Sosyal Medya

Murat Kubilay

Murat Kubilay: “Piyasalarda yaz rehaveti bitiyor”

2018 ve 2020’deki sarsıcı yaz aylarından sonra, 2021 yazının 2019’daki gibi sakin geçmesini bekliyorduk. Bu beklentinin altında ABD’nin tahvil alım hızını yavaşlatmasının (tapering) aceleye getirilmeyeceği, Merkez Bankası’nın (TCMB) aceleci faiz indirimlerine gitmeyeceği ve Delta varyantından daha etkin bir Covid-19 türünün çıkmayacağı varsayımları vardı...

Murat Kubilay: “Piyasalarda yaz rehaveti bitiyor”

2018 ve 2020’deki sarsıcı yaz aylarından sonra, 2021 yazının 2019’daki gibi sakin geçmesini bekliyorduk. Bu beklentinin altında ABD’nin tahvil alım hızını yavaşlatmasının (tapering) aceleye getirilmeyeceği, Merkez Bankası’nın (TCMB) aceleci faiz indirimlerine gitmeyeceği ve Delta varyantından daha etkin bir Covid-19 türünün çıkmayacağı varsayımları vardı. Hakikaten piyasalarda sakin bir yaz mevsimi geçirdik, hatta beklentim olan dolar kurunun minik rekorlar kırmasını, yani 8,40-9,00 bandında gezinmesini dahi yaşamadık. Ancak 23 Eylül itibariyle yaz bitiyor ve sonbahara başlıyoruz; haliyle rüzgâr hızı da sertleşmeye başlıyor.

Delta’dan daha tehlikeli bir varyantın çıkmaması ve aşı karşıtlığına rağmen gelişmiş ülkelerde aşılamanın büyük ölçüde tamamlanmasıyla birlikte ekonomilerde normalleşme beklentisi arttı. Dünyada enflasyon endişesi kısmen yatıştı ve istihdamda toparlanma sürdü. Tüm bunlar önce maliye ve ardından para politikalarında normale dönüş için ön koşullardı.

Mali paketlerin süresi otomatik olarak sona eriyor. Parasal sıkılaşma ise bazı gelişmiş ülkelerde başladı ve herkes ABD’nin tutumunu bekliyor. Mevcut veriler, 22 Eylül tarihli Fed toplantısında konunun tartışmaya açılıp yıl sonu gelmeden tapering sürecine girilmesi ve üç ila altı ay içerisinde tamamlanması şeklinde. Avrupa da benzer ama süreç biraz daha yavaş ilerliyor. Uzun vadede küresel piyasalarda yeni hikâyelerin temelini oluşturabilecek, ABD, Britanya, AB ve Hindistan’da gündemde yer alan dev altyapı programları ise henüz yasalaşma aşamasında değil. Uzun aylar süren pazarlıklar neticesinde muhtemelen küçültülerek yürürlüğe girecek.

Türkiye’de küresel emtia ve navlun fiyatlarının sürüklediği üretici enflasyonu (ÜFE) nedeniyle tüketici enflasyonunda faiz indirimine imkân tanıyacak bir düşüş kasımdan önce çok zor. Resmi enflasyonu yüzde 19 düzeyinde dahi tutmak da öyle. Otomobiller için düşürülen ÖTV de manşet enflasyonda beklenen düşüşü sağlamadı. Bu konuda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tutumu malum, talimatını tahmin etmek zor değil ve bunu karşılayabilmek için yine pek de düşük olmayan yüzde 16,8 dolayındaki çekirdek enflasyon öne atıldı. Bunun yatırımcıları ikna etme gücü yok, dolar kurundaki son 10 gündeki hareketlilik de bunu açıkça ortaya koyuyor. Birtakım erken veya ölçüsüz faiz indirimleri yapılacağı şüphesine neden oluyor. Tam da bu esnada önceki TCMB başkanı Naci Ağbal’ın, altı ay önce yayınlanmış ve enflasyonla mücadelede para politikasındaki kendi dönemindeki sert duruşu ifade eden yazısını tweet atması manidar.

Normal koşullarda ancak kasımda başlayabilecek ama Erdoğan’ın talimatıyla iki ay öne çekebilecek bir faiz indirimi, ölçülü olması kaydıyla bir derece fiyatlara girdi. Bununla birlikte Fed’in de eş anlı sertleşmesi halinde, faiz indirimi son dakika sürpriziyle birkaç ay daha ileriye bırakılabilir. Mümkün ama düşük olasılıklı. Piyasa eylülde olmasa da ekimdeki artışı artık doğal görüyor ve ölçüsüz yapılmadığı müddetçe bir kur şoku beklenmiyor.

Son 20 yılın en çetin iktisadi kışı

Peki Covid-19, TCMB veya Fed cephesinden beklenmedik bir gelişme olur mu?

İlk kısmı yanıtlamak tıp uzmanlarına düşüyor. Ancak küresel piyasalarda Nisan 2022 ile birlikte pandeminin gelişmiş ülkelerde büyük ölçüde atlatılacağı, daha çok geri kalmış ülkelerde görülen bir hal alacağı, diğer taraftan hiçbir yerde tam olarak eskiye dönüşün mümkün olmayacağı fiyatlanıyor.

TCMB’nin hiç faiz indirimine gitmemesi, yani yılın geriye kalanında da pas geçmesi Erdoğan’ın çizgisinden ötürü çok zor ve çekirdek enflasyon imasından ötürü makul değil. Çok hızlı ve ölçüsüz faiz indirimlerininse önceki deneyimlerden ötürü ve ÜFE’deki yapışkanlıktan dolayı denenmesi yine düşük ihtimal. Erdoğan’ı öngörmek kolay değil, ancak Kasım 2020’deki Berat Albayrak’ın bir şekilde görevden alınması hamlesini de unutmamak gerek.

Fed cephesi şu ana kadar 2013’te yaşanan tapering karmaşasına sebep olmadan başarılı oldu. Parasal genişlemeyi uzatabileceği kadar uzattı ve piyasa sarsıntılarının dalga boylarını ise sözlü yönlendirmeyle küçülttü. Bu, tüm piyasalarda aşırı değerlenmeye yol açtı fakat bir şekilde şu ana kadar piyasaların kırılmasını önledi. Bu son noktanın devamlılığına biraz daha şüpheci bakmak gerek.

Benzer bir şekilde pandemide para politikasını çok aktif kullanmayan ama 2007’den beri para arzını düzenli bir şekilde altı katına çıkararak sürekli kullanan Çin’deki piyasa sarsıntılarını da yakından takip etmeli.

Özetle, Türkiye nispeten rahat atlattığı yaz aylarından sonra, bilinmezlerin artacağı bir döneme giriyor. Fakat bu dönemin piyasa şokları öncekilerde olduğu kadar ağır olmayabilir ki zaten ekonominin bunu kaldırmaya takati yok.

TCMB ölçülü davransa, Covid-19 tatsız bir sürpriz yapmasa ve Fed öngörülebilir bir şekilde parasal sıkılaşmaya gitse dahi Türkiye’deki piyasalarda stres yaşanacak. TL’nin değer kaybedeceğini söylemek pek de zor bir öngörü değil. Enflasyon ve işsizlik gibi doğrudan hayatımızda hissettiğimiz makroekonomik göstergelerde de kalıcı bir iyileşme mümkün görünmüyor.

Piyasalarda önümüzdeki üç ay önceki üç aydan daha sarsıntılı geçecek; yani yaz yerini sonbahara bırakacak. Ancak asıl zorluk vatandaşların satın alma gücünde hissedilecek. Son 20 yılın en çetin iktisadi kışı yaşanacak. Elbette döviz ve faiz başrolde olacak, fakat asıl hikâye barınma, ısınma ve gıdada gözlemlenecek.

 

diken.com

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler