Sosyal Medya

Güldem Atabay

Güldem Atabay: Enflasyonda iyi, kötü, çirkin…

Ekonomik olarak 90’lara değiliz ama 90’ların yolunu döşeyen 1983-89 dönemini andıran bir süreçteyiz. %25-35 aralığında kronikleşecek enflasyon aynı AKP’den CHP’ye geçen birçok belediyedeki SGK borcu sorununa benzer bir yapının taşlarını örmekte.  

Güldem Atabay: Enflasyonda iyi, kötü, çirkin…

Yıllık enflasyonda düşüş-Baz etkisi: Geçen yıl ağustosta aylık %9,1 yerine bu sene aylık %2,47 açıklanan TÜFE enflasyonu sayesinde 12 aylık birikimli enflasyon %62’den %52’ye indi. Buna baz etkisi deniyor.

Haziran 2024’ten bu yana açıklanan her aylık enflasyon verisi 2023 yılının eş döneminde açıklanan aylık enflasyon oranlarının altında kaldığı için 12 aylık enflasyon düşüyor. Daha net ifadeyle, enflasyonun artış hızı yavaşlıyor.

Mayıs 2024’te %75,45 ile 2024 zirvesine ulaşan yıllık TÜFE enflasyonu işte bu baz etkisi ile düşme yolunda. Her açıklanan aylık enflasyon seviyesi bir önceki senenin aynı ayının altında olduğu sürece yıllık enflasyon artış hızı yavaşlamaya devam edecek.  Bu baz etkisi de muhtemelen 2025 Ekim ayına kadar devam edecek. Baz etkisinin en güçlü halinin devam ettiği Temmuz-Eylül 2024 dönemindeyiz. Bu etki 2025’in sonlarına kadar devam etse de etkisi giderek azalarak devam edecek.

Örneğin: Eylül enflasyonu geçen yıl %4,75 idi. İçinde bulunduğunuz ayda %2,5 olarak açıklansa yıllık enflasyon bu sefer de %52’den %48,7’ye inmiş olacak. Ancak aylık ortalama fiyatlardaki artış devam ediyor olacak.

Enflasyondaki ivme kaybının nerede duracağını da kabaca hesaplamak mümkün. TCMB’nin iç talep, dış talep, TL’nin değeri, beklentiler, fiyatlama davranışları ve üretimdeki yapısallıklara dayandırdığı varsayımlarına göre:

“2024 sonu orta noktası %38 olmak üzere, (büyük olasılıkla) %42’de,

2025 yılı sonunda orta noktası %14 olmak üzere (büyük olasılıkla) %21” olacak.  

  • %38 resmi 2024 nokta hedefinin gerçekleşmesi için Eylül-Aralık döneminde aylık enflasyonun en fazla %1,13 olması gerek.
  • %42’ye gerilemesi içinse kalan dört ayda aylık enflasyonun en fazla %1,9 olması gerek.

Peki bu iki beklenti mümkün mü?

Ağustos enflasyon detaylarına bakalım.

  1. Ağustos 2024 şoku hariç, %2,47 ile son 20 yılın en yüksek ağustos ayı enflasyonu ile karşı karşıyayız. Mevsimsellikten arındırıldığında manşet enflasyon %3,2. 2018’de Rahip Brunson krizi diye bilinen kur hareketi uygulanan yanlış büyüme politikaları sonucu ortaya çıkan sürdürülemez cari açık sonucuydu. Başkanlık sistemine geçildiği, Albayrak ekolünün yönettiği Türkiye ekonomisinde 2018’den bu yana enflasyon açısından hep en hafif ay olan ağustos ayına ait enflasyon verileri geçmiş dönem ortalamalarının üzerinde.

  1. Aylık resmi beklentilerle gerçekleşmeler hala uzak. Mevsim etkilerden arındırılmış çekirdek enflasyon %3’ün üzerinde. TCMB’nin beklentisi aylık %1,5 seviyesine yakınsama işareti vermiyor.
  2. TL’nin reel değerindeki artış ve tarım üretiminden yardım. TL’nin sepet bazında sene başından bu yana değer kaybı %15, aynı dönemde gerçekleşen birikimli TÜFE enflasyonu %32. Sepet bazında TL’deki 12 aylık değer kaybı da %29, yıllık enflasyon %52. Faiz artışları yanından TCMB TL’yi enflasyonda ikinci temel aracı olarak kullanmaya devam ediyor.  TL’deki baskılanma mal grubu fiyatlarını aşağı yönde baskılıyor.  Taze meyve sebze fiyatları üretim döneminde ve ağustosta aylık %10 düştü. Çiftçi yaralı, borcunu artırarak üretmeye devam ediyor. TL’deki baskılanmaya ve tarımsal üretimden gelen desteğe rağmen aylık mal fiyatları artışı %1,5’la ancak TCMB’nin hedefinde. TL’de son çeyrekte aylık değer kaybının %1,5-2,5 arasına hızlanması beklenmeli. Sebze-meyve fiyatlarındaki sert düşüş ise devam etmeyecek.
  3. HMB Şimşek’in vurguladığı “gıda ve alkolsüz içecekler” grubundaki aylık enflasyon rakamının eksi %1,1 olması ise mevsimsellik kaynaklı. İşlenmemiş gıda fiyatları %4,89 gerilerken işlenmiş gıda fiyatları enflasyonun aylık %2,37 olması Şimşek’in üzerini örttüğü bir durum.  İşlenmiş gıda fiyatları enflasyonu hedeflerle uyumlu değil, halen çok yüksek.
  4. Hizmetler grubu enflasyonu sorunlu, beklentilere doğru kırılma yok. Hizmetlerdeki aylık fiyat artışı %4,6’a fırladı. Kira aylık %7,4 ve yıllık %121’de. Ulaştırma aylık %9 ve yıllık %67. Eğitim ise çok sorunlu, aylık fiyat artışı %11’le yıllık seviyeyi %121’e taşımış oluyor.

Hizmet fiyatlarındaki katılık, Eylül 2021-Haziran 2023 aşırı faiz indirimleri (özetle Nas politikası) döneminin kötü sonucu. Mal fiyatları enflasyonu talep düşürülerek ve maliyet unsuru TL baskılanarak hedefe doğru yakınsa da, hizmet fiyatları beklentilerle daha çok bağlantılı. TCMB’nin kendi anketine göreyse beklentiler hanehalkı açısından da reel sektör açısından da TCMB hedefleri ile tamamen uyumsuz.

Sonuç: Resmi hedefler gerçekçi değil, para politikasından ötesi gerekli, OVP ilk test

Bu veriler ışığında 2024 sonu TÜFE enflasyonu %43-45, 2025 sonu ise %28-30 civarına ancak gerileyebilir.

Bu şartlar altında faiz indirimi 2024  sonuna kadar beklenmez. Ancak ikinci çeyrekte önceki çeyreğe göre sadece %0,1 büyüyen – büyümeyen- Türkiye ekonomisi üçüncü çeyrekte daralmaya döndüğünde TCMB de aralık ayında bir faiz indirimi gerçekleştirebilir.

2024’ü önemli ölçüde tamamladık. 2025 hedeflerine ulaşmak uzun vadeli enflasyon seviyesinin netleşmesi açılarından çok daha önemli.

2025 sonu açısından %14 nokta hedefi ve hedefin üst bant sınırı olan %21 inandırıcı ve ulaşılabilir görünmüyor.

Para politikasının enflasyonla mücadelesine destekleyici politikalar eksik kaldığı için bu hedeflere ulaşılması için ekonomide önemli ölçüde daralma gerekiyor. Bu da şirket iflaslarında ve işsizlikte hızlı ivmelenme demek oluyor.

Enflasyonu reel sektörü ve düşük gelirli hanehalkını da kollayarak düşürme kapasitesi ise mevcut iktidar kadroları içinde açıkçası yok.  

Değişen para politikasına rasyonellik açısından eşlik etmeyen maliye politikasının nasıl yönetileceği orta ve uzun vadede Türkiye ekonomisinin yaşayacağı enflasyonda belirleyici. 5 Eylül Perşembe günü açıklanacak Orta Vadeli Plan’da yapılacak değişiklikler konuyu netleştirecek.

Hemen akla birkaç başlık gelmeli:

  • Bütçe açığının daha hızlı daraltılması,
  • Bütçe açığındaki daralmanın verimsiz kamu harcamaları odaklı gerçekçi tasarruf önlemleri üzerinden gelmesi,
  • Vergi reformunun sabit gelirli üzerindeki yükünün servet sahibi üzerine de kaydırılması,
  • Vergi muafiyetlerinin kaldırılması, muafiyetlerin odaklı şekle dönüştürülmesi,
  • Güven işareti olarak KÖİ projelerine yapılan ödemelerin mercek altına alınması, bu işleri yapan şirketlerin vergi ödemez halden vergi öder hale döndürülmeleri,
  • Sanayi ve tarım için uzun vadeli master planı yapılarak bütçenin bu planlara uyumlu hale getirilmesi.
  • Reform planları içinde kurumların güçlendirilmesi, siyasi etkilerden arındırılmasının eklenmesi. Parti devleti halinin sona ereceğine dair adımlar planlanması.

Daha detaylandırmak mümkün ve gerekli.

Siyaset ve enflasyon

Ekonomi yönetiminin ayrılmaz parçası elbette siyaset. Kurallı ekonomilerde değişen iktidarların kendi ekonomik ajandalarının devreye sokmaları doğal bir beklenti. Ancak, iktidarların değişimi ile değişecek ekonomik önceliklerin sınırsız hali Türkiye’nin enflasyonla mücadelesinde en önemli engel.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Anayasa’ya rağmen 4. Kez Cumhurbaşkanı seçilme isteği bir sır değil. Partisi AKP bu seçim için çalışmalara çoktan başlamış durumda. Fakat Erdoğan’a açılacak kapı ancak bir Anayasa değişikliği veya Meclis’in alacağı bir erken seçim kararıyla mümkün. Her iki seçenek de seçmenin önüne konacak sandık anlamına geliyor.

Sandıksa seçim ekonomisi demek.

Mevcut yönetim sistemi içinde seçim ekonomisinin aynı 2023 seçimi öncesi iki yılda izlendiği gibi aşırılıklara kaçmaması için bir neden yok. Keza kurumsal mekanizmalar yok edilmiş durumda. Bu durumda özellikle hanehalklarının ödemekte olduğu yüksek bedelle yavaşlatılan enflasyon oranı yeniden yönünü yuları çevirecek.

Daha net ifadeyle birkaç çeyrek ekonomik daralma, büyümenin %1,5 civarına inmesi ve çift haneye oturan manşet işsizlik oranı ile enflasyonu %20 civarına indirmek mümkün. 2021-2023 döneminde tüm uyarılara rağmen izlenen obezletici ekonomi politikaları ise hafızlarda hesabının sorulamaması ile de taze.

Cumhurbaşkanı Erdoğan açısından varoluşsal bir seçim devreye girdiğinde seçim kazanmak için benzer yapay büyüme oranlarının peşinde koşulması, benzer hasarlar verilmesi mümkün. Ayni şiddette sorumsuzluk olmasa dahi mevcut kuralsız ekonomi ortamında seçim dönemlerinde seçimsiz dönemde büyük maliyetlerle elde edilecek ekonomik istikrar kazanımlarının erimesi doğal.

Bu bile tek başına orta vadede Türkiye’de enflasyonun neden ortalama %25-30 civarında yapışkan bir aralıkta seyredeceğini anlatıyor.

Ekonomik olarak 90’larda değiliz ama 90’ların yolunu döşeyen 1983-89 dönemini andıran bir süreçteyiz. %25-35 aralığında kronikleşecek enflasyon aynı AKP’den CHP’ye geçen birçok belediyedeki SGK borcu sorununa benzer bir yapının taşlarını örmekte.

 

BAKMADAN GEÇME

  • Bütçenin KİT Yükü Katlanıyor: Görev Zararlarında 4 Yılda %1626 Rekor Yükseliş

    Bütçeden Kamu İktisadi Teşebbüsleri’ne (KİT) yapılan görev zararı ödemeleri 2025 yılında 411,3 milyar TL’ye ulaştı. Veriler, kamu kurumlarının mali tablosundaki…

  • Otokar, Romanya’ya 2 Milyar Liraya Yakın Tazminat Ödeyecek

    Otokar Otomotiv ve Savunma Sanayi AŞ, Romanya Milli Savunma Bakanlığına bağlı C.N. Romtehnica SA (Romtehnica) ile yapılan anlaşma kapsamında, yerel üretim hazırlıklarına ilişkin ara hedeflerin zamanında tamamlanamadığı ve ilk parti teslimatın gecikmesi gerekçeleriyle toplamda yaklaşık 2 milyar liralık tazminat ödemeyi kabul ettiğini açıkladı.

  • Tasarruf Söylemine Rağmen Harcamalar Zirvede: Cumhurbaşkanlığı Harcamaları 2025’te 15,8 Milyar TL’ye Ulaştı

    Cumhurbaşkanlığı’nın 2025 yılı harcamaları 15,8 milyar TL’ye ulaşarak önceki yıla kıyasla yüzde 26 oranında arttı. Harcamaların önemli bir bölümü yılın son döneminde yoğunlaşırken, yalnızca Aralık 2025’te yapılan 2,7 milyar TL’lik harcama aylık bazda rekor olarak kayıtlara geçti. Merkezi yönetim bütçe verileri, Cumhurbaşkanlığı harcamalarında son yıllarda dikkat çekici bir yükseliş eğilimine işaret ediyor. Tasarruf söylemlerine karşın, kamu harcamalarının özellikle 2025’in son çeyreğinde hız kazandığı görülüyor.

  • Eyüpspor Futbol Yatırımları A.Ş. Dahil 9 Şirkete Kayyım Atandı

    Süper Lig ekiplerinden Eyüpspor’un yönetimine TMSF tarafından kayyım görevlendirildi. İstanbul 12. Sulh Ceza Hâkimliği, devam eden soruşturma çerçevesinde Eyüpspor Futbol Yatırımları A.Ş.’nin de aralarında bulunduğu 9 şirkete kayyım atanmasına hükmetti.

  • Konkordato Takip: Bir dev, çok sayıda orta ölçekli firma da kervana katıldı

    2025 yılının ekonomi basınında en sık yer alan gündem maddelerinden biri konkordato ve iflaslar. Geçen sene pandemiden bu yana rekor kırılırken, bu yılda da şirketlerde yaprak dökümü devam ediyor. Birçok uzman açısından sayı olarak patlayan konkordato ve iflaslar, ekonomide yaşandığı iddia edilen ağır çekim çözülmenin yüzeye yansıması.

  • Konut Piyasasında 2026 Rotası: Fiyatlar ve Talep Yeniden mi Şekilleniyor?

    Türkiye gayrimenkul sektörü, son yılların en çalkantılı dönemlerinden birini geride bırakarak 2026 yılına giriyor. 2022-2024 yılları arasındaki "fiyat patlaması" ve 2025 yılındaki "reel düzeltme" dönemlerinden sonra, piyasa şimdi daha rasyonel bir dengenin izini sürüyor. Sektörün önde gelen analistleri ve veri devleri, 2026’nın bir "fiyat balonu" yılı değil, "ertelenmiş talebin dönüşü" yılı olacağına işaret ediyor.

  • Emekli maaşlarında yeni polemik: Çok uzun yaşıyorlar, iyi besleniyorlar

    En düşük emekli maaşının 20 bin lirada kalması ve asgari ücretin 28 bin 75 liraya yükselmesiyle milyonlarca emekli açlık sınırının altına sıkışırken, iktidar cephesinden gelen açıklamalar yeni bir polemiği tetikledi. AKP’li bir milletvekilinin “emekliler uzun yaşıyor” gerekçesi, siyasi tartışmayı alevlendirirken; veriler, emeklilerin uzun yaşamasından çok yetersiz beslenme ve sağlık riskleriyle karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor.

  • Parayı Anlama Rehberi II

    Parayı Anlama Rehberi II Hazine’nin gün içinde gerçekleştirdiği üç temel işleme yakından bakalım. Hazine, ana hesabını Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası…

  • Allianz GI 2026 Raporu: Gelişmekte Olan Piyasalarda İkinci Bahar

    Küresel makroekonomik dengeler, gelişmekte olan piyasalar lehine dönmeye devam ediyor. ABD ekonomisinin sert bir resesyon yerine "yumuşak iniş" senaryosunu takip etmesi, Fed’in faiz indirimlerine devam edeceği beklentisi ve likidite koşullarının pozitif seyri, 2026 yılının başında risk iştahını yüksek tutuyor.

  • ANALİZ: Wall Street Trump’ın Maceracılığını Cesaretlendiriyor

    Washington’dan gelen sert ve sarsıcı başlıklara rağmen Wall Street sakinliğini koruyor. Fed’in bağımsızlığına yönelik tartışmalar, İran ve Grönland kaynaklı jeopolitik riskler ve yeni ticaret tehditleri piyasaları kalıcı biçimde sarsmazken, güçlü risk iştahı ABD Başkanı Donald Trump’ın daha agresif ve sınırları zorlayan bir politika gündemi izlemesi için alan açıyor.

  • ABD’nin Grönland Çıkışı Ticaret Savaşını Tetikleyebilir 

    ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı ilhak etmeye yönelik söylemleri, Avrupa Birliği ile ABD arasında yeni bir ticaret savaşı riskini gündeme taşıdı. Fransa Maliye Bakanı Roland Lescure, böyle bir adımın transatlantik ekonomik ilişkileri ciddi biçimde zedeleyebileceği uyarısında bulunurken, analistler olası yaptırımların piyasaları sarsabileceğini belirtiyor.

  • TCMB Rezervlerinde Ocak Coşkusu,  Yabancı Alım Yapıyor

    9 Ocak haftası verileri ve 14 Ocak tarihli analitik bilanço tahminleri, TCMB’nin swap hariç net rezervlerinde ve yabancı yatırımcı girişlerinde çok güçlü bir performansa işaret ediyor. Özellikle altın fiyatlarının olumlu etkisiyle birleşen döviz girişleri, rezervlerdeki iyileşmeyi kalıcı bir trende dönüştürmüş durumda. Yabancı yatırımcılar da 2026'ya Türkiye varlıkları alarak girdi. 

  • Fitch Raporu: Küresel Arz Fazlası, Jeopolitik Risklerin Önüne Geçiyor

    Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, petrol piyasalarındaki son gelişmeleri değerlendiren kritik bir rapor yayımladı. Rapora göre, Orta Doğu ve…

Benzer Haberler