Sosyal Medya

Döviz

Piyasa Bülteni: Belki şehre bir film gelir, iklim değişir, Akdeniz olur, gülümse…

Nasıl bir başlangıç yaptık yeni yıla böyle. Hani nerde alıştığımız Noel baba rallisi? Yılın ilk üç haftasında, riskli enstrümanlar dendiği…

Piyasa Bülteni: Belki şehre bir film gelir, iklim değişir, Akdeniz olur, gülümse…

Nasıl bir başlangıç yaptık yeni yıla böyle. Hani nerde alıştığımız Noel baba rallisi? Yılın ilk üç haftasında, riskli enstrümanlar dendiği vakit akla gelen ilk iki varlık sınıf olan başta hisse senetleri ve devamında kripto paralar adeta ‘acımasızca’ satıldı. Pandemi döneminin yıldızı, hatta risk iştahı dendiği vakit akla gelen Nasdaq endeksi, son 3 haftada %14 gerilerken, sadece geçen hafta düşüş %7,5 ile Mart 2020’den bu yana en serti oldu.

Bloomberg’e göre, küresel cephede hisse senetleri geçen hafta değerlerinden (market capitalization) 4,2 trilyon dolar kaybettiler. FED’in enflasyonla ilgili değerlendirmesinin yanlış çıkması, “geçicidir” söyleminin apar topar emekli edilmesi ve devamında FED’den Mart ayı ile birlikte beklenen seri faiz artırımları ve parasal genişlemenin sona erdirilmesi, haliyle risk iştahının da üzerinde adeta Demokles’in kılıcı misali sallanmaya devam ettiğini görüyoruz. Kripto paraları amiral gemisi Bitcoin, Kasım ortası 69bin seviyesine yükselerek rekor kırması ardından bu hafta sonu yani kabaca son 2 ayda değerinin %50sini kayberek 34bin seviyesine kadar geriledi.

Doların piyasa faizi olarak takip edilen 10 yıllık tahviller, hisse senedi ve kripto paralar cephesinde yaşanan türbülans ardından geçen hafta içinde test ettiği ve son 2 yılın zirvesi olan %1,90 seviyesinde tutunamayarak güvenli liman alımları ile haftayı 200 haftalık ortalamaların geçtiği %1,78 seviyesinde tamamladığını da not etmiş olalım.

Satış baskısının arkasında, aşırı parasal müdahalenin (FED’in bilanço büyüklüğü 8,8 trilyon dolar ile rekor seviyede) neden olduğu varlık balonlarının  endişe yaratması, gecikmiş bir teknik düzeltmenin başlaması, geçen yıl biriken kârın cebe konma isteği, pandemide en kötünün geride kalması ve bu sene sıkı para politikasının büyümeyi sekteye uğratacak olması gibi endişeyi körükleyen pek çok satır başı ile liste uzatılabilecek olsa da, madalyonun diğer tarafına da bakma niyetindeyiz.

Yukarıda saydığımız nedenlerden ötürü piyasalar yıla iyi bir başlangıç yapamayarak son 3 haftada devamlı satış baskısına boyun eğerken, FED’in yarın başlayacak toplantısında piyasa reaksiyonunun da gözden kaçamayacağını düşünüyoruz. Teşbihte hata olmaz: gölgesinden korkan FED’in, raporlarda yazılıp çizildiği üzere bu yıl en az 4 kez kez faiz artırımına gitmesi, yetmedi Mart ayında direkt 50 baz puan faiz artırımı ile başlayacağı yönünde beklentilerin de hızla yerini yeniden farklı senaryolara terk edebileceğini göz ardı etmiyoruz! Sezen Aksu’nun dediği gibi; Belki şehre bir film gelir, bir güzel orman olur yazılarda, iklim değişir, Akdeniz olur, gülümse…

Bu minvalde gözümüz kulağımız FED’in 25-26 Ocak tarihinde düzenleyeceği yılın ilk ve olağan FOMC toplantısında olacaktır. Toplantıda verilecek sinyallerin de ileriye dönük rehberlik anlamında önem arz edeceğini düşünüyoruz. Geçen hafta yaşanan sert satış baskısı da piyasanın FED’den çekindiğinin açık bir göstergesi olarak okuyoruz.

ABD ile Rusya arasında tırmanan gerginliği, geride bıraktığımız haftalarda bültenimize defaatle taşıdık. Cuma günü, Dışişleri bakanları görüşmesi tansiyonu bir nebze de olsun düşürse de, risklerin azımsanmayacak kadar yüksek olduğunu görüyoruz. Rusya’nın Ukrayna’nın NATO üyeliğine karşı duruşu veya NATO’nun genişlemesinden duyduğu çekince karşısında Avrupa’nın Rusya gazına muhtaç olması hatta pandemi döneminde artan enerji fiyatları nedeniyle Rusya’nın belki de ekonomik anlamda çok iyi bir durumda olması, Rusya’yı müzakere masasında güçlü kılarken, ABD’nin yaptırım tehdidine de pek kulak asmayacağını düşünüyoruz.

Blinken ile görüşmesi ardından Rusya’nın taleplerine Batı’nın yazılı dönüş yapacağını belirten Lavrov, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etme gibi bir niyetinin olmadığını dile getirdi. Buna rağmen, ABD, Kiev büyükelçiliğinde acil görevde olmayan çalışanların ve çalışanların ailelerinin ayrılmasını talep etti. Ayrıca, vatandaşlarından Ukrayna’ya seyahat etmemelerini de istedi!

Pandemi cephesinde ise, vaka sayıları rekorlar kırmaya devam etse de, karantina sürelerinin de pek çok ülkede kısaltılmaya başladığını görüyoruz. İngiltere Başbakanı Boris Johnson, ülkede Covid kısıtlamalarının 27 Ocak’ta gevşetileceğini açıkladı. Johnson, kabine toplantısı sonrası izolasyonla ilgili düzenlemelerin 24 Mart’a kadar geçerli olduğunu hatırlattı ve bu kuralların bir daha yenilenmesini beklemediğini söyledi. Omicron varyantının hafif semptomlarla atlatıldığını tecrübe ederken, yeni varyantlar fikri bile rahatsızlık yaratıyor.

FED, yıla iyi başlamayan piyasaların olumsuz ruh hali, Ukrayna ekseninde Rusya sorunu, pandemi derken, Türkiye’de finansal türbülansın son haftalarda oldukça hafiflediğine de değinmemiz gerekiyor. Bültenlerimizde, son dönemlerde, Kur Korumalı Mevduat ürünün kurumsal müşterileri de içine alacak şekilde kapsamının genişletilmesi ve döviz bozdurmaları durumunda getirilen vergi istisnasının DTH rakamlarına da yansımaya başladığını görüyoruz. TL’de kısa vadede bir miktar iyimserliğin bu minvalde korunmasını ve USDTRY kurunun aşağıda gidebileceği bir miktar alana sahip olduğunu teknik bir bakış açısı ile grafikte göstermeye çalıştık. Her ne kadar, TL cephesinde piyasa türbülansı hafiflese de, reel sektör ve makro ekonomik görünüm üzerinde neden olduğu tahribatın verdiği rahatsız ise korunmaya devam ediyor.

Hafta sonu ise, Hazine ve Maliye Bakanı Nebati’nin ekonomist ve akademisyenler katılımıyla Dolmabahçe’de gerçekleştirdiği toplantıdan önemli satır başlarının çıktığını görüyoruz. Bakan Nebati “TCMB’nin para politikası faizini önemsizleştirdik” diyerek toplantıya adeta darbe vururken,  “Elindeki DTH’ı Kur Korumalı Mevduata (KKM) geçerek Kurumlar Vergisi istisnasından faydalanmak isteyen şirketlerden 10 milyar dolar döviz bozumu bekliyorum” dedi. Kurumların KKM’de en kısa vade 6 ay açıklaması da bizce kritik bir satır başı oldu.

Geçen hafta açıklanan tüketici güven endeksinin bu bağlamda Ocak ayında dipten döndüğünü görüyoruz. Aralık ayında 68,9 ile tarihi dip seviyesine gerileyen endeks Ocak’ta 73,2 ile toparlama kaydetti. Türk insanın barometresi konumunda olan dolar kurunun bir nebze de olsun gevşemesi, endeksin dipten dönmesine neden olurken, verinin alt kırılımlarına baktığımızda, mevcut durumdan ziyade geleceğe yönelik beklentilerde bir miktar da olsun toparlanma sinyalleri olduğunu görüyoruz.

Türkiye cephesinde sanayide doğalgaz kesintisi sonrası elektrik kesintilerinin de devreye girecek olması, sanayi üretimi ve dolayısıyla büyüme için olumsuz bir haber. İran gazındaki kesilme her ne kadar neden gösterilse de, pandemi, enflasyon derken ekonomik aktivitenin de sekteye uğraması büyüme üzerinde baskı kuracak gibi duruyor.

Yeni hafta başlangıcında, Asya borsalarında, karmaşık bir seyir hakim. Kore ve Hong Kong borsalarında %1,5’a varan düşüşler görülürken, Şangay ve Tokyo borsalarında ise yatay bir seyir görüyoruz. ABD borsalarının vadeli işlemlerinde ise yüzlerin güldüğünü ve borsaların %0,7 yukarıda güne başladıklarını not edelim.

Jeopolitik risklerin gölgesinde, 86,70 dolar teknik seviyenin üzerinde ikinci haftasını da tamamlayan petrolün gözünü iyice 100 dolar seviyesine diktiğini görürken, altın ve gümüşün de geride bıraktığımız hafta, kripto paraları gerilemesinin de yardımı ile yukarı yönlü hareketlenmeye başladıklarını görüyoruz. Altında 1,850 dolar seviyesinin üzerinde hareketin hızlanmasını bekliyoruz.

Bugün Almanya, Euro Bölgesi ve ABD’de açıklanacak PMI verileri takip edilecektir. Dikkatler, içeride bu hafta yoğun Hazine ihaleleri ve oluşacak borçlanma faiz oranları üzerinde olacaktır.

 

 

iktisatbank.com

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler