Sosyal Medya

Ekonomi

Türkiye, Nominal Milli Gelirde Dünyanın 16., Satın Alma Gücünde Avrupa’nın 4. Büyük Ekonomisi Oldu…

Türkiye ekonomisi yeni küresel düzeyde konumunu güçlendiriyor. Türkiye, Nominal Milli Gelirde Dünyanın 16., Satın Alma Gücünde Avrupa’nın 4. Büyük Ekonomisi Oldu...

Türkiye, Nominal Milli Gelirde Dünyanın 16., Satın Alma Gücünde Avrupa’nın 4. Büyük Ekonomisi Oldu…

Turkuvaz Medya, Türkiye finans dünyasının liderlerini ve karar vericilerini bir araya getiren 5. Finansın Geleceği Zirvesi & 13. Para Sohbetleri Zirvesi gerçekleşti.

Türkiye ekonomisi 2025 sonunda milli gelirini 1,5 trilyon doların üzerine taşımaya hazırlanırken, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz küresel ekonomik düzende yaşanan dönüşüme dikkat çekti. Yılmaz, Türkiye’nin nominal milli gelirde dünyanın 16., satın alma gücü paritesine göre ise Avrupa’nın 4. büyük ekonomisi konumuna yükseldiğini ve tarihi olarak ilk kez İtalya’yı geçtiğini vurguladı.

Turkuvaz Medya tarafından düzenlenen 5. Finansın Geleceği Zirvesi & 13. Para Sohbetleri Zirvesi, finans sektörünün liderlerini, düzenleyici kurumları ve Türkiye ekonomisinin yol haritasını şekillendiren üst düzey karar vericileri bir araya getirdi. Zirvede, küresel ekonomik dengelerin yeniden tanımlandığı bir dönemde Türkiye’nin güçlü ekonomik performansı, finansal mimarisinin dönüşümü ve teknoloji odaklı büyüme stratejileri ele alındı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın değerlendirmeleri, Türkiye’nin küresel ekonomideki yükselen konumunu—özellikle milli gelirde 1,5 trilyon dolar eşiği, Avrupa’nın 4. büyük ekonomisi olma başarısı ve İtalya’yı geride bırakması zirvenin en önemli gündem başlıklarından biri oldu.

Borsa İstanbul Genel Müdürü Korkmaz Ergün: “Büyüme ve teknolojide küresel standartları yakalayan bir finansal güç merkeziyiz”

Borsa İstanbul’un sürdürülebilir büyümenin desteklenmesi adına şirketlerin finansmanına önemli katkılar sağladığına dikkat çeken Borsa İstanbul Genel Müdürü Korkmaz Ergün, “Son 5 yılda borsada işlem gören şirket sayısı 200 artarak 600’e yaklaştı. Bu şirketler, toplam işlem hacminin dörtte birini oluşturuyor. Günlük işlem hacmi ise 25 milyar TL’den 200 milyar TL’ye yükseldi. Ayrıca, borsada yaklaşık 8.300 borçlanma aracı işlem görüyor” dedi.

BİST’in Dünya Borsalar Federasyonu’ndan teknoloji ödülü aldığına belirten Ergün, bilgi teknolojileri altyapısına yaptıkları yatırımlar hakkında da bilgi vererek, “Sürekli yapılan sistem geliştirmeleri ile emir sayısı kapasitesini 8 kat, işlem sayısı kapasitesini 7 kat ve emir iletim hızımızı 4 kat artırdık. Yatırımcılarımıza güvenli, hızlı ve uluslararası standartlarda bir piyasa erişimi sunuyoruz. Yeni veri merkezimizi kısa süre içinde devreye almayı planlıyoruz. Operasyonlarımıza yapay zeka kullanımını artırıyor, takas süresini T+2’den T+1’e indirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ayrıca, geliştirdiğimiz teknolojiyi yurt dışında diğer borsalara sunarak küresel ölçekte büyüyoruz” dedi.

SPK Başkanı İbrahim Ömer Gül: “Daha derin ve kapsayıcı bir sermaye piyasası oluşturuyoruz”

Sermaye piyasalarının son yıllarda güçlü bir gelişim göstererek yatırımcı tabanını genişlettiğini, artan halka arzlar ve sürdürülebilir finansman araçlarıyla daha görünür hale geldiğini belirten SPK Başkanı İbrahim Ömer Gül, Bugünün küresel ekonomik görünümünde belirsizlikler ile hızlı yapısal dönüşümlerin aynı anda derinleştiği bir dönemin içindeyiz. Teknolojik yeniliklerin sağladığı ivme sayesinde finansal piyasalarımız, esneklik, derinlik ve tabana yayılma kapasitesi bakımından tarihsel olarak önemli bir seviyeye ulaşmış durumda. Bu nedenle hem dünyada yaşanan gelişmeleri hem de Türkiye’nin bu dönüşüm sürecindeki konumunu doğru okumak büyük önem taşıyor. Bugüne kadar 200’ün üzerinde şirketin halka arzı gerçekleşmiş, milyonlarca yatırımcı sermaye piyasalarımıza dâhil olmuştur. Bu olumlu tabloyu kalıcı kılmak için piyasa altyapısını güçlendirmek, şeffaflığı artırmak, yatırımcıyı korumak ve finansal okuryazarlığı geliştirmek temel önceliklerimiz arasında yer almaya devam edecektir” dedi.

Gül, Sermaye Piyasası Kurulu olarak vizyonunu, daha güçlü ve güvenilir piyasalar oluşturmak, ürün çeşitliliğini artırarak daha derin ve kapsayıcı bir sermaye piyasası yapısı inşa etmek ve dijitalleşmenin sağladığı tüm imkanlarla yatırımcı erişimini kolaylaştırmak üzerine kurulduğunu belirtti.

BDDK Başkanı Prof. Dr. Şahap Kavcıoğlu: “Bankacılık sektörümüz ekonomimizin omurgası olmaya devam ediyor”

Sağlam bir finansal mimari sürdürülebilir büyümenin temeli olarak nitelendiren BDDK Başkanı Prof. Dr. Şahap Kavcıoğlu, bankacılık sektörünün son yıllarda küresel belirsizliklere rağmen güçlü sermaye yapısı, düşük takip oranları ve yüksek likiditesiyle ekonomimizin omurgası olmaya devam ettiğine dikkat çekti.

Dünya finansı köklü bir dönüşümden geçerken dijitalleşmenin rekabetin kurallarını yeniden yazdığına dikkat çeken Kavcıoğlu, BDDK’nın olarak bu dönüşümü izleyen değil, yön veren bir yaklaşım benimsediğini belirtti. Şahap Kavcıoğlu, uluslararası standartlarla uyumlu, öngörülebilir ve etkin düzenleme-­denetim çerçevemiz; sektörün rekabetçiliğini, risk yönetim kapasitesini ve teknolojiye uyum hızını güçlendirdiğini söyledi.

2025–2028 Stratejik Planıyla finansal istikrarı artırmayı, piyasa derinliğini geliştirmeyi, dijital ve sürdürülebilir finans ekosistemlerini güçlendirmeyi hedeflediklerini belirten Kavcıoğlu, “Amacımız, Türkiye’nin finansal mimarisini daha kapsayıcı, daha dirençli ve geleceğin ihtiyaçlarına daha hazır bir yapıya kavuşturmaktır. Bu doğrultuda, bankacılık ve banka dışı mali kuruluşların finansal ve operasyonel sağlamlığını destekleyen, uluslararası standartlara uyumu artıran, risk yönetimini, siber güvenliğini ve veri kalitesini güçlendiren adımları atmaktayız” dedi.

Dijital finans, sürdürülebilir finans ve katılım finansı ekosistemlerini birlikte ele aldıklarını belirten Kavcıoğlu, “Bireysel bankacılıkta şeffaflığı ve analiz kapasitesini yükseltiyoruz. Risk temelli denetimi güçlendirirken, açık bankacılık ve servis modeli bankacılığına uyumu, iş sürekliliğini ve iklim risklerine yönelik stres testlerini somut hedeflerle takip etmekteyiz” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu: “Türkiye finans ekosistemi dijitalleşme ve yapay zeka ile yeni bir döneme giriyor”

Bankacılıktan sigortaya, sermaye piyasalarından fintech ekosistemine kadar Türkiye’de dijitalleşme, dünya örneklerinin önüne geçen bir başarı hikayesine dönüştüğüne dikkat çeken Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu, “Yaklaşık 1000 finansal teknoloji şirketinin büyüme hızına baktığımızda, Türkiye’nin bu alanda sadece iç pazarda değil, bölgesel ölçekte de bir aktör olma potansiyelinin güçlendiğini görüyoruz. Önümüzdeki dönemin en kritik sınamasının yapay zeka olduğunu düşünüyoruz. Regülasyonun yoğun olduğu bir alanda yapay zekâ entegrasyonunun doğru çerçevede ilerlemesi, sektörün geleceği açısından belirleyici olacak. Bunun yanında sürdürülebilirlik ve yeşil finansman, Avrupa başta olmak üzere küresel ekonomide hızla öne çıkarken COP31’in ülkemizde düzenlenecek olması sektörümüz için büyük bir fırsat teşkil ediyor” dedi.

Yapay zeka ve sürdürülebilirliğin yanı sıra finans sektöründe bir diğer önemli başlığın katılım finans olduğunu belirten Dağlıoğlu, “Katılım finans daha adil ve kapsayıcı bir finansal mimari hedefiyle Türkiye’nin küresel vizyonunda önemli bir yer tutuyor. Mevzuat adımları, ürün çeşitliliği ve uluslararası işbirlikleri ile bu ekosistemin bölgesel ölçekte güçlenmesini hedefliyoruz. Türkiye bugün bölgesinin en güçlü üretim, AR-GE ve lojistik merkezi; aynı dönüşümün finans sektöründe de gerçekleşeceğine inanıyoruz” dedi.

Finans sektörünün yalnızca Türkiye’de değil, yakın coğrafyamızda Türkiye merkezli aktörler tarafından şekillendirilmesi gerekliliğine de dikkat çeken Dağlıoğlu, “Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye artık bölgesel bir ekonomik aktör konumuna geldi. Bölgenin en büyük ihracat merkezi, en büyük Ar-Ge ve inovasyon üssü, uluslararası işbirliklerinin bölgesel yönetim merkezi Türkiye. Bunun finans sektöründe de önemli ölçüde başarıldığını düşünüyorum. Kıymetli bankalarımızın bölgede önemli operasyonları var; ancak Türkiye’nin bu bölgesel aktör konumunu finans alanında daha da güçlendirmemiz gerektiğine inanıyorum” dedi.

T.C. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: “Dünya, korumacılığın yükseldiği yeni bir ekonomik döneme giriyor”

5. Finansın Geleceği Zirvesi’nin bir diğer önemli konuşmacı ise Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz idi. Türkiye ve küresek ekonomi üzerine çarpıcı açıklamalarda bulunan Yılmaz, dünya ticareti artık büyümeyi sürüklemediğini; daha kapalı bir küresel düzene doğru ilerlendiğini belirtti.

Eski kurallara dayalı liberal düzenin zayıfladığını dikkat çeken Yılmaz, “Geçmişte dünya ticareti ekonomik büyümenin üzerinde seyrederdi. Bugün ise tam tersi yaşanıyor. 2030’lara giderken dünya büyümesinin ticaretin üzerinde seyretmesi, küresel ekonominin yönünü değiştiren çok kritik bir veri” dedi.

“Dış koşullar zor ama Türkiye için 2026 daha destekleyici bir yıl olacak”

“Her ne kadar ideal olmayan bir konjonktürle karşı karşıya olsak da, Türkiye açısından 2025’e göre 2026’nın daha olumlu bir dış çevre sunacağını öngördüklerini belirten Cevdet Yılmaz, Avrupa ve MENA bölgelerindeki toparlanmanın, ihracatımız için önemli bir fırsat oluşturduğunu söyledi.

Türkiye son 23 yılda dünya ortalamasının çok üzerinde büyümeyi başararak tarihsel bir yakınsama sürecine girdiğine belirten Yılmaz, “Türkiye ekonomisi son 23 yılda yıllık ortalama yüzde 5,4 büyüdü. Dünya ortalaması aynı dönemde yüzde 3,5’ti. Bu fark küçük görünse de uzun dönemli etkisi çok büyüktür; bugün kişi başına gelirimizin AB ortalamasına oranı yüzde 38’den yüzde 70’e yükselmiş durumda” dedi.

“Türkiye, yüksek gelirli ülke sınıfına geçiş eşiğinde”

“Enflasyonla mücadele birinci öncelik olduğuna kaydeden Cevdet Yılmaz, ancak bunu yaparken büyümeyi ve istihdamı feda etmeyen dengeli bir politika seti uygulamaya devam edileceğini belirtti. Yılmaz sözlerine şöyle devam etti: “Hedefimiz, oluşturduğumuz kapasiteyi koruyarak Türkiye’yi daha yüksek gelirli bir ekonomi haline getirmek. Türkiye büyümeyi sağladı, reel ekonomiyi güçlü tuttu, kapasitesini belirli bir noktaya taşıdı. Şimdi önceliğimiz enflasyonu düşürmek ve finansal piyasalarda istikrarı tesis etmek. Ancak bunu yaparken büyümeyi ve istihdamı feda etmeyen dengeli bir politika seti uyguluyoruz. Ekonomi yönetiminde temel yaklaşımımız nettir: Kapasiteyi koruyarak, istihdamı güçlendirerek ve finansal istikrarı sağlayarak Türkiye’yi bir üst aşamaya taşımak. Bu dengeyi korumak için yoğun bir çaba içerisindeyiz. Dünya Bankası’nın Atlas yöntemine göre Türkiye 2002’de alt orta gelir grubundaydı. Bugün ise ilk kez yüksek gelirli ülkeler kategorisine geçme eşiğine geldi. Bu, ekonomik tarihimizde önemli bir dönüm noktasıdır.

Türkiye pandemi döneminde kapasitesini koruyan nadir ekonomilerden biri olduğunu söyleyen Cevdet Yılmaz, “Bazı ülkelerin yetkilileri açıkça ifade ediyor: ‘Pandemide büyük hata yaptık, üretim kapasitemizi kaybettik ve hala toparlanamıyoruz.’ Bugün bile pandemi öncesi seviyesine gelememiş ekonomiler var. Türkiye ise bu süreci son derece iyi yönetti ve üretim kapasitesini koruyarak bu dönemden güçlenerek çıktı.

Ekonomi yönetiminde temel yaklaşımımız nettir: Kapasiteyi koruyarak, istihdamı güçlendirerek ve finansal istikrarı sağlayarak Türkiye’yi bir üst aşamaya taşımak. Bu dengeyi korumak için yoğun bir çaba içerisindeyiz” dedi.

“Tüm zorluklara rağmen Türkiye pozitif büyüme patikasını sürdürüyor”

Türkiye’nin yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 3,7 büyüdüğünü hatırlatan Yılmaz, ilk 9 aydaki tablonun da benzer olduğuna işaret etti.  Sanayide yüzde 6,5, hizmetlerde yüzde 4,6 büyüme gördüklerini belirten Cevdet Yılmaz, sadece tarım alanında daralma yaşandığını ve bu daralmanın politika değil, aynı yılda hem don hem kuraklık yaşanmasından kaynaklandığını ifade etti.

“2025 sonunda milli gelirin 1,5 trilyon doları aşmasını bekliyoruz”

Nominal milli gelirimizin 1,5 trilyon doları aşacağını belirten Cevdet Yılmaz, “Bu önemli bir eşiktir. “Orta Vadeli Program’da 2025 için yüzde 3,3 büyüme öngördük, yıl sonunda bunun biraz üzerinde bir gerçekleşme bekliyoruz.  IMF tahminlerinin gerçekleşmesi halinde, Türkiye nominal milli gelirde dünyanın 16. büyük ekonomisi konumuna yükselecek. Türkiye geçen yıl satın alma gücü paritesine göre dünyanın 12. büyük ekonomisiydi. Bu yıl 11’e yükseleceğiz. Bu da Türkiye’nin tarihimizde ilk kez İtalya’yı geçerek Avrupa’nın 4. büyük ekonomisi olması demek” dedi.

“Planlama vizyonumuz gerçek oldu: Türkiye, İtalya’yı geride bıraktı”

1960’larda Devlet Planlama Teşkilatı kurulurken Türkiye için hedef olarak İtalya referans alındığını hatırlatan, “Bugün, satın alma gücü bakımından ilk kez İtalya’nın üzerine çıkıyoruz. Bu, Türkiye’nin kalkınma hikayesindeki önemli kırılma noktalarından biridir” dedi.

Turkuvaz Medya Marka ve Pazarlama Grup Başkanı Sinan Köksal: “Amacımız, sürdürülebilir bir finans platformu oluşturmak”

Finans sektörü bugün yalnızca ekonomik büyümenin itici gücü değil; risklerin yönetildiği, sürdürülebilirliğin desteklendiği ve yatırımların yön bulduğu stratejik bir alan hâline geldiğini belirten Turkuvaz Medya Marka ve Pazarlama Grup Başkanı Sinan Köksal,  “Turkuvaz Medya Grubu olarak amacımız, yalnızca bir etkinliğe ev sahipliği yapmak değil; Türkiye’nin finansal farkındalığını, bilgi birikimini ve rekabet gücünü artıracak sürdürülebilir bir platform oluşturmaktır. Ekonominin nabzını tutan bu tür buluşmaların çoğalmasını ve güçlenmesini bu nedenle önemsiyoruz” dedi.

5. Finansın Geleceği Zirvesi & 13. Para Sohbetleri Zirvesi, Emlak Katılım, Fiba Faktoring, Halkbank, İstanbul Finans Merkezi, Takas İstanbul/Takasbank, Tera Holding/Tera Bank, Trendyol, Turkcell, Türk Altın/Koza, THY, Türk Telekom, Vakıf Yatırım ve Ziraat Bankası’nın ana sponsorluğunda; Arsavev ve Kuzu Grup’un co-sponsorluğunda ve  Artaş, Cengiz Holding, Corendon Airlines, Ekmas İnşaat, Finansal Kurumlar Birliği, Integral Yatırım, Koleksiyon Mobilya, Limak, PhillipCapital, Torkam, Zeren Group, Kuzey Marmara Otoyolu, Rams  ve Zeren Group’un destek sponsorluğunda gerçekleşecek.

BAKMADAN GEÇME

  • Garanti BBVA Portföy’den Rekor Büyüklük: Yatırımcı Güveniyle 1 Trilyon Lira

    Garanti BBVA Portföy, yönettiği yatırım fonlarının toplam büyüklüğünün 1 trilyon lirayı geçtiğini açıkladı. Bankadan yapılan bilgilendirmeye göre, 15 Ocak tarihli TEFAS verilerine göre, şirketin portföy yönetimindeki yatırım fonlarının toplam değeri 1 trilyon lirayı aşarak sektörde önemli bir dönüm noktasına ulaştı.

  • Türkiye’nin Kısa Vadeli Dış Borç Stoku Kasım’da Azaldı

    Türkiye’nin kısa vadeli dış borç stoku, Kasım ayı itibarıyla bir önceki aya göre %1,3 azalarak 163,7 milyar dolar seviyesine geriledi.

  • Japonya’nın İlk Kadın Başbakanı Takaichi, Erken Seçime Gidiyor

    Ekim ayında Japonya’nın ilk kadın Başbakanı Sanae Takaichi’den dikkat çeken bir adım geldi. Japon Başbakan Takaichi, bugün yaptığı açıklamada erken seçim kararı aldığını duyurdu. Kendisinin Liberal Demokrat Parti’deki (LDP) lider değişikliği sonucunda başbakan olduğunu ve Japonya Inovasyon Partisi (JIP) ile yeni bir koalisyon hükümeti kurduğunu hatırlatan Takaichi, "Bu kapsamda uygulayacağımız politikaların çoğu, LDP’nin son Temsilciler Meclisi seçimlerindeki kampanya vaatleri arasında yer almamıştı" dedi.

  • Euro Bölgesi Enflasyonu Aralık’ta Hedefe Yaklaştı

    Euro Bölgesi’nde yıllık enflasyon Aralık ayında %1,9’a geriledi. Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat), Avrupa Birliği (AB) ve Euro Bölgesi’nin Aralık ayı enflasyon verilerini açıkladı.

  • Javier Blas: İran Petrolü İçin Asıl Risk Bombalar Değil, Grevler

    İran denildiğinde enerji piyasalarının aklına ilk olarak askeri gerilimler ve Hürmüz Boğazı riski geliyor. Ancak Bloomberg Opinion yazarı Javier Blas’a göre, İran petrol arzı açısından asıl tehlike askeri çatışmalar değil, ülkenin derinleşen ekonomik kriziyle tetiklenebilecek işçi grevleri. Tarihsel deneyim, göz ardı edilen bu riskin petrol üretimi üzerinde çok daha yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor.

  • Grönland Krizi Derinleşiyor: Avrupa, ABD’ye Karşı “Ticaret Bazukası” Seçeneğini Masada Tutuyor

    ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland üzerinden Avrupa’ya yönelik yeni tarife tehdidi, transatlantik ilişkilerde gerilimi tırmandırdı. Brüksel’de olağanüstü diplomasi trafiği başlarken, Avrupa Birliği’nin daha önce hiç kullanmadığı “Anti-Zorlama Aracı” (ACI) dahil sert ekonomik karşılıkları değerlendirdiği bildiriliyor. Piyasalar ise bu belirsizliği sert satışlarla fiyatlıyor.

  • IMF’den Yeni Rapor: Türkiye’nin Büyüme Tahminini Nasıl Yorumladılar?

    Uluslararası Para Fonu (IMF), Türkiye ekonomisinin bu yıl ve gelecek yıl için büyüme tahminlerini yukarı yönlü revize etti. IMF, Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nun Ocak 2026 sayısını “Küresel Ekonomi: Ayrışan Güçler Arasında İstikrar” başlığıyla yayımladı. Raporda, Türkiye ekonomisinin büyüme öngörülerinde artışa gidildiği belirtildi.

  • Trump’ın Grönland Hamlesine AB’den Misilleme Planı

    Avrupa Birliği başkentleri, ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı kontrol altına alma yönündeki girişimine karşı çıkan NATO müttefiklerini hedef alan tehditlerine yanıt olarak, ABD’den yapılan yaklaşık 93 milyar euroluk ithalata gümrük vergisi uygulanmasını ya da Amerikan şirketlerinin AB iç pazarına erişiminin kısıtlanmasını masaya yatırdı. Bu gelişme, transatlantik ilişkilerde son on yılların en ciddi gerilimlerinden biri olarak görülüyor.

  • PİYASA ANALİZ: Trump’ın Tarife Hamlesi Risk İştahını Bozdu, Güvenli Limanlar Işıldıyor

    Küresel piyasalar haftaya belirgin bir riskten kaçış havasıyla başladı. ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland merkezli tarife restleşmesi, jeopolitik tansiyonu yeniden yükseltirken, hisse senetlerinde baskı, kripto varlıklarda geri çekilme ve güvenli limanlara güçlü bir yöneliş görüldü. Altın ve gümüş “para gibi” davranarak tarihi zirveleri test ederken, döviz cephesinde euro, yen ve İsviçre frangı öne çıktı. Türkiye varlıkları ise küresel dalgalanmaya rağmen pozitif ayrışmasını sürdürdü.

  • Ekonomik Kriz Ortamında Dikkat Çeken Adım: İzmir’de 11 Zincir Market Güçlerini Birleştirdi

    İzmir’de faaliyet gösteren 11 zincir market, güçlerini birleştirerek yeni bir ticari yapılanmaya gitti. Kurulan şirketin ilk mağazasının şubat ayında Menderes’te hizmete girmesi planlanıyor. Ortak girişimin kamuoyuna tanıtımı ise Gaziemir’de gerçekleştirilen bir basın toplantısıyla yapıldı.

  • Barış Soydan Yazdı…’Fintekte Sorunlar Merkez Bankası’na Devirle Başladı, Acil Müdahale Zamanı’

    2025 yılı elektronik para ve ödeme kuruluşları açısından neredeyse bir kaos ve yıkım yılı olarak geride kaldı. Savcılık operasyonları, lisans iptalleri, faaliyetlerin askıya alınması gibi hukuki ve idari kararlar tüm yıl boyunca gündemdeydi. Daha da kötüsü, finansal sistemin bu parçası bir süredir ciddi bir şeffaflık ve güven krizinin içine girmiş durumda; söylentiler ve spekülasyonlar hâlâ devam ediyor. Artık bir kırılma noktasına gelindiği açık. Bir tarafta genç nüfus, yüksek dijital adaptasyon, güçlü bankacılık altyapısı ve dev elektronik ticaret hacmiyle bölgesel bir “fintek merkezi” olabilecek kapasite var. Diğer tarafta ise giderek daha sık anılan suç ve bahis gelirleri, kara para, şüpheli transferler tartışmaları… Bugün fintek sektörü başarı hikâyeleriyle değil bu tür risk başlıklarıyla gündeme geliyorsa, bunun sebebi sadece “birkaç kötü örnek” değil. Esas faktör daha derinde, yapısal ve sistemsel sorunlarda.

  • Konut Fiyat Endeksi 2025’te Reel Olarak Geriledi

    Konut Fiyat Endeksi, 2025 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre yüzde 0,2 artarken, yıllık bazda yüzde 29 yükseldi. Ancak endeks, 2025 yılı genelinde reel olarak yüzde 1,4 oranında değer kaybetti.

  • Suriye’de Kürt otonomisine darbe

    Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şaraa’nın Kürtleri Suriye vatandaşı olarak tanıması ve bazı kültürel hakları resmen kabul etmesi, uluslararası kamuoyunda temkinli bir iyimserlik yarattı. Ancak sahadaki askeri ve siyasi gelişmeler, bu adımların kalıcılığı ve Suriye’nin kuzeydoğusundaki Kürt yönetiminin geleceği konusunda ciddi belirsizlikler olduğunu gösteriyor. Uzmanlara göre, Şam yönetiminin temel hedefi, ülke genelinde merkezi otoriteyi yeniden tesis etmek.

Benzer Haberler