Sosyal Medya
**8*

Demokrasi treninden inmenin bedeli

8 Nisan 2019

Demokrasi namusunun tek elde kalan ziyneti olan sandık da gaspedilmek üzere. Eğer YSK İstanbul seçimlerini AKP’ye armağan eder, ya da tekrarına karar kılarsa, atık kimse Türkiye için demokratik bir ülke diyemez. Komik bir şeydir demokrasi, varken kimse değerini anlamaz da, sağlık gibi, kaybettiğinizde “vay anam” dersiniz. Makalelerimi okuyanlar bilir, demokrasi ve kalkınma arasındaki bağı defalarca yazdım. Türkiye gibi kelle başı geliri 10 bin dolara yaklaşan bir ülke demokrasi olmadan yönetilemez.

Size Ulu Manitu aşkına yalvarıyorum, bana “Ama Çin?” örneğini vermeyin, Kore Yarımadası’na bakın. Bir tarafta diktatörlükle yönetilen Kuzey Kore sürünüyor, hemen sınırın Güneyi’nde öteki Kore “gangman style” ABD’yle aşık atıyor.

 

Ama bu makalede amacım size  demokrasi nutku çekmek filan değil. Zaten bize bir numara büyük geliyordu. Biz kalıtımsal olarak Gök Tanrı’dan mazbatasını almış Han’lar tarafından yönetilen, soyu kurttan gelen ve arabasına “Atatürkçüyüz hamdolsun” stickeri yapıştıran bir neslin evlatlarıyız.

 

Size somut olarak İstanbul’da seçim alavere-dalaverisi yapılırsa, başımıza gelecekleri gün-be-gün anlatacağım. Ama ufak bir parantez açarak, canımdan çok sevdiğim ve samimiyetle ekonominin kurtuluşu için tek çare ve umut gördüğüm Hazine, Maliye ve Kalplerin Bakanı Berat Albayrak’a yapılan bu ihaneti kınamama müsade edin. AKP’yi bu seçimde kendi içindeki Beyaz Türkler bitirdi, şimdi de  Albayrak’a çirkin bir komplo düzenlediler. 12 Nisan’da New York gibi kapitalizmin kaşarı bir kentte Rothscild’ların, Rockefeller’lerin, Bush’ların, Illuminati Fonlarının karşısına çıkacak Albayrak ne diyecek?  Bir hin kızı hin ecnebi sorsa “Sayın Bakanım, hem ota-boka dış komplo diyorsunuz, TL bir kuruş oynadığında bizi suçluyorsunuz, hem de gelip paramızı istiyorsunuz, what is the diet, what is the sauerkraut? (bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu). Ya da başka bir isim ve muhtemelen kripto-Musevi fon yöneticisi “Değerli Bakanım, siz daha sandıklarınıza sahip çıkamadınız, bizim paraları nasıl koruyacaksınız” diye puştluk ederse?

Valla işi çok zor Berat Abi’min. Güvendiğim ekonomistlere göre TCMB temettü avansı çıktıktan sonra harbi bütçe açığı son 12 ayda  TL120 milyarla GSYİH’nın %2.3’ü aştı, Harbiye’ye doğru gazlıyor. Zam şart, tasarruf şart. İyi de 100 milyar TL kredi vermişsin, bir o kadar da bütçe açığı, İstanbul seçmeni sana sarı kart göstermiş. Eğer Değerli Ablam Habertürk yazarı Nagehan Alçı Hamfendi’nin iddia ettiği gibi 2 Haziran’da İstanbul seçimi tekrarlanacaksa, arpayı nasıl keseceksin?

 

Zaten TCMB’nin bugün arka kapıdan faiz artırımını geri alması ve Hazine’nin 2029 vadeli dıç borçlanma için 3 yatırım bankası görevlendirmesi de ulufe ihtiyacının şimdiden başladığının somut göstergesi. İroniktir, Hazine kağıdını ihraç edecek 3 kurum arasında TL’yi manipüle eden JP Morgan da var. Sayın Erdoğan, size sesleniyorum: Bunu biliyor muydunuz?  Yoka Hazine de mi Şer  İttifakı’nın eline geçti, Başkanım? Odin aşkına, Başkanım bir ses verin! Savaşacak mıyız, teslim mi olacağız? Teslim olacaksak, bana çok iyi teklifler var yatırım bankalarından.

Tesadüf işte, aynı  zaman diliminde Çavuşoğlu Ağam da AB’de NATO Savunma Bakanları ile S-400 meselesini halletmeye uğraşacak.  Şimdi herifler “Ya kardeşim, AB de, NATO da bir demoktatik ülkeler ittifakı, sizin karne kırık. Ülkede 14 bin oy fark seçim kazanmaya yetmiyor. Biz galiba size yaptırım uygulayacağız” demezler mi?  Yapmazlar mı? Yaptılar Abi, Halk Kahramanı ve askeri giysilerle tank üstünde şiir okurken fotoları yatak odamın duvarlarını süsleyen Maduro Yoldaş’a yaptılar. Bu kancıklar erlik, adalet, hukuk tanımazlar ki?  Size aşağıda Nisan-Mayıs özel sektör borç geri ödemelerini vereyim de yaptırım lafı ortalarda dolaşmaya başlarsa  Hanya & Konya’yı anlayın:

Daha seçim haftasında yerleşiklerin döviz mevduatı 180 trilyon  doları aşmış (Konfederasyon Doları), eğer swap depolarını saymazsanız, nerdeyse eşit bir miktarda TCMB döviz rezervlerinden uçmuş. Şimdi ortalık iyice karışacak diye vatandaş dövizde köküne kadar mala girmez mi?  Dağlar gibi F/X borcu olan özel sektör de onların peşine takılmaz mı?  TCMB rezervlerini artık haftalık değil, günlük takip eden yabancı banka ve yatırımcılar kafayı yiyip, duvarlara toslayarak ağıldan kaçmaya çalışmaz mı?

 

Özel sektör bu ortamda yatırım da yapmaz, işçi de almaz. Zaten bunları yapmak için kredi gerekli, onu da bir tek kamu  veriyordu. Kamu bankalarının yeniden sermayelendirilmesi de seçim sonrası ekonomik rehabilitasyon programının önemli payandalarından biri olacaktı. Doğal olarak, bu ortamda yeniden sermayelendirme konuşulmaz bile, yeniden beleşe kredi dağıtma konuşulur.

 

Bir de EBRD’yle IFC ne yapacak merak ediyorum. Tam heveslenmiş, bizim batık kredilere talip olmuşlardı, bu seçim yenileme zamazingosu patladı. Acaba ortaklarına yani Batı’lı devletlere “Valla biz siyasete karışmayız, Türkiye’de demokrasi filan yokmuş, bizi kasmaz. Gider şakır şakır alırız!” diyecek  yürek var mı?

 

Ve en son sorum da, acaba “AKP kurmayları” İstanbul, Antalya, Mersin,  Adana, İzmir gibi Batı’yla ticaret yapan, turizm ilişkisi olan, küresel finans imkanlarından doyasıya yararlanan kentlerde seçmenlerin partiden niye soğuduğunu anladı mı?

Demokrasiyi abartmayın. Eninde sonunda bir trendir. İnmek de var, binmek de, ama bilet parasını ödemek kaydıyla. Kondüktör kapıya dayandı şimdi.

 

Daha da kötülerini okumak ve iyice zıvanadan çıkmak için FÖŞ’ü Facebook’ta takibe alın, işte FÖŞ sayfası

Yorumlar

Banner

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları