Sosyal Medya
**8*

Bu Kalkınma Uçağı için son çağrıdır

8 Temmuz 2019

Bu güzel ve kadersiz ülkemin 2014’ten bu yana süren kederli seçim maratonu—araya bir de Şeytan FETÖ’nün darbe girişimi eklendi, hani sanki başka derdimiz yokmuş gibi– 23 Haziran’da noktalandı. Artık başta Sevgili Başkanımız Erdoğan, hepimiz derin bir nefes alıp asli işimiz olan “Türkiye nasıl kalkınır” sorusu üstünde kafa patlatmaya başladık.

 

Bu bitmez tükenmez seçim maratonunun bir bilançosunu çıkar da kazananı ve kaybedeni yaz derseniz, basit. Kazanan yok, kaybedenlerde ilk sırada bendeniz, ikinci sırada Türkiye’nin kalkınma hamlesi oldu. Ben Ruh Sağlığımı kaybettim, hükümsüzdür.  Şimdi mal mal ekrana bakıp “seçim  yok mu, anket yok mu?” diye boş gözlerle dünyayı seyredip kendimi oyalayacak yeni bir mazoşist fantazi bulmaya çalışıyorum. Türkiye’nin 2012’de AKP’nin hunharca bastırdığı Gezi protestoları ve AKP-FETÖ kavgası ile ivme yitiren kalkınma hamlesi yerini Gerileme Dönemi’ne bıraktı.

 

Kalkınma diyorum, alo, büyüme değil. Nedir Kalkınma?  Bir toplumun doğal, beşeri ve fiziki sermayesini üstüne ekleyerek bir sonraki nesle devretmesidir. Kalkınma Süreci ise bu dinamikleri oluşturup sürekli  kendini yenileyebilecek sosyal ve siyasi anlayışın topluma hakim olmasıdır.

 

Ne yani, 5 yıldır kalkınamadık mı?  Aynen. İspat?  Basit.

MEB ABİDE  Araştırması:  Matematik testinde öğrencilerin yüzde 16.4’ünün temel altı, yüzde 36.6’sının temel, yüzde 32.8’inin orta, yüzde 11.3’ünün orta üstü ve yüzde 3’ünün ileri yeterlik düzeyinde bulunduğu tespit edildi.Fen bilimleri testinde öğrencilerin yüzde 9.4’ünün temel altı, yüzde 30.4’ünün temel, yüzde 46.3’ünün orta, yüzde 11.4’ünün orta üstü ve yüzde 2.5’inin ileri yeterlik düzeyinde olduğu görüldü”.

Aşağıda kullandığım tüm kaynakların linkini vereceğim, bu  araştırmayı okuyun ve nasıl beşeri sermayemizi har vurup harman savurduğumuzu görüp gelecek nesiller için ağlayacaksınız.

Teknoloji:  Bir tek grafik bin kelimeye bedel. ISO-500 devlerinin AR-GE harcamaları toplamıdır.  Ben o parayı bir gecede Şanzelize’de hovardalığa harcıyorum ya.

Sabit sermaye yatırımı:  BloombergHT’den Ceren Dilekçi yazıyor (linki makalenin dibinde): “Leasing sektörü ilk çeyrekte yüzde 75, faktoring sektörüyse yüzde 36 oranında daralmış.

Özellikle inşaat ve makina yatırımlarındaki düşüşten direkt etkilenen leasing sektöründe işlem hacmi ilk çeyrekte 420 milyon dolara gerilemiş durumda. Eğer sektör yılı 2,2 milyar dolarlık işlem hacminin altında kapatırsa tarihin en sert daralmasını yaşıyor olacak…..

Faktoringte işlem hacmi ilk çeyrekte yüzde 36 oranında gerilemiş durumda. Sektörün takipteki alacak rasyosuysa yüzde 3,5 oranında artışla yüzde 7,2 seviyesine yükseldi.

Talepteki düşüşün yanısıra reel sektörde vadelerin düşmesi, uzun vadeli satış yapan sektörlerin içine girdiği darboğaz, krediye ulaşımda yaşanan zorluklar, faktoring sektöründeki sıkıntıların temel nedenini oluşturuyor”.

 

UNDP Raporu:  Türkiye’nin 2015 İnsani Gelişme Endeksi (İGE) değeri 0.791 oldu. Bu değerle Türkiye, yüksek insani gelişme kategorisinde yer aldı ve 188 ülke ve bölge arasında 64. oldu…. Türkiye 2015 raporunda yer alan İGE’de 0.761 puan ile 188 ülke ve bölge içinde 72. Sırada, 2016 raporundaki İGE’de ise 0.767 puanla 188 ülke ve bölge arasında 71. sırada yer almıştı. Son gelen istatistiksel güncellemenin ardından Türkiye 0.791 puan ile 64. oldu. Ancak metodoloji değişikliği sebebiyle sıralamalar yıldan yıla kıyaslanamıyor… İnsani gelişmede eşitsizlik farkı düşüldüğünde, Türkiye’nin değeri boyut endekslerinin dağılımındaki eşitsizliğe bağlı olarak %15,4’lük bir kayıpla 0,669’a düşüyor. Türkiye, ayrıca eşitsizlik nedeniyle, İnsani Gelişme Endeksi değerinde, kendi bölgesinde yapılan sıralamada geriye düşüyor.

 

Ekonomik  özgürlük endeksi:  Ülkelerin uyguladığı politikalarla ekonomik özgürlüğü hangi oranda desteklediğini gösteren Ekonomik Özgürlük Endeksi’nin 2019 raporunda Türkiye 180 ülke arasında 68’inci oldu. “Orta derecede serbest” kategorisinde yer alan Türkiye’yi Ruanda, Endonezya, Kosta Rika, Jamaika ve Romanya gibi ülkeler geçti. 2018 endeksine göre 10 sıra birden gerileyen Türkiye ayrıca Avrupa bölgesindeki 44 ülke arasında 33’üncü oldu. Bir önceki yılın endeksinde Türkiye Avrupa’da 28’inci sıradaydı…. Türkiye endekste en az puanı 41.2 ile “hükümet dürüstlüğü”nde aldı!!!!????!!!

 

Dünya çok hızlı ilerliyor. Bölgede rakiplerimiz Romanya ve Orta Avrupa ülkeleri AB desteğiyle, Asya’dakiler ise kendi iç dinamikleriyle bizden daha  hızlı kalkınıyorlar. Bir tek LatinAmerika bizim gibi sendeliyor, ama ticari anlamda oranın ülkeleri de rakibimiz değil.

 

Erdoğan ve AKP’nin bizi daha hızlı kalkındıracak politika demetini seçmeleri ve reformları başlatmaları için dört yıl yok!  Şimdi ekonomide yaz bereketi ve rehaveti var. Ama, S-400 yaptırımları ve TCMB Başkanı’nı “emir kulumdur, emrimi yerine getirmedi, kapıyı gösterdim” yaklaşımıyla kovmak gibi icraatlar bu rehaveti kış soğuğuna çevirecek.

Seçmenin %50’si ekonomi yönetiminden şikayetçi, anketlerde soru yöneltilen halkın çoğunluğu artık ekonomik geleceğin daha iyiye gideceğine inancını yitirmiş.  Kışın ısınmak için doğal gaz açıldığında, sebze-meyve ucuzluğu bitip kurdan yeni bir enflasyon şoku başladığında, seçmen kazan kaldıracak.  Ali Babacan ve Prof Davutoğlu’nun partisi nereye kadar yol alır, işte o zaman görürürz. Eğer AKP kışın ekonomiye güveni sağlayamazsa, erken seçim gündeme gelir ve Türkiye bir yıl daha kaybeder.

Hatırlatayım, yapısal reform denen zamazingoların kısa vadede yarattığı sosyal depremin aşılıp olumlu sonuçlar üretmesi en az 3 yıl alır.  2023’te Kalkınma Uçağı’na koşan Türkiye de apronda kalır.

 

Peki ne yapılması lazım?  Artık reformları sıralamaktan bıktım. İLK ve EN ACİL olanlar 3 tane.

 

Birincisi, Şark Kurnazlıkları ve İslamcı ekonomi safsatasından derhal vazgeçin. Dünyada genel kabul görmüş makro-ekonomik politikaları izleyin. Mesela,  yüksek faiz enflasyona yol açar düşüncesini kafanızdan silin.  İşinize gelmediğinde piyasaları kitlemeyin, kamu bankalarına döviz sattırmayın, TCMB yedek akçesine göz dikmeyin.

 

İkincisi Berat Albayrak’ın göreve geldiğinden bu yana her gün dozu biraz daha artan serbest piyasaya gereksiz müdahalelerden vazgeçin. Soğan deposu baskınından kamu ricasıyla yandaşa ucuz krediye kadar devletin ne kadar müdahale etmemesi gereken alan varsa, hepsini işgal ettiniz. Bu yörelerin en dinamik özel sektörü arıtk parmağını dahi kıpırdatmak istemiyor.

 

Üçüncüsü, Yargı Reformu şart,  aksi halde çok ihtiyacımız olan yabancı sermaye ve teknoloji bu ülkeye gelmez. Adalet mülküm temelidir. Ama çok daha basit bir icraat var. Yargıya talimat vermekten vazgeçin. Bırakın savcı, hakim hukuk ve vicdanına göre karar versin…

 

Bunlar yapılırsa?  Uçağa yetişiriz. Yapılamazsa?  Bakın, bugün 11ci Kalkınma Planı açıklandı. Hedeflere erişebilirsek, 2023 yılında kelle başı gelir 12.500 dolara çıkacak.  2013 yılında da o düzeydeydi. Yani, 4 yıl hızla koşarsak, SADECE 6 yıl geri gideceğiz. Bir daha sendelersek?  Zaman tuneli, zaman tuneli!!

 

FÖŞ videolarını seyrederek siz de Ruh Sağlığınızı yitirebilirsiniz, külliyetinin linki buradadır

 

Kaynakça

 

MEB ABİDE Araştırması

 

Ceren Dilekçi haberi

 

Ekonomik özgürlük endeksi

 

Beşeri Gelişmişlik Endeksi

Yorumlar

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları