Sosyal Medya

Ekonomi

Güldem Atabay: Bir TCMB faiz artış kararı- İyi, kötü, çirkin…

Merkez bankası 24 Ağustos’ta rekor yüksek bir adımla 750 baz puan faiz artışı yaptı ve politika faizini %25’e taşıdı. Seçim…

Güldem Atabay: Bir TCMB faiz artış kararı- İyi, kötü, çirkin…

Merkez bankası 24 Ağustos’ta rekor yüksek bir adımla 750 baz puan faiz artışı yaptı ve politika faizini %25’e taşıdı. Seçim sonrası süreçte banka başkanının değişmesi ile toplam faiz artışı da böylelikle 16,500 baz puana ulaştı. Sene başından bu yana dolar karşısında %45 değer kaybeden TL, TCMB’nin son adımı ile bir günde %6,6 değer kazandı.

Eylül 2021’de politika faizi %19, manşet TÜFE enflasyonu %19 ve TL/dolar 8,2 seviyesindeydi. 24 Ağustos 2023 itibarıyla TL/dolar 26,00, manşet TÜFE enflasyonu %85’ten %40’a gerilemesinin ardından yeniden %70’e yönelmiş durumda. Politika faizi de malum Eylül 2021’e kıyasla daha yüksek bir seviye olan %25’te.

Deneysel para politikasının ekmeğini yarattığı yalancı bahar havasıyla seçimi kazanarak yemiş ve bedelini de milyonlara seçim sonrası ödetmeye başlamış Cumhurbaşkanı açısından doğal olarak Nas söyleminden 180 derece çark etmesinde sorun yok. Sabit gelirle yaşayan milyonlar açısındansa, çok ağırlaşan yaşam şartları nedeniyle durum “elde var sıfır” bile değil.

Eylül 2021’de başlayan Haziran 2023’te seçim ardından son bulan faiz indirimlerinin

  • hangi ekonomik gerekçelere dayandığı,
  • faiz indirimleriyle tetiklenen anormal enflasyon artışı ile neden fakirleştirildiğimiz,
  • merkez bankası net döviz rezervlerinin neden eksi 50 milyar dolara kadar tüketildiği,
  • dövize endeksli mevduat olan Kur Korumalı Mevduat gibi bir ateşten gömleği 125 milyar dolar ölçeğinde neden giydirildiğimiz
  • ve KKM sahibine Hazine’den aktarılan milyarlar elde veri iken seçim ardından bir de yeni tüketim vergileriyle neden iyice darboğaza itildiğimiz son derece haklı sorular.

Ancak Mayıs 2023 seçimlerinde Erdoğan’ın yeniden iktidarı kazanmasıyla bu soruları sorma, hesap isteme treni kaçtı. Bu işin hazmedilmesi zor “çirkin” tarafı.

Bu hafta potansiyeli en yüksek · 5 HİSSE
ASELS ▲ Long
GirişNONEEE
T/P HedefNONEEE
S/L StopNONEEE
+ TKFEN, CIMSA, AFYON, TRMET ve toplam 5 hisse bu hafta analiz edildi
🔒 Tüm seviyeleri görmek için raporu edinin
ÖRNEK RAPORU GÖR →
Yatırım tavsiyesi değildir. Detaylar için raporu inceleyiniz.

Sabit gelirli için malum çöküntüyü yaratan, reel sektör ve finans sektörünü yüksek enflasyonla kör bırakan ekonomi politikalarını devreye sokanlar seçimin ardından tereyağından kıl çekercesine tam ters politikalarla yarattıkları canavarları dizginleme çabasındalar.

Bizlere mecburen düşen de hesap ödenmediği için kapatılmamış defterleri şimdilik bir yana koyarak atılan adımların sonunda bir başarı hikayesi ile taçlanıp taçlanamayacağını ölçmek. Konu para politikasıyla sınırlı olunca geride bırakılan dönemle kıyaslandığında çok net “iyiler” bulmak mümkün.

24 Ağustos’ta yapılan büyük faiz artışını sadece ufka bakarak değerlendirmek gerekli:

  1. Finans piyasalarında temkinli ve bekle-göre dayalı iyimser bir hava oluştu. Merkez bankası yeni Başkan Gaye Erkan eşliğinde haziran ve temmuz aylarında sırasıyla 650 baz puan ve 250 baz puan faiz artışları gerçekleştirdi. Temmuz’da çıkan yeni Enflasyon Raporu’nda sene sonu orta nokta TÜFE beklentisini %58 gibi daha gerçek bir seviyeye güncelledi. Bu adımlar arzu edilen sermaye girişlerini yaratmadı, hisse senedi tarafına giren sıcak para 2 milyar dolar civarında kaldı. Şeffaf olmayan müdahaleler eşliğinde TL değer kaybetmeye devam etti.
  2. Başkan yardımcısı olarak atanan üç isim ardından TCMB söylem ve eyleminde bir değişim olup olmayacağı merak konusuydu. Geçtiğimiz hafta sonu KKM yükünden kurtulmak için cılız da olsa ilk adım atıldı. KKM yükünün kabaca 100 milyar dolarlık kısmını oluşturan şirketler dışarıda bırakılarak bireysel KKM hesaplarındaki 15-20 milyar doları TL mevduata geçirmek için “niyet beyanı” bankalara yine düşük faizli tahvil alımı cezası ile yapıldı.
  3. Ardından TCMB’deki yeni takımın marifetiyle ağustos toplantısında faiz artışı 750 baz puanla beklenen 250 baz puanın çok üzerine taşındı. Buna rağmen %25 politika faizi %65-70 civarı 2023 sonu enflasyon seviyesiyle mücadele etmeye yeterli değil.
  4. Son PPK faiz kararı metni basit, anlaşılır ve ekonomik gerçeklere uygundu. 2023’ün ilerleyen aylarında enflasyonun Enflasyon Raporu’nda beklenen üst sınıra doğru %62’ye yükseleceği belirtildi. Kısa vadede enflasyonu yükseltecek nedenler güçlü iç talep, ücret ve kur kaynaklı maliyet yönlü baskılar, hizmetler enflasyonundaki katılık, vergi artışları, petrol fiyatları ve bozulan beklentiler olarak gerçekçi sıralandı.
  5. Faiz artışı kadar önemli şekilde, faiz artışlarının devam edeceği, yanında miktarsal sıkılaştırma önlemlerinin artacağı ve KKM’den çıkışı sağlayacak sadeleştirme adımlarının devam edeceği vurgulandı. Ağustos PPK’sında politika faizinin %25’e taşınması ve daha da artırılacağının ilanı ile Cumhurbaşkanı’nın koyduğu iddia edilen %25 faiz artışı sınırının aşılacağı resmen ilan edilmekte. Bu durum merkez bankasının elinin daha özgür olacağı yorumlarını artıracak, enflasyonla mücadelenin ciddileştiği düşüncesini besleyecek, yabancı sermaye sahipleri açısından olumlu değerlendirilecek ve TL üzerinde kısmen olumlu etki yaratacak.

PPK metninde faiz artışı ile birlikte kredi faizi limiti 1,8X tavanı değiştirtilmiş değil. Yine bir hafta sonu gece yarısı kararnamesi ile gelebilir elbette ama şimdilik bir işaret o yönde yok. Bu da resmi kredi faizinin yerel seçim öncesi fazla yükselmesinin istenmediğini düşündürüyor.

 

PPK metni içinde 2024 sonu enflasyonun en son temmuz Enflasyon Raporu’ndaki %33 seviyesi ile uyumlu olacağına yapılan vurgu eşliğinde işin belirsizlikler ve kötü yanına geçmekteyiz.

Merkez bankası faiz artışına devam edeceğini belirtmekle birlikte zirve faizin nerede olacağı konusunda beklenti seviyesi koymuyor. Örneğin, reel faiz sözü vermiyor.

Varsayımlarda bulunmak gerekiyor.

2024 sonu beklenen %33 enflasyona yapılan vurguya bakarak politika faizinin önümüzdeki birkaç ayda %25’ten %35 civarına çekilmesini beklemek mantıklı görünüyor. Ancak politika faizinin %35’e çıkarılıp, 12 ay vadede “reel faiz” hedeflenmesi dahi faiz seviyesinin yetersiz kalma riskini taşımakta. Keza 2024 sonu enflasyonun %33’e gerileyeceğine inanmak kolay değil, %40-45 seviyesi daha makul bir beklenti olarak görülüyor.

PPK metninde faiz artışı ile birlikte kredi faizi limiti 1,8X tavanı değiştirtilmiş değil. Yine bir hafta sonu gece yarısı kararnamesi ile gelebilir elbette ama şimdilik bir işaret o yönde yok. Bu da resmi kredi faizinin yerel seçim öncesi fazla yükselmesinin istenmediğini düşündürüyor. Kredi faizi yükselmezse de mevduat faizindeki artışın %40-45 seviyesini aşarak TL’nin gerçekten cazip hâle dönüşmesi mümkün değil. Hatırlatmak gerekli: Toplam mevduatların içinde döviz ve dövize endeksli mevduatın toplam payı %68’de.

Bir de tabii her daim güven sorunu var. Yeniden hayat bulan olumlu havaya rağmen Erdoğan’ın faiz artışlarına %25’ten öteye devam edilmesi hâlinde ne zaman, nasıl bir tepki vereceği de tedirginliği diri tutan bir merak konusu olmaya devam edecek.

Sene sonu TÜFE enflasyonun devam eden dinamikler eşliğinde %70 civarında, TL/doların da en az 30,00 civarında olması halen en makul beklenti olarak görünüyor.

İç talep eksiye dönmeden, inandırıcı bir 12 aylık enflasyon hedefine göre minimum düzeyde de olsa reel faiz verilmeden, dış ticaret açığı ve dış borç servisi veri iken ve tabi enflasyon yükselme eğilimindeyken TL’nin değer kazanmaya başlaması gerçekçi değil doğal olarak.

Bir de tabii her daim güven sorunu var. Yeniden hayat bulan olumlu havaya rağmen Erdoğan’ın faiz artışlarına %25’ten öteye devam edilmesi hâlinde ne zaman, nasıl bir tepki vereceği de tedirginliği diri tutan bir merak konusu olmaya devam edecek.

 

PEKİ YA KKM?

Şok 750 baz puan faiz artışının KKM-bireysel hesaplarda kabaca biriken 15-20 milyar doların düz TL mevduata kaydırılması için arzu edilen çözülmeye bir araç olması da hesaplanmış gibi.  Keza, bir yandan hafta sonu açıklandığı şekliyle bankalara uygulanacak cezai önlemler var. Bir yandan bireysel KKM sahibinin önümüzdeki haftalarda KKM vadeleri geldiğinde TL’yi değer kaybetmemiş- hatta %1-2 değer kazanmış olarak görmesi hali olacak.

TCMB eliyle mevduat faizlerinde teşvik edilen faiz artışları, bankalara yaptırımlar ve TL’de kısmi değer artışı KKM-bireyselden düz TL mevduata önümüzdeki haftalarda birkaç milyar dolarlık geçiş yaratabilir.

KKM’den gerçekten kurtulmak ise enflasyonu düşürmede kayda değer bir yol alınması ve TL’de istikrar sağlanması ile mümkün.

Şimdilik ufukta görünmüyor.

PolitikYol

HAFTALIK RAPOR
Haftalık quant yatırım raporuna erişin
AI model tahminleri
Hisse giriş seviyeleri
Hedef fiyatlar
Makro piyasa analizi
Detaylı analizi gör

BAKMADAN GEÇME

  • ING’den Türkiye Analizi: Dış Ticaret Açığındaki Artış Cari Dengeyi Zorlayabilir

    ING Global’e göre jeopolitik risklerdeki artış ve enerji fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye’nin cari dengesi üzerinde baskı yaratabilir. Banka, dış ticaret açığındaki büyüme, turizm gelirlerinde yaşanabilecek olası kayıp ve artan altın ithalatının cari açık görünümünü olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekti.

  • Yabancı Yatırımcılar Hissede Net Satışa Geçti

    Yabancı yatırımcılar, 6 Mart ile biten haftada hisse senedinde 755,6 milyon dolar ve tahvilde 1,72 milyar dolarlık satış gerçekleştirdi. Böylece, 13 haftadır süren kesintisiz hisse alımının ardından yabancı yatırımcılar bu hafta hisse tarafında net satışa geçmiş oldu.

  • TCMB Toplam Rezervleri Mart Başında Sert Düştü: 197,5 Milyar Dolara Geriledi

    Merkez Bankası’nın toplam rezervleri, 6 Mart haftasında 12,8 milyar dolarlık düşüşle 197,5 milyar dolara geriledi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan haftalık para ve banka istatistiklerine göre, brüt döviz rezervleri 6 Mart itibarıyla 10,7 milyar dolar azalarak 62,8 milyar dolara indi. Önceki hafta, 27 Şubat’ta bu rakam 73,4 milyar dolar seviyesindeydi.

  • Visa’dan Çarpıcı Araştırma: Türkiye’de Banka Şubesi Bağımlılığı Azalıyor

    Visa’nın 2026 Finansal Hizmetler Araştırması, Türkiye’nin Avrupa’nın en hızlı dijitalleşen ödeme ekosistemlerinden birine sahip olduğunu ortaya koydu. Araştırma, fiziksel banka şubelerine olan ihtiyacın azalırken, temassız ve karekodlu ödemelerin günlük hayatın vazgeçilmez parçaları hâline geldiğini gösterdi.

  • Gündeme Bomba Gibi Düşen İddia: Soma Termik Santrali Satılıyor mu?

    Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ), Konya Şeker’in (Torku) işlettiği Soma Termik Santrali’nden olan alacağını tahsil etmek için yeni yollar arıyor. İddiaya göre, santrale ilişkin borç uzun süredir ödenememiş ve faizleriyle birlikte yaklaşık 24 milyar TL’ye ulaşmış durumda.

  • SON DAKİKA! TCMB Faiz Kararını Açıkladı

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), mart ayı toplantısında politika faizinde değişikliğe gitmedi. Banka, bir hafta vadeli repo ihale faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tuttu. Ekonomistlerin büyük çoğunluğu da faiz oranının bu seviyede korunmasını bekliyordu.

  • Euro Kuru Yeniden Yükseldi: 13 Mart’tan İtibaren İlaç Fiyatlarına Yeni Zam Geliyor

    İlaç fiyatlarına, kullanılan Euro kurundaki güncelleme nedeniyle bu geceden itibaren zam yapılacak. Resmî Gazete’de yayımlanan karara göre, ilaç fiyatlarının hesaplanmasında kullanılan Euro kuru güncellendi. Mevcut 25,3346 TL olan Euro, 13 Mart 2026 Cuma günü saat 00.00’dan itibaren yüzde 6,5 artışla 26,8767 TL’ye çıkacak.

  • Bakan Kurum, Kira Sorununa Çözümü Açıkladı: İstanbul’a Özel ‘Kiralık Konut Projesi’ Hayata Geçirilecek!

    İstanbul’da kira fiyatlarının hızla yükselmesi milyonlarca kiracının en büyük sorunu olmaya devam ederken, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) projeleriyle ilgili yeni bir açıklama geldi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İstanbul’a özel kiralık sosyal konut projesinin devreye alınacağını belirterek kira fiyatlarını dengelemeyi hedeflediklerini söyledi.

  • Türkiye’de Yaşlı Nüfus Artarken 65 Yaş Üstünde İşgücüne Katılım Yükseliyor

    Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Türkiye’de yaşlı nüfus artmaya devam ederken, 65 yaş ve üzeri bireylerin işgücüne katılım oranında da yükseliş gözleniyor. 2024 yılında yaşlıların işgücüne katılım oranı yüzde 13,1’e ulaşırken, istihdamın sektörel dağılımında tarımdan hizmet sektörüne doğru belirgin bir kayma yaşandığı görülüyor.

  • Türkiye’nin Cari Açığı Ocak Ayında 6,8 Milyar Dolara Ulaştı

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre 2026 yılı Ocak ayında cari işlemler hesabı önemli bir açık verdi. Cari denge Ocak’ta 6 milyar 807 milyon dolar açık kaydederken, altın ve enerji hariç hesaplanan cari denge 1 milyar 228 milyon dolar açık verdi. Aynı dönemde ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı ise 6 milyar 967 milyon dolar olarak gerçekleşti.

  • Piyasalarda Kritik Saatler: Yurt İçinde Gözler TCMB’de, Küreselde Enerji ve Enflasyon Gündemi Var

    Küresel piyasalarda enflasyon verileri, enerji piyasasındaki gelişmeler ve jeopolitik başlıklar gündemi belirlerken, yurt içinde yatırımcıların ana gündem maddesi Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) açıklayacağı faiz kararı olacak. Piyasalarda yalnızca politika faizi değil, karar metninde verilecek yönlendirmeler de yakından takip edilecek.

  • Dr.Fulya Gürbüz/Vega Portfoy: Savaş Hürmüz Boğazında Alevlendi, Petrol Fiyatları Yükseliyor

    ABD’de 6 Mart haftasında MBA 30-yıl vadeli mortgage faizi %6,19’a yükseldi, haftalık mortgage başvuruları %3,2 artışa yavaşladı, EIA ham petrol…

  • Aracı Kurumlar Borsa İçin Ne Yorum Yaptı?

    Bu analiz, 12 Mart 2026 tarihli piyasa açılışı öncesinde Türkiye ekonomisinin makro dengelerini ve Borsa İstanbul’un teknik görünümünü, üç farklı aracı kurumun (İnfo Yatırım, Yapı Kredi Yatırım ve Ünlü & Co) sağladığı veriler ışığında derinlemesine incelemektedir. Anahtar Kelimeler: BIST100, TCMB Para Politikası, Jeopolitik Riskler, Petrol Fiyatları, Teknik Analiz, Hürmüz Boğazı, Enflasyon Görünümü, Cari Açık. Meta Açıklama: Türkiye piyasalarında gözler TCMB’nin faiz kararına ve Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmelere çevrildi. İnfo Yatırım, Yapı Kredi Yatırım ve Ünlü & Co'nun güncel analizleriyle BIST100 destek-direnç seviyeleri ve küresel enerji maliyetlerinin yerel piyasalar üzerindeki etkileri. Giriş: Küresel Enerji Krizi ve Para Politikası Kıskacında Borsa İstanbul 2026 yılının Mart ayı, Türkiye sermaye piyasaları için hem jeopolitik risklerin hem de makroekonomik belirsizliklerin zirve yaptığı bir dönem olarak kayıtlara geçiyor. ABD ve İran arasındaki gerilimin Hürmüz Boğazı gibi kritik bir enerji koridoruna taşınması, brent petrol fiyatlarını 100 dolar sınırına kadar itmiş durumda. Bu durum, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için hem enflasyon hem de cari açık kanalıyla ciddi bir baskı unsuru oluşturuyor. Aracı kurumlar, bugün gerçekleştirilecek olan Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısından faiz değişimi beklemezken, endekste teknik seviyelerin korunup korunamayacağı yatırımcıların bir numaralı gündem maddesi. 1. İnfo Yatırım: Jeopolitik Riskler ve Enerji Maliyetlerinin Makro Etkisi İnfo Yatırım, piyasa açılışına dair beklentisini "yatay" olarak belirlerken, analizinin merkezine Orta Doğu’daki çatışma ortamının ekonomik faturasını yerleştiriyor. Kurumun değerlendirmesine göre, enerji arz güvenliği şu anki fiyatlamaların ana motoru konumunda. İnfo Yatırım Notu: "ABD ile İran arasında artan jeopolitik gerilim ve devam eden çatışma ortamı, özellikle küresel enerji arzının kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’na ilişkin belirsizlikleri artırıyor... İran’ın Hürmüz Boğaz’ına mayın döşediği de haber merkezlerinde yer alıyor. Söz konusu belirsizlikler petrol fiyatlarında yukarı yönlü baskı oluştururken, enerji maliyetleri üzerinden küresel ve yurt içi enflasyon görünümüne ilişkin yukarı yönlü beklentileri de artırdı." Bu noktada kurum, petrol fiyatlarındaki artışın Türkiye ekonomisi üzerindeki matematiksel etkisine dikkat çekiyor: Enflasyon Geçişkenliği: Brent petroldeki her 10 dolarlık yükseliş, yurt içi enflasyonu yıllık bazda 1,2—1,3 puan yukarı çekiyor. Cari Denge: Aynı yükselişin cari açığa faturası ise 2,5 milyar dolar. Bu veriler ışığında İnfo Yatırım, TCMB’nin elinin kolunun bağlı olduğunu ve para politikasında temkinli duruşun korunması gerektiğini vurgulayarak, bugünkü toplantıda faizlerin sabit bırakılmasını beklediklerini ifade ediyor. 2. Yapı Kredi Yatırım: Teknik Görünüm ve 13.500 Direnci Yapı Kredi Yatırım, piyasanın makro dinamiklerinden ziyade fiyat hareketlerine ve teknik seviyelere odaklanarak yatırımcılara yol haritası sunuyor. BIST100 endeksinin 18 Şubat’ta başlayan düzeltme hareketinden sonra bir "tepki yükselişi" içinde olduğunu belirten kurum, 13.500 puan seviyesini "kritik" olarak tanımlıyor. Yapı Kredi Yatırım Notu: "Endekste 18 Şubat tarihinde başlayan ara düzeltme hareketinin 12,500 desteği üzerinde oluşturduğu tepki yükselişinin, 13,500 hedef direnç noktasına ataklarında dün satış baskısıyla karşılaştığını gözlemliyoruz... Kısa vadeli teknik resimde 13,500 seviyesini kritik direnç noktası olarak izlemeyi sürdürüyoruz." Kurumun sunduğu teknik seviyeler şu şekildedir: Ana Destekler: 12.800 (ilk önemli seviye) ve 12.500 (kısa vadeli ana destek). Dirençler: 13.500 (ara hedef), 13.750, 14.100 ve 14.500 (yeni bir yükseliş trendi için aşılması gereken seviye). Yapı Kredi Yatırım, yatırımcıları direnç noktalarında oluşabilecek başarısız denemeler ve buna bağlı satış baskısı konusunda uyararak, 12.800 üzerinde kalıcılık sağlanmasının yükseliş umutlarını diri tutacağını belirtiyor. 3. Ünlü & Co: Dezenflasyon Patikası ve TL’nin Dayanıklılığı Ünlü & Co, analiziyle hem makro perspektifi hem de Türk Lirası’nın durumunu kapsayan geniş bir çerçeve çiziyor. Yılın başında hakim olan "sürekli faiz indirimi" beklentisinin, Ocak ve Şubat aylarındaki toplam %7,95’lik enflasyon verisiyle sarsıldığını ifade eden kurum, para piyasalarındaki sıkılaşmaya dikkat çekiyor. Ünlü & Co Notu: "Haftalık kanaldan fonlamanın kesilmesi ile ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin %40’a yönelmesi, TCMB’nin Mart ayı toplantısında beklemede kalacağını düşündürüyor... Piyasalar PPK toplantısında bir yandan faiz kararını takip ederken diğer yandan Merkez Bankası’nın görünümü nasıl değerlendirdiğini anlamaya çalışacaktır." Türk Lirası’nın durumu hakkında ise kurum oldukça net bir tablo çiziyor. TCMB’nin likiditeyi çekmesi ve döviz satışlarıyla müdahale etmesi, TL’yi savaş ortamında bile diğer gelişmekte olan ülke (EM) paralarına göre daha dirençli kılmış durumda. Ancak petrolün 120 dolarlardan 85 dolara inip tekrar 100 dolara dayanması, borsa üzerindeki "olağan tepki" sınırlarını zorluyor. Ünlü & Co Borsa İstanbul Analizi: "BIST-100 endeksinin 13.200 puana yükselmesini pozitif bulmakla birlikte, kuvvetli bir eğilim oluşması için öncelikle 13.400 puanın üzerinde kapanışlar yapılması gerektiğini düşünmeye devam ediyoruz... Piyasaların somut adımlar görmek istediğini not etmek gerekir." Ünlü & Co ayrıca 2025 yılı cari açığının 25,2 milyar dolar (GSYH’ye oranla %1,6) seviyesinde kapandığını hatırlatarak, makroekonomik verilerin piyasa iştahı üzerindeki etkisinin sürdüğünü belirtiyor. Genel Değerlendirme: Yatırımcıyı Ne Bekliyor? Üç kurumun ortaklaştığı nokta, piyasanın şu an için "bekle-gör" modunda olduğudur. Bir yandan jeopolitik risklerin (Hürmüz Boğazı ve İran gerilimi) enerji fiyatlarını yukarı itmesi, diğer yandan TCMB’nin enflasyonla mücadele kapsamında faiz indirimlerini ötelemesi, borsada hızlı bir ralli ihtimalini zayıflatıyor. Stratejik Çıkarımlar: Likidite ve Fonlama: Fonlama maliyetinin %40 seviyesinde olması, borsadaki spekülatif hareketleri sınırlayabilir ancak TL varlıkların cazibesini (faiz kanalıyla) koruyor. Hisse Bazlı Ayrışma: Enerji maliyetlerinden doğrudan etkilenen ulaştırma ve sanayi hisseleri baskı altında kalabilirken, kurumsal karlılıkların enflasyon karşısındaki direnci 13.500 direncinin aşılmasında belirleyici olacaktır. Jeopolitik Haber Akışı: ABD Başkanı’nın "savaşın yakında sona ereceği" yönündeki açıklamaları moral verse de, petrol fiyatları 100 dolar sınırında kaldığı sürece piyasa tam bir rahatlama yaşamayacaktır. Sonuç olarak; BIST100 endeksi için 13.000 – 13.400 bandı, haftanın geri kalanındaki yönü belirleyecek olan ana koridordur. Yatırımcıların bugün saat 14:00’te açıklanacak olan TCMB kararını ve karar metnindeki tonlamayı (şahin/güvercin) en önemli veri seti olarak kabul etmesi gerekmektedir.

Benzer Haberler