Sosyal Medya

Dünya Ekonomisi

Recep Erçin yazdı:  Kamunun mali desteği KOBİ iflaslarını önledi

    Kamu destekleri olmasa Kovid-19 krizi KOBİ’lerin iflas etmesine neden olacaktı. Bütçe açısından hayli külfetli olan destekler ekonomide işlerin…

Recep Erçin yazdı:  Kamunun mali desteği KOBİ iflaslarını önledi

 

 

Kamu destekleri olmasa Kovid-19 krizi KOBİ’lerin iflas etmesine neden olacaktı. Bütçe açısından hayli külfetli olan destekler ekonomide işlerin korunmasını sağlasa da gelişmiş ülkelerin uyguladığı mali politikaların dışsallıkları, gelişen ülke ekonomilerini vurabilir….

 

Türk iktisatçılar Kovid-19 krizi döneminde önemli çalışmalara imza atıyorlar. Dr. Selva Demiralp, Dr. Cem Çakmaklı, Dr. Sevcan Yeşiltaş ve Dr. Muhammed A. Yıldırım ve Dr. Şebnem Kalemli-Özcan geçen aylarda tüm dünyada ses getiren ve Batı basınında geniş yankı bulan aşıların ekonomiler üzerine etkisini irdeleyen bir araştırma yayımladılar. O ekipte yer alan Maryland Üniversitesi Profesörü Dr. Şebnem Kalemli-Özcan; UC Berkeley’den Pierre Olivier Gourinchas, Federal Reserve Bank of Atlanta’dan Veronika Penciakova ve Bank of Canada’dan Nick Sander ile mayıs ayında bir araştırmaya imza attı. Bu çalışma önceki cuma bütün dünyanın yakından takip ettiği Jackson Hole seminerleri kapsamında sunuldu. 27 ülkedeki ve 50 sektörün incelendiği araştırmada, Kovid-19 krizinin KOBİ’ler üzerindeki etkisi ölçüldü. Araştırmanın özet bulguları şöyle oldu:

Bu hafta potansiyeli en yüksek · 5 HİSSE
ASELS ▲ Long
GirişNONEEE
T/P HedefNONEEE
S/L StopNONEEE
+ TKFEN, CIMSA, AFYON, TRMET ve toplam 5 hisse bu hafta analiz edildi
🔒 Tüm seviyeleri görmek için raporu edinin
ÖRNEK RAPORU GÖR →
Yatırım tavsiyesi değildir. Detaylar için raporu inceleyiniz.

 

Eğer kamu desteği olmasaydı KOBİ’lerdeki batık oranı 9.1 puan daha yüksek olacaktı. Bu kayıp özel sektör istihdamının yüzde 4.6’sını temsil ediyor. Yani bir o kadar da istihdamda kayıp yaşanacaktı. Kriz sürecinde ortaya çıkan sorunlu kredi oranı mütevazı boyutlarda kaldı. Ancak sermaye yeterlilik oranlarını yüzde 14.1’den yüzde 12’ye çekti.

 

GARANTİLİ KREDİ PAHALI BİR YÖNTEM

“Risk altındaki firmalar” olarak nitelenen şirketlere sınırlı devlet desteğinin maliyetinin de düşük yani mili gelirin binde 8 civarında kaldığı görüldü. Bununla birlikte kamu garantili krediler de benzer şekilde etkili olmakla birlikte bu alanda harcanan fonların milli gelirin yüzde 5.8’ini bulması nedeniyle daha pahalı olduğu not edildi.

 

Fakat kamu desteği sağlanmaması durumunda KOBİ iflaslarının gelişmiş ekonomiler nezdinde yüzde 5.65, gelişen ekonomilerde ise yüzde 12.53 olacağı baz senaryoda açığa çıktı. Bu bize gelişen ülke KOBİ’lerinin şoklar karşısında çok daha kırılgan olduğu gösteriyor.

 

Bilindiği üzere Türkiye Kovid-19 sürecinde doğrudan kamu desteği sağlamak yerine KGF (Kredi Garanti Fonu) kredisi ile işletmelere destek sağladı. Ancak bu yöntemin pahalı bir model olduğu çalışmada açığa çıkıyor.

 

Araştırmanın sonuç bölümüne baktığımızda faiz oranı affı, vergi ve kira ertelemelerinin firma iflasları üzerinde küçük bir etkisi olduğunu belirtilirken, nakit hibelerinin ise yüksek bir maliyetle iflas oranlarını önemli ölçüde azalttığı kaydedildi. Buna göre olağan bir yılda bir firmanın yıllık maliyetinin yüzde 15’ine denk gelen bir hibe desteği, iflas oranını yüzde 5.6 azaltıyor. Bunun milli gelir üzerindeki yükü ise yüzde 2.38 oranında oluyor. Ancak ekonominin yüzde 3.26’lık kısmını kurtarıyor. Öte yandan kamu garantili krediler yukarıda da aktardığımız üzere yüzde 5.8’lik bir maliyete neden olurken, iflas oranını Kovid-19 öncesine çekiyor, işlerin yüzde 4.59’unu kurtarıyor.

 

FAİZLERDEKİ ARTIŞ SERT VURABİLİR

Kamu destekleri sayesinde, izlenen ülkelerde, iflasların yüzde 4.3 artışla sınırlı kalacağı öngörülüyor. Oysa destekler sayesinde iflas oranı, gelişmiş ekonomilerde normal yıllara nazaran 0.43 yüzde puan azalırken, gelişen ekonomilerdeki iflas oranının yüzde 12.5’ten yüzde 9.3’e çekildiği belirlendi.

 

Gelişen ekonomilerde maliye politikası sayesinde Kovid-19 kaynaklı talep daralması yüzde 8 oranında dengelendi. Bu sayede istihdam korundu. Ancak küresel ekonomide hızlı bir toparlanma faiz oranları üzerinde baskı oluşturacak bu da gelişen ekonomilerin toparlanmasının önünde ters bir rüzgar etkisi oluşturacak. Neticede gelişmiş ekonomiler normalleşirken gelişenler zorlu finansman koşulları ile karşı karşıya kalacaklar.

 

‘SAATLİ BOMBA’ İŞLİYOR MU?

Bununla birlikte gerek hibeler gerekse kamu garantili kredilerin önemli bir kısmı yanlış tahsis edildiği için israf gündeme geliyor ve zaten başarısız olacak firmalar ayakta tutulduğu için zombi firmaları yaratılıyor. Araştırmada yer alan tahmine göre hibeler ve krediler KOBİ’lerin yüzde 1.5 ile 2.5’ine denk gelen zayıf firmaların üçte birini kurtarıyor. Desteklerin büyük kısmı ise Kovid-19 krizinden sağ çıkmak için desteğe ihtiyacı olmayan güçlü firmalara gidiyor.

 

2020 yılında sağlanan cömert destekler başarısız firmaları kurtararak bir ‘saatli bomba” mı yarattı? Araştırmada bu tehlikeye de işaret edildi. Destekler kesildiğinde bu bomba patlayacak mı, endişesi hakim. Baz senaryoda, bu şirketlerin iflas etmemesi için desteklerin 2021 boyunca sürdürüldüğü dikkate alındığında şöyle bir sonuç ortaya çıkıyor; ülkeler normale dönüşle birlikte destekleri azalttıkça iflaslarda mütevazı bir artış görülecek. 2021’de öngörülen iflas oranı olağan dönemin sadece 2.3 puan üzerinde kalırken, bunun 1.9 yüzde puanı 2020’de kurtarılan firmalar kaynaklı olacak. Buna göre 2020’de kamu destekleri ile ayakta kalan firmaların yüzde 30’u 2021 sonunda iflas edecek, bunların da yüzde 13’ünün zombi şirketler olduğu tahmin ediliyor.

 

Netice itibarıyla sağlanan kredi desteklerinde geri ödemeler başladığında dahi küresel ekonomide bir “zombifikasyon” belirtisi öngörülmüyor.

 

 

HASARLI NOKTALARA NÜFUZ EDİLDİ

Araştırma sonucuna göre firmalara özsermaye benzeri bir destek sağlanması, firmaları kurtarma etkinliği ile bunun getirdiği mali yük arasında en iyi dengeyi sağlıyor. Mevcut kredi politikaları da uygun bir geri alma mekanizmasıyla öz sermaye benzeri desteğe dönüştürülebilir bu da hibeler ve geri ödeme olarak öz sermaye dönüşümlerine izin verilen krediler için kar vergisi şeklinde uygulanabilir. Neticede uygun geri alma mekanizmaları ile kurgulanacak bir politika anlamlı sayıda KOBİ’yi oldukça ucuz maliyetle kurtarabiliyor.

 

Araştırmaya göre, Kovid-19 döneminde uygulanan maliye politikalarının küresel etkileri sınırlı kalsa da, risk altındaki KOBİ’leri ayakta tutmada başarılı olduğu ve ekonominin hasarlı noktalarına nüfuz edebildiği ortaya çıktı.

 

YAPILANDIRMALAR GÜNDEME GELECEK

Araştırmada önümüzdeki döneme ilişkin öngörüler de yer aldı. Buna göre, kısıtlı mali alana sahip olan gelişen ekonomiler, devam eden salgın ve yükselen küresel faiz oranları ile risk primi yüzünden elverişsiz bir ortamla karşı karşıya.

 

Araştırma neticesinde ekonominin “zombifikasyona” veya yaklaşan bir temerrüt dalgasına dair çok az kanıt bulunsa da, özellikle gelişen ülke ekonomileri için finansal kırılganlıklar arttı.

 

Neticede henüz zamanı kestirilemese de gelişmiş ülkelerin uyguladığı maliye politikaları küresel reel faiz oranları üzerinde baskı kurmaya başladığında, FED para politikasını normalleştirdiğinde, piyasalar riskleri yeniden fiyatladığında güvenlik açıkları daha da artacak.

 

Yüksek borçluluk ve kısıtlı mali alana sahip olunan ortamda, gelecek dönemdeki finansal yayılmalar son derece güçlü bir olumsuz etki yaratabilir.

 

Araştırma sonuçlarına göre, mali desteklerden ziyade özel sektörün borçluluk oranları izlenmeli ve borç yapılandırması gibi dikkatli makro ihtiyati ve finansal politikalara ağırlık verilmeli.

 

‘TÜRKİYE İÇİN İFLAS TEHLİKESİ DAHA BÜYÜK’

 

Araştırmaya ilişkin sorularımızı yanıtlayan Profesör Şebnem Kalemli-Özcan, hiçbir ülkenin Kovid-19 sürecinde doğru politika uygulamadığını not etti. Fakat harcanan mali miktar gelişmiş ülkelerde çok fazla olduğu için, çok masraflı olmasına rağmen KOBİ’leri ve işleri kurtardığını söyledi.

Gelişmiş ülkeler nezdinde belki zombifikasyon söz konusu olmayacak ancak çalışmada da vurgulandığı üzere faiz oranlarının artması gelişen ekonomileri zorlu bir sürecin beklediğini gösteriyor. Araştırmada vurgulandığı gibi geniş bir yapılandırma Türkiye özelinde baktığımızda zaten 2017’den beri Kredi Garanti Fonu eliyle devam eden bir süreç. Kısıtlı mali alan dikkate alındığında yüksek kaldıraç ve faiz oranları temelinde salgını kamu destekleri ile bir şekilde atlatan gelişen ülke KOBİ’lerini bir iflas tehlikesi bekliyor olabilir mi?

 

Profesör Şebnem Kalemli-Özcan, bu sorumuzu ise şöyle yanıtladı: “Gelişmekte olan Türkiye gibi ülkeler için gelecekte iflas tehlikesi daha büyük. Ama bu onların kendi mali politikası zombileri desteklediğinden ziyade, dediğiniz gibi düşük faiz kredi verilince, ve de Amerika gibi ülkeler faiz artırınca bu kredilerin geri ödemesi zorlaşacağı için. Çünkü küresel faizler artınca malesef Türkiye’de faiz artmalı, artmazsa o zaman enflasyon artacak ki bu gene zaten KOBİ’leri sıkıntıya sokacak. Yani öyle ya da böyle aynı sonuca gelinecek.”

 

Recep Erçin’in izniyle Aydınlık.com’dan yeniden yayınlanmıştır

 

FÖŞ anlattı:   Türkiye Göçmen, Mafya ve Talan Ekonomisi Oldu

 

Çetin Ünsalan Yazdı: ‘Proje havuzu oluşturalım’

 

FÖŞ yazdı:  Tüketici kredileri sorun mu?

HAFTALIK RAPOR
Haftalık quant yatırım raporuna erişin
AI model tahminleri
Hisse giriş seviyeleri
Hedef fiyatlar
Makro piyasa analizi
Detaylı analizi gör

BAKMADAN GEÇME

  • ING’den Türkiye Analizi: Dış Ticaret Açığındaki Artış Cari Dengeyi Zorlayabilir

    ING Global’e göre jeopolitik risklerdeki artış ve enerji fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye’nin cari dengesi üzerinde baskı yaratabilir. Banka, dış ticaret açığındaki büyüme, turizm gelirlerinde yaşanabilecek olası kayıp ve artan altın ithalatının cari açık görünümünü olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekti.

  • Yabancı Yatırımcılar Hissede Net Satışa Geçti

    Yabancı yatırımcılar, 6 Mart ile biten haftada hisse senedinde 755,6 milyon dolar ve tahvilde 1,72 milyar dolarlık satış gerçekleştirdi. Böylece, 13 haftadır süren kesintisiz hisse alımının ardından yabancı yatırımcılar bu hafta hisse tarafında net satışa geçmiş oldu.

  • TCMB Toplam Rezervleri Mart Başında Sert Düştü: 197,5 Milyar Dolara Geriledi

    Merkez Bankası’nın toplam rezervleri, 6 Mart haftasında 12,8 milyar dolarlık düşüşle 197,5 milyar dolara geriledi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan haftalık para ve banka istatistiklerine göre, brüt döviz rezervleri 6 Mart itibarıyla 10,7 milyar dolar azalarak 62,8 milyar dolara indi. Önceki hafta, 27 Şubat’ta bu rakam 73,4 milyar dolar seviyesindeydi.

  • Visa’dan Çarpıcı Araştırma: Türkiye’de Banka Şubesi Bağımlılığı Azalıyor

    Visa’nın 2026 Finansal Hizmetler Araştırması, Türkiye’nin Avrupa’nın en hızlı dijitalleşen ödeme ekosistemlerinden birine sahip olduğunu ortaya koydu. Araştırma, fiziksel banka şubelerine olan ihtiyacın azalırken, temassız ve karekodlu ödemelerin günlük hayatın vazgeçilmez parçaları hâline geldiğini gösterdi.

  • Gündeme Bomba Gibi Düşen İddia: Soma Termik Santrali Satılıyor mu?

    Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ), Konya Şeker’in (Torku) işlettiği Soma Termik Santrali’nden olan alacağını tahsil etmek için yeni yollar arıyor. İddiaya göre, santrale ilişkin borç uzun süredir ödenememiş ve faizleriyle birlikte yaklaşık 24 milyar TL’ye ulaşmış durumda.

  • SON DAKİKA! TCMB Faiz Kararını Açıkladı

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), mart ayı toplantısında politika faizinde değişikliğe gitmedi. Banka, bir hafta vadeli repo ihale faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tuttu. Ekonomistlerin büyük çoğunluğu da faiz oranının bu seviyede korunmasını bekliyordu.

  • Euro Kuru Yeniden Yükseldi: 13 Mart’tan İtibaren İlaç Fiyatlarına Yeni Zam Geliyor

    İlaç fiyatlarına, kullanılan Euro kurundaki güncelleme nedeniyle bu geceden itibaren zam yapılacak. Resmî Gazete’de yayımlanan karara göre, ilaç fiyatlarının hesaplanmasında kullanılan Euro kuru güncellendi. Mevcut 25,3346 TL olan Euro, 13 Mart 2026 Cuma günü saat 00.00’dan itibaren yüzde 6,5 artışla 26,8767 TL’ye çıkacak.

  • Bakan Kurum, Kira Sorununa Çözümü Açıkladı: İstanbul’a Özel ‘Kiralık Konut Projesi’ Hayata Geçirilecek!

    İstanbul’da kira fiyatlarının hızla yükselmesi milyonlarca kiracının en büyük sorunu olmaya devam ederken, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) projeleriyle ilgili yeni bir açıklama geldi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İstanbul’a özel kiralık sosyal konut projesinin devreye alınacağını belirterek kira fiyatlarını dengelemeyi hedeflediklerini söyledi.

  • Türkiye’de Yaşlı Nüfus Artarken 65 Yaş Üstünde İşgücüne Katılım Yükseliyor

    Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Türkiye’de yaşlı nüfus artmaya devam ederken, 65 yaş ve üzeri bireylerin işgücüne katılım oranında da yükseliş gözleniyor. 2024 yılında yaşlıların işgücüne katılım oranı yüzde 13,1’e ulaşırken, istihdamın sektörel dağılımında tarımdan hizmet sektörüne doğru belirgin bir kayma yaşandığı görülüyor.

  • Türkiye’nin Cari Açığı Ocak Ayında 6,8 Milyar Dolara Ulaştı

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre 2026 yılı Ocak ayında cari işlemler hesabı önemli bir açık verdi. Cari denge Ocak’ta 6 milyar 807 milyon dolar açık kaydederken, altın ve enerji hariç hesaplanan cari denge 1 milyar 228 milyon dolar açık verdi. Aynı dönemde ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı ise 6 milyar 967 milyon dolar olarak gerçekleşti.

  • Piyasalarda Kritik Saatler: Yurt İçinde Gözler TCMB’de, Küreselde Enerji ve Enflasyon Gündemi Var

    Küresel piyasalarda enflasyon verileri, enerji piyasasındaki gelişmeler ve jeopolitik başlıklar gündemi belirlerken, yurt içinde yatırımcıların ana gündem maddesi Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) açıklayacağı faiz kararı olacak. Piyasalarda yalnızca politika faizi değil, karar metninde verilecek yönlendirmeler de yakından takip edilecek.

  • Dr.Fulya Gürbüz/Vega Portfoy: Savaş Hürmüz Boğazında Alevlendi, Petrol Fiyatları Yükseliyor

    ABD’de 6 Mart haftasında MBA 30-yıl vadeli mortgage faizi %6,19’a yükseldi, haftalık mortgage başvuruları %3,2 artışa yavaşladı, EIA ham petrol…

  • Aracı Kurumlar Borsa İçin Ne Yorum Yaptı?

    Bu analiz, 12 Mart 2026 tarihli piyasa açılışı öncesinde Türkiye ekonomisinin makro dengelerini ve Borsa İstanbul’un teknik görünümünü, üç farklı aracı kurumun (İnfo Yatırım, Yapı Kredi Yatırım ve Ünlü & Co) sağladığı veriler ışığında derinlemesine incelemektedir. Anahtar Kelimeler: BIST100, TCMB Para Politikası, Jeopolitik Riskler, Petrol Fiyatları, Teknik Analiz, Hürmüz Boğazı, Enflasyon Görünümü, Cari Açık. Meta Açıklama: Türkiye piyasalarında gözler TCMB’nin faiz kararına ve Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmelere çevrildi. İnfo Yatırım, Yapı Kredi Yatırım ve Ünlü & Co'nun güncel analizleriyle BIST100 destek-direnç seviyeleri ve küresel enerji maliyetlerinin yerel piyasalar üzerindeki etkileri. Giriş: Küresel Enerji Krizi ve Para Politikası Kıskacında Borsa İstanbul 2026 yılının Mart ayı, Türkiye sermaye piyasaları için hem jeopolitik risklerin hem de makroekonomik belirsizliklerin zirve yaptığı bir dönem olarak kayıtlara geçiyor. ABD ve İran arasındaki gerilimin Hürmüz Boğazı gibi kritik bir enerji koridoruna taşınması, brent petrol fiyatlarını 100 dolar sınırına kadar itmiş durumda. Bu durum, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için hem enflasyon hem de cari açık kanalıyla ciddi bir baskı unsuru oluşturuyor. Aracı kurumlar, bugün gerçekleştirilecek olan Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısından faiz değişimi beklemezken, endekste teknik seviyelerin korunup korunamayacağı yatırımcıların bir numaralı gündem maddesi. 1. İnfo Yatırım: Jeopolitik Riskler ve Enerji Maliyetlerinin Makro Etkisi İnfo Yatırım, piyasa açılışına dair beklentisini "yatay" olarak belirlerken, analizinin merkezine Orta Doğu’daki çatışma ortamının ekonomik faturasını yerleştiriyor. Kurumun değerlendirmesine göre, enerji arz güvenliği şu anki fiyatlamaların ana motoru konumunda. İnfo Yatırım Notu: "ABD ile İran arasında artan jeopolitik gerilim ve devam eden çatışma ortamı, özellikle küresel enerji arzının kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’na ilişkin belirsizlikleri artırıyor... İran’ın Hürmüz Boğaz’ına mayın döşediği de haber merkezlerinde yer alıyor. Söz konusu belirsizlikler petrol fiyatlarında yukarı yönlü baskı oluştururken, enerji maliyetleri üzerinden küresel ve yurt içi enflasyon görünümüne ilişkin yukarı yönlü beklentileri de artırdı." Bu noktada kurum, petrol fiyatlarındaki artışın Türkiye ekonomisi üzerindeki matematiksel etkisine dikkat çekiyor: Enflasyon Geçişkenliği: Brent petroldeki her 10 dolarlık yükseliş, yurt içi enflasyonu yıllık bazda 1,2—1,3 puan yukarı çekiyor. Cari Denge: Aynı yükselişin cari açığa faturası ise 2,5 milyar dolar. Bu veriler ışığında İnfo Yatırım, TCMB’nin elinin kolunun bağlı olduğunu ve para politikasında temkinli duruşun korunması gerektiğini vurgulayarak, bugünkü toplantıda faizlerin sabit bırakılmasını beklediklerini ifade ediyor. 2. Yapı Kredi Yatırım: Teknik Görünüm ve 13.500 Direnci Yapı Kredi Yatırım, piyasanın makro dinamiklerinden ziyade fiyat hareketlerine ve teknik seviyelere odaklanarak yatırımcılara yol haritası sunuyor. BIST100 endeksinin 18 Şubat’ta başlayan düzeltme hareketinden sonra bir "tepki yükselişi" içinde olduğunu belirten kurum, 13.500 puan seviyesini "kritik" olarak tanımlıyor. Yapı Kredi Yatırım Notu: "Endekste 18 Şubat tarihinde başlayan ara düzeltme hareketinin 12,500 desteği üzerinde oluşturduğu tepki yükselişinin, 13,500 hedef direnç noktasına ataklarında dün satış baskısıyla karşılaştığını gözlemliyoruz... Kısa vadeli teknik resimde 13,500 seviyesini kritik direnç noktası olarak izlemeyi sürdürüyoruz." Kurumun sunduğu teknik seviyeler şu şekildedir: Ana Destekler: 12.800 (ilk önemli seviye) ve 12.500 (kısa vadeli ana destek). Dirençler: 13.500 (ara hedef), 13.750, 14.100 ve 14.500 (yeni bir yükseliş trendi için aşılması gereken seviye). Yapı Kredi Yatırım, yatırımcıları direnç noktalarında oluşabilecek başarısız denemeler ve buna bağlı satış baskısı konusunda uyararak, 12.800 üzerinde kalıcılık sağlanmasının yükseliş umutlarını diri tutacağını belirtiyor. 3. Ünlü & Co: Dezenflasyon Patikası ve TL’nin Dayanıklılığı Ünlü & Co, analiziyle hem makro perspektifi hem de Türk Lirası’nın durumunu kapsayan geniş bir çerçeve çiziyor. Yılın başında hakim olan "sürekli faiz indirimi" beklentisinin, Ocak ve Şubat aylarındaki toplam %7,95’lik enflasyon verisiyle sarsıldığını ifade eden kurum, para piyasalarındaki sıkılaşmaya dikkat çekiyor. Ünlü & Co Notu: "Haftalık kanaldan fonlamanın kesilmesi ile ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin %40’a yönelmesi, TCMB’nin Mart ayı toplantısında beklemede kalacağını düşündürüyor... Piyasalar PPK toplantısında bir yandan faiz kararını takip ederken diğer yandan Merkez Bankası’nın görünümü nasıl değerlendirdiğini anlamaya çalışacaktır." Türk Lirası’nın durumu hakkında ise kurum oldukça net bir tablo çiziyor. TCMB’nin likiditeyi çekmesi ve döviz satışlarıyla müdahale etmesi, TL’yi savaş ortamında bile diğer gelişmekte olan ülke (EM) paralarına göre daha dirençli kılmış durumda. Ancak petrolün 120 dolarlardan 85 dolara inip tekrar 100 dolara dayanması, borsa üzerindeki "olağan tepki" sınırlarını zorluyor. Ünlü & Co Borsa İstanbul Analizi: "BIST-100 endeksinin 13.200 puana yükselmesini pozitif bulmakla birlikte, kuvvetli bir eğilim oluşması için öncelikle 13.400 puanın üzerinde kapanışlar yapılması gerektiğini düşünmeye devam ediyoruz... Piyasaların somut adımlar görmek istediğini not etmek gerekir." Ünlü & Co ayrıca 2025 yılı cari açığının 25,2 milyar dolar (GSYH’ye oranla %1,6) seviyesinde kapandığını hatırlatarak, makroekonomik verilerin piyasa iştahı üzerindeki etkisinin sürdüğünü belirtiyor. Genel Değerlendirme: Yatırımcıyı Ne Bekliyor? Üç kurumun ortaklaştığı nokta, piyasanın şu an için "bekle-gör" modunda olduğudur. Bir yandan jeopolitik risklerin (Hürmüz Boğazı ve İran gerilimi) enerji fiyatlarını yukarı itmesi, diğer yandan TCMB’nin enflasyonla mücadele kapsamında faiz indirimlerini ötelemesi, borsada hızlı bir ralli ihtimalini zayıflatıyor. Stratejik Çıkarımlar: Likidite ve Fonlama: Fonlama maliyetinin %40 seviyesinde olması, borsadaki spekülatif hareketleri sınırlayabilir ancak TL varlıkların cazibesini (faiz kanalıyla) koruyor. Hisse Bazlı Ayrışma: Enerji maliyetlerinden doğrudan etkilenen ulaştırma ve sanayi hisseleri baskı altında kalabilirken, kurumsal karlılıkların enflasyon karşısındaki direnci 13.500 direncinin aşılmasında belirleyici olacaktır. Jeopolitik Haber Akışı: ABD Başkanı’nın "savaşın yakında sona ereceği" yönündeki açıklamaları moral verse de, petrol fiyatları 100 dolar sınırında kaldığı sürece piyasa tam bir rahatlama yaşamayacaktır. Sonuç olarak; BIST100 endeksi için 13.000 – 13.400 bandı, haftanın geri kalanındaki yönü belirleyecek olan ana koridordur. Yatırımcıların bugün saat 14:00’te açıklanacak olan TCMB kararını ve karar metnindeki tonlamayı (şahin/güvercin) en önemli veri seti olarak kabul etmesi gerekmektedir.

Benzer Haberler