Sosyal Medya

Ekonomi

Çetin Ünsalan: Pes…

İnsanı ekonomide en çok ne yoruyor biliyor musunuz? Gerçeklere karşı gözlerin kapatılması, yok sayılması ve inatla da çarpık bir gerçeğe…

Çetin Ünsalan:  Pes…

İnsanı ekonomide en çok ne yoruyor biliyor musunuz? Gerçeklere karşı gözlerin kapatılması, yok sayılması ve inatla da çarpık bir gerçeğe inanmanızın istenmesi. Elbette aklı çalışan kimse buna inanmıyor.  Ama inanın ekonomiyi takip ederken insanı sorunlardan daha fazla yoran bu saçma zorlama. Çünkü duvara karşı konuştuğunuz hissini veriyor.

 

Bir çok konu için bunu söylemek mümkün; ama TÜİK artık işsizlikte iyice işin tadını kaçırdı. Israrla işsizliğin azaldığını iddia etmeye devam ediyor. Üstelik sokaklarda onlarca insan karnını doyuracak bir iş bulamazken… Yani pandemiyle öyle bir noktaya gelindi ki, boğaz tokluğuna çalışacak işler bile ortadan kalktı.

 

Fakat işten çıkarmaları yasaklayıp, gerçekleri görmezden gelince sorunlar da yok oluyormuş gibi davranma eğilimi devam ediyor. Ocak ayına ilişkin işsizlik verisinde de farklı bir şey olmadı. Yine işsizliğin azaldığını iddia ettiler.

 

Üstüne meseleyi daha da abartıp, genç işsizliğin düştüğünü bile dile getirecek noktaya taşıdılar. Oysa kimse işini kaybetmese bile, her yıl üniversiteden mezun olan yaklaşık 850 bin kişinin, yüzde 5 büyüyerek 550 binine iş bulabilen bir ekonomide, yüzde 1,8 büyüyerek genç işsizliği azaltmayı nasıl başardıklarını dahi açıklamayarak…

 

Fakat bu sefer yeni bir veri daha kamuoyuyla paylaşıldı. Atıl iş gücü diye tanımladıkları oran üzerinden gerçek işsizliği Türkiye’nin ortasına yokmuşçasına bırakıverdiler. İşsizlik yüzde 12,2 açıklanırken o oran ne? Yüzde 29,1… Üstelik orada da aksine artış var.

 

Bence işsizlik bunun dahi çok üzerinde ama; bir kişi çıkıp da şunu sormuyor: TÜİK hesaplamalarına göre yüzde 29,1 işsiz varken, bunu yüzde 12,2’lerde açıklamak utanç sorunu yaratmıyor mu?

 

Yani diyorlar ki, aslında işsizlik bu, ama biz açıkladığımız işsiz sayısının iki katına yükselmiş oranda insanı işsiz kabul etmiyoruz. Sen kabul etsen ne olur; etmesen ne olur? Günün sonunda o insanlar evlerine ekmek götüremiyorlar; onlara yönelik istihdam sahası yaratılamıyor ve ödemelerini yapamıyorlar.

 

Bu oran, toplumda yaşanan işsizlik dramının itirafı olmasının ötesinde, bankacılık sektöründe de risk demektir. Hayatta kalabilirse, esnaf için sıkışan iç piyasa demektir. Toplumsal sıkıntılar demektir.

 

İstatistiklere yansıdığı gibi artan boşanmalar demektir. Sadece bankalar nezdinde değil, esnaftan şirketlere kadar sadece iş hacmi düşüklüğü değil, borçla yaşayan bir milletin geçtim satınalma yapmasını, borçlarını ödeyememesi demektir.

 

Yeniden yapılandırıyoruz, bunu da AB normlarına uyduruyoruz gerekçeleriyle hiçbir gerçeği değiştirmek mümkün değil. Tıpkı bir ay içerisinde kişi başına düşen  milli geliri 5 bin dolarlardan 9 bin dolarlara çıkarıp, zenginleşmediğimiz gibi, AB’ye uyum diye işsiz sayısını düşürdüğünüzde de işsizler ortadan kalmıyor.

 

Hem ne uyumundan bahsediliyor anlayan var mı? AB kriterleri rakamları çarpıtın mı diyor? Baz aldığınız rakam gerçek değilse, gerisi zaten yalan dolan haline geliyor. Pes ki ne pes…

[email protected]

 

 

 

BAKMADAN GEÇME

  • Trump’ın Grönland Hamlesine AB’den Misilleme Planı

    Avrupa Birliği başkentleri, ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı kontrol altına alma yönündeki girişimine karşı çıkan NATO müttefiklerini hedef alan tehditlerine yanıt olarak, ABD’den yapılan yaklaşık 93 milyar euroluk ithalata gümrük vergisi uygulanmasını ya da Amerikan şirketlerinin AB iç pazarına erişiminin kısıtlanmasını masaya yatırdı. Bu gelişme, transatlantik ilişkilerde son on yılların en ciddi gerilimlerinden biri olarak görülüyor.

  • PİYASA ANALİZ: Trump’ın Tarife Hamlesi Risk İştahını Bozdu, Güvenli Limanlar Işıldıyor

    Küresel piyasalar haftaya belirgin bir riskten kaçış havasıyla başladı. ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland merkezli tarife restleşmesi, jeopolitik tansiyonu yeniden yükseltirken, hisse senetlerinde baskı, kripto varlıklarda geri çekilme ve güvenli limanlara güçlü bir yöneliş görüldü. Altın ve gümüş “para gibi” davranarak tarihi zirveleri test ederken, döviz cephesinde euro, yen ve İsviçre frangı öne çıktı. Türkiye varlıkları ise küresel dalgalanmaya rağmen pozitif ayrışmasını sürdürdü.

  • Ekonomik Kriz Ortamında Dikkat Çeken Adım: İzmir’de 11 Zincir Market Güçlerini Birleştirdi

    İzmir’de faaliyet gösteren 11 zincir market, güçlerini birleştirerek yeni bir ticari yapılanmaya gitti. Kurulan şirketin ilk mağazasının şubat ayında Menderes’te hizmete girmesi planlanıyor. Ortak girişimin kamuoyuna tanıtımı ise Gaziemir’de gerçekleştirilen bir basın toplantısıyla yapıldı.

  • Barış Soydan Yazdı…’Fintekte Sorunlar Merkez Bankası’na Devirle Başladı, Acil Müdahale Zamanı’

    2025 yılı elektronik para ve ödeme kuruluşları açısından neredeyse bir kaos ve yıkım yılı olarak geride kaldı. Savcılık operasyonları, lisans iptalleri, faaliyetlerin askıya alınması gibi hukuki ve idari kararlar tüm yıl boyunca gündemdeydi. Daha da kötüsü, finansal sistemin bu parçası bir süredir ciddi bir şeffaflık ve güven krizinin içine girmiş durumda; söylentiler ve spekülasyonlar hâlâ devam ediyor. Artık bir kırılma noktasına gelindiği açık. Bir tarafta genç nüfus, yüksek dijital adaptasyon, güçlü bankacılık altyapısı ve dev elektronik ticaret hacmiyle bölgesel bir “fintek merkezi” olabilecek kapasite var. Diğer tarafta ise giderek daha sık anılan suç ve bahis gelirleri, kara para, şüpheli transferler tartışmaları… Bugün fintek sektörü başarı hikâyeleriyle değil bu tür risk başlıklarıyla gündeme geliyorsa, bunun sebebi sadece “birkaç kötü örnek” değil. Esas faktör daha derinde, yapısal ve sistemsel sorunlarda.

  • Konut Fiyat Endeksi 2025’te Reel Olarak Geriledi

    Konut Fiyat Endeksi, 2025 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre yüzde 0,2 artarken, yıllık bazda yüzde 29 yükseldi. Ancak endeks, 2025 yılı genelinde reel olarak yüzde 1,4 oranında değer kaybetti.

  • Suriye’de Kürt otonomisine darbe

    Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şaraa’nın Kürtleri Suriye vatandaşı olarak tanıması ve bazı kültürel hakları resmen kabul etmesi, uluslararası kamuoyunda temkinli bir iyimserlik yarattı. Ancak sahadaki askeri ve siyasi gelişmeler, bu adımların kalıcılığı ve Suriye’nin kuzeydoğusundaki Kürt yönetiminin geleceği konusunda ciddi belirsizlikler olduğunu gösteriyor. Uzmanlara göre, Şam yönetiminin temel hedefi, ülke genelinde merkezi otoriteyi yeniden tesis etmek.

  • Çin Ekonomisinde Momentum Kaybı: %5 Büyüme Hedefi Tutsa da İç Talep Alarm Veriyor

    Çin ekonomisi 2025’te hükümetin “yaklaşık %5” büyüme hedefini tutturmasına rağmen yılın son çeyreğinde belirgin bir ivme kaybı yaşadı. Sanayi üretimi görece güçlü seyrini korurken, perakende satışlar ve yatırımlar beklentilerin altında kaldı. Veriler, ihracata dayalı büyümenin sürdürülebilirliği konusunda soru işaretlerini artırırken, iç talepteki zayıflığın derinleştiğine işaret ediyor.

  • Asya-Pasifik Piyasalarında Satış Baskısı: Trump’ın Grönland Çıkışı ve Çin Verileri Gündemde

    Asya-Pasifik piyasaları haftaya ağırlıklı olarak düşüşle başladı. Yatırımcılar bir yandan ABD Başkanı Donald Trump’ın hafta sonu Grönland üzerinden Avrupa’ya yönelik sert mesajlarını, diğer yandan Çin’den gelen büyüme ve makroekonomik verileri değerlendirdi. Küresel risk iştahı zayıflarken, güvenli liman talebiyle altın ve gümüş fiyatları tarihi zirvelere yükseldi.

  • 2026’da Borsa, döviz, konut ne olur? | Atilla Yeşilada video

    Atilla Yeşilada'nın 18 Ocak 2026 tarihli bu videosu, Türkiye ekonomisi ve piyasalar için kapsamlı bir 2026 projeksiyonu sunmaktadır.

  • Çetin Ünsalan Yazdı: ‘Davos’ta iki dünya mücadelesi…’

    Dünya Ekonomik Forumu’nun 2026 buluşması başlıyor. Elbette her zaman önemli bir lokasyondu...

  • AK Yatırım’dan Telekom Sektör Raporu

    2026’da reel gelir artışının Turkcell için %6, Türk Telekom için %9 seviyelerine ılımlaşacağını öngörüyoruz...

  • Hazine’den açıklama: Vatandaşın yastık altı altınlarını izleme niyetimiz yok

    Hazine ve Maliye Bakanlığı, Kıymetli Maden Takip Sistemi ile vatandaşların "yastık altı" birikimlerinin izleneceği yönündeki iddiaları yalanladı...

  • Erol Taşdelen Yazdı: Karahan’ın Karnesi; Sanayici ve İhracatçı Ne Kazandı?

    Karahan dönemi, Merkez Bankası’nın ilk kez fiyat istikrarı ile sanayici gerçekliği arasında denge kurmaya çalıştığı bir ara rejim olarak öne çıkıyor...

Benzer Haberler