Sosyal Medya

Ekonomi

Prof. Dr. Demiralp: Reform programında “fiyat istikrarı komitesi” kurulması endişelerimi artırıyor

Koç Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın cuma günü açıkladığı ekonomi…

Prof. Dr. Demiralp: Reform programında “fiyat istikrarı komitesi” kurulması endişelerimi artırıyor

Koç Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın cuma günü açıkladığı ekonomi reform paketini değerlendirdi. Demiralp, “Reform programı kapsamında bir ‘fiyat istikrarı komitesi’ kurulması bu endişelerimi artırıyor” düşüncesini dile getirdi.

Demiralp,  Yetkin Report’ta kaleme aldığı yazının bir kısmı aşağıda.

————-

12 Mart Cuma günü  Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Ekonomik Reform Paketi açıklandı. Para politikası üzerine çalışan bir iktisatçı olarak en çok dikkatimi çeken ve anlamaya çalıştığım ifade şu oldu:

“İkide bir fiyat istikrarı diyorlar ya biz onu bir kenara koyduk. Yeni dönem dört temelin üzerinde bina edilecek. Yatırım, istihdam, üretim, ihracat. Bu amaçla harcama disiplini, kamu borç yönetimi vergi düzenlemeleri kamu alım ihaleleri gibi hususları kapsayan yeni politikaları hayata geçiriyoruz.”

Bu ifade birbirine tamamen zıt şekilde yorumlanabilir:

1) Uzmanların sürekli fiyat istikrarı vurgusu yapılması politika yapıcılar olarak bizim de farkındalık ve hassasiyetimizi artırdı. Bunu artık tartışmaya bile gerek görmüyoruz. Bu zamana kadar enflasyon hedeflemesinin başarılı olmadığı, fiyat istikrarının sağlanamadığı doğrudur. Ancak bundan sonraki dönemde yeni Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal’ın sürekli vurguladığı üzere yüzde 5’lik enflasyon hedefini tutturma konusunda kararlı olacağız.
2) Gündemimizde fiyat istikrarından daha önemli konular var.  Bugüne kadar fiyat istikrarı bizim için bir öncelik olmadı. Bundan sonra da olmayacak. Kısa vadeli ve büyüme odaklı politikalar bundan sonra da tercihimiz olacak. O nedenle Naci Ağbal öncesi dönemde benimsenen önceliklere geri döneceğiz.

Sayın Cumhurbaşkanı’nın “fiyat istikrarını bir kenara koymak” ile bu yorumlardan hangisini kastettiğini tam olarak kestirebilmek zor. Piyasalar da benim gibi önümüzdeki günlerde bunu anlamaya çalışacaktır. Bu noktada 18 Mart tarihindeki PPK toplantısının önemi daha da artıyor.

Son dönemde ABD tahvil faizlerindeki artışla beraber gelişmekte olan ülkelerden para çıkışı olması, bu ülkelerin para birimlerini zayıflattı. Türk Lirası diğer gelişmekte olan ülke para birimlerine göre negatif ayrıştı. Şubat sonrası dönemde en çok değer kaybeden para birimi oldu. Zira henüz denenmemiş, uzun vadeli kararlılığı tam da bilinemeyen bir ekonomi yönetimine ilave olarak halihazırdaki kırılganlıkların yarattığı tedirginlikler risklerimizi artırdı. Gelmiş olduğumuz nokta, Ağbal sonrası dönemde kurulan dengelerin de ne kadar kırılgan olabileceğini gözler önüne serdi.

TL’deki değer kaybı, kurdan enflasyona olan geçişkenlik sebebi ile fiyat istikrarını sağlamak için gerekli olan politika faizini de yukarıya çekiyor. Bu noktada birbirini besleyen bir kısır döngü başlıyor. TL değer kaybettikçe enflasyon yükseliyor. Enflasyon yükseldikçe ileride daha da artması bekleniyor. Bu beklenti ile kur daha çok değer kaybediyor. Nihayetinde TCMB’nin sene sonu hedeflerine ulaşabilmesi ancak daha şahin bir duruşla, daha fazla faiz artırımı ile mümkün olabiliyor.

Geçtiğimiz haftalarda bu kısır döngüyü kırabilmek amacı ile TCMB başkanı Naci Ağbal bir yazı kaleme almış,  bir kez daha fiyat istikrarı vurgusu yapmış ve yüzde 5’lik hedefe ulaşma konusunda kararlı olduklarını dile getirmişti.  Ağbal’ın bu vurgusu enflasyon beklentilerindeki bozulmayı sınırlandırmayı amaçlıyordu. Muhtemelen bu çıkışın altında pandemi döneminde faiz artırmak zorunda kalan bir merkez bankasının yolu en az hasar ve en az faiz artırımı ile tamamlama çabası yatıyordu.

Sözlü yönlendirmelerin etkin olabilmesi için inandırıcı bir tehdit olması gerekiyor. Piyasalar, enflasyon beklentilerinin düşmemesi durumunda TCMB’nin  faiz silahını istediği gibi kullanacağından emin olurlarsa o zaman faiz artmadan da beklentileri aşağı çekmek mümkün olabilir. Ağbal da görevde bulunduğu 5 aylık dönemde yaptığı 675 baz puanlık faiz artırımının satın aldığı kredibiliteye güvenerek bu eli oynadı.  Eğer ABD’den esen rüzgar kuvvetlenmese bu elin başarılı olma ihtimali de vardı. Ancak Cuma günkü açıklamalar bu ihtimali daha da zayıflattı.

Yazının tamamı burada.

BAKMADAN GEÇME

  • Emekliler ve Dar Gelirliler İçin Yeni Destek Sistemi: Vatandaşlık Maaşı Geliyor! Vatandaşlık Maaşı Ödemesi Ne Zaman Yapılacak?

    Kamuoyunda “vatandaşlık maaşı” olarak adlandırılan yeni sosyal destek sistemiyle ilgili çalışmalar sürüyor. Emeklilerin de dahil edileceği bu yeni yardım modelinin uygulama süreci netleşmeye başladı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın ortak çalışmasıyla hazırlanan sistem, mevcut sosyal yardımların tek bir çatı altında toplanmasını hedefliyor. Bu kapsamda, yoksul ve dar gelirli hanelere düzenli gelir desteği sağlanması amaçlanıyor.

  • ABD’de Çekirdek Enflasyon Aralık’ta Yavaşladı,  Ama Fed’e  Rahat  Yok

    ABD’de Aralık ayı çekirdek tüketici enflasyonu beklentilerin hafif altında gelerek fiyat baskılarında sınırlı bir yavaşlamaya işaret etti. Ancak kira ve hizmet kalemlerindeki katılık, Fed’in yakın vadede faiz indirimine gitmesi beklentilerini canlı tutmaya yetmedi. Piyasalar veriye kayıtsız kalırken, tarife riskleri ve iklim kaynaklı gıda fiyatları küresel enflasyon görünümü açısından yeni belirsizlikler yaratıyor.

  • CHP’nin 38. Olağan Kurultayı Davası 23 Şubat 2026’ya Ertelendi

    CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin “şaibe” iddiasıyla Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen dava, 23 Şubat 2026 tarihine ertelendi.

  • Almanya’da Tarım ÜFE’de Sert Düşüş: Patates Fiyatları Yüzde 45 Geriledi

    Almanya’da Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi (Tarım-ÜFE), Kasım 2025’te hem aylık hem de yıllık bazda düşüş kaydetti. Almanya Federal İstatistik Ofisi’nin (Destatis) açıkladığı verilere göre, endeks kasım ayında bir önceki aya kıyasla yüzde 2,6, geçen yılın aynı ayına göre ise yüzde 5,7 geriledi.

  • Meysu Gıda Halka Arzında Güçlü Başlangıç: İlk İşlem Gününde Yüzde 10 Artış Sağlandı

    5–7 Temmuz tarihleri arasında Alnus Yatırım liderliğinde gerçekleştirilen talep toplama sürecinin ardından halka arzı tamamlanan Meysu Gıda payları, borsadaki ilk işlem gününde yatırımcılardan yoğun ilgi gördü. 7,50 TL sabit fiyatla halka arz edilen şirket payları, işlem görmeye başladığı ilk seansta yüzde 10’luk artışla tavan fiyat olan 8,25 TL’ye yükseldi.

  • Wall Street’te Temkinli Seyir: Enflasyon ve Banka Kazançları Bekleniyor

    ABD hisse senedi vadeli endeksleri geriledi. Yatırımcılar, Fed’in faiz politikasına ilişkin ipuçları elde etmek için kritik enflasyon verileri ile bilanço sezonunun başlangıcına işaret eden JPMorgan Chase’in dördüncü çeyrek finansal sonuçlarını bekliyor.

  • Kasım Ayında Perakende Satışlar Yıllık Bazda %14,2 Arttı

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı Kasım ayına ilişkin ticaret satış hacmi verilerini açıkladı. Buna göre, Kasım ayında perakende satış hacmi geçen yılın aynı dönemine göre %14,2 artarken, aylık bazda ise ivmelenerek %1,5 yükseldi.

  • Ünlülere Yönelik Uyuşturucu Operasyonu: Oktay Kaynarca da Dahil Çok Sayıda Ünlü İsim Gözaltında

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen uyuşturucu soruşturması çerçevesinde ünlülere yönelik operasyonlar sürüyor. Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Oktay Kaynarca, “Alnım açık,…

  • Merter’de 30 Milyon Dolarlık Dolandırıcılık İddiası: Döviz Bürosu Sahibi Kapıyoldaş Hakkında Suç Duyuruları Artıyor

    Tekstil sektörünün merkezi konumundaki Merter, 30 milyon dolarlık bir vurgun iddiasıyla çalkalanıyor. Döviz bürosu sahibi Yasin Kapıyoldaş, çok sayıda esnaftan altın, gümüş ve dolar aldı. Alacaklılara “Parayı batırdım” dediği öne sürülen Kapıyoldaş’ın, zırhlı araçlarla paraları kaçırdığı ve başkaları adına da çok sayıda mülk edindiği iddia ediliyor. Bu süreçte Kapıyoldaş’ın çakar tertibatı olan bir araç kullandığı da öne sürüldü.

  • İFÖD Raporu: Sosyal Ağlar “Kullanıcı Hakları” Yerine “Ticari Çıkar” Peşinde

    İfade Özgürlüğü Derneği (İFÖD), hazırladığı ‘Dijital İtaat Rejimi’ raporunda, sosyal medya devlerinin Türkiye’de ‘kullanıcı hakları’nı değil, ‘ticari çıkar’larını korumak amacıyla devletin ‘sansür talepleri’ne nasıl boyun eğdiğini gözler önüne serdi. Raporu Prof. Dr. Yaman Akdeniz ve araştırmacı Ozan Güven kaleme aldı. Çalışmada, internet ortamını düzenleyen 5651 sayılı Kanun’daki değişikliklerin ardından Türkiye’de ofis açan sosyal ağ sağlayıcılarının performansı incelendi. Elde edilen verilere göre, Facebook, X, TikTok ve YouTube gibi platformlar Türkiye’deki yasal sürece şeklen uyum sağlasa da, uygulamada şeffaflıktan uzaklaşarak birer ‘dijital itaat mekanizması’na dönüştü.

  • Ekonomik Kriz Emeklileri Vurdu: Bayram İkramiyesi Umutları Kararttı

    Ağır ekonomik kriz altında yaşayan emekliler için bayram öncesi bir olumsuz haber geldi. İkramiyelere 1.000–1.500 lira arasında zam yapılacağı, toplamın en fazla 5.500 lirayı bulacağı bildirildi. Ekonomik sıkıntılar nedeniyle gelirleri her geçen gün eriyen emekliler, bayramı da rahat geçiremeyecek.

  • Yen Neden Düşüyor? Japonya’da Erken Seçim İhtimali Mali ve Çin Riskini Artırıyor

    Japon yeni, Başbakan Sanae Takaichi’nin Şubat ayında erken seçim kararı alabileceğine yönelik haberlerin ardından sert biçimde değer kaybetti. Piyasalar, erken seçimin hükümete daha geniş bir mali ve jeopolitik hareket alanı sağlayabileceğini, bunun da zaten yüksek borçlu Japon ekonomisi için yeni riskler yaratacağını fiyatlıyor. Mali genişleme beklentileri ve Çin’le artan gerilim, yen üzerindeki baskıyı artırıyor.

  • ABD “Büyük Türkiye” Olma Yolunda

    ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell hakkında açılan soruşturma, Washington’da teknik bir renovasyon tartışmasından çok daha derin bir kırılmaya işaret ediyor. Donald Trump’ın faiz indirmesi için Fed üzerindeki baskısı giderek sertleşirken, ABD’de kurumların bağımsızlığı tartışması alevleniyor. Türkiye’nin geçmişte yaşadığı deneyimlerle yapılan karşılaştırmalar ise dikkat çekici.

Benzer Haberler