Sosyal Medya

Genel

Türkiye–AB ilişkilerinde savunma iş birliği yeni bir sayfa açabilir mi?

AB Türkiye'nin stratejik önemini kavradı, ama gerekeni yapabilecek mi?

Türkiye–AB ilişkilerinde savunma iş birliği yeni bir sayfa açabilir mi?

Avrupa’nın güvenlik mimarisi yeniden şekillenirken, Türkiye’nin askeri kapasitesi ve jeopolitik konumu AB için vazgeçilmez hale geliyor. Ancak siyasi gerilimler ve üyelik sürecindeki tıkanıklık, savunma alanındaki iş birliğinin potansiyelini sınırlıyor. Uzmanlara göre uygun siyasi koşullar oluşursa savunma iş birliği, Türkiye–AB ilişkilerinde dönüştürücü bir etki yaratabilir.

Avrupa’da güvenlik dengeleri hızla değişirken, savunma iş birliği Türkiye ile Avrupa Birliği (European Union) arasındaki ilişkilerde yeni bir dönemin kapısını aralayabilir. Özellikle Rusya kaynaklı tehditler ve ABD’nin Avrupa güvenliğine yönelik taahhütlerine ilişkin belirsizlikler, AB’yi daha bağımsız bir savunma kapasitesi oluşturmaya yöneltiyor.

Bu çerçevede AB ülkeleri savunma harcamalarını artırırken, “ReArm Europe” ve “Readiness 2030” gibi girişimlerle ortak askeri kapasiteyi güçlendirmeye çalışıyor.

Gönül Tol: İran Savaşı Türkiye’ye Kısa Vadede Zarar, Uzun Vadede Fırsat Sunuyor

Türkiye’nin stratejik önemi artıyor

Bu yeni güvenlik ortamında Türkiye, NATO’nun ikinci en büyük ordusuna sahip olması ve kritik coğrafi konumu sayesinde öne çıkıyor. Ankara’nın askeri kapasitesi ve gelişen savunma sanayii, Avrupa’nın güvenlik mimarisinde önemli bir rol oynayabilecek potansiyele işaret ediyor.

Bu nedenle AB, son dönemde Türkiye’yi giderek daha fazla “stratejik ortak” olarak tanımlamaya başladı.

İlişkilerde yapısal çelişki sürüyor

Ancak Türkiye–AB ilişkileri hâlâ karmaşık ve çelişkili bir yapıya sahip.

Türkiye resmi olarak AB’ye aday ülke statüsünde bulunmasına rağmen, üyelik müzakereleri:

  • Hukukun üstünlüğü
  • Temel hak ve özgürlükler
  • Demokratik gerileme

gibi nedenlerle fiilen donmuş durumda.

Bu durum AB açısından önemli bir politika ikilemi yaratıyor: Türkiye ile stratejik alanlarda iş birliği derinleştirilmeli mi, yoksa siyasi sorunlar çözülmeden mesafe mi korunmalı?

“İşlemsel ilişki” modeli yetersiz kalıyor

2015’teki göç krizi sonrası Türkiye–AB ilişkileri büyük ölçüde “işlemsel” bir modele evrildi. Taraflar belirli krizleri yönetmek için iş birliği yaparken, uzun vadeli stratejik bir ortaklık inşa edilemedi.

Uzmanlara göre bu yaklaşım:

  • Güven eksikliği yaratıyor
  • Öngörülebilirliği azaltıyor
  • Derin iş birliğini sınırlıyor

 

Savunma iş birliği en hassas alan

Savunma alanı, bu ilişkide en kritik ve en hassas başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.

Bu alanda ilerleme sağlanabilmesi için:

  • Uzun vadeli planlama
  • Yüksek düzeyde güven
  • Siyasi uyum

gerekiyor.

Türkiye’nin askeri gücü ve savunma sanayii kapasitesi önemli avantajlar sunarken, siyasi gerilimler bu potansiyelin hayata geçirilmesini zorlaştırıyor.

Türkiye SAFE programı dışında kaldı

Ankara, AB’nin yeni savunma finansmanı aracı olan “Security Action for Europe” (SAFE) programına katılmak istiyor. Ancak Türkiye henüz bu mekanizmanın dışında tutuluyor.

Dikkat çekici bir şekilde, AB üyesi olmayan Kanada programa dahil edilirken Türkiye’nin dışarıda kalması, ilişkilerdeki siyasi engellerin devam ettiğini gösteriyor.

Avrupa güvenliği yeniden tanımlanıyor

Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu’daki çatışmalar ve transatlantik ilişkilerdeki belirsizlikler, Avrupa’nın güvenlik anlayışını köklü şekilde değiştiriyor.

Bu yeni tabloda Türkiye:

  • Askeri kapasitesi
  • Coğrafi konumu
  • operasyonel tecrübesi

ile göz ardı edilemeyecek bir aktör haline geliyor.

Savunma iş birliği “çarpan etkisi” yaratabilir mi?

Uzmanlara göre savunma alanındaki iş birliği, Türkiye–AB ilişkilerinde “çarpan etkisi” yaratma potansiyeline sahip.

Bu etki, 1950’lerde Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu’nun Avrupa entegrasyonunu tetiklemesine benzer bir rol oynayabilir.

Ancak bunun gerçekleşmesi için iki temel şart öne çıkıyor:

  • Türkiye’de demokratikleşme sürecinin yeniden canlanması
  • AB’nin Türkiye ile ilişkiler konusunda net bir uzun vadeli vizyon ortaya koyması

Siyasi irade belirleyici olacak

Savunma iş birliği tek başına Türkiye–AB ilişkilerini dönüştürmeye yetmeyebilir. Ancak doğru siyasi koşullar altında bu alan, ilişkilerin yeniden yapılandırılması için güçlü bir zemin oluşturabilir.

Bu noktada Türkiye’de olası bir siyasi dönüşüm ve muhalefetin AB üyeliğine bağlılığı da önemli bir faktör olarak değerlendiriliyor.

Sonuç: Stratejik fırsat penceresi

Avrupa yeni bir güvenlik düzeni kurmaya çalışırken, Türkiye ile daha yapıcı bir ilişki geliştirmek uzun vadeli bir stratejik yatırım olarak görülüyor.

Ancak bu fırsatın hayata geçmesi:

  • karşılıklı güvenin tesisine
  • siyasi engellerin aşılmasına
  • ortak vizyon geliştirilmesine

bağlı olacak.

Savunma iş birliği, doğru koşullar oluşursa Türkiye–AB ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcı olabilir.

Demir Murat Seyrek, European Policy Center

Atilla Yeşilada ve Güldem Atabay tarafından kaleme alınan özel raporlarımıza abone olmak ister misiniz? Raporlarımız kurumsal müşterilere yöneliktir. Abonelik ücretlidir. Koşulları öğrenmek için bize e-mail atın: [email protected]

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler