Sosyal Medya

Gündem

Bekir Ağırdır: Değerler, toplumda eskisi kadar açıklayıcı değil

Veri Enstitüsü’nün “Türkiye’nin Değişen Yüzü 2024” araştırması, toplumda son 20 yılda meydana gelen değişimleri anlamaya yönelik önemli bulgular sunuyor. Araştırma,…

Bekir Ağırdır: Değerler, toplumda eskisi kadar açıklayıcı değil

Veri Enstitüsü’nün “Türkiye’nin Değişen Yüzü 2024” araştırması, toplumda son 20 yılda meydana gelen değişimleri anlamaya yönelik önemli bulgular sunuyor. Araştırma, toplumsal değerlerin toplumun dinamiklerini açıklamada artık eskisi kadar belirleyici olmadığını, bunun yerine algıların ve beklentilerin ön plana çıktığını gösteriyor. Çevre duyarlılığı ve toplumsal cinsiyet eşitliği gibi konularda genel bir farkındalık artışı gözlenirken, bireylerin bu farkındalığı günlük yaşamlarında ve toplumsal pratiklerinde hayata geçirmekte zorlandıkları belirtiliyor. Bu durum, bireylerin toplumsal sorunlara mesafeli durma eğiliminde olduklarını ve duyarlılıklarını bireysel alanlarında sınırlı tutarak bir tür savunma stratejisi geliştirdiklerini ortaya koyuyor.

Toplumun, ekonomik, siyasal ve küresel dinamikler doğrultusunda sürekli değiştiği vurgulanıyor. Güncel atmosferin ve siyasi iklimin bireylerin algılarını, duygularını ve tutumlarını doğrudan etkilediği, bu nedenle toplumsal eğilimlerin zamana ve bağlama bağlı olarak değişebileceği ifade ediliyor. Örneğin, belirli bir zaman diliminde muhafazakâr veya milliyetçi bireylerin Kürt meselesine ya da siyasi figürlere yönelik tutumlarının, güncel tartışmalardan etkilenerek farklılaşabileceği belirtiliyor. Bu nedenle, toplumsal bulguların analizinde zaman ve bağlamın dikkate alınması gerektiği vurgulanıyor.

Araştırma, modernlik, değerler ve normlar gibi kavramların da zamana ve toplumsal dinamiklere bağlı olarak değiştiğini ortaya koyuyor. Bir zamanlar modernlik olarak kabul edilen bazı pratiklerin bugün sıradan hale geldiği, bunun da toplumsal algılarda dönüşümlere yol açtığı ifade ediliyor. Örneğin, teknolojinin hızla yaygınlaşmasıyla birlikte, sosyal medya kullanımı, çevrimiçi alışveriş ve dijital bankacılık gibi pratiklerin toplumda geniş bir kesim tarafından benimsendiği, bu süreçlerin toplumsal benzeşmeyi artırdığı gözlemleniyor. Buna karşın, bireylerin farklı konulardaki tutumları ve davranışları arasında belirgin bir ikirciklilik bulunuyor. Toplumda farkındalık artsa da, bireylerin bu duyarlılıklarını gündelik yaşamlarında uygulamakta tereddüt ettikleri görülüyor.

Toplumun analizinde geleneksel kategorilerin, özellikle demografik, kültürel ve sınıfsal sınıflandırmaların açıklayıcılığının azaldığı belirtiliyor. Geleneksel analiz yöntemlerinin, bireylerin çok kimlikli yapısını ve değişken davranışlarını yeterince açıklayamadığı vurgulanıyor. Örneğin, 28 yaşında bir kadın hem beyaz yakalı bir çalışan, hem anne, hem çevre aktivisti, hem de inançlı bir birey olabilir. Bu çok kimliklilik, bireylerin tercihlerini, tutumlarını ve davranışlarını yalnızca bir kategoriye indirgemeyi zorlaştırıyor. Dolayısıyla, bireyleri belirli bir toplumsal gruba veya kategoriye sıkıştırmak yerine, onların farklı kimliklerini ve değişken önceliklerini dikkate almak gerekiyor.

Araştırma, geleneksel analiz yöntemlerinin ötesine geçilerek davranış kümelerine odaklanılması gerektiğini öneriyor. Bireylerin tüketim alışkanlıkları, ilgi alanları ve yaşam tarzı tercihleri gibi pratiklerde, farklı demografik ve kültürel grupların kesiştiği ortak alanlar bulunduğu vurgulanıyor. Örneğin, aynı tüketim veya ilgi alanlarında, farklı demografik gruplardan bireylerin ortak davranışlar sergileyebileceği belirtiliyor. Bu melez davranış alanlarının, toplumun karmaşıklığını anlamada daha açıklayıcı olduğu ifade ediliyor.

Araştırmanın sonuçları, toplumu analiz etmek için yalnızca bir yöntemin yeterli olmadığını, çok yönlü ve disiplinler arası yaklaşımların gerekli olduğunu gösteriyor. Özellikle, demografik, kültürel ve sınıfsal kategorilerin dışında, bireylerin gündelik yaşam pratiklerindeki davranışlarına odaklanmak gerektiği vurgulanıyor. Ayrıca, toplumun çeşitliliğini ve karmaşıklığını anlamak için daha fazla veri kaynağına, daha kapsamlı analiz yöntemlerine ve daha geniş işbirliklerine ihtiyaç duyulduğu ifade ediliyor.

Sonuç olarak, araştırma, toplumsal analizlerde daha esnek, çok boyutlu ve bağlamsal yaklaşımların benimsenmesi gerektiğini vurguluyor. Toplumun sürekli değişen dinamiklerini anlamak için, mevcut kategorilerin ve analiz yöntemlerinin ötesine geçilmesi gerektiği belirtiliyor.

BAKMADAN GEÇME

  • Çelebi Havacılık, Bali ve Jakarta Operasyonlarıyla Asya-Pasifik’teki Konumunu Güçlendiriyor

    Çelebi Havacılık’ın Asya-Pasifik bölgesindeki varlığını güçlendirirken, şirketi Endonezya havacılık pazarının merkezine taşıyor...

  • Teknoloji Satışlarıyla S&P 500 Üst Üste İkinci Gün Geriledi

    ABD borsalarında satış dalgası ikinci güne taşınırken, teknoloji hisselerindeki sert geri çekilme S&P 500 ve Nasdaq’ı rekor seviyelerden daha da uzaklaştırdı. Yatırımcılar yalnızca bilanço sezonunu değil; ABD Merkez Bankası’nın bağımsızlığına yönelik siyasi baskıları, Orta Doğu’daki jeopolitik riskleri, ABD-Çin teknoloji gerilimini ve küresel emtia piyasalarındaki dalgalanmayı da fiyatlıyor. Piyasalarda oluşan tablo, finansal risklerin giderek daha fazla makro-politik faktörlerden beslendiğine işaret ediyor.

  • Martı TAG’dan Paylaşımlı Yolculuk İçin İzmir Büyükşehir Belediyesi UKOME’ye 48 Bin Dilekçe!

    Martı TAG kurucusu Oğuz Alper Öktem, paylaşımlı yolculuk yönetmeliğinin hayata geçirilmesi talebiyle İzmir deki TAG destekçileri tarafından imzalanan 48 bin…

  • Oyak Renault 2025 yılını güçlü bir üretim ve ihracat performansıyla kapattı

    Oyak Renault Fabrikası, 2025 yılında güçlü üretim altyapısı ve artan ihracat hacmiyle Türkiye otomotiv sanayisindeki stratejik konumunu güçlendirdi...

  • Marsh: Küresel iş dünyası, hızla ortaya çıkan yeni bir rekabet çağıyla karşı karşıya!

    Risk, reasürans ve sermaye, insan kaynakları ve yatırımlar ile yönetim danışmanlığı alanlarında küresel lider olan Marsh (NYSE: MRSH) ile önde…

  • Trump Baskıyı Artırırken Küba’da Kriz Kapıda

    Avrupalı diplomatlara göre, ABD Başkanı Donald Trump’ın Küba’ya yönelik baskıyı sertleştirmesi, ülkede ciddi bir insani krizi ve hatta rejimin çöküşünü tetikleyebilir. Yakıt ve finansman kaynaklarının kesilmesi, halihazırda derin bir enerji krizi yaşayan Küba’da limanların durma noktasına gelmesine ve gıda kıtlığına yol açabilecek riskler barındırıyor.

  • Yapı Kredi’den 750 Milyon Dolarlık Tahvil Hamlesi

    Yapı Kredi, Sermaye Benzeri Tahvil (Tier II) ihracında talebi karşılamak amacıyla toplam tutarı 750 milyon dolara yükseltme kararı aldı. KAP…

  • ABD’de Üretici Enflasyonu Kasım Ayında Enerji Maliyetlerinin Etkisiyle Artış Gösterdi

    ABD’de üretici enflasyonu, enerji maliyetlerindeki artışın etkisiyle kasım ayında yükseliş kaydetti. ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu’nun (BLS) açıkladığı verilere göre, Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) kasım ayında bir önceki aya kıyasla yüzde 0,2 artarak beklentilere paralel gerçekleşti. Bir önceki ay ÜFE yüzde 0,1 oranında artış göstermişti.

  • Grönland: Buzların Altındaki Büyük Satranç

    Haritalarda beyaz ve ıssız bir alan gibi görünen Grönland, iklim değişikliğiyle birlikte 21. yüzyılın en kritik jeopolitik cephelerinden birine dönüşüyor. Eriyen buzullar yalnızca yeni deniz yollarını değil, büyük güç rekabetinin askeri, ekonomik ve teknolojik fay hatlarını da ortaya çıkarıyor. Danimarka’nın hukuki egemenliğine rağmen, adanın güvenliği fiilen ABD’nin stratejik şemsiyesi altında şekilleniyor. Rusya ve Çin’in Arktik hamleleri ise Grönland’ı küresel satranç tahtasının merkez karelerinden biri haline getiriyor.

  • İran’dan ABD’ye sert uyarı: Trump saldırırsa misilleme gelir, Türkiye de uyarılan ülkeler arasında

    İran, ABD Başkanı Donald Trump’ın olası bir askeri müdahalesine karşı bölge ülkelerini açık şekilde uyardı. Tahran yönetimi, Washington’un İran’a yönelik bir saldırı düzenlemesi halinde, ABD’nin Orta Doğu’daki üslerinin hedef alınacağını bildirdi. Reuters’a konuşan üst düzey bir İranlı yetkiliye göre bu uyarı Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Türkiye’ye de iletildi. Artan gerilim nedeniyle ABD, Orta Doğu’daki bazı askeri üslerinden personel çekmeye başladı.

  • “Kaynak milliyetçiliği” altını 5.000 dolara, gümüşü 100 dolara taşıyabilir

    Küresel piyasalarda altın ve gümüş, 2025’i rekorlarla kapattıktan sonra 2026’ya da son derece güçlü bir başlangıç yaptı. Yatırımcılar, arz kısıtları, jeopolitik gerilimler ve merkez bankalarının bağımsızlığına ilişkin endişelerin etkisiyle değerli metallerde yeni zirvelerin gündeme gelebileceğini düşünüyor. Bazı piyasa oyuncularına göre, bu yıl altın 5.000 doları, gümüş ise 100 doları test edebilir.

  • Enflasyonla Mücadelede Sona Yaklaşılırken Sanayi Devleri 2026’ya Umut Bağladı

    Türkiye’de yüksek enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan sıkı para politikaları, son iki yılda sanayi sektörünü ağır bir baskı altına aldı. Vestel, SASA ve Arçelik gibi sanayi devleri yüksek faiz, güçlü TL ve zayıf iç talep nedeniyle ciddi zararlar açıklarken, 2026 yılına doğru daha dengeli bir makro görünümle birlikte kademeli bir toparlanma beklentisi güçleniyor. Ancak madalyonun diğer yüzünde iflaslar ve konkordato başvurularında yaşanan rekor artış, reel sektörün kırılganlığının sürdüğüne işaret ediyor.

  • Enflasyon Kıskacındaki Türkiye’de Yeni Trend: Son Kullanma Tarihi Yaklaşan Ürünler Satan Marketler

    Türkiye’de uzun süredir devam eden yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı, tüketim alışkanlıklarını köklü biçimde değiştiriyor. Alım gücü hızla gerileyen orta gelirli şehirli kesim, daha ucuz gıdaya erişim için alternatif kanallara yönelirken, ülkede ilk kez “salvage grocery” olarak bilinen, son kullanma tarihi yaklaşan ya da tavsiye edilen tüketim tarihini aşmış ürünleri satan market zincirleri ortaya çıkıyor. Bu alandaki öncü girişimlerden biri olan Yenir, kısa sürede büyüme hedefleri ve yatırımcı ilgisiyle dikkat çekiyor.

Benzer Haberler