Sosyal Medya
**8*

Çift dipli resesyon ve sonrası

15 Haziran 2019

Kulunuz FÖŞ Pazartesi günü yine kedilerin mama parası için deplasmana çıkıyor. Adını veremeyeceğim bir gurbet diyarda, burada hiç zikredemeyeceğim bir konuda, bahsini dahi etmekten korktuğum  para babalarına bir takım şeyler yapacağım. Bu kadar muğlak konuşuyorum, çünkü biraz detaya girsem, BDDK ve SPK benim hakkımda da suç duyurusunda bulunabilir.
Dün dost ve meslektaşlarım Kerim Karakaya ve Fercan Yalınkılıç’la onların haberini paylaşmak gafletinde bulunan onlarca cesur vatandaş için dava açıldı. Suç neymiş?  BDDK yazıyor:

“Bu çerçevede 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 74 üncü maddesi ‘5187 sayılı Basın Kanununda belirtilen araçlarla ya da radyo, televizyon, video, internet, kablolu yayın veya elektronik bilgi iletişim araçları ve benzeri yayın araçlarından biri vasıtasıyla; bir bankanın itibarını kırabilecek veya şöhretine ya da servetine zarar verebilecek bir hususa kasten sebep olunamaz ya da bu yolla asılsız haber yayılamaz.’

Doğrudur, bankaların özel önemi vardır, mevduatı caydırıcı yalan haber yapamazsınız. Ama dava konusu olan haber geçen Ağustos’ta benim ve ailemin bizzat yaşadığı olayları yansıtıyordu. Bankada parası olan her vatandaşın başından geçenleri yansıtıyordu.

Açılan dava yalan habere karşı kamunun gerçekleri savunma refleksi değil, AKP’den aldığı güçle tatsız gerçekleri gizlemek için özgür basını sindirme girişimi. BDDK’nın bu kadar boş vakti varsa, önce bankalara ciddi bir stres testi uygulayıp gerçek batık kredi oranını hesaplasın, sonra AKP’ye yakın duran basında çıkan bomba haberleri araştırsın, doğruluk payı %5’i geçmiyorsa, suç duyurusunda bulunsun.

Neyse, dönelim konuya.  Nisan-Haziran döneminden bir çok veri geldi ve 1Ç2019’daki GSYİH sıçramasının hormonlu olduğu açıkça ortaya çıktı. İkinci çeyrekte sağlam daralacağız. Kıça pantalon oturmayacak.   Ondan sonrası için de umut yok, 2019’u kaybettik, 2020 de her an okka altına girmek üzere. İnanmadınız mı, hemen TCMB Haziran  Beklenti Anketi’ndeki büyüme öngörülerine bakalım:

2020 sonunda GSYİH reel olarak %2.73 büyüyor, nufüs artış hızı %1.5 filan, cebinize girecek ek gelir, kuş kadar. Yani deve kuşu değil, serçe, serçe.  Acaba BDDK TCMB hakkında da suç duyurusu yapacak mı?  Ya da  SPK bu ankete katılanlar için kimlik tespiti ve genel güvenlik taraması isteyecek mi, belki hepsi FETÖ’cüdür.

Türkiye’nin çift dipli resesyondan sonra 3 ve 4 dipli resesyonla tanışması da muhtemel. Çünkü  değerli hükümetim ekonominin en basit kuralını dahi kavrayamadı. Türkiye bir tüketim yani harcama ekonomisi.  Harcamalar canlanmadan, arz tarafına yani şirketlere kredi ve teşik vermek ekonomiyi canlandırmaz.
Şimdi size yılın ikinci çeyreğinde talep tarafındaki gelişmeleri eldeki verilerle anlatayım:

Bol keseden harcayan bir aktör, devlet. Mayıs nakit bütçesine göre, onun harcamaları reel olarak geçen yılın aynı dönemine göre çift haneli artış göstermiş.

Ekonomistleri tatmin etmek için ufak bir detay,  bütçede yer alan harcamalar kalemi ile GSMH istatistiklerinde yer alanlar farklıdır, muhtemelen  “kamu harcamaları” kalemi 2Ç’de çok daha düşük fakat pozitif kalacak.

İkinci önemli harcama kalemi ise net dış talep.  Yani cari denge. Yazın artıya geçerek 3Ç2019 GSYİH’ye güçlü katkı verir, ama 2Ç’de etkisi azalacak:

Gördüğünüz gibi ihracat GSMH’de yer aldığı şekliyle, yani hacim olarak artık genişlemiyor, ama ithalat artmaya başladı. İthalatın artması genelde iç talepte toparlanma göstergesi, ama bu kez başka bir sinyal veriyor. Stoklarda mal tükendiği için zorunlu ham ve ara madde ithalatı.

Bu malların muhasebeleştirilmesi de son ayların devaluasyonunu yansıtacağı için mecburen “çıktı” zamlı satılacak.   Yani, maliyet enflasyonu yükseliş trendine girecek.

Gıda enflasyonu da düşmez. Nedeni basit, birincisi Suriyeliler ve turistleri beslemek için gıda lazım. İkincisi de Tarım ÜFE düşmüyor ki, gıda fiyatları düşsün?

Buradan hane halkı harcamalarına yatay geçiş yapalım. İlk olarak tüketici güvenine baılm. TUIK serisini de kullanabiliriz, ama BloombergHT anketi daha güncel, zaten ikisi de aynı şarkıyı söylüyor:

Manşet rakamların 2ci çeyrekte bir öncesine göre havlu attığı çok açık şekilde görülecek. Zaten AVM ciro endeksi, konut, beyaz eşya ve otomotif satışları da hane halkının  elinin cebine gitmediğini gösteriyor. Bizde ücretler yılda bir belirlenir. Eğer yıl içinde enflasyon beklenmedik sıçramalar gösterirse, reel harcanabilir gelir ve dolayısıyla tüketim de düşer. Ehh, enflasyon düşmeyecek, tüketim de artmayacak.

Ama tüketimi frenleyen asıl sorun işsizlik!  20 yıldır bildiğimiz, az çok doğru sonuç veren bir büyüme-istihdam ilişkisi var. İşsizliği sabit tutmak için GSYİH’de %4 ve ötesinde büyüme lazım. Nirde?  Yokkim.  İşsizlik arttıkça, para harcayacak birey sayısı azalacak.

Ekonomik güvenin en önemli göstergesi halkımızın tuttuğu döviz, biri düşünce öteki yükseliyor, ikincisi yükselince, tüketim düşüyor. Halkımızda ekonomik güven kalmamış:


Geriye kaldı bir tek sabit sermaye yatırımları. Onu da az-çok kurumsal kredi gelişmesi ve Reel Kesim Güven Endeksi detaylarından öğrenebiliriz. Kurumsal krediler geriliyor. Akbank Ekonomik  Araştırmalar da şöyle yazıyor:

Reel kesim güven endeksinde (m.a.) Şubat ayından bu yana görülen yükseliş eğiliminin ardından, Mayıs’ta düşüş gösterdi; Ekim’den bu yana en düşük seviyede. RKGE, Eylül’de 90,4 ile 2009’dan bu yana en düşük seviyeyi görmüştü. Alt kırılımlara baktığımızda;
• En sert gerileme 16,2 puan birden gerileyen son 3 aylık toplam siparişlerde görüldü; toplam siparişlerde, özellikle Şubat ve Mart’ta güçlü toparlanma görülmüştü.
• 3 aylık negatif seyrin ardından Nisan’da toparlanan gelecek 3 aya ilişkin üretim hacmi de düşüş gösterdi; benzer bir resim gelecek 3 aya ilişkin ihracat siparişleri beklentisinde de mevcut. Diğer taraftan gelecek 3 aya ilişkin toplam istihdam beklentisinde hafif toparlanma mevcut.
• Genel gidişatta, Nisan’da başlayan düşüş, Mayıs’ta güçlendi.
• Yatırım harcaması beklentileri de, Nisan’daki hafif düşüşün ardından, Mayıs’ta sert geriledi.

Yani, ikinci çeyrek sizlere ömür. Bu ekonomiyi ne kurtarır?
• Bankalardaki gerçek batıkların hesaplanması ve tüm bankaların yeniden sermayelendirilmesi.
• Harbi olarak uygulanacak bir Yargı Reformu
• S-400 krizinin yaptırımsız atlatılması.
Yoksa dünya literatürüne yeni bir deyim kazandıracağız “Çok dipli reseyon”.

FÖŞ video:  Ekonomide yeni buz çağı
FÖŞ anlattı:  Çifte dipli resesyon

FÖŞ:  Yargı Reformu ekonomi toparlar mı?

Yorumlar

Banner

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları