Sosyal Medya

Dünya Ekonomisi

Asya ekonomileri ihracatı tehdit ediyor

Türkiye’nin pandemi sonrası artan ihracat istatistikleri, üretim maliyetlerinin artması, Rusya-Ukrayna savaşı gibi etkenlerden dolayı tersine döndü. Türkiye’den boşalan üretim kapasitesini…

Asya ekonomileri ihracatı tehdit ediyor

Türkiye’nin pandemi sonrası artan ihracat istatistikleri, üretim maliyetlerinin artması, Rusya-Ukrayna savaşı gibi etkenlerden dolayı tersine döndü. Türkiye’den boşalan üretim kapasitesini Çin başta olmak üzere Nepal, Bangladeş gibi Asya ülkeleri dolduracak.

Küresel ticaretteki daralma, üretim maliyetlerinde yüzde 100’e varan artış, kur baskısı, finansmana erişim güçlüğü ve pandemi sonrası Çin’in güçlü dönüşü Türkiye’nin ihracat hedeflerini tehdit ediyor. İhracatçılara göre acil önlemler alınmaz ise değil yeni rekorlar, geçen yılın rakamlarına ulaşmak bile çok zor.

Türkiye 2022 yılında ihracatını 250 milyar doların üzerine taşıyarak dünyada güçlü bir çıkış yakaladı. Parlayan yıldıza katılmak için her ay 2 bine yakın yeni şirket dünyaya açıldı. Kurdaki yükseliş, pandemi nedeniyle içine kapanan Çin’in yarattığı tedarik boşluğunu dolduran Türk şirketleri 2021 ve 2022 yılında altın bir dönem yaşadı.

Dünya gazetesinden Fikret Çengel’in haberine göre Rusya-Ukrayna savaşı, dövizin bir yıldır sabit kalması, üretim maliyetlerinin 300 dolardan 600 dolara çıkması ve AB’de resesyon tehlikesi dengeleri bir anda Türkiye’nin aleyhine çevirdi. Rekabet avantajını kaptıran Türkiye, önümüzdeki yıllarda 4 koldan baskı görmeye devam edecek. Pandemide içe kapanan Çin’in, çok daha güçlü bir şekilde dünya ticaretine etkisi artıyor.

AB ise yeni dönemde tedarik zinciri için alternatif olması adına Balkan ülkelerini üretim üssüne çevirmek için kolları sıvadı. Kuzey Afrika ülkeleri de ABD ve AB ile serbest ticaret anlaşmalarını kullanarak yatırım taarruzuna başladı.

Cumhuriyetin 100. yılı nedeniyle 2022’de yakalanan 256 milyar dolarlık ihracatını en az 270 milyar dolara çıkarmak isteyen ihracatçılar, yılın ilk 3 ayında aradığını bulamadı.

İhracat 1 Milyar Dolar Azaldı

Rusya-Ukrayna savaşı, Avrupa’da resesyon tehlikesine bağlı olarak tüketim alışkanlıklarında yaşanan değişim ve üretim maliyetlerinde yüzde 100’e yaklaşan artış, Türk şirketlerinin rekabet gücünü zayıflattı. Şubat ayında yaşanan deprem felaketinin de etkisiyle yılın ilk 3 ayında ihracat geçen yılın aynı dönemine göre 1 milyar dolar azalarak 61 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Mart ayında gelen 23.5 milyar dolarlık ihracata rağmen yıl sonunda hedefini tutturmak için her ay bir önceki yılın aynı ayına göre en az 1.5 milyar dolar artış sağlaması gerekiyor. İhracatçıların beklediği kurdaki hareket yıl içinde gerçekleşmesi durumunda dahi dünyadaki rekabet şimdi daha zor.

Yılın ilk 3 ayında ihracat, otomotiv sektöründeki atılımla dengede durmayı başardı. Geçen yılın ilk 3 ayına göre, otomotiv 1 milyar dolar üzerine koyarak dönemi 8.6 milyar dolar ihracatla tamamladı.

Özellikle AB pazarında otomotiv sektörü iştahının bir süre daha devam etmesi bekleniyor. Rusya’ya artan taleple birlikte tarım sektörü de ilk çeyreği 400 milyon dolar artıda kapattı. Yüksek ciro yapan diğer sektörler geçen senenin gerisinde. Sanayi geçtiğimiz yılın 3 ayında 45 milyar dolar ihracat gerçekleştirirken bu dönem 44 milyar dolarda kaldı.

Çelik Sektörü En Büyük Kaybı Yaşadı

En büyük kayıp ise üç aylık ihracatı 2 milyar dolar kayıp yaşayarak 3.5 milyar dolar ihracat gerçekleştiren çelik sektöründe oldu. İhracatın lokomotif sektörlerinden tekstil ve hazır giyimde ise alarm çalıyor.

Hazır giyim ihracatı ciro olarak gücünü korumaya çalışırken kâr neredeyse negatife döndü. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği Başkanı Ramazan Kaya, sektör olarak çok zorlu bir döneme girdiklerini belirterek, özellikle AB ülkelerindeki daralma ve üretim maliyetlerindeki artış nedeniyle iki yönlü baskı gördüklerini belirtti. Kaya, bunun yanında kurdaki baskı nedeniyle farkın kârdan gittiğini ifade ederek şöyle konuştu:

“AB ülkelerinde pandemi sonrası tüketim alışkanlıkları değişti. Rahat giyim öne çıkıyor ve değişim aralığı uzuyor. Pazar kaybetmemek için AB’nin rakamlarına uymak durumundayız. Asya ülkeleri nedeniyle fiyat rekabetine giremeyiz. Navlun fiyatlarının yine pandemi öncesine inmesiyle uzak Asya’dan tedarik sorunu da ortadan kalktı. Avantajımızı kaybettik. Bırakın yeni rekorları geçtiğimiz senenin rakamlarına ulaşmak bile zor” 

Asıl tehlikenin kapıda olduğunu da belirten Kaya, “2030 yılına kadar tamamlamamız gereken bir sürdürülebilirlik dönüşümü gerçekleştirmemiz gerekiyor. Bırakın ilave yatırımları, bu dönüşüm ciddi bir finansman gerektiriyor. Ek vergiler, EYT maliyeti derken finansmana erişim zorlukları nedeniyle yapılması gereken dönüşüm yatırımları erteleniyor” ifadesine yer verdi.

Tekstil Sektörüne Darbe

Tekstil ve hazır giyim sektörünün ana pazarı AB ülkeleri. Hazır giyim yılın ilk 3 ayında bu bölgeye 3 milyar dolar ihracat gerçekleştiriyor. Geçen yıla göre 400 milyon dolarlık bir kayıp var. AB’ye 1.1 milyar dolar olan tekstil ihracatı da yine geçen yılın aynı dönemine göre 200 milyon dolar geride. Bu düşüşlerin ardında AB’deki daralma yatıyor.

Son aylarda Alman hazır giyim perakende mağazalarında üst üste iflaslar yaşanıyor. İndirim rekabetine giren birçok dev marka, daralan pazarda ayakta kalmak için, aralarında Türk şirketlerden de daha düşük teklif talep ediyor. Talebe karşılık veremeyen Türk ihracatçıların yerini Bangladeş gibi Asya ülkeleri alıyor.

Pandemiden ders aldığını açıklayan ve Çin’e karşı direnişini güçlendirmek için alternatif olarak Türkiye’yi kullanan AB ülkeleri, şimdi 3’üncü bir yola girdi. AB, Balkan ülkelerini üretim sahasına dönüştürerek hem Çin’e karşı güçlü bir alternatif kurmak hem de Balkan ülkelerini kalkındırmak istiyor.

Balkanlara yatırımı teşvik etmek isteyen AB, Nepal, Bangladeş gibi ülkelerden getirilecek iş gücünü bölgeye yerleştirecek. Bulgaristan, Romanya, Makedonya, Bosna Hersek,’i etkili kullanmak isteyen AB, otomotiv sektörü, makine, enerji ve bilişim sektörü için yatırımlarını artırıyor.

Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği Başkanı Ramazan Kaya, artan asgari ücret, EYT kaynaklı tazminat ve enerji fiyatlarındaki yükselişler nedeniyle çalışan başına üretim maliyetinin 400 dolardan 600 dolara yükseldiğini ifade etti. Kaya, Bangladeş, Vietnam ve Kamboçya gibi ülkelerin 150 dolar maliyetle rekabette büyük avantaj sağladığını ve bunun Türk ihracatçısının pazarını tehdit ettiğini belirtti. Kaya, “Etikette aleyhimize yüzde 30 fark oluştu. Avantajımızı kaybettik. Bırakın yeni rekorları geçtiğimiz senenin rakamlarına ulaşmak bile zor” diye konuştu.

 

 

 

 

patronlardunyasi.com

BAKMADAN GEÇME

  • Bitcoin için 2026 Tahminleri Uçurum Gibi: 75 Bin Dolardan 225 Bin Dolara Kadar Geniş Bir Bant

    2025 yılında tarihi zirveyi test ettikten sonra sert bir düzeltme yaşayan Bitcoin için 2026’ya yönelik tahminler son derece geniş bir bantta şekilleniyor. CNBC’nin sektör profesyonelleriyle yaptığı derlemeye göre öngörüler 75 bin dolar ile 225 bin dolar arasında değişiyor. Ortak nokta ise yüksek volatilitenin kalıcı olacağı beklentisi.

  • İran Fay Hattı: 2026’da Türkiye’yi Bekleyen Riskler ve Fırsatlar

    2026 yılının başında İran, 1979 Devrimi’nden bu yana en derin iç krizlerinden birini yaşıyor. Tahran’da hayat pahalılığı ve döviz kriziyle başlayan gösteriler, bugün rejim karşıtı topyekûn bir halk hareketine dönüşmüş durumda. 534 kilometrelik ortak sınıra sahip olan Türkiye için bu durum sadece komşuda çıkan bir yangın değil; göç, enerji ve jeopolitik dengeler açısından bir "sıçrama" (spillover) riskidir.

  • BDDK Raporu: Bireysel Kredi Büyümesi Ticari Kredileri Solladı

    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun (BDDK) yayımladığı son veriler, kredi piyasasında tüketici ve ticari krediler arasındaki büyüme farkının giderek açıldığını gösteriyor. Tüketici kredileri, 2 Ocak haftası itibarıyla art arda dördüncü haftasında da yükselişini sürdürerek yıllıklandırılmış bazda yüzde 62,5 seviyesine ulaştı.

  • Marc Champion: ABD’nin Venezuela Modeli İran’da İşe Yaramaz

    ABD’nin Venezuela’da gerçekleştirdiği sürpriz operasyon ve Nicolas Maduro’nun ülke dışına çıkarılması, Washington’un benzer bir stratejiyi İran için de devreye sokup sokamayacağı tartışmasını alevlendirdi. Ancak Bloomberg yazarı Marc Champion’a göre, İran’ın iç dengeleri, bölgesel konumu ve rejimin yapısı Venezuela’dan çok daha karmaşık. Dahası, dış askeri müdahaleler Tahran’da rejimi zayıflatmak yerine milliyetçi refleksleri güçlendirebilir ve daha istikrarsız sonuçlar doğurabilir.

  • TCMB Rezervlerinde Düşüş: Toplam Rezervler 189,1 Milyar Dolara Geriledi

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) toplam brüt rezervleri gerileme kaydetti. 2 Ocak 2026 ile sona eren haftada TCMB’nin toplam rezervleri, önceki haftaya göre 4,8 milyar dolar azalarak 189,1 milyar dolara düştü. Bir önceki hafta rezervler 193,9 milyar dolar seviyesindeydi.

  • Jeopolitik Riskler GOÜ Varlıklarını Baskılıyor

    Gelişmekte olan ülke hisse senetleri ve para birimleri, artan jeopolitik risklerin etkisiyle düşüşünü sürdürdü. MSCI gelişmekte olan piyasalar hisse endeksi yüzde 0,8 gerileyerek Aralık ortasından bu yana en sert günlük düşüşünü kaydetti. Döviz tarafında ise Tayland, Güney Kore ve Güney Afrika para birimleri kayıplara öncülük etti.

  • Güldem Atabay: Küresel ekonomi şoklara dirençli çıktı, bizde de enflasyon

    Dünya ekonomisi jeopolitik şoklara beklenenden daha güçlü dayanıklılık sergilerken, bizde TCMB yapışkan enflasyona rağmen faiz indiriminin yolunu arıyor

  • Hazine’den 3,5 Milyar Dolarlık Dış Borçlanma

    Hazine ve Maliye Bakanlığı, 7 Ocak’ta gerçekleştirdiği dolar cinsinden çift dilimli tahvil ihracıyla uluslararası piyasalardan 3,5 milyar dolar kaynak sağladı.…

  • TÜİK, Aralık Ayında En Çok Kazandıran Yatırım Araçlarını Açıkladı

    Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre, aylık bazda en yüksek reel getiri Devlet İç Borçlanma Senetleri’nde (DİBS) görüldü. Yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) dikkate alındığında DİBS’in reel getirisi yüzde 4,13 olurken, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile hesaplandığında bu oran yüzde 3,98 olarak gerçekleşti.

  • İSO: İhracat Pazarları İklim Endeksi Aralık’ta Geriledi

    İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından açıklanan Türkiye İhracat Pazarları İklim Endeksi, Aralık 2025’te bir önceki aya göre düşüş göstererek 51,6 seviyesine geriledi. Kasım ayında 52,4 olan endeks, böylece son beş ayın en düşük değerini aldı. Endeksin 50 eşik değerinin üzerinde kalması, ihracat pazarlarında talep koşullarının zayıf da olsa iyileşmeye devam ettiğine işaret ederken, mevcut toparlanma eğilimi Aralık ayı itibarıyla ikinci yılını tamamlamış oldu.

  • Hükümet Harekete Geçti: Emekliye Asgari Ücret Oranında Zam Yapılacak mı?

    Milyonlarca emekli, açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verirken yapılacak maaş artışına odaklanmış durumda. Enflasyon farkının yetersiz kalması nedeniyle, iktidarın emekli maaşlarına asgari ücret artışı oranında zam yapmayı değerlendirdiği ifade ediliyor.

  • Demirören Grubu’nda İflas Kararı: Demirören’in Veliahtıydı, O da İflas Etti

    Karşılıksız çek kullandığı iddiasıyla tutuklandıktan sonra serbest bırakılan Demirören Holding Yönetim Kurulu Üyesi Fikret Tayfun Demirören’in iflasına karar verildi.

  • Küresel Piyasalarda İvme Kaybı: Rekorların Ardından Kâr Satışları, Jeopolitik Riskler Yeniden Gündemde

    Küresel piyasalarda yılın başından bu yana risk iştahını destekleyen iyimser hava, hafta ortasında yerini temkinli bir duruşa bıraktı. ABD borsalarında endeksler gün içinde yeni zirveler test etse de, özellikle yılın başında güçlü performans gösteren sektörlerde gelen kâr satışlarıyla birlikte kapanışlar karışık gerçekleşti.

Benzer Haberler