serinin yıllıklandırılmış hali %50 civarında bir enflasyon gerçeği ile yaşamaya çalıştığımızı anlatıyor.

Alt kalemler açısından ENAG’ın vurguladığı  Ağustos ayı enflasyon grupları arasında en yüksek fiyat artışının Oteller ve Lokantalar’da %12,4 ile Gıda ve Alkolsüz İçecekler tarafında %8,7 olarak gerçekleştiği.  Konut kiralarındaki artış, aylık ortalama %6,2.

Yanlış okumadınız, bu rakamlar sadece aylık fiyat artışları.

ENAG devam ediyor: gıda fiyatlarındaki artışın altında süt ve süt ürünlerindeki fiyat artışının etkisinin hissedildiği “kahvaltılık” ürün grubunda aylık enflasyon oranı %13,8. Sadece “Meyve ve Sebze” grubu fiyat artış hızı aylık %12,6.  Sonuç olarak da yaz aylarında oluşan bu artışların sadece arz-talep dengesi ile açıklanmayacak seviyeye ulaştığını vurguluyor. Kira artışları için de Eylül’de üniversitelerin açılması ile birlikte, enflasyon artışının daha da yükselmesini bekliyor.

TÜFE enflasyonunu yükselten ne?

Ağustos ayı TÜFE enflasyonu en iyi ihtimalle %20 en kötü ihtimalle %50 seviyesinde yıllık.  Bu büyük başarısızlığın kökünde artan maliyet baskıları var.  Maliyet baskılarının arkasında da tabi önemli ölçüde TL’de son üç yıldır düşmeyen bir tempoda yaşanan değer kaybı bulunuyor.

Peki Türk Lirası üç senedir neden %100’e yakın değer kaybediyor? Neden-sonuç ilişkisini doğru kurmak önemli. Yanlış ekonomik büyüme politikalarının yarattığı makroekonomik dengesizliklerle daha da yanlış politikalarla mücadele çabasındaki para politikası nedeniyle.  Son 2,5 yıla değişen dört merkez bankası başkanı tercihi, yanlış büyüme modeli ve para politikası tercihlerinin mimarı ise her konuda yetkiyi elinde toplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan başkası değil.

Bugün elimizdeki üretici fiyat enflasyonu (Y-ÜFE) artışı yıllık %45,5. Bu çok yüksek maliyet artışının yarısından fazlası %28,5 ile yılın ilk sekiz ayında gerçekleşmiş durumda. Ara-malı fiyatlarında yıllık enflasyon %54,7’de. Küresel ekonomik toparlanmaya bağlı olarak yükselen enerji fiyatları enflasyonu ise %59,39’da. ÜFE tarafındaki en düşük yıllık artış %27,8’le sermaye mallarında; ona da düşük denirse tabi.

Yİ-ÜFE yıllık değişim oranları (%), Ağustos 2021

Enflasyon artışı, faiz artırımı, faiz indirimi ve yeniden faiz artırımı: Döngünün devamı

Zafer Yükseler’in twitterdan açıkladığı hesaba göre, Ağustos ayında beklenen reel faiz % 4,82 iken, ex-ante (gerçekleşmeden önce) reel faiz negatif %1,13.  Geçen yıl Ağustos ayında 1 yıl vadeli yatırılan mevduatın reel faizi ise negatif %9,11.

Şimdi mevduat sahibi neden TL tercihi yapsın? Zaten haftalık bankacılık sektörü verilerinden izlendiği üzere Türk mevduat sahibi haftalarıdır azar azar artırdığı döviz hesaplarında hem haftalık alımlarını artırmış hem de 236,2 milyar dolarla yeni bir rekora da ulaşmış durumda.

Fakat, Erdoğan’ın direktifleriyle yönetilen ve piyasada ayarlama yapmanın ötesine para politikasında geçemeyen merkez bankası ise bu yılın son çeyreğinde 50-100 baz puan faiz indirecek. Ekonomi teoriğine hakim olmadan dahi yukarıdaki rakamlara bakan herhangi bir vatandaş, faiz inmesinin T’yi daha kırılgan yaparak enflasyonu bir vade ile daha da yükselteceği çıkarımı yapabilir.  fakat Cumhurbaşkanı’nın seçim geri sayımında faiz indirilmesi yönünde talimatı var.  O zaman da taktiksel olarak TCMB çekirdek enflasyonun Temmuz’daki %17,2 seviyesinden Ağustos’ta %16,8’e inmesinin “enflasyonist baskıların azalmakta olduğu” gerekçesine tutunarak faiz indimi gerçekleştirebilir.

Fakat bu seviye kalıcı olabilir mi?

Her şeyden önce TÜİK verileri ile dahi sene sonu TÜFE enflasyonun %17’nin altında olması gerçekçi değil. %45’i aşan ÜFE tarafındaki maliyet baskılarını reel sektör hayatta kalmak istiyorsa son fiyatlarına yani TÜFE fiyatlarına yansıtmaya devam edecek.

TL’nin mevcut değerinin (USD/TL 8,33 ve Eur/TL 9,89) buralarda kalacağını varsayarsak bile bu ÜFE’den TÜFE’ye geçiş dalgasının en az 12 ay daha devam etmesi makul olanı.  Bu da kendi içinde baz etkisi ile yıllık TÜFE enflasyondaki gerilemenin sınırlı ve kalıcı olmayacağını anlatıyor.

Diğer yandan TL’nin değerinin istikrarlı kalması olağandışı bir durum olur.  Türkiye ekonomisinin koşullarını tamamen bir kenara koysak dahi, Fed’in tahvil alım programının azaltmaya başlayacak olması ve 2022 ortasından sonra gündeme gelecek faiz artışlarının 2022 sonunda devreye girecek olması tek başına bütün gelişmekte olan ülke para birimlerini zayıflatacak.  Bu büyük dalganın tersi yönde hareket etmesi için TL’nin arkasında ne akıllı bir para politikası  ede vizyon sahibi bir ekonomi yönetimi yaklaşımı var. Bu da 2021 son çeyrekte yapılacak faiz indirimleri sonrasında 2022’de TL’yi daha kırılgan ve oynak hale getirecek.

Sonuç, bugünkü platonun da üzerinde bir enflasyon ve yeniden faiz artışı olarak er ya da geç karşımıza çıkacak.

Önümüz seçim.  Enflasyon ve para politikası açısından bu kısır döngünün bu süre zarfında aşılması mümkün görünmüyor. Erdoğan’ın yönetime devam etmesi halinde 2003-2008 arasında olduğu gibi gerçekten enflasyonu düşürecek, dünyanın değişen koşullarını yakalayarak uzun soluklu ve güvenilir bir para politikası ortaya konması başkanlık sistemine geçişle hızlanarak beklenti olamayacak hale dönüşmüş durumda.

Halbuki Türkiye’nin enflasyonla mücadelesinde ihtiyacı olan tam da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın artık veremeyeceği anlaşıldığı tam da bu yaklaşım. Faiz inmiş, faiz artmış dönemini çoktan geçmiş bulunuyoruz çünkü.

GA.

BAKMADAN GEÇME

  • Küresel Emtia Piyasalarında Bakır ve Kalay Arz Kaygılarıyla Tarihi Zirvede

    Küresel emtia piyasalarında bakır ve kalay fiyatları, arz tarafındaki sıkıntıların derinleşeceğine yönelik beklentilerle birlikte tarihi seviyelere ulaştı. Doların güçlü görünümünü sürdürmesine karşın, artan jeopolitik riskler ve ABD’nin gündemindeki olası ticaret tarifeleri metal fiyatlarındaki yükselişi destekleyen temel unsurlar arasında yer aldı.

  • CBS: İran’daki protestolarda 12 binden fazla kişi ölmüş olabilir 

    İran’da iki haftayı aşkın süredir devam eden rejim karşıtı protestolara yönelik güvenlik güçlerinin müdahalesinin, bugüne kadar açıklanan rakamların çok ötesinde bir can kaybına yol açmış olabileceği iddia ediliyor. CBS News’e konuşan kaynaklar, ölü sayısının en az 12 bin, hatta 20 bine kadar çıkmış olabileceğini öne sürüyor...

  • Çin’in Ticaret Fazlası  1,2 Trilyon Dolar, ABD ile Yeni Gerilim Endişesi

    Çin’in ihracat performansı 2025’te beklentileri aşarken, ülkenin yıllık ticaret fazlası 1,2 trilyon dolar ile tarihi rekor kırdı. Ancak ABD ile ticaret hacmindeki sert daralma ve Donald Trump’ın yeni tarife tehditleri, küresel ticaret dengeleri açısından yeni gerilim risklerini gündeme taşıyor. Uzmanlar, Çin’in büyüyen dış fazlasının dünya ticaret sistemi üzerinde yıkıcı etkiler yaratabileceği uyarısında bulunuyor. Trump'ın Iran yaptırımları  da yeni bir ticaret savaşı başlatabilir.

  • Aracı kurumlar Borsa için ne yorum yaptı?

    Hisse Senedi Piyasası Strateji Raporu: Küresel Fırtınada BIST'in Rekor Sınavı

  • SABAH Raporu: Kral kaybediyor: Altın ve gümüş rezerv para rolünü devralıyor

    Ekonomi yönetiminin yurtdışı yatırımcı toplantıları olumlu olarak yorumlanırken, hisse senedi cephesinde ise ana endeks yıla %10 yükselişle başladı. TCMB'nin altın dâhil net yabancı para pozisyonu, 12 Ocak valörlü işlemlerde 62,8 milyar dolar ile rekor düzeye ulaştığını görüyoruz. Daha basit bir anlatımla, yılın ilk yedi gününde rezervler altının ya da ons rallisinin büyük yardımı ile 10 milyar dolar yükselerek rekor kırdı.

  • Türkiye, ABD’nin  Gaz Yaptırımlarından Kaçınmak İçin Manevra Yapıyor

    Türkiye, Rusya’dan doğal gaz tedarikini sürdürürken ABD yaptırımlarına takılmamak için diplomatik ve ticari bir denge politikası izliyor. İran gazı için de istisna istenecek. Washington’dan alınan geçici muafiyetler sayesinde ödemeler devam ederken, Ankara bir yandan da ABD’den LNG alımlarını artırıyor ve Amerikan enerji altyapısına yatırım planlarıyla Rusya’ya bağımlılığı azaltmaya çalışıyor.

  • S&P 500 Rekor Seviyeden Geri Çekildi, Nikkei Uçuyor

    ABD piyasaları, yatırımcıların bir yandan beklentilerin üzerinde gelen dördüncü çeyrek bilançolarını, diğer yandan ise Başkan Donald Trump'ın son günlerde ardı ardına açıkladığı yeni ekonomik kararları (edicts) fiyatlamaya çalışmasıyla yönünü aşağı çevirdi. Asya borsaları genelde artıda açıldı, Nikkei coştu.

  • The Economist: Küresel Ekonominin En Büyük Sorunu: Kötümserlik

    Küresel ekonomi bugün sadece yüksek faizler, jeopolitik riskler ya da borç sorunlarıyla değil, giderek derinleşen bir kötümserlik dalgasıyla mücadele ediyor. Tüketiciler, şirketler ve seçmenler geleceğin daha zor olacağına inanıyor; bu inanç yatırım kararlarını erteliyor, büyüme dostu politikaları zayıflatıyor ve popülist siyaseti güçlendiriyor. The Economist’e göre, dünya ekonomisinin önündeki en büyük engel artık maddi değil, psikolojik.

  • Dijital Medya’ya TL158 milyar kaybettik

    Yabancı merkezli dijital platformlara Türkiye’den aktarılan reklam gelirleri 2024 itibarıyla 158 milyar TL’ye ulaştı. Uzmanlara göre bu tablo yalnızca ekonomik bir kaynak kaybı değil; yerli medyanın zayıflaması, veri egemenliğinin aşınması ve dijital bağımlılığın derinleşmesi anlamına geliyor. Avrupa, Kanada ve Avustralya örnekleri telif ve veri temelli düzenlemelerin mümkün olduğunu gösterirken, Türkiye’de de benzer bir yasal çerçeve için hazırlıklar hız kazanıyor.

  • İstanbul’un Suç Bilançosu: 3 Yılda 320 Milyar TL’lik Mala El Kondu, Uyuşturucu Kullanımı Patladı

    İstanbul Valisi Davut Gül, emniyet birimlerinin son üç yıla ait verilerini kamuoyuyla paylaştı. Açıklanan rakamlar, organize suçlar ve kaçakçılıkla mücadelede operasyon sayılarının ve el konulan mal varlığının rekor seviyelere çıktığını ortaya koyarken, uyuşturucu kullanımında özellikle sentetik haplar ve kenevirde patlamaya işaret ediyor. Toplamda 320 milyar TL’yi aşan mal varlığına el konulurken, uyuşturucu operasyonlarında yüzde 44’lük artış dikkat çekti.

  • Çetin Ünsalan Yazdı: ‘Trump’a merkez ayarı…’

    Hafta sonunda FED Başkanı Powell’ın açıklamasının ardından gerginleşen ilişkilerin boyutu büyüyor...

  • Allianz Trade: Social2Social ile pozitif sosyal etkiye sahip projelere desteğini artırıyor

    Allianz Trade, belirli bir sosyal sorunu ele alan ve pozitif sosyal getirileri olan projeleri destekleyecek Social2Social isimli yeni bir kredi ürünü sunmaya başladı...

  • YASED: Yılın 11 ayında Türkiye’ye 12,4 milyar dolar değerinde uluslararası doğrudan yatırım geldi

    2025 yılının Kasım ayında, Türkiye’ye 990 milyon dolarlık Uluslararası Doğrudan Yatırım (UDY) girişi gerçekleşti...

Benzer Haberler