Ekonomi
FORBES: Mehmet Şimşek kazanıyordu, sonra savaş başladı
Sorun sırf enerji şoku değil, gübre ve plastikte de darboğazlar başlıyor
İran Savaşı Türkiye Ekonomisindeki Toparlanmayı Sekteye Uğrattı
Özet:
2023 ortasında başlatılan ortodoks ekonomi programı ile önemli ilerleme kaydeden Türkiye ekonomisi, İran savaşıyla birlikte ciddi bir dış şokla karşı karşıya kaldı. Petrol fiyatlarındaki sert yükseliş, rezerv kaybı, enflasyon beklentilerindeki bozulma ve artan cari açık riski, ekonomi yönetiminin tüm dengelerini yeniden zorluyor.
Toparlanma Başlamıştı, Savaş Dengeleri Bozdu
2026 yılı başına kadar Türkiye ekonomisinde dikkat çekici bir iyileşme süreci yaşanıyordu:
- Moody’s tarafından gelen kredi notu artışları
- Kur korumalı mevduatın (KKM) ciddi ölçüde azaltılması
- Bankacılık sektöründe güçlü sermaye yapısı
- Orta Koridor’da artan ticaret hacmi
- Faiz indirim sürecinin başlaması
Bu gelişmeler, ekonomi yönetiminin uyguladığı programın sonuç vermeye başladığını gösteriyordu.
Ancak ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonlarıyla başlayan süreç:
👉 Petrol fiyatlarını kısa sürede 72 dolardan 119 dolara taşıdı
👉 Programın temel varsayımlarını geçersiz hale getirdi
Rezervler Hızla Eriyor, Kur Baskısı Artıyor
Savaşın ilk etkisi döviz piyasasında hissedildi.
- TCMB, lirayı savunmak için 26 milyar doların üzerinde rezerv sattı
- Yaklaşık 22 ton altın satıldı, ek olarak swap işlemleri yapıldı
- Brüt rezervler 218 milyar dolardan 178 milyar dolara geriledi
Aynı dönemde özel sektörün:
👉 197,6 milyar dolarlık döviz açık pozisyonu bulunuyor
Bu durum, kur üzerindeki baskıyı daha da artırıyor.
Üç Kanal: Savaş Ekonomiyi Nasıl Etkiliyor?
1. Enflasyon Şoku
- Hanehalkı yıl sonu enflasyon beklentisi: %49,9
- TCMB hedefi: %15–21
Bu büyük fark:
👉 Politika güvenilirliğinin zedelendiğine işaret ediyor
Mart enflasyonu %30,9 ile beklentilerin altında gelse de:
👉 Enerji fiyatlarının etkisi henüz tam yansımış değil
2. Bütçe Üzerindeki Baskı
Hükümet, enerji fiyat artışlarını sınırlamak için:
- Akaryakıtta vergi indirimi uyguluyor
- BOTAŞ sübvansiyonlarını artırıyor
Sonuç:
- Enerji sübvansiyonları 300 milyar TL’den 950 milyar TL’ye çıkabilir
- Bu kalem, bütçe açığının yaklaşık %25’ine ulaşabilir
👉 Mali disiplin ciddi şekilde zayıflıyor
3. Cari Açık Riski
Türkiye’nin enerji bağımlılığı:
- Petrol: %90+
- Doğalgaz: %96
Her 10 dolarlık petrol artışı:
👉 Cari açığı 4,5–5 milyar dolar artırıyor
Yeni tahmin:
- Cari açık: 45 milyar dolar (önceki: 30 milyar dolar)
Ayrıca:
👉 100 milyar doların üzerinde dış borç çevrimi gerekiyor
Görünmeyen Riskler: Zincirleme Etki Başladı
Savaşın dolaylı etkileri daha da kritik:
Sanayi
- PMI: 47,9 (daralma bölgesi)
- Kredi faizleri %50+
Tarım ve Gıda
- Gübre fiyatları artıyor
- Bu durum gıda enflasyonunu tetikleyecek
Turizm
- Orta Doğu turistlerinde sert düşüş
- Avrupa talebinde zayıflama
👉 Cari açığın en önemli finansman kalemlerinden biri risk altında
Ekonomide “Üçlü Açmaz” Derinleşiyor
Merkez Bankası şu üç hedefi aynı anda yürütmeye çalışıyor:
- Kur istikrarı
- Bağımsız para politikası
- Sermaye hareket serbestisi
Ancak klasik iktisat teorisine göre:
👉 Bu üçü aynı anda sürdürülemez
Bu nedenle:
- Politika faizi %37’de tutuldu
- Ancak efektif faiz %40’a yaklaştı
👉 Piyasada örtülü sıkılaşma uygulanıyor
Siyasi ve Ekonomik Mesaj Ayrışıyor
Ekonomi yönetimi uluslararası yatırımcılara:
👉 “Türkiye yeniden cazip yatırım merkezi oluyor” mesajı veriyor
Ancak iç politikada:
- Yüksek faiz eleştirileri artıyor
- Reel sektör baskı altında
Bu durum:
👉 Programın sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri yaratıyor
Sonuç: Program mı, Kriz Yönetimi mi?
Türkiye ekonomisi son iki yılda önemli bir dengeleme sürecine girmişti.
Ancak İran savaşıyla birlikte:
- Enerji fiyatları yükseldi
- Enflasyon beklentileri bozuldu
- Rezervler hızla eridi
Bugün gelinen noktada kritik soru şu:
👉 Türkiye hâlâ bir istikrar programı mı yürütüyor,
👉 yoksa günlük kriz yönetimine mi geçmiş durumda?
Bu sorunun cevabı:
- Petrol fiyatlarının seyrine
- Hürmüz Boğazı’nın durumuna
- Küresel finans koşullarına bağlı
