Sosyal Medya

Ekonomi

Anayasa Mahkemesi’nin Halkbank Oturumu Sonrası Hukukçular Hangi Olasılıkları Değerlendiriyor?

ABD Anayasa Mahkemesi, 17 Ocak’ta Halkbank davasında ilgili tarafların sözlü savunmalarını dinledi. Oturumunun ardından gözler önümüzdeki aylarda çıkabilecek kararda. VOA…

Anayasa Mahkemesi’nin Halkbank Oturumu Sonrası Hukukçular Hangi Olasılıkları Değerlendiriyor?

ABD Anayasa Mahkemesi, 17 Ocak’ta Halkbank davasında ilgili tarafların sözlü savunmalarını dinledi. Oturumunun ardından gözler önümüzdeki aylarda çıkabilecek kararda.

VOA Türkçe hukuk uzmanlarının görüşlerini alarak olası seçenekleri ve sonuçlarını derledi. Hukukçular konunun hem uluslararası ilişkiler hem de ABD’nin kendi içtihadı açısından önem taşıdığına dikkat çekerek Anayasa Mahkemesi’nin konuyu hassas şekilde değerlendirerek dikkatli bir karar alabileceği görüşünü dile getiriyor.

Halkbank, ABD’de 1976’dan bu yana yürürlükte olan Yabancı Devlet Dokunulmazlığı Yasası’na göre (FSIA) Amerika’da bir ceza mahkemesinde yargılanamayacağını iddia ediyor.

Yabancı Devlet Dokunulmazlığı Yasası (FSIA), yabancı devletler ya da onlara bağlı kurumların ticari faaliyet söz konusuysa, cezai davalarda yargılanabileceklerini belirtiyor, yani ticari faaliyeti bu konuda bir istisna olarak değerlendiriyor.

Halkbank’ın avukatları Anayasa Mahkemesi’nin bankanın itirazını haksız bulması ve yargılamanın devam etmesi halinde bunun uluslararası ilişkiler ve diplomasi bakımından olumsuz sonuçları olacağını savunuyor.

“Karmaşık bir dava”

ABD’deki Vanderbilt Üniversites’nden kamu şirketleri, dokunulmazlıklar, yargı alanı, dış ilişkiler hukuku gibi konularda uzman olan Profesör Ingrid Wuerth Brunk, Anayasa Mahkemesi’nin Halkbank’ın temyiz başvurusuna ilişkin alabileceği olası kararlarla ilgili VOA Türkçe’nin sorularını yanıtladı.

Davanın karmaşık yapısına dikkat çeken Profesör Brunk, konunun üç farklı seçenek üzerinden çözüme kavuşabileceği görüşünde.

Bu seçeneklerden birine göre, Anayasa Mahkemesi Yabancı Devlet Dokunulmazlığı Yasası kapsamında (FSIA) Halkbank’ın itirazını kabul eder ve ticari faaliyet istisnasının banka için geçerli olmadığına karar verirse Halkbank yargılanamaz ve dava düşer.

Bazı hukuk uzmanları Anayasa Mahkemesi’nin Halkbank’ın yargılamadan muaf olmadığına hükmeden İkinci Daire Mahkemesi’nin kararını iptal edecek bir karar almasının deprem etkisi yaratacağı kanısında.

Diğer seçeneğe göreyse, Anayasa Mahkemesi Yabancı Devlet Dokunulmazlığı Yasası kapsamında Halkbank’ın yaptığı itirazı reddedebilir.

Profesör Ingrid Brunk’a göre, Anayasa Mahkemesi’nin böyle bir karar alması halinde, ABD hükümetinin de davada iddia ettiği gibi, yürütme organı dokunulmazlık tartışmasında nihai karar yetkisinin kendisinde olduğunu söyleyebilir ve yargılamanın devam etmesinin önünü açabilir.

Çünkü ABD hükümetinin ortaya koyduğu teoriye göre, Yabancı Devlet Dokunulmazlığı Yasası Halkbank davasına uygulanamaz ise, yürütme dokunulmazlık konusuna karar verebilir.

Profesör Ingrid Brunk böyle bir durumun güçler ayrılığına ilişkin sorunları beraberinde getirebileceğine ve Anayasa Mahkemesi yargıçlarının bazılarının Salı günkü oturumda buna şüpheyle yaklaştığına dikkat çekiyor.

Halkbank Davasıyla İlgili Farklı Senaryolar

Dış politika açısından olası sonuçlar da tartılıyor

Hukuk profesörü Ingrid Brunk’ın üzerinde durduğu üçüncü olasılıksa, Anayasa Mahkemesi’nin Halkbank’ın itirazını reddeden bir alt mahkeme yani İkinci Bölge Temyiz Mahkemesi’nin kararını teyit etmesi.

Bu senaryoya göre Anayasa Mahkemesi Yabancı Devlet Dokunulmazlığı Yasası’nın (FSIA) ve Halkbank davası bağlamında ticari bir faaliyet sözkonusu olduğu için de yasa kapsamındaki istisnanın cezai davalarda uygulanabileceğine karar verebilir. Bu durumda da Halkbank’a ilişkin dava devam eder.

Ingrid Brunk, “Anayasa Mahkemesi bu yönde karar verirse İkinci Bölge Temyiz Mahkemesi’ni teyit etmiş olur ve dava devam eder. Bu seçenek Anayasa Mahkemesi açısından nispeten daha basit bir seçenek. Çünkü mahkeme davanın dış politika sonuçlarıyla ilgili bir şey söylemek zorunda kalmadan ve yürütme organının dokunulmazlık konusunda karar verebileceğine ilişkin görüş beyan etmeden bir karar almış olur” diyor.

Mahkemenin yasada yer alan ticari faaliyet istisnasının Halkbank için geçerli olduğuna karar vermesi halinde de yargılama devam eder.

Profesör Brunk, Anayasa Mahkemesi’nin bu yönde karar alması halinde, davanın dış politika açısından olası sonuçları ya da dokunulmazlık konusunda nihai kararın yürütmede olması gibi tartışmalara girmeden bir karar vermiş olacağını belirtiyor.

Hukuk uzmanlarına göre Anayasa Mahkemesi Halkbank dosyasını, Yabancı Devlet Dokunulmazlığı Yasası’nın yabancı ülkeleri cezai kovuşturmadan koruyup korumadığını incelemek üzere İkinci Bölge Temyiz Mahkemesi’ne yeniden gönderebilir.

Anayasa Mahkemesi’ndeki oturumda yargıçların bazıları İkinci Bölge Temyiz Mahkemesi’nin Yabancı Devlet Dokunulmazlığı Yasası yabancı ülkeleri cezai kovuşturmadan korumuyorsa, yabancı ülkelerin uluslararası hukuk ilkeleri kapsamında dokunulmaz olup olmadıklarını belirleyebileceğini ima etmişti.

Kongre soru işaretlerini giderebilir mi?

Hukuk uzmanlara göre ABD Kongresi de tartışmaya konu olan yasaya ilişkin soru işaretlerini gidermeye yönelik bir adım atarak bir tüzük de kabul edebilir.

Profesör Brunk, “Anayasa Mahkemesi elbette Kongre’ye herhangi bir şey yapması yönünde bir talimat veremez ama sözkonusu tüzüğe ilişkin yorumların çok net olmadığını belirterek Kongre’yi Yabancı Devlet Dokunulmazlığı Yasası’nın kapsamını netleştirmeye davet edebilir” diyor.

Uzmanlar Anayasa Mahkemesi’nin vereceği kararın yalnızca Halkbank açısından değil, yabancı egemen devletlerin ve onlara bağlı kurumların ABD’de cezai kovuşturmadan muaf olup olmamaları gerektiği konusunun açıklığa kavuşması açısından da önem taşıdığını vurguluyor.

Olası kararların olası sonuçları

ABD’de uluslararası anlaşmazlıkların giderilmesi, tahkim konuları ve ticari davalarda uzman olan avukat Birgit Kurtz da davaya ilişkin yaptığı değerlendirmede Anayasa Mahkemesi’nin önünde üç seçenek olduğunu belirtiyor:

– Cezai kovuşturmadan mutlak dokunulmazlık

– Cezai kovuşturmadan sıfır dokunulmazlık

– FSIA istisnaları dışında cezai kovuşturmadan genel dokunulmazlık

Avukat Birgit Kurtz’un hukuki değerlendirmesine göre bu üç seçenek ABD’nin içtihadı ve diğer devletlerle ilişkileri bakımından önemli sonuçları beraberinde getirebilir.

Anayasa Mahkemesi yabancı devletler ve onlara bağlı kuruluşların cezai kovuşturmadan mutlak dokunulmazlığı olduğuna karar verirse, bazı yabancı egemen devletler işledikleri suçlara rağmen ceza almayabilir ve bu durum bazı devletleri suç işleme konusunda cesaretlendirebilir.

Anayasa Mahkemesi yabancı egemen devletlerin ABD’de yargılanabileceğine karar verirse, Amerika başka yabancı devletler ve onlara bağlı kurum ve kuruluşlara karşı kovuşturma başlatabilir. Bu senaryoda kovuşturma olasılığı caydırıcı bir rol oynayarak devletlerin suç işlemesini engelleyebilir ama aynı zamanda ABD ve ilgili ülke arasındaki diplomatik ilişkileri de etkileyebilir.

Avukat Birgit Kurtz, Anayasa Mahkemesi’nin üçüncü olasılık dahilinde bir karar vermesi, yani ABD’de yabancı devletlerin veya onlara bağlı kurumların yargılanmasının Yabancı Devlet Dokunulmazlığı Yasası kapsamındaki istisnalara tabii olduğuna hükmetmesi halindeyse, dengeli bir yaklaşım izlemiş olabileceği kanısında.

Birgit Kurtz, bu üçüncü senaryoda uzun yıllar içinde ABD’de Yabancı Devlet Dokunulmazlığı Yasası kapsamında oluşmuş içtihadın arkasında yatan mantıktan faydalanılabileceği ve diplomatik sürtüşmenin de en aza indirilebileceği yorumunu yapıyor.

“Anayasa Mahkemesi dikkatli bir karar verecektir”

Hukuk uzmanları, Anayasa Mahkemesi’nin bahar sonu ya da yaz başında bir karar alabileceğini belirtiyor.

VOA Türkçe’ye konuşan Profesör Ingrid Brunk, “Anayasa Mahkemesi bu konuda dikkatli ve biraz da sınırlı bir karar verecektir. Yargıç (Brett) Kavanaugh ve diğer yargıçlardan bazıları dış politika kaygılarından bahsettiler. O nedenle yargıçlar bana kalırsa kapsamı dar bir karar alırken çok çok dikkatli olmak isteyeceklerdir” diyor.

VoA / Begüm Dönmez Ersöz

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler