Sosyal Medya

Doç.Dr. Evren Bolgün

Doç.Dr.Evren Bolgün | Dijital Finans Dünyasında Blokzinciri’nin Katkıları

Sizlere mayıs ayında sabitcoin’lerde ve kriptoparalarda yaşanan çöküş sonrasında son 2 haftadır Kriptoparalar üzerine yazdım. Bu hafta da Blokzinciri konusunu…

Doç.Dr.Evren Bolgün | Dijital Finans Dünyasında Blokzinciri’nin Katkıları

Sizlere mayıs ayında sabitcoin’lerde ve kriptoparalarda yaşanan çöküş sonrasında son 2 haftadır Kriptoparalar üzerine yazdım. Bu hafta da Blokzinciri konusunu inceleyerek bu 3 adet yazıdan oluşan “Dijital Finans” alanındaki bu diziyi tamamlamış olacağım. Bir süre sonra “Fintech Dünyası” üzerine de bir şeyler hazırlamak niyetindeyim. Bu hafta içerisinde bir ekonomi gazetesinde gezinirken şu başlığa rastladım. “Piyasa kan kaybederken Bitcoin’e yatırımlar yüzde 65 arttı.” CoinShares’in raporuna göre, Luna krizinin ardından Bitcoin’de yaşanan düşüş yüksek alım iştahı olarak değerlendirilirken, Bitcoin’e yapılan yatırımlar yüzde 65 arttı!  Herhalde tarih boyunca insanları anlamak onların bitmek tükenmez durumda olan açgözlülükleri ve yüksek seviyedeki hırsları sebebiyle pek de mümkün olamayacak.

Geçen hafta detaylı bir şekilde Terra Luna krizini yazdıktan sonra Devrim Danyal Akademi Kurucusu Sevgili Devrim Danyal hocanın anlattıklarını da kriptopara tarihine not düşmek üzere burada alıntı yapmak isterim;

Önce Terra’nın Luna adındaki tokenın bir stablecoin çıkaracağını ve adının UST olacağı duyuruldu. UST’nin Luna’ya 1 dolar karşılığına gelecek rakamla istenildiği zaman bozulabileceğini söylediler. Bu da şu demekti: UST’yi dolara dolarla bağlamadılar, UST’yi Terra network üzerinde çalışan bir token yapısı üzerinde kurdular. Temel sıkıntıyı çıkaran nokta ise, UST’nin senelik yüzde 20 kar vermesi oldu. UST’ye yüzde 20 kar verileceği duyulunca herkes volatiliteden uzak güvenli liman olarak parasını UST’ye park edip, senelik yüzde 20 faiz almak için bu ekosisteme girdi. Enflasyon, savaş gibi küresel sıkıntılar sebebiyle UST’yi elinde tutan herkes Luna’nın 1 dolarından faydalanmak isteyince ellerindeki tüm UST’yi bozmaya başladılar. Yüzde 20’lik faiz de işin içine girince Luna’nın 1 dolar çapası kaybolmaya başladı. Çapa kaybedilmeye başlayınca bu sefer herkes Luna aldı. Bu sefer Luna’nın adedi arttı. Luna’nın adedi artınca da Luna’nın değeri düştü. Çapayı kurtarmak için Terra’nın rezervlerinden Bitcoin satması da tuz biber ekti. 80 bin civarında Bitcoin’in satıldığı gündeme gelince de Bitcoin’in dengesi bozuldu. Hiç kimse bu kadar yüklü bir satış beklemiyordu. Bitcoin düşüş kaydedince de bütün alt coin’ler alaşağı oldu”

Devrim Hoca piyasada yaşananları gayet net bir şekilde özetlemiş. 30 yıla yaklaşan finansal piyasalardaki tecrübeme dayanarak rahatlıkla söyleyebilirim ki bu tarz durumlar bu tür piyasalarda ne bir ilk ne de bir son olacaktır. İnsan doğası kaldığı yerden bir süre sonra aynı şekilde fakat farklı yollardan ilerlemeye devam edecektir. Düzenleyici ve Denetleyici Otoriteler de geçmişte olduğu gibi olayların arkasından koşarak itfaiyeci gibi yangını söndürmeye çalışarak hareket edecekler ve bir süre sonrasında da ilgili piyasaya yönelik yeni düzenleme ve denetleme altyapısı geliştireceklerdir. Tabi dijital finans dünyası özünün diğer finansal piyasa ürün ve hizmetlerine benzememesi sebebiyle çok farklı usül ve yöntemlerin izlenmesinin gerektiği açıktır.

Kriptopara, Sabitcoin konularını isterseniz burada tamamlayarak yazı dizimizin son konusunu oluşturan “Blokzinciri” kavramını inceleyelim. Özellikle son yıllarda kriptoparaların spekülasyon güdüsü doğrultusunda tasarruf sahipleri tarafından yoğun olarak tercih edilmesi ile birlikte finans gündemine yerleşen Blokzinciri kavramı önümüzdeki yıllarda hayatımıza birçok farklı sektörde hizmet ve ürün geliştirmeleri ile beraber çok daha fazla etkilemeye devam edecektir. Bu alana yatırım yapmakta olan girişimci ve şirket sayılarındaki artış, dijital finans dünyasındaki gelişmeleri daha rahat takip edebilmek üzere hepimizin blokzinciri olayını iyi biçimde kavramamızı zorunlu kılmaktadır.

Blokzinciri, yeni dönemin teknolojisi; daha doğrusu yazılımsal mimari yapısıdır. Her geçen gün uygulama alanı yaygınlaşıyor. Nihai etkisi bu alanda işlem yapacakları, alışveriş yapacakları (fiziksel değil elbette ki) biraraya getiriyor olmasıdır. Böylece yaratılan sistem aracıları ya tamamen ortadan kaldırıyor ya da yapılarının değişmesine sebep olmaktadır.

Ethereum’un mucidi 1994 doğumlu Vitalik Buterin’in Blockzincir tanımı şöyledir:

“Bu öyle sihirli bir bilgisayar ki isteyen herkes program yükleyebilir ve bu programları kendi başlarına çalışması için bırakabilir; bu bilgisayarda ayrıca her programın mevcut ve geçmiş bütün durumları her zaman herkes tarafından görülebilir; aynı zaman bu bilgisayar zincirdeki programların Blokzincir protokolünün tam olarak belirttiği şekilde işlemeye devam edeceğini kripto-ekonomik olarak güvenceye alınmış bir garanti taşımaktadır.”

Blokzinciri esasında bir veri tabanıdır. Sistem içerisinde oluşturulan veriler, sıralı bir şekilde ilgili bloklara kaydediliyor. Yapılan her işlemin ve her bir kaydın üzerinde zaman damgası bulunmaktadır. Sistem içerisinde 1 blok dolunca bir sonraki blok üretilmektedir. Ayrıca bloklar birbirlerine zincir şeklinde birbirine bağlı durumdadır. Bu sebeple blokzinciri ifadesi ortaya çıkmış bulunmaktadır.

Nasıl günümüzde her alanda veritabanları varsa, aynı durum Blokzincir’leri için de geçerlidir. Her bir projeye, her bir kripto paraya, her bir kayıt sistemine bir blokzincir oluşturulacak diye düşünebiliriz. Önceki kuşakların tabiriyle bir blokzinciri aslında kayıt defteri/defter-i kebir’dir. (general ledger)

Ayrıca her bir blokzincirinin kendine ait kuralları vardır. Bloklarının büyüklüğü, bloğun bilgi alanları (başlık, şifre, zaman damgası, versiyon numarası, her bir kaydın parmak izi, ait olduğu protokol gibi) kayıtların nasıl kaydedileceği, hangi alanları içereceği, nasıl sıralanacağı, blok dolunca ne yapılacağı, yeni bloğun üretilme şartları, bloklararası bağlantı şartları, bloklararası bağlantıların özellikleri, Blokzincirin şebekede nasıl dağılacağı, saklanacağı, takip edileceği ve kontrol edileceği gibi konular her bir blokzincirinin kendine ait özellikleri  ve kurallarıdır.

Bu özellikler ve kurallar ne kadar kullanışlı, ne kadar amaca yönelik ve ne kadar güvenli olursa, o blokzincire olan ilgi ve kullanma talebi de o kadar yüksek olacaktır.

Artık veriyi merkezi sistemlere kaydetmek zorunda değiliz, veriyi bulut servisleri gibi hizmetleri kullanarak hatta P2P (uçtan uca-peer to peer) gibi yapılar üzerinden dağıtarak saklamamız mümkün. Bulut ve P2P yapılarının üzerinde veri tabanları da bulunabilir. Üstelik verinin büyüklüğü pek çok noktaya dağıtılması için bir engel de teşkil etmiyor, zira çok yüksek hızlı iletişim ağlarına sahibiz. Aslında bu Blockchain dünyasına giriş için gerekli olan birinci aşamayı bizlere sunmaktadır.

Dijital Kayıtların Evrimi

Hatırlayacağımız gibi geçmişte önce bir kaydın tek bir kopyasına sahiptik, daha sonra bu kaydı birkaç bilgisayara dağıttık, ardından bu kaydın pek çok kopyasını pek çok bilgisayara dağıttık, nihayet her bilgisayar ki burada bilgisayar ifadesinin içine artık akıllı cep telefonları ve internete bağlanabilen diğer elektronik cihazalar da girmektedir, işlemin bir kaydını tutacak hale geldi. Bunun en temel sebebi ise, maliyetlerin zaman içinde çok ciddi bir şekilde düşmesiydi.

Dijital Evrim

(Teknoloji dünyasında başdöndüren bir hızda yaşanan bu gelişim, bizi bugün gördüğümüz son aşamaya; yani temel olarak verinin, ucuzlayan iletişim ağları üzerinden, pek çok sayıdaki bilgisayara dağıtılmasının pratik açıdan mümkün olduğu noktaya getiriyor. Bu noktada kayıtlarımız tüm sistemlere kopyalanmış oluyor. Bu yaklaşıma “Dağıtık Kayıt Defteri” (Distributed Ledger) adı veriliyor.

Bu kavramın yeni bir kavram olmadığını ve geçmişte eDonkey veya Bittorrent gibi ağlarda kullanıldığını görüyoruz. Ancak bu ağların ortak sorunu, üzerinde tutulan verinin genellikle şifrelenmemiş olmasıdır. Bu sebeple dileyen herkes bu verilere erişebilir. Bu noktada verileri şifreleyerek kriptografi ile) dağıtık kayıt defterlerine aktarmak mümkün olabilir. Ancak bu durumda veriyi şifreleyen kişi/taraf dışında hiç kimse bu veriden fayda göremeyecektir. Üstelik, herhangi bir şekilde ağ noktalarının birisinde veri üzerinde bir değişiklik meydana gelirse, verimiz şifrelenmiş olsa bile tutarsız durumlar ortaya çıkabilir. Bu durum bizi ikinci aşamaya taşımaktadır;

Dağıtık Kayıt Defterinde Nitelikler

Birden fazla tarafın bulunduğu bir sistemde, sisteme eklenmesi istenen her verinin geçerli bir standarda sahip olması beklenir. Böylece sistemin bütünlüğü korunabilecektir. Ancak, dağıtık yapılar birbirini tanımayan taraflardan oluşabileceği için, sistemin geneli tarafından kabul edilmiş kurallara bağlı bir yapı kurgulamak gerekecektir.

Bu kurallar, belli bir amaca hizmet edecek sistemlerin tasarım aşamasında belirlenir ve farklı ihtiyaçlara göre değişiklik gösterebilir. Bu kurallar manzumesinin yapısına ve çalışma sürecine, her bir uygulamanın kendisine özel olmak üzere, “mutabakat yapısı” adını veriliyor.

Belli bir mutabakat yapısı ile kurgulanan sistemler içinde, tüm paydaşların uyduğu kuralların işleyiş sürecine de “mutabakat süreci” adını veriliyor. Sınırlı sayıda birey bir araya geldiklerinde el sıkışarak sözlü veya yazılı bir kayıt ile bir mutabakat sağlayabilirler. Dijital bir sistem üzerinde mutabakat yapısının sağlanması için, bunun yazılım kodları kullanılarak garanti altına alınması gerekir.

İşte tam bu noktada Blockchain teknolojisi ortaya çıkıyor ve diyor ki, “Ben tüm bu sorunları çözeceğim. Baştan mutabakat yapısı (kuralları) belirlenmiş şekilde veriyi kaydetmenizi sağlayacağım. Daha sonra bu kayıtları iletişim ağları üzerinden, pek çok noktaya dağıtacağım. Bu süreç içinde verinin tüm noktalarda aynı kaldığına dair güvenilir bir mutabakat süreci sağlayacağım. Hatta bununla da kalmayacağım tüm kullanıcıların verilerini şifreleyeceği bir çözüm de sunacağım.”

Blockchain teknolojisi, böylece dijital dünyada artık kolaylıkla oluşturabildiğimiz, güncellediğimiz ve hatta silebildiğimiz veri kullanım şekline farklı bir bakış açısı getiriyor; “Ben dağıtık bir veri kayıt sistemiyim” diyor ve ekliyor: “Sunduğum çözümde kaydedilen bir veri sonsuza kadar değiştirilemez, böylece güvenilir bir yapı ortaya çıkar.”

Blockchain teknolojisinde veri her zaman belirli bir sıralama yaklaşımı ile kayıt altına alınır.

Bunu daha iyi anlamak için kurgusal ama basit bir örnek düşünelim: Elinizde üzerinde bir deliği bulunan 5 tane minik karton etiketiniz ve bir adet yeterince uzun bir ipiniz olsun. 5 arkadaşınız ile düzenlediğiniz bir parti esnasında bir oyun oynayacaksınız. Oyuna bir etiketin üzerine adınızı yazarak ve bir imza atarak başlıyorsunuz.

Blockchain Kayıt Altyapısı

Kaynak: Ahmet Usta; Blockchain 101 Eğitimi, Fintech İstanbul,2021

Sonra bu etiketi ipinize geçirip, bir düğüm atıyorsunuz. Daha sonra yakın bir arkadaşınız bir diğer etikete adını yazarak imza atıyor ve aynı ipe geçirerek düğüm atıyor. Bu işlemi 5 arkadaşınızın hepsi tekrarlıyor. Artık elinizde belirli bir sıra ile ilerleyen, her birinin üstünde bir kişinin adı ve imzası bulunan etiketlerin düğümlendiği bir ipiniz var.

Blockchain kayıt sistemi de temelde bu örneğe benziyor. Etiketlerimizi yazdığımız isimlerimiz veriyi ifade eder. Verilerin belirli kurallar ile yazıldığı her bir etiket ise “Blok”adı verilen yapıları ifade eder. Her bir blok kendi özel imzasına sahiptir

İlk Blok: Genesis

Kaynak: Ahmet Usta; Blockchain 101 Eğitimi, Fintech İstanbul,2021

Blockchain uygulamalarında imzalar, özel bir matematiksel uygulama ile üretiliyor. İpimizin Blockchain sisteminde karşılığı ise, zaman akışıdır, her bir blok oluşturulduğu anda bloğun üzerine tarih ve saat bilgilerini içeren bilgi de eklenir. (ipimizde attığımız düğüm) Böylece her biri kendi imzasına sahip, belirli bir zamanda kaydı oluşturulan veri blokları sıra ile arka arkaya dizilir ve bir blok zincirini oluşturur. Bu yapıda ilk kayıt başlangıç bloğu olduğu için, bu bloğa özel olarak “Genesis” adı verilir.

Süreç bu şekilde devam ettiğinde ilk etiket hariç olmak üzere her yeni etikette o etikete adını yazıp imza atan kişi dışında, bir önceki etiketin sahibinin de imzası eklenmiş olacaktır.

Artık bu yeni zincir yapısında, zahmetli bir şekilde ipimizdeki düğümleri açıp, aradan bir etiket çıkartsak veya yerini değiştirsek bile her bir etiket oluşturulduğu esnada kendisinden bir önceki etiketin imzasına da sahip olacağı için, etiket zincirimiz dikkatlice kontrol edildiğinde, rahatlıkla sıranın bozulduğu anlaşılabilecektir.

 Blokzinciri Sırası

Kaynak: Ahmet Usta; Blockchain 101 Eğitimi, Fintech İstanbul,2021

Blockchain yapısında da benzer bir yaklaşım kullanılır. İlk oluşturulan blok kendisinden önce bir blok olmadığı için Genesis, yani başlangıç bloğu olarak isimlendirilir ve sadece kendi dijital imzasını taşır. Ancak, ardından gelen her bir blok kendisininki ile birlikte, bir öncekinin de benzersiz imzasını içinde taşıyacaktır. Böylece, sıralı bir kayıt yapısı dijital dünyada mümkün hale gelir.

Kaynak: Ahmet Usta; Blockchain 101 Eğitimi, Fintech İstanbul,2021

Bundan sonrasında belirli bir kayıt (mutabakat yapısı) ve sıraya (mutabakat süreci) sahip ve üretilen zincirin kopyalarının herkese dağıtıldığı bir yapıya sahibiz. Bu durumda herhangi bir kişinin sıralama üzerinde gerçekleştireceği bir manipülasyon veya hile, artık anlamını kaybedecektir. Çünkü çoğunluk, ellerindeki kayıtları birbiri ile karşılaştırıp, çoğunluğun mutabık kaldığı yapıya güvenmeye devam edebilecek ve üçkağıt yapmaya çalışanları sistemden atabilecektir.

Blokzinciri Yapısı

Blockchain teknolojisi de tam olarak bizlere aynı yapıyı sunmaktadır. Veri sadece bir merkez veya bir merkez grubu tarafından değil, sisteme dahil olan herkes tarafından kayıt altına alınmaktadır. Burada tarafların birbirini tanıması gerekmediği gibi, güveni sağlayan şey kişiler arasındaki ilişkiler değil, sistemin en başta belirlenen kuralları ve bu kurallar dahilinde üretilen kayıt zincirinin herkese dağıtılmasıdır.

Blokzinciri kayıtlarının dağıtıldığı tüm noktalar, kendi aralarında iletişim halinde kalarak sistemin bozulmadığının teyidini gerçekleştirirler. Eğer veri kayıt zinciri yapısında, aradan bir halka çıkarsa veya değişirse, zincir kırılır ve sistemin geneli kırık/bozuk halkaya sahip noktayı dağıtık kayıt defteri ağından çıkartır. Böylece geriye kalanlar, zincirin kırılmadan devam ettiği noktasında mutabık kalarak sistemi kullanmaya devam ederler.

Blokzinciri Türleri

 Kaynak: Ahmet Usta; Blockchain 101 Eğitimi, Fintech İstanbul,2021

Gerçek hayattan mecazi anlamda bir örnek olarak bankalar arasındaki EFT işlemleri örnek gösterilebilir. Bir EFT işlemi için tüm bankalar arasında kurulan özel bir Blockchain ağına girmek gerekmektedir ve içeriye giriş izni için bir banka olmak gerekmektedir. Sisteme giren bankalar içindense sadece kendi aralarında EFT yapacak iki şubeye veri yazma izni verilmektedir.

Böylece bu kayıtlar sadece banka ve şube seviyesinde tutulacaktır. Sisteme izin verilen bankaların ve şubelerin hepsi verileri okuyabilir, ancak “mutabakat yapısı” gereği “mutabakat sürecinde” kayıt oluşturma izni sadece kendi arasında işlem yapan iki şubede olacaktır.

Bu noktada blokzinciri ağlarında taraflar arasında kripto şifreleme tarzında bir iş akışını oluşturmak önem arz etmektedir.

Tarih boyunca Gizlilik Bilimi (Kriptoloji) çok farklı yöntemler ile kullanılmıştır. Temel amaç bir verinin, istenmeyen birisinin eline geçtiğinde anlaşılamayacak hale getirilmesi ve tekrardan anlamlı hale getirilmesinin mümkün olduğunca zor hatta imkansız hale getirilmesidir.

En temel şifreleme yöntemini bir kasayı anahtar ile kilitlemeye benzetebiliriz. Anahtar sizin elinizde olduğu sürece kasayı sadece siz açabilirsiniz. Bir başkasına anahtarı vermediğiniz sürece veya kaba kuvvet kullanılmadıkça (bu süreç kasanın ne kadar sağlam olduğuna bağlıdır ve dijital dünyada bazı şifreleme yöntemleri gerçekten çok ama çok güçlüdür) açması mümkün olmayacaktır.

Kasa örneği eğer veriyi sadece siz saklayacaksanız anlamlıdır. Ancak veri bir başkasına gönderilecekse kasa ile birlikte anahtarı da göndermek gerekir. Bu da beraberinde anahtarın çalınması, kaybolması gibi farklı sorunları getirir. Anahtarın kaybolmaması için bir kopyasını çıkartmak ise, güvenlik açısından daha da fazla probleme yol açabilir. Bu sebeple şifreleme dünyasında daha pratik bir çözüm kullanılır: Anahtarı değil, kilidi karşı tarafa göndermek.

Farz edelim ki siz elinizdeki bir veriyi çok önemli birisine göndereceksiniz. Bu problemler ile uğraşmak yerine karşı tarafın size bir kilit göndermesini talep edebilirsiniz. Bu durumda gelen kilit ile kasayı kilitledikten sonra karşı tarafa yollayabilirsiniz. Böylece anahtar hiç el değiştirmemiş olur ve güvenlik de artacaktır.

Blockchain ağlarında da işte bu yöntemdeki mantık kullanılır. Böylece ağların üzerine (ağ ister açık olsun ister özel olsun fark etmez) sadece belirli birisinin erişmesini istediğiniz bir veri ekleyeceğiniz zaman, karşı tarafın kilidi ile veriyi şifrelersiniz ve herkes ağda bu veriyi görse bile şifrelenmiş olacağı için anlamlandıramaz. Alıcısı, yani kilidi size gönderen ve bu kilidi açabilecek anahtara sahip taraf, bu anlamsız veriyi elindeki anahtar ile açarak okuyabilir. Böylelikle, Açık Blockchain Ağları’nda bile şifreli verileri tutmak mümkün hale gelir.

Son yıllarda bir takım hizmet ve uygulamaların blokzinciri ağları üzerinden geliştirilmesi sebebi ile “Akıllı Sözleşme” kavramı ortaya çıkmış oldu.

“Akıllı Sözleşmeler”, Blockchain ağları üzerinde (eğer ağın böyle bir özelliği varsa) çalışan uygulamalardır. Akıllı Sözleşmeler, ağ üzerinde yazılan blokların içinde yer alan verilerin belirli durumları sağlaması durumunda otomatik olarak çalışarak belirli görevleri yerine getirebilirler.

Örneğin şu anda bir tapu devri yapmak istediğimizde bu işlemi doğrudan noterler üzerinden gerçekleştiriyoruz. Ancak noterler para transferi için hizmet vermiyorlar. Bu hizmeti ya çanta ile parayı taşıyıp teslim ederek veya banka üzerinden işlem talimatı vererek yapmamız gerekiyor. İşte bu iki süreç arasında doğrudan bir kontrol mekanizması olmadığı için gazetelerin üçüncü sayfalarında ve internet haber sitelerinde “para dolu çantayı verdi ve…” şeklinde haberler altında dolandırıcılık olaylarına şahit oluyoruz. Oysa akıllı sözleşmeleri kullanan bir Blockchain ağı üzerinde bu sorunlar rahatlıkla ortadan kaldırılabilir.

Blokzinciri Ağlarında Gizlilik

Dünyadaki ilk ve en popüler Blockchain ağlarından birisi olan Bitcoin Blockchain ağının tasarımı gereği, üzerinde oluşturulan kişilere ait cüzdan bilgileri için gerçek kimlik bilgileri talep edilmez. Farklı bir ifade ile Bitcoin Blockchain ağına giren bir kişinin gerçek hayatta kim olduğunu, sadece ağ yapısını inceleyerek pratik olarak bulmak neredeyse imkânsızdır.

Pek çok farklı Blockchain ağı, üzerindeki işlemlere ait özel bilgileri kriptografi tabanlı çözümler ile şifrelenmiş bir şekilde tutmaktadır. Bu durum, genel olarak Blockchain ağlarının yapısında mutlak bir gizlilik ve anonimlik (gerçek kimlikten bağımsızlık) algısının oluşmasına yol açmaktadır.

Bir Blockchain ağı üzerindeki gizli yani şifrelenmiş bilgilerin bir dış gözlemci için orijinal haline çevrilmesi mümkün olmasa da açık işlem bilgileri üzerinde çeşitli analiz çalışmaları yapılabilir ve bu işlemler üzerinde farklı veri modellemeleri gerçekleştirilebilir.

Blokzinciri Uygulama Alanları

  • Kripto Para, Token, Coin Çözümleri
  • Dijital Kimlik Kullanımı
  • Müşteri Tanıma (Know Your Customer – KYC) İmkanı
  • Küresel Ödeme Sistemi Oluşturma
  • Girişimciler İçin Sermaye İhtiyacı Karşılaması
  • Bağış Toplama ve Yönetimi
  • Vergi Toplama ve Yönetimi
  • Mal ve Kaza Sigortası Tazmin Süreci
  • Kişiden Kişiye (P2P) Kredi Uygulamaları
  • Mikro Finans Hizmetleri
  • Şans ve Bahis Oyunları
  • Banka Sendikasyon Kredileri
  • Otomatikleştirilmiş Uyum Mekanizması
  • Oy Kullanma Sistemi
  • Tedarik Zinciri Yönetimi
  • Telif Kayıt Sistemleri
  • Kopya Ürün Koruması
  • Kamu İhale Süreci
  • Sağlık Sistemi (e-sağlık)
  • Askeri Emir Komuta Zincirleri
  • Güven Protokolü Gerektiren Tüm Diğer Alanlar

 Yukarıdaki listeye bir göz attığımızda görüyoruz ki ortada keşfedilmeyi bekleyen büyük bir alan ile karşı karşıyayız.

Anlam ve değer içeren herhangi bir varlığın, herhangi bir aracıya ihtiyaç duymadan, güvenli bir şekilde kaydının tutulması ve bu kayıtların sahipliğinin paylaştırılması veya aktarılması ile birlikte bugüne kadar henüz keşfetmediğimiz çok farklı iş modelleri üzerinde çalışmalar sürekli devam etmektedir.

Günümüzün örnek gösterilen yakın dönem yıkıcı (distruptive) girişimleri dahi Blockchain dalgasının etkisi altındadır. Ethereum platformunun kurucusu olan Vitalek Buterin’in dediği gibi “Uber, taksi şoförlerinin işini tehdit edebilir, ancak Blockchain, Uber’in varlığına ne kadar ihtiyaç kaldığını yeniden düşünmemizi mümkün kılmaktadır.”

3 haftadır Dijital Finans dünyasındaki gelişmeleri sizlere tüm yönleri ile özetlemeye çalıştım. Özellikle son yıllarda yapmakta olduğum inceleme ve araştırmalarımda kendilerinden çok yararlandığım değerli üstatım Prof.Dr.Ali İhsan Karacan ve Fintech İstanbul ekibinden çok değerli eğitmenler Ahmet Usta’ya ve Prof.Dr. Selim Yazıcıya çalışmalarımdaki katkılarından dolayı teşekkür etmek isterim.

Son Söz: Problemi Onu Yaratanlarla Birlikte Çözemezsiniz…

 

Kaynaklar

  • Prof.Dr.Ali İhsan Karacan; Kripto Varlıklar, Scala Yayıncılık, 2021
  • Ahmet Usta & Prof.Dr.Selim Yazıcı; Fintech İstanbul Eğitim Notları, 2021

 

 

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler