Sosyal Medya

Ekonomi

Cevdet Yılmaz’dan iddialı açıklama:  Enflasyonda gelecek yıl 10’lu rakamları göreceğiz

Cevdet Yılmaz BloombergHT ekranlarında ekonomik istikrar programının yol haritasını açıkladı. 2025 planları Eylül'de yeni OVP ile şekillenecek.

Cevdet Yılmaz’dan iddialı açıklama:  Enflasyonda gelecek yıl 10’lu rakamları göreceğiz

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Çarşamba günü  gündemdeki gelişmeleri değerlendirmek için Bloomberg HT-Habertürk ortak yayınına katıldı. Aşağıda, Yılmaz’ın uzun söyleşisinden kritik satır başlarını dikkatinize getiriyoruz.  Ekonomik İstikrar Programı’nın başarısı için artık kaçınılmaz hale gelen yeni vergi paketlerini duyurusu açıklamada yer almadı. Belki de, daha önce de bahsedildiği gibi bunlar Eylül’de OVP güncellenmesi esnasında, yeni OVP veya 2025 plan bütçe içine yerleştirilecek.

 

 

Yılmaz şunları anlattı:

OVP, her yıl güncellenen (bir) program, üç yıllık perspektifle. Bu yıl 2025-27 dönemini kapsayacak şekilde güncellenecek. Olağanüstü durum sözkonusu değil. OVP, bütçenin temel çerçevesini çiziyor.

Bu hafta potansiyeli en yüksek · 5 HİSSE
ASELS ▲ Long
GirişNONEEE
T/P HedefNONEEE
S/L StopNONEEE
+ TKFEN, CIMSA, AFYON, TRMET ve toplam 5 hisse bu hafta analiz edildi
🔒 Tüm seviyeleri görmek için raporu edinin
ÖRNEK RAPORU GÖR →
Yatırım tavsiyesi değildir. Detaylar için raporu inceleyiniz.

Ana hedeflerimiz olduğu gibi korunacak. Enflasyonu düşürmek, fiyat istikrarını sağlamak, depremin yaralarını sağlamak, kalıcı sosyal refahı arttırmak. Bu dört temel amaç değişmeyecek.

Neler değişecek? Makro ekonomik tahmin setimiz güncellenecek. Büyüme, ihracat, turizm gelirleri, istihdam, cari açık durumumuzu güncellemiş olacağız.

 

“Eylül’ün ilk haftasında OVP’yi yayımlamayı hedefliyoruz”

Bütçenin ana çerçevesi güncellenmiş OVP programıyla ortaya çıkacak. Yapısal reformlarda ilerlemeler kaydettik. Yeni gündemler oluştu. Yapısal reform gündemimizi de güncellemiş olacağız, daha bir zenginleştirmiş olacağız. Eylül’ün ilk haftasında yayınlamayı hedefliyoruz.

 

OVP’yi güncellerken Merkez Bankası ile diyalog içinde güncellemeler gerçekleşecektir. 2025 için yüzde 14 öngörülmüştü. Yeni OVP’de bunu Merkez Bankası ile birlikte oturup bakacağız. Bugünden bizim gördüğümüz şu, enflasyonda üç dönem tarif ettik. Geçiş süreci, dezenflasyon süreci, kalıcı fiyat istikrarı dedik. Geçiş sürecini haziran ayı itibariyle tamamladığımızı düşünüyoruz. Çok güçlü sağlıklı altyapı oluşturduk. Bütçe açığından, cari açığa varıncaya kadar temel zemin oluşturduk. Haziran’la başlayan dezenflasyon süreci var. Temmuz enflasyonu geldiğinde bunun devam ettiğini göreceğiz. Temmuz’da bir miktar fazla gelebilir. Özel alandan kaynaklanan geçici yükseliş olabilir. Temmuz’da beklentimiz baz etkisi, program etkisiyle 60’lı rakamları göreceğimizi düşünüyoruz.

 

 

“Eylül’de enflasyonda yüzde 40’lı rakamları göreceğimizi düşünüyoruz”

Bir sonraki ay 50’li ve sonra 40’lı rakamları göreceğimizi tahmin ediyoruz. Dezenflasyon süreci bu yıl devam edecek. Beklentilerde iyileşmeyi getirecek diye düşünüyoruz. Çok düşük enflasyon beklentisi var profesyonellerde. Bir yıl sonrası için yüzde 30 beklentiyi ifade ediyorlar. Vatandaşımız daha yüksek beklentide. Bir süre sonra inanıyorum ki, yaz dönemindeki kırılmayla birlikte vatandaşımızdaki beklentiler hedeflerimize yansıyacak.

Gelecek yıl 10’lu rakamları göreceğiz. 20’nin altı 10’un üstü diyelim. Yeni OVP’de bunu göreceğiz. Bu 10’la 20 arası rakam olacaktır. 2026 hedefimiz ise tek haneli rakamlar.

 

“En düşük emekli aylığı düzenlemesinin maliyeti 60 milyar TL’nin üzerinde”

Son vergi paketinde bir madde koyduk. En düşük emekli aylığı diye bir kavram yoktu geçmişte. Bizim dönemimizde getirdiğimiz bir şey oldu bu. Çok düşük emekli aylığı alanlara asgari emekli aylığı olsun diye bizim getirdiğimiz yasal düzenlemeydi. Belli aralıklarla revize edildi. Fiilen şu anda son düzenlemeyle 12 bin 500 gibi rakam oluştu. Sadece bu yaptığımız yıllık maliyeti 60 milyar liranın üzerinde.

Yaptığımız her düzenlemenin bütçeye yansımaları var. İstikrara kavuştukça, enflasyonda düşük rakamları gördükçe, büyüme, istihdam genişlettikçe kalıcı bir şekilde sosyal refah oluşturma en önemli başlıklarımızdan biri.

 

Bu sene 1 trilyon 28 milyar depreme harcadığımız para. 2 yılda 2 trilyon TL civarında bir kaynağı depremin rehabilitasyonu için ayırdık. Gelecek sene 500 milyara düşüyor. Sosyal refah ve ekonomiyi geliştirmek için bu alanı değerlendirmeyi düşünüyoruz. Enflasyonu düşürerek başarmak önemli olan. Temel politikamız böyledir.

 

“2024’te daha düşük bir bütçe açığı bekliyoruz”

Geçen yıl 6.4 demiştik 5.2 oldu. Bu yıl 6.4 dedik yine geçen yıl oranında bir şey bekliyoruz. Özellikle kayıt dışılığa dönük, tahsilata dönük olarak. Verimliliği artırmaya dönük çalışmalarımızda bütçe açığımızın 1 puan daha fazla iyi gelmesini bekliyoruz. Bu iyileşince borçlanma ihtiyacınız azalıyor. Daha az faiz ödeme durumunda oluyorsunuz. Bütçede en önemli kalem deprem bağlantılı harcamalar. Depremi çıkardığımızda 1.6’ydı açığımız.

 

“Rezervler artıyor”

 

Cari açığı 2024’te 3’lere düşürmeyi hedefledik, geldiğimiz noktada 2 ile 2,5 arasında bir açık görüyor. Dövize erişim imkanı ve maliyetini düşürdü bu. Bu çok önemli performans. Merkez Bankası rezervlerinde artış oldu. Tarihimizin en hızlı rezerv birikimi gerçekleşti Merkez Bankası’nda. KKM meselemiz vardı biliyorsunuz. Oldukça yüksek rakama gelmişti. 120 milyar doların üstünde bir rakama ulaşmıştı. Bugün yarıdan fazla azalmış durumda. Bütün riskleri d üşürdüğümüz ortamdayız. TL’yi cazip hale getirdiğimiz noktalar finans maliyetlerinde artış oluşturmuş durumda.

 

Bir taraftan fiyat istikrarı diğer taraftan kalkınmamız, gelişmemiz lazım. Eş zamanlı olarak kalkınma sürecini devam ettirmek durumundayız. Tüketimi daha dengelerken bir taraftan da büyümek. Büyümenin kompozisyonu önemli. Aşırı tüketim dengesiz büyüme yapısı, cari açıkta büyük artış gerektiriyor.

 

Merkez Bankası kanuni olarak araç bağımsızlığı var. Merkez Bankası çalışmalarını sürdürüyor. Merkez Bankası verilere bakarak hareket edecektir. Dünyayı da elbette takip ederek gerekli kararları alacaktır. Siyasi olarak şunu söylemek isterim, amacımız enflasyonu, faizleri orta vadede tek haneli rakamlara indirmek. İkisini de belli vade içinde tek haneye düşürmek istiyoruz. Geçmişte bunu başardık. Enflasyon yüzde 6’lara gelmişti. Faizler de 4,5 civarına gerilemişti.

 

“Yatırım ortamı çok önemli”

YOİK’in başkanlığını yapıyorum. Kamu sektörümüz, bakanlarımız ve özel sektörümüz var. Bir süre toplanmıyordu. Son 1 yıl içinde alışıldığın ötesinde sık toplantı yaptık. Birlikte eylem planı oluşturduk, 57 maddelik. Ağustos ayında yeni toplantımız var. Ağustos 15’inde eylem planımızı gözden geçireceğiz. Uluslararası doğrudan yatırımla ilgili strateji dökümanı hazırlandı. 2028 perspektifinde daha fazla daha nitelikli doğrudan sermayeyi hedefleyen program. Doğrudan sermaye 262 milyar dolar civarında. Bu da cari açığımızın yüzde 40’ından fazlasına tekabül ediyor. Bugün yüzde 1’e yakın payımız var dünyadaki doğrudan yatırımlarda. Bir yerde genişleyecektir.

Çin’den gelen BYD önemli bir işaret fişeği. 25 bin insanımıza istihdam sağlayacak. Bu bir işaret fişeği. Daha fazla yatırımı önümüzdeki dönemlerde göreceğiz. Siyasi istikrarımız var. Bu çok önemli. Öngörülebilirlik çok önemli. Bunu da Türkiye kalkınma ve OVP ile sağlamış durumda. Yapısal reformda attığımız adımlar var. Önümüzdeki dönem hem cari açığı azaltacağız, cari açığın finansmanını daha nitelikli, uzun vadeli kaynaklarla sağlamış olacağız.

 

“AB’de belli ülkelerde daralma var”

AB’nin Gümrük Birliği konusunda hassasiyetimizi dikkate alması ve katkı sunması gerekiyor. Her fırsatta AB yetkilileri ile bunu görüşüyoruz. Son dönemde yüksek düzeyli temasların canlandığını görüyoruz. Gümrük Birliği olmasına rağmen AB ile ticaretin azaldığını görüyorduk. Burada esas olan Gümrük Birliği’nin güncellenmesidir.

 

“Son dönemlerde AB ile iletişimin arttığını görüyoruz”

Halen siyasi engeller var. Teknik olarak bakıldığında çok daha objektif değerlendirmeler yapılabiliyor. Avrupa’daki iş dünyasının daha objektif baktığını söyleyebilirim. Avrupa’da yükselen bir aşırı sağ var. Siyaset maalesef merkez partileri de etkiliyor. Dolayısıyla bu siyasi ortamın elverişli olduğunu ifade edemem açıkçası. Olaya objektif bakanlar çok daha olumlu yaklaşıyorlar. AB’yi her fırsatta uyarıyoruz. Aşırı sağ politikalarla rekabet ederseniz hep onlar kazanırlar.

12 Plan’da bu kavramlara yer verdik. OVP ve strateji dökümanında bu kavramlara yer ayırdık. Kovid sonrası artan jeopolitik gerilimler, çatışmalar var. Ticarette korumacı bakış açıları ön plana çıkıyor. Dostlarla, müttefiklerle, daha yakın coğrafyalarla daha fazla ticaret yapmayı besliyor bu süreçler. Türkiye bu süreçten olumlu etkilenen ülkeler arasında olacak gibi görüyor.

Çin’den, Uzakdoğudan yakın coğrafyalara tedariği kaydırmadan istifade edecek ülkelerden biri Türkiye. Dış faktörler bizi destekleyici mahiyette. Bu süreçlerden Türkiye kârlı çıkacak diye inanıyorum.

 

Vergi Paketi

Bu paketi tekrar konumlandırmamız lazım. Paketten önce öyle şeyler yayıldı ki. Hiç üzerinde siyasi olarak karar vermediğimiz hususlar. Bürokrasilerde her zaman taslaklar olur. Kurumlar kendi içlerinde her türlü olasılığı düşünürler. Bunu sanki hükümetin süzgecinden geçmiş üzerinde karar verilmiş paket gibi toplumla paylaşırsanız doğru olmaz.

 

Yurt dışına çıkış toplumun yüzde 5’ini ilgilendiriyor. Bu paket uluslararası şirketlerin asgari kurumlar vergisini yüzde 25’i ödemesini gerektiriyor. Kayıt dışılığını önlemek, tahsilatı artırmayı getiriyor. Paketin özü kazanandan daha çok alma, daha sağlıklı kaynaklarla bütçemize katkı sunulması. Tartışılan kadar bir şey olmadı, makul artış yapıldı. Bir taraftan gelir sağlamak bir taraftan Türkiye’nin cari açık meselesi var. Orada bir miktar turizm giderlerimizi kontrol etme diyelim.

 

Doğalgaz zammı

Şu anda dünyada enerjiye gerek doğalgaz, gerek elektriğe en fazla sübvansiyon sağlayan ülke Türkiye. Bütçemizden büyük oranda karşılıyoruz. Aradaki farkı, aşağı yukarı faturanın üçte ikisini kamu olarak ödüyoruz. Pandemide muazzam bir artış oldu, tavan yaptı. O süreçlerde vatandaş ve işletmeleri korumak için ciddi sübvansiyonlar devreye sokuldu. Bir taraftan da biz düşük gelirli vatandaşlarımıza daha farklı uygulama yapıyoruz. Onları gözetiyoruz. Onlara da devam edeceğiz.

 

Kaynak:  BloombergHT

HAFTALIK RAPOR
Haftalık quant yatırım raporuna erişin
AI model tahminleri
Hisse giriş seviyeleri
Hedef fiyatlar
Makro piyasa analizi
Detaylı analizi gör

BAKMADAN GEÇME

  • Türkiye’nin Cari Açığı Ocak Ayında 6,8 Milyar Dolara Ulaştı

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre 2026 yılı Ocak ayında cari işlemler hesabı önemli bir açık verdi. Cari denge Ocak’ta 6 milyar 807 milyon dolar açık kaydederken, altın ve enerji hariç hesaplanan cari denge 1 milyar 228 milyon dolar açık verdi. Aynı dönemde ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı ise 6 milyar 967 milyon dolar olarak gerçekleşti.

  • Piyasalarda Kritik Saatler: Yurt İçinde Gözler TCMB’de, Küreselde Enerji ve Enflasyon Gündemi Var

    Küresel piyasalarda enflasyon verileri, enerji piyasasındaki gelişmeler ve jeopolitik başlıklar gündemi belirlerken, yurt içinde yatırımcıların ana gündem maddesi Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) açıklayacağı faiz kararı olacak. Piyasalarda yalnızca politika faizi değil, karar metninde verilecek yönlendirmeler de yakından takip edilecek.

  • Dr.Fulya Gürbüz/Vega Portfoy: Savaş Hürmüz Boğazında Alevlendi, Petrol Fiyatları Yükseliyor

    ABD’de 6 Mart haftasında MBA 30-yıl vadeli mortgage faizi %6,19’a yükseldi, haftalık mortgage başvuruları %3,2 artışa yavaşladı, EIA ham petrol…

  • Aracı Kurumlar Borsa İçin Ne Yorum Yaptı?

    Bu analiz, 12 Mart 2026 tarihli piyasa açılışı öncesinde Türkiye ekonomisinin makro dengelerini ve Borsa İstanbul’un teknik görünümünü, üç farklı aracı kurumun (İnfo Yatırım, Yapı Kredi Yatırım ve Ünlü & Co) sağladığı veriler ışığında derinlemesine incelemektedir. Anahtar Kelimeler: BIST100, TCMB Para Politikası, Jeopolitik Riskler, Petrol Fiyatları, Teknik Analiz, Hürmüz Boğazı, Enflasyon Görünümü, Cari Açık. Meta Açıklama: Türkiye piyasalarında gözler TCMB’nin faiz kararına ve Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmelere çevrildi. İnfo Yatırım, Yapı Kredi Yatırım ve Ünlü & Co'nun güncel analizleriyle BIST100 destek-direnç seviyeleri ve küresel enerji maliyetlerinin yerel piyasalar üzerindeki etkileri. Giriş: Küresel Enerji Krizi ve Para Politikası Kıskacında Borsa İstanbul 2026 yılının Mart ayı, Türkiye sermaye piyasaları için hem jeopolitik risklerin hem de makroekonomik belirsizliklerin zirve yaptığı bir dönem olarak kayıtlara geçiyor. ABD ve İran arasındaki gerilimin Hürmüz Boğazı gibi kritik bir enerji koridoruna taşınması, brent petrol fiyatlarını 100 dolar sınırına kadar itmiş durumda. Bu durum, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için hem enflasyon hem de cari açık kanalıyla ciddi bir baskı unsuru oluşturuyor. Aracı kurumlar, bugün gerçekleştirilecek olan Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısından faiz değişimi beklemezken, endekste teknik seviyelerin korunup korunamayacağı yatırımcıların bir numaralı gündem maddesi. 1. İnfo Yatırım: Jeopolitik Riskler ve Enerji Maliyetlerinin Makro Etkisi İnfo Yatırım, piyasa açılışına dair beklentisini "yatay" olarak belirlerken, analizinin merkezine Orta Doğu’daki çatışma ortamının ekonomik faturasını yerleştiriyor. Kurumun değerlendirmesine göre, enerji arz güvenliği şu anki fiyatlamaların ana motoru konumunda. İnfo Yatırım Notu: "ABD ile İran arasında artan jeopolitik gerilim ve devam eden çatışma ortamı, özellikle küresel enerji arzının kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’na ilişkin belirsizlikleri artırıyor... İran’ın Hürmüz Boğaz’ına mayın döşediği de haber merkezlerinde yer alıyor. Söz konusu belirsizlikler petrol fiyatlarında yukarı yönlü baskı oluştururken, enerji maliyetleri üzerinden küresel ve yurt içi enflasyon görünümüne ilişkin yukarı yönlü beklentileri de artırdı." Bu noktada kurum, petrol fiyatlarındaki artışın Türkiye ekonomisi üzerindeki matematiksel etkisine dikkat çekiyor: Enflasyon Geçişkenliği: Brent petroldeki her 10 dolarlık yükseliş, yurt içi enflasyonu yıllık bazda 1,2—1,3 puan yukarı çekiyor. Cari Denge: Aynı yükselişin cari açığa faturası ise 2,5 milyar dolar. Bu veriler ışığında İnfo Yatırım, TCMB’nin elinin kolunun bağlı olduğunu ve para politikasında temkinli duruşun korunması gerektiğini vurgulayarak, bugünkü toplantıda faizlerin sabit bırakılmasını beklediklerini ifade ediyor. 2. Yapı Kredi Yatırım: Teknik Görünüm ve 13.500 Direnci Yapı Kredi Yatırım, piyasanın makro dinamiklerinden ziyade fiyat hareketlerine ve teknik seviyelere odaklanarak yatırımcılara yol haritası sunuyor. BIST100 endeksinin 18 Şubat’ta başlayan düzeltme hareketinden sonra bir "tepki yükselişi" içinde olduğunu belirten kurum, 13.500 puan seviyesini "kritik" olarak tanımlıyor. Yapı Kredi Yatırım Notu: "Endekste 18 Şubat tarihinde başlayan ara düzeltme hareketinin 12,500 desteği üzerinde oluşturduğu tepki yükselişinin, 13,500 hedef direnç noktasına ataklarında dün satış baskısıyla karşılaştığını gözlemliyoruz... Kısa vadeli teknik resimde 13,500 seviyesini kritik direnç noktası olarak izlemeyi sürdürüyoruz." Kurumun sunduğu teknik seviyeler şu şekildedir: Ana Destekler: 12.800 (ilk önemli seviye) ve 12.500 (kısa vadeli ana destek). Dirençler: 13.500 (ara hedef), 13.750, 14.100 ve 14.500 (yeni bir yükseliş trendi için aşılması gereken seviye). Yapı Kredi Yatırım, yatırımcıları direnç noktalarında oluşabilecek başarısız denemeler ve buna bağlı satış baskısı konusunda uyararak, 12.800 üzerinde kalıcılık sağlanmasının yükseliş umutlarını diri tutacağını belirtiyor. 3. Ünlü & Co: Dezenflasyon Patikası ve TL’nin Dayanıklılığı Ünlü & Co, analiziyle hem makro perspektifi hem de Türk Lirası’nın durumunu kapsayan geniş bir çerçeve çiziyor. Yılın başında hakim olan "sürekli faiz indirimi" beklentisinin, Ocak ve Şubat aylarındaki toplam %7,95’lik enflasyon verisiyle sarsıldığını ifade eden kurum, para piyasalarındaki sıkılaşmaya dikkat çekiyor. Ünlü & Co Notu: "Haftalık kanaldan fonlamanın kesilmesi ile ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin %40’a yönelmesi, TCMB’nin Mart ayı toplantısında beklemede kalacağını düşündürüyor... Piyasalar PPK toplantısında bir yandan faiz kararını takip ederken diğer yandan Merkez Bankası’nın görünümü nasıl değerlendirdiğini anlamaya çalışacaktır." Türk Lirası’nın durumu hakkında ise kurum oldukça net bir tablo çiziyor. TCMB’nin likiditeyi çekmesi ve döviz satışlarıyla müdahale etmesi, TL’yi savaş ortamında bile diğer gelişmekte olan ülke (EM) paralarına göre daha dirençli kılmış durumda. Ancak petrolün 120 dolarlardan 85 dolara inip tekrar 100 dolara dayanması, borsa üzerindeki "olağan tepki" sınırlarını zorluyor. Ünlü & Co Borsa İstanbul Analizi: "BIST-100 endeksinin 13.200 puana yükselmesini pozitif bulmakla birlikte, kuvvetli bir eğilim oluşması için öncelikle 13.400 puanın üzerinde kapanışlar yapılması gerektiğini düşünmeye devam ediyoruz... Piyasaların somut adımlar görmek istediğini not etmek gerekir." Ünlü & Co ayrıca 2025 yılı cari açığının 25,2 milyar dolar (GSYH’ye oranla %1,6) seviyesinde kapandığını hatırlatarak, makroekonomik verilerin piyasa iştahı üzerindeki etkisinin sürdüğünü belirtiyor. Genel Değerlendirme: Yatırımcıyı Ne Bekliyor? Üç kurumun ortaklaştığı nokta, piyasanın şu an için "bekle-gör" modunda olduğudur. Bir yandan jeopolitik risklerin (Hürmüz Boğazı ve İran gerilimi) enerji fiyatlarını yukarı itmesi, diğer yandan TCMB’nin enflasyonla mücadele kapsamında faiz indirimlerini ötelemesi, borsada hızlı bir ralli ihtimalini zayıflatıyor. Stratejik Çıkarımlar: Likidite ve Fonlama: Fonlama maliyetinin %40 seviyesinde olması, borsadaki spekülatif hareketleri sınırlayabilir ancak TL varlıkların cazibesini (faiz kanalıyla) koruyor. Hisse Bazlı Ayrışma: Enerji maliyetlerinden doğrudan etkilenen ulaştırma ve sanayi hisseleri baskı altında kalabilirken, kurumsal karlılıkların enflasyon karşısındaki direnci 13.500 direncinin aşılmasında belirleyici olacaktır. Jeopolitik Haber Akışı: ABD Başkanı’nın "savaşın yakında sona ereceği" yönündeki açıklamaları moral verse de, petrol fiyatları 100 dolar sınırında kaldığı sürece piyasa tam bir rahatlama yaşamayacaktır. Sonuç olarak; BIST100 endeksi için 13.000 – 13.400 bandı, haftanın geri kalanındaki yönü belirleyecek olan ana koridordur. Yatırımcıların bugün saat 14:00’te açıklanacak olan TCMB kararını ve karar metnindeki tonlamayı (şahin/güvercin) en önemli veri seti olarak kabul etmesi gerekmektedir.

  • Recep Erçin: Değişken faizli mevduata ilgi yok

    Merkez Bankası (TCMB), Türk lirası cinsinden tasarrufları özendirmek ve bankacılık sistemindeki aktif-pasif uyumsuzluğunu gidermek amacıyla değişken faizli mevduat ürünlerine yönelik…

  • İran Savaşı Piyasaları Sarsıyor: Asya Borsaları Düştü, Petrol 100 Doları Aştı

    Trump yatırımcıları savaşın biteceğine ikan edemdi. İran Hürmüz'ü kitledi. Panik satışlar yine başladı

  • Merkez Bankası’nın Zor Sınavı! Sanayi Toparlanamıyor! & Turizmde İptaller Başladı | Erdal Sağlam – Semih Sakallı video

    Bu hafta Gündemin Şifresi'nde Erdal Sağlam ve Semih Sakallı, tırmanan savaş geriliminin Türkiye ekonomisine, piyasalara ve siyasete olan etkilerini masaya yatırdı.

  • Çetin Ünsalan:  ‘Cambaza bak’ın adı faiz

    Bu ayki faiz kararı ne olur? Muhtemelen dünyadaki gelişmelere, enflasyonist baskılara baktığınızda faiz oranlarının sabit bırakıldığı bir fotoğraf karşımıza çıkacak.

  • İran’dan Uzun Savaş Tehdidi: Trump “Tahran Yenilgiye Yakın” Dedi

    Hürmüz Boğazı çevresindeki çatışmalar enerji piyasalarında büyük dalgalanma yaratırken petrol fiyatlarındaki yükseliş küresel ekonomide yeni bir şok riskini gündeme getirdi.

  • Gazprom: TürkAkım Altyapısına Saldırılar Artıyor, Enerji Piyasasında Baskı Yükseliyor

    Enerji uzmanları ise BOTAŞ’ın artan maliyetler nedeniyle doğal gaz tarifesinde yeni bir artışa gidebileceğini belirtiyor.

  • İran’dan Tehdit: “Dünya 200 Dolarlık Petrol Fiyatına Hazır Olsun”

    ABD ve İsrail’in İran’a yönelik hava saldırılarıyla başlayan savaş küresel enerji piyasalarını sarsmaya devam ediyor. İran güçlerinin Körfez’de ticari gemilere…

  • Mehmet Öğütçü: Orta Doğu’daki Savaş Türkiye Ekonomisini Nasıl Etkiler?

    ürkiye için petrol fiyatlarındaki hızlı yükseliş cari açık, enflasyon ve finansal piyasalarda oynaklık riskini artırıyor. Bununla birlikte kriz, Türkiye’ye yatırım ve lojistik açısından yeni fırsatlar da yaratabilir.

  • Besler, inovasyon ve Ar-Ge stratejileriyle 2025’te sürdürülebilir büyümesini güçlendirdi 

    Besler’in 2025 yılında konsolide cirosu 32,5 milyar TL, brüt kârı ise 8 milyar TL oldu...

Benzer Haberler