Sosyal Medya

FÖŞ yazdı:  Türkiye’de sessiz bir Internet devrimi yaşanıyor

30 Ağustos 2020

Karşınızda duran naçiz ve sefil zat, kariyerini Internet’e borçludur.  Internet beni 1990’lara göre en az 4 kat daha verimli ve donanımlı kıldı. 60 yaşıma girdim, klavye başında ölmeyi planlıyorum ve benden çok daha zeki ve iyi eğitilmiş genç rakiplerimden de en ufak bir korkum yok. Elimin altında Internet olduğu sürece, onlarla kolaylıkla başa çıkabilirim.

Çünkü, ben Internet’i eğlenmek değil öğrenmek için kullanıyorum.  Tüm dünyanın bilgi ve ilim hazinesi parmağımın altında, az-çok  İngilizce de bildiğim için, mesleğimi icra etmek için gerekli, fakat zamanında edinemediğim tüm “girdileri” Internet arama motorları sayesinde çok kısa sürede inceleyip, paraya dönüştürecek kadar hazmedebiliyorum.

Yakında, Türkiye de beni takip edecek.  Çünkü, ülkemizde sessiz bir Internet devrimi yaşanıyor ki, COVID-19  salgınının getirdiği transformatif akımlarla birleştiğinde homo Turko sapiensis’in beşeri inkişaf süresini   “nesilden” “yıla” indirecek.

Önce, TUIK’nin “Hanehalkı Bilişim Teknolojileri (BT) Kullanım Araştırması, 2020”nı kullanarak, vatandaşın Internet’le yaşadığı aşkı tanımlayayım size:

  • İnternet kullanan bireylerin oranı %79,0 oldu
  • Evden İnternete erişim imkanı %90,7’ye ulaştı
  • E-devlet hizmetlerini kullanma oranı %51,5 olarak gerçekleşti.
  • İnternet üzerinden ürün siparişi verme ya da satın alma oranı %36,5 oldu.

Diyebilirsiniz ki, “ne yani, halk Internet’i sevgili bulmak, dizi seyretmek ya da hazır gıda ısmarlamak için kullanıyor”. Bu ancak kısmen doğru. Üstelik böyle olsa da farketmez. Bir teknolojiyi öğrenmekle kariyer ve hayat kalitesini yükseltmek için doğru kullanma arasında muhakkak zaman aralığı vardır.  Bir anlamda Internet’e erişim okuma-yazma öğrenmek, Internet’ten maddi veya beşeri anlamda verim elde etmek ise, kitap okumaktır.

Ama ilk konuya dönelim, KONDA’nın 2019 tarihli, fakat 2018’i kapsayan medya araştırmasına göre  halkın %30’u sosyal medyayı haber seyretmek, %14 belgesel, ve sadece %3 dini içeriklere erişmek için kullanıyor. Dini içeriğe erişim sıklığının zaman içinde nasıl evrileceğini bilemem, ama haber ve belgesel seyredenlerin oranının çok hızlı artacağına dair iddiaya girerim. Twitter ve Intagram’da dünyada en hızlı büyüyen, Twitter kullanımında Avrupa ikincisi olan bir toplum  çok yakında bilgi, beceri ve haber eksiğini Internet kanalıyla tamamlamanın da yollarını öğrenecektir.

Özellikle, sokaklarda kol gezen COVİD-19 virüsünün sosyal  etkileşimi riskli kıldığı, ana akım medyanın da bir kaç istisna dışında AKP’nin propaganda dairesine dönüştüğü bir ülkede, sosyal etkileşimini uzaktan görüntülü iletişimle halleden, e-ticaretle alışveriş ihtiyaçlarını gideren, evden çalışan ve sosyal medyada siyasi ve ekonomik gerçekleri bulmak için çaba gösterenler bir kaç yıl içinde  misliyle artacak.

Böyle bir toplum düşünelim o zaman. Ekonomi ve siyaset nasıl değişir?  Ekonomide en çok zarar görecek işkolları AVM’ler ve ticari emlak.  Dijitalleşemeyen “esnaf” maalesef yokolmaya mahkum.  E-ticaret ise patlayacak.  Ama bizdeki e-ticaret siteleri ile bu iş yürümez. Önce daha bol sermaye, stok tutma ve yönetimi ve dağıtım kanalının mal satan e-ticaret sitesi tarafından çok sıkı denetlenmesi şart. Çok değil, 10 yıl içinde Türkiye’de hızlı, güvenilir ve her malda stok tutarak ötekileri piyasadan silecek bir Yerli Amazon’un ortaya çıkmasını bekliyorum. Bence süpermarket zincirleri bu konuda çok avantajlı, çünkü sermayeleri daha bol, zaten sayısız üründe stok tutuyorlar ve tanınma oranları da yüksek.

Sanal eğitim de patlama yapacak işkollarından biri. Devlet bu ülkede eğitim veremiyor, çünkü öncelikle ideolojik saplantıları var, sonra ifade özgürlüğüne inanmıyor. Üçüncüsü de FETÖ ve bölücülük soruşturmalarıyla en yetkin biliminsanlarını kaçırmayı becerdi.  Gençlik ise iyi bir işe kavuşmak için neyin eksik olduğunu biliyor, bu eksiği gidermenin yollarını Internet’te arayacak.

Kültür-sanatta sosyal medyaya içerik üretenler kazanacak. Uzun süre canlı konserlere gitmekten çekineceğiz. Müzeleri gezmek de riskli. Ne yapacağız? Netflix’te, Tivibu’da, Digitürk’te, D-Smart’ta,  YouTube’da içerik arayacağız. Bu içeriği sunanlar kazanacak.

Ama asıl değişim siyasal  alanda yaşanacak. Sosyal medyanın siyasi davranışları nasıl etkilediğne dair çok araştırma var.  Bunların bir kısmında sosyal medyanın “eko fanüsleri” yarattığı ve “kendisi gibi düşünenleri arama” refleksini güçlendirdiği saptanıyor. Tabii ki öyle olacak, her insan  önce bunu yapar. Ben CHPli’lerin, GalataSaraylıların çok olduğu bir bara gitmem, aptestim bozulur.  Benim gibi has Anadolu tohumu ve yerli-milli kültürün vücut bulmuş kopyası kendisi gibi spesimenleri arar.

Fakat, şu gerçekler ihmal ediliyor. Birincisi, gençler böyle düşünmüyor, onlar din, etnisite, dil ve cinsellik konusunda bize göre çok daha özgürler. Onlar eko fanüsünden çıkıp kendilerine en doğru geleni arayacaklar. Gittikçe kentleşen, muhafazakar olsun, liberal olsun orta ve üst sınıf da bu eko fanüslerinde sonsuz sirkulasyonda olan yarı-doğrucuk parçalarının kendi realitesine uymadığını görerek, deplasmana çıkacak.

İşte bu yüzden AKP-MHP sosyal medyayı sıkı denetim altına almak istiyor, ama çok geç artık. Sosyal medya ve Internet halkın en sevdiği oyuncak, en kullanışlı iletişim aracı, eğlencesi ve gazetesi oldu. Eğer halkımız bu güzellikleri tanımadan yasaklasaydınız, belki neleri kaybettiklerini bilmedikleri için razı olurlardı. Ama şimdi, size tepki koyacaklar.

Sosyal medyanın siyasi yorum  temini için kullanılması AKP-MHP’nin işini zorlaştırır, ama muhalefete iktidar vadetmez. Muhalefet ana akım medyada yaşam şansı tanınmadığı çakıp, propaganda faaliyetlerini hızla Internet’e taşımasının iktidarı kazanmak için temel şart olduğunu kavramalı. Her türlü sosyal medya kanalı/içeriği takip ettiğimi söyleyemem, ama şu anda Ali Babacan muhalefet liderleri arasında bu mecrayı en etkin kullanan. Onu Ekrem İmamoğlu takip ediyor.

Sosyal medyada yer edinmek de kolay değil. Ayrı bir üslup, yaratıcılık ve format gerektirir. AKP’nin troll ordusu bunu asla anlamadı, çünkü beslendikleri efendileri bu konuda cahil. Ama muhalefet daha kıvrak,  daha eğlenceli ve bilgilendirci propaganda içeri üretebilirse, maçı kazanır.

Bu sessiz devrim hayatımızı kökünden sarsacak. Türkiye’de zaten ekmek kazanma konusunda akıl almaz vahşi bir rekabet var. Şimdi buna bir boyut daha eklendi:  Internet’te ustalaşmak.

 

FÖŞ

 

Websitemi ziyaret etmek isterseniz adresi burada

 

 Hanehalkı bilişim teknolojileri kullanım araştırması

 

FÖŞ yazdı: Boynuna ilmik geçen kim?  Sosyal medya?  AKP?

 

e-ticaret daha yolun başında…

 

 

 

 

 

https://twitter.com/AtillaYesilada1

Yorumlar

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları