Sosyal Medya

Genel

İbrahim  Can yazdı:  Ne yapılmalıydı, ne yapılabilir?

Türkiye’de deprem riski olan tüm bölgelerde acilen binaların deprem dayanıklılığı nitelikli uzmanlar tarafından denetlenmeli ve raporlanmalıdır. Bu raporlar ev sahibi…

İbrahim  Can yazdı:  Ne yapılmalıydı, ne yapılabilir?

Türkiye’de deprem riski olan tüm bölgelerde acilen binaların deprem dayanıklılığı nitelikli uzmanlar tarafından denetlenmeli ve raporlanmalıdır. Bu raporlar ev sahibi veya kiracı tüm vatandaşlara eDevlet üzerinden bildirilmelidir. Yerel yönetimler de bunun kontrol ve koordinasyonunu sağlamalıdır. Depreme dayanıklı olmayan konutların acilen boşaltılması sağlanmalıdır.

 

Bununla birlikte kentsel dönüşüm projeleri en azından 24 yıldır olduğu gibi “rantsal dönüşüm” amacıyla değil, bilimsel çerçevede teknolojinin en ileri imkanlarından faydalanılarak insan ve çevre uyumu gözetilerek sürdürülebilirlik ilkeleriyle inşa edilmelidir. Altyapı, ulaşım, eğitim, sağlık, spor ve sanata uygun yeşil alanların afet durumunda güvenli yaşam alanlarına dönüşümü de sağlanmalıdır.

 

Binaların depreme dayanıklılık testini yaptırmak için en önemli sorun İstanbul’da 10 katlı bina için en düşük 100.000 TL ücret istenmesidir. İBB’nin bu konudaki projesi için ev sahibi olma şartının kaldırılması gerektiğinin de altını çizmek isterim.

Binaların depreme dayanıklılığının testi için ev sahibi veya kiracı vatandaşlara ek masraf çıkarmak yerine zaten kamunun kaynaklarıyla oluşturulan fonların kullanılması gerekir. 1999 depreminden bugüne iletişim vergisi olarak 36,6 milyar Dolar toplandı. Bu fonlarla 24 yılda ne yapıldı?

 

2013 yılında Yenikapı ve Maltepe miting alanlarını yapmak için denizin üzerine yüzlerce kamyon taş ve moloz dökülerek o günün parasıyla 110 milyon TL harcanmıştı. Diğer inşaat işlerden bahsetmiyorum bile…

Şimdi anlıyor musunuz ben burada 10 yıldan uzun süredir bilim, liyakat ve teknokrasi derken neye dikkat çekmeye çalıştım? Ben bir teknokratım. Bunun anlamı, özel şirketlerin veya kamu kurumlarının yönetiminde bulunan insanların tüm paydaşların ortak faydasına yönetimde bilimsel ve teknik uzmanlığı olan kişilerden istifade etmeleri gerektiğinin bir zorunluluk olduğudur. Bu, Antik Roma döneminde keşfedilmiştir. MÖ 267’ye kadar uzanır. Julius Caesar, Roma’nın en parlak dönemine Cicero’nun danışmanlığı sayesinde kavuşmuştur. 2011 yılında İngiltere’de sunulan bir doktora tezi araştırmasına göre, Birleşik Krallığın küresel bir güç haline gelmesinde hukuk dahil politik ekonominin nitelikli yönetim danışmanlarının gerek parlamentoya gerekse büyük şirketlere sunduğu desteğin çok önemli etkisi olmuştur. Zira şirketler yalnız sermaye sahibi patronların keyfine bırakılırsa çalışanlar, işsizler, kamu görevlileri, doğa ve daha fazlası bundan olumsuz etkilenir. Bu durum sosyal antropoloji, etnografi, kültür boyutunda öz olarak böyle açıklanmıştır.

 

Ancak bir toplamda bilim, liyakat ve ahlak terk edilerek tek pusula para olmuşsa insan yoksullaşır, köleleşir, yaşam kalitesi düşer ve yaşam anlamını yitirir.

 

Türkiye’de sermaye sahiplerine “şirket” kavramıyla yasal imtiyaz sunulur ve her şey onların keyfine bırakıldığında; kaçınılmaz olan tek gerçek “ölüm” dahi ibret almaya yeterli gelmez. Bu durumda öneri sunmak ve tartışmak da boşadır.

 

I Can Advisory

www.icanadvisory.com

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler