Ekonomi
TÜİK Verileri Açıklandı: Üç Kadından Biri Yoksulluk ve Şiddet Riski Altında
TÜİK’in Hanehalkı İşgücü Araştırması verilerine göre, 2024 yılında 15 yaş ve üzeri nüfusun istihdam oranı yüzde 49,5 olarak ölçüldü. Bu oran erkeklerde yüzde 66,9 iken kadınlarda yalnızca yüzde 32,5 oldu. Kadınların istihdam oranı erkeklerin yarısından az gerçekleşirken, çocuk sayısı arttıkça kadınların işgücüne katılımı belirgin şekilde düşüyor. Örneğin, hanesinde 3 yaşın altında çocuğu bulunan 25-49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranı yüzde 26,9 iken, erkeklerde bu oran yüzde 90,9’a ulaşıyor.
TÜİK’in Hanehalkı İşgücü Araştırması verilerine göre, 2024 yılında 15 yaş ve üzeri nüfusun istihdam oranı yüzde 49,5 olarak ölçüldü. Bu oran erkeklerde yüzde 66,9 iken kadınlarda yalnızca yüzde 32,5 oldu. Kadınların istihdam oranı erkeklerin yarısından az gerçekleşirken, çocuk sayısı arttıkça kadınların işgücüne katılımı belirgin şekilde düşüyor. Örneğin, hanesinde 3 yaşın altında çocuğu bulunan 25-49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranı yüzde 26,9 iken, erkeklerde bu oran yüzde 90,9’a ulaşıyor.
Bölgesel farklılıklara bakıldığında, en yüksek istihdam oranı TR61 (Antalya, Isparta, Burdur) bölgesinde yüzde 54,7, en düşük oran ise TRC3 (Mardin, Batman, Şırnak, Siirt) ve TRB2 (Van, Muş, Bitlis, Hakkari) bölgelerinde yüzde 39,5 olarak kaydedildi. Kadın istihdamında en yüksek oran TR61 bölgesinde yüzde 39,3, en düşük ise TRB2 bölgesinde yüzde 20,9 oldu.
Eğitim seviyesinin işgücüne katılım üzerindeki etkisi belirgin. Yükseköğretim mezunu kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 68,7’ye yükselirken, okuryazar olmayan kadınlarda bu oran yalnızca yüzde 14,6 olarak ölçüldü. Lise altı eğitimli kadınlarda yüzde 27,5, lise mezunlarında yüzde 38,5, mesleki veya teknik lise mezunlarında yüzde 43,8 seviyesinde gerçekleşti.
Yönetici pozisyonlarında kadınların payı artmakla birlikte hâlâ düşük. 2012 yılında üst ve orta düzey yöneticilerin yüzde 14,4’ü kadınken, 2024’te bu oran yüzde 21,5 oldu. Borsa İstanbul’da işlem gören en büyük 50 şirketin yönetim kurullarında kadın üye oranı 2016’da yüzde 12,2 iken 2025’te yüzde 18,3’e ulaştı.
Eğitim, nesiller arası aktarılıyor: Annesi yükseköğretim mezunu olan 25 yaş ve üzeri nüfusun yüzde 84,4’ü üniversite eğitimi aldı.
Sağlık açısından, Türkiye genelinde doğuşta sağlıklı yaşam süresi 2022-2024 döneminde 57,6 yıl oldu; kadınlarda 56,3 yıl, erkeklerde 58,9 yıl olarak kaydedildi. Kadınlar genel nüfusun yüzde 49,98’ini oluştururken, 60 yaş ve üzeri gruplarda kadınlar lehine bir artış görülüyor.
Eğitim süresi artıyor: 25 yaş ve üzeri kadınların ortalama eğitim süresi 2011’de 6,4 yıl iken 2024’te 8,8 yıla yükseldi. Erkeklerde ise aynı süre 2011’de 8,3 yıl, 2024’te 10,2 yıl oldu.
Evlenme istatistikleri, kadınların ortalama ilk evlenme yaşının 26, erkeklerin ise 28,5 olduğunu gösteriyor. En yüksek yaş Tunceli’de kadınlarda 29,6, erkeklerde 32,4 iken; en düşük yaş kadınlarda Kilis’te 23,7, erkeklerde Şanlıurfa’da 26,4 olarak kaydedildi.
Teknoloji kullanımı açısından, internet kullanan bireylerin üretken yapay zekadan yararlanma oranı 2025’te yüzde 19,2 oldu. Kadınlarda bu oran yüzde 18,8, erkeklerde yüzde 19,4 seviyesinde. En yüksek kullanım 16-24 yaş grubunda görüldü.
Beyin göçü oranı yükseköğretim mezunlarında 2024’te yüzde 2,0 oldu; kadınlarda yüzde 1,6, erkeklerde yüzde 2,4 olarak kaydedildi.
Yoksulluk ve sosyal dışlanma riski altında olan nüfusun toplam oranı 2025’te yüzde 27,9 olarak hesaplandı; kadınlarda bu oran yüzde 30,1, erkeklerde yüzde 25,6 idi. 18-64 yaş grubunda ise kadınların yüzde 28,4’ü, erkeklerin yüzde 21,8’i risk altında bulunuyor.
Kadınlara yönelik şiddet hâlâ yaygın. Yaşamının herhangi bir döneminde şiddete uğramış kadınların yüzde 39,5’i en çok eş, eski eş veya birlikte olduğu kişiler tarafından şiddet gördü. Bu kadınların yüzde 56’sı fiziksel, yüzde 42’si psikolojik, yüzde 38,3’ü ise cinsel şiddete maruz kaldı. Ekonomik şiddet genellikle aile bireyleri tarafından uygulanırken, ısrarlı takip ve dijital şiddet daha çok yabancı kişilerce gerçekleştirildi. Eğitim seviyesi yükseldikçe ekonomik şiddet azalırken, ısrarlı takip ve dijital şiddet oranları arttı.
