Sosyal Medya

Güldem Atabay

Güldem Atabay: Bugün günlerden Fed – Enflasyon mu finansal istikrar mı yoksa her ikisi de mi?

İstenmeyen banka batışları hiç de planda olmayan şekilde Fed’in amaçlanan enflasyon hedefine varmasını hızlandıracak gibi görünüyor.  Bu garip durum ABD’de…

Güldem Atabay: Bugün günlerden Fed – Enflasyon mu finansal istikrar mı yoksa her ikisi de mi?

İstenmeyen banka batışları hiç de planda olmayan şekilde Fed’in amaçlanan enflasyon hedefine varmasını hızlandıracak gibi görünüyor.  Bu garip durum ABD’de birçok ekonomistin büyük eleştiri konusu.

Dünyanın en büyük merkez bankalarından olan Fed’in çarşamba gecesi açıklayacağı faiz kararı enflasyonla mücadelenin riskler artsa da ne derece ciddi yapılması gerektiği konusunda bir ders niteliğinde olacak.  Keza, ABD’de iki bankanın gelen “yüksek faiz, daralan likidite” ortamına hazırlık yapmaması sonucu gümbürtülü bir sesle batışlarından hemen önce konuştuğumuz ABD ekonomisinden gelen güçlü sinyaller sonucu enflasyonla mücadelede, faiz artışlarında daha yol alınması gereği üzerineydi.

Son ekonomik verilere göre, ABD ekonomisi bu finansal piyasa şokuna önemli bir ivmeyle girdi. Şubat ayında çekirdek perakende satışlar, inşaat izinleri ve konut başlangıçları kuvvetliydi. İlk işsizlik başvuruları beklenenin altındaydı, istihdamın gücüne işaret etmişti.  2023 ilk çeyrekte reel büyüme %3,5 civarında ve çekirdek enflasyon da %5 seviyelerindeydi.

Şimdiyse bir yanda yüksek enflasyon ve güçlü seyreden ABD ekonomisi veri iken diğer yanda finansal istikrar tehdidi bulunuyor.

Ekonomistlerin bir süredir dikkat çektiği, güncel verilerde talep üzerinden gücü devam eden ABD ekonomisinin sene içinde artan faizlere tepki vererek daha hızlı yavaşlayacağı ve bu yavaşlamanın da eninde sonunda çekirdek enflasyonu dizginlemeye başlarken istihdam piyasasına daha yüksek işsizlik oranı olarak yansıyacağıydı. Morgan Stanley, Goldman Sachs, JPMorgan ve Wells Fargo gibi büyük kurumlar ardı ardına büyüme tahminlerinde aşağı yönlü revizyonlar yapmaktaydı. Fakat bu aşamaya varmanın yolu da kısa vadede %5’in yetmediğinin anlaşılmasıyla Fed’in politika faizini %6 yolculuğuna çıkarması şartıylaydı çoğu raporda.

Daha az krediyi daha yüksek faizle veren bir bankacılık sistemi yatırım ve tüketim için finansmanın daha az erişilebilir hâle gelmesi demek. Bu tercihin arkasındaki ekonomik mantıksa, finansal koşulların işletmeler ve tüketiciler için sıkılaşmasıyla harcamaların yavaşlayacağı. Arz üzerindeki talep baskısının hafiflemesiyle de fiyatların soğuyacağı. Üretim seviyesindeki ivme kaybı yoluyla enflasyonu düşürmenin önemli bir insani maliyeti de elbette istihdam tarafında oluşacak kayıplar.

Öte yandan, bu yöndeki gelişmeler sert bir daralma yaratmadan enflasyonu düşürmeye çalışan Fed açısından tam da hedeflenen yönde gelişmeler olacaktı.  Şimdiyse iki bankanın batmasının ardından mevduat garantisi verilirken sermayedarların kurtarılmayışı sonucunda sıkılaşan kredi verme koşulları faiz artışı etkisine benzer bir dalga yaratacak. Fed faiz artışlarının sonucu olarak mutlaka herhangi bir büyük bankanın batmasını amaçlamadı. Yine de faiz artışlarının %5’in üzerine doğru keskinleşmesi hem sert bir ekonomik fren riskini hem de finansal stres riskini de beraberinde getirmekteydi.

Fed’in likidite adımları ve mevduat garantisiyle banka sektörünü desteklemeye devam ederken, faiz politikasında önceliği enflasyonla mücadeleye vermeye de devam etmesi gerekiyor.

Banka batışlarının bir domino etkisine girmesinin önü kesildi. Yine de ironik olan, hiç de arzu edilmeyen banka iflaslarının, nihayetinde enflasyonun gerilemesine yol açacak ortamı yaratmaya katkıda bulunacak olmaları. Çünkü iki banka atışının ardından ABD’deki sektörün %50’sini oluşturan daha küçük ölçekli bankalar artık mevduat sahiplerinin para çekme iştahını karşılayabilecek likiditeyi ellerinde tutmaya çalışacaklar. Bu da kredi verme konusunda daha tutucu olacakları anlamına gelmekte. Başka bir ifadeyle istenmeyen banka batışları hiç de planda olmayan şekilde Fed’in amaçlanan enflasyon hedefine varmasını hızlandıracak gibi görünüyor.

Bu garip durum ABD’de birçok ekonomistin büyük eleştiri konusu. Fed’in pandemi sürecinde attığı adımlarla talebin birleşiminden ortaya çıkan enflasyona faiz artışıyla müdahalede geç kaldığını uzun zamandır eleştiren bu kesim, şimdi bu geç kalmışlığa bir de hedef enflasyona ulaşmaya bankacılık gibi temel bir sektörü riske atarak yol aldığını söylüyor.

O zaman Fed ne yöne bakacak? Güçlü bir iç talebin %5 civarında tuttuğu çekirdek enflasyonun belini kırmaya mı odaklanacak daha fazla faiz artışıyla? Yoksa iki bankanın batmasının ardından finansal sistemde biriken stresi azaltmak ve daha büyük bir sistemik risk yaratmamak üzere faiz artış adımlarını durdurmaya mı?

ABD ekonomisinde belli ki eskiden gelerek etkileri devam eden “bol-ucuz dolar/ aşırı talep” ivmesi sayesinde faiz artışlarına direnç güçlü; ancak sonsuz değil. %5’in üzerine geçen her faiz artış adımı ABD ekonomisinin durgunluğa girme riskini bir kademe daha artırmakta. Yaşanan kapalı devre banka batışları ise diğer küçük bankaların krediler üzerinde kontrollerini sıkılaştırmalarıyla faiz artış adımı etkisi yaratma yolunda.

Şu durumda Fed’in daha önce piyasaya beklenti olarak sindirdiği 50 baz puan faiz artış adımını 25 baz puana daraltması kaçınılmaz görünüyor. Likidite adımları ve mevduat garantisiyle banka sektörünü desteklemeye devam ederken, faiz politikasında önceliği enflasyonla mücadeleye vermeye de devam etmesi gerekiyor. Önceki zirve beklentisi %6 ise yerini %5,25-5,50 zirvesine bırakmış olsa da bilanço daraltma planından Fed’in vazgeçmesi mümkün görünmüyor. Yeni bir Miktarsal Genişleme ise söz konusu değil.

Fed’in bu gece açıklayacağı faiz kararı ve Powell’ın açıklamaları bu açılardan ders niteliğinde öğretici olacak. Fed toplantısının ardından cevabı dikkatle aranan da üç soru devam edecek: Bankacılık sektörünün tümünü etkisine alacak bir likidite krizinin önüne parasal adımlarla geçilebildi mi? Daha kötüsü nereden gelebilir? Tüm bu gelişmelerin Fed parasal sıkılaştırma adımlarına yansıması nasıl olacak?

PolitikYol

BAKMADAN GEÇME

  • Gillian Tett: Japonya’nın İkilemi, Küresel Kriz Korkusu

    Küresel gündem savaşlar ve jeopolitik risklerle meşgulken, kamu maliyesi kaynaklı tehditler yatırımcıların radarından hızla düşüyor. Ancak Japonya örneği, küresel borç sorununun ne kadar kırılgan bir zeminde ilerlediğini gösteriyor. Borç seviyesi rekor kırarken piyasaların sakin kalması, “her şey yolunda” algısının ne kadar sürdürülebilir olduğu sorusunu gündeme taşıyor.

  • Elon Musk: 2026’da Tekillik Başlıyor, Her Şey Sonsuza Dek Değişecek

    Elon Musk, yapay zekâ hakkında yaptığı en dikkat çekici açıklamalardan birinde “We have entered the Singularity” (Tekilliğe girdik) diyerek içinde…

  • Faiz Artırmak Enflasyonu Düşürmüyor mu?

    Son yıllarda ekonomi gündeminin en çok tartışılan başlıklarından biri, para politikasının ne kadar etkili kaldığı sorusu oldu. Merkez bankalarının faiz…

  • Sessiz Uyarılar: ABD Ekonomisi Yeni Bir Döneme mi Giriyor?

    ABD ekonomisine dair son veriler ve grafikler, yüzeyde sakin görünen ama derinlerde ciddi gerilimler barındıran bir tabloya işaret ediyor. Tahvil…

  • Bütçenin KİT Yükü Katlanıyor: Görev Zararlarında 4 Yılda %1626 Rekor Yükseliş

    Bütçeden Kamu İktisadi Teşebbüsleri’ne (KİT) yapılan görev zararı ödemeleri 2025 yılında 411,3 milyar TL’ye ulaştı. Veriler, kamu kurumlarının mali tablosundaki…

  • Otokar, Romanya’ya 2 Milyar Liraya Yakın Tazminat Ödeyecek

    Otokar Otomotiv ve Savunma Sanayi AŞ, Romanya Milli Savunma Bakanlığına bağlı C.N. Romtehnica SA (Romtehnica) ile yapılan anlaşma kapsamında, yerel üretim hazırlıklarına ilişkin ara hedeflerin zamanında tamamlanamadığı ve ilk parti teslimatın gecikmesi gerekçeleriyle toplamda yaklaşık 2 milyar liralık tazminat ödemeyi kabul ettiğini açıkladı.

  • Tasarruf Söylemine Rağmen Harcamalar Zirvede: Cumhurbaşkanlığı Harcamaları 2025’te 15,8 Milyar TL’ye Ulaştı

    Cumhurbaşkanlığı’nın 2025 yılı harcamaları 15,8 milyar TL’ye ulaşarak önceki yıla kıyasla yüzde 26 oranında arttı. Harcamaların önemli bir bölümü yılın son döneminde yoğunlaşırken, yalnızca Aralık 2025’te yapılan 2,7 milyar TL’lik harcama aylık bazda rekor olarak kayıtlara geçti. Merkezi yönetim bütçe verileri, Cumhurbaşkanlığı harcamalarında son yıllarda dikkat çekici bir yükseliş eğilimine işaret ediyor. Tasarruf söylemlerine karşın, kamu harcamalarının özellikle 2025’in son çeyreğinde hız kazandığı görülüyor.

  • Eyüpspor Futbol Yatırımları A.Ş. Dahil 9 Şirkete Kayyım Atandı

    Süper Lig ekiplerinden Eyüpspor’un yönetimine TMSF tarafından kayyım görevlendirildi. İstanbul 12. Sulh Ceza Hâkimliği, devam eden soruşturma çerçevesinde Eyüpspor Futbol Yatırımları A.Ş.’nin de aralarında bulunduğu 9 şirkete kayyım atanmasına hükmetti.

  • Konkordato Takip: Bir dev, çok sayıda orta ölçekli firma da kervana katıldı

    2025 yılının ekonomi basınında en sık yer alan gündem maddelerinden biri konkordato ve iflaslar. Geçen sene pandemiden bu yana rekor kırılırken, bu yılda da şirketlerde yaprak dökümü devam ediyor. Birçok uzman açısından sayı olarak patlayan konkordato ve iflaslar, ekonomide yaşandığı iddia edilen ağır çekim çözülmenin yüzeye yansıması.

  • Konut Piyasasında 2026 Rotası: Fiyatlar ve Talep Yeniden mi Şekilleniyor?

    Türkiye gayrimenkul sektörü, son yılların en çalkantılı dönemlerinden birini geride bırakarak 2026 yılına giriyor. 2022-2024 yılları arasındaki "fiyat patlaması" ve 2025 yılındaki "reel düzeltme" dönemlerinden sonra, piyasa şimdi daha rasyonel bir dengenin izini sürüyor. Sektörün önde gelen analistleri ve veri devleri, 2026’nın bir "fiyat balonu" yılı değil, "ertelenmiş talebin dönüşü" yılı olacağına işaret ediyor.

  • Emekli maaşlarında yeni polemik: Çok uzun yaşıyorlar, iyi besleniyorlar

    En düşük emekli maaşının 20 bin lirada kalması ve asgari ücretin 28 bin 75 liraya yükselmesiyle milyonlarca emekli açlık sınırının altına sıkışırken, iktidar cephesinden gelen açıklamalar yeni bir polemiği tetikledi. AKP’li bir milletvekilinin “emekliler uzun yaşıyor” gerekçesi, siyasi tartışmayı alevlendirirken; veriler, emeklilerin uzun yaşamasından çok yetersiz beslenme ve sağlık riskleriyle karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor.

  • Parayı Anlama Rehberi II

    Parayı Anlama Rehberi II Hazine’nin gün içinde gerçekleştirdiği üç temel işleme yakından bakalım. Hazine, ana hesabını Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası…

  • Allianz GI 2026 Raporu: Gelişmekte Olan Piyasalarda İkinci Bahar

    Küresel makroekonomik dengeler, gelişmekte olan piyasalar lehine dönmeye devam ediyor. ABD ekonomisinin sert bir resesyon yerine "yumuşak iniş" senaryosunu takip etmesi, Fed’in faiz indirimlerine devam edeceği beklentisi ve likidite koşullarının pozitif seyri, 2026 yılının başında risk iştahını yüksek tutuyor.

Benzer Haberler