Sosyal Medya

Seçim sonrası reform var

15 Mart 2019

Tam anlamıyla çöl ortasında kutup ayısıyla istemsiz flört yaşayan kısmetsiz hacı haftasını başarıyla geride bıraktım. Salı sabahı biletim var, iş seyahati için yurtdışına gideceğim. Pazartesi akşamı kasıklarımda bir ağrı, Ankara anketlerini gören AKP gibi kıvranmaya başladım. Acile gittik, iki kasıkta da fıtıklar yırtık. Halbuki ben çok dikkatli spor ve sex yaparım. 100 kilodan fazla squat yapmam, 3’den fazla kadınla tek seferde yatmam. Belki de yaşlanıyorum.

Neyse, Çarşamba ameliyat, 3 saat sürdü, 5 saat sonra da güvenlik elemanları nezaretinde taburculuk süreci, çünkü Türkiye’de hastanelerin çok katı ve bence insan haklarına aykırı bir sigara yasağı politikası var.  Bangladeş’li doktorumdan aldığım “doğuştan nikotin eksikliği” sağlık raporunu ciddiye almadılar. Artık popomdan (2 protez) omuzuma kadar (titanyum boru), her yerimi tamir ettirdim. Bir tek beyin kaldı, haftaya da ufak bir lobotomi geçireceğim, ondan sonra rahatlıkla ekonomide yeşil filizleri göreceğimi söyledi doktorum.

 

Bu şanssız hafta yüzünden yazacak çok şey birikti, mesela şu “ekonomi yılın ikinci yarısında toparlanır” konsensusunu asla anlayamadım. Nasıl olacak bu?  Uzaylılar bize borç mu verecek. Ya da S-400’leri alıcaz da, ABD bize yaptırım uygulamayacak? Hatta, inatla mevduat faizini enflasyonun altına çekeceğiz, ama vatandaş dövize kaçmayacak?

 

Bu ülkeye muz cumhuriyeti diyenlere çok içerliyorum, çünkü herkes bilir, bizim iklimde muz yetişmez. Çadır devleti de değiliz, çünkü AKP müteahhitleri hepsini yıkıp rezidans yaptı ve battı.  Peki neyiz biz kardeşim? Anayasa ve hukuk kurallarına bağlı bir sosyal demokrasi olmadığımız kesin. Hah buldum, biz bir Çiftlik Devletiyiz. Burası Ali Baba’nın çiftliği. Biz de 80 milyon düvel. İsterse sağar, isterse keser. Çok yüksek sesle möööölersek, ağıla kapatırlar.

 

Şimdi çiftlikte yeni bir kahya var, Ali Baba onu telkini ile yapısal reform yapmaya hazırlanıyor. Seçimden sonra yapısal reformlar geliyormuş. Değerli meslektaşım ve SABAH Gazetesi köşe yazarı Prof Kerem Alkin bu ikinci nesil reformları şöyle açıklıyor:

 

“2. ve 3. nesil reformların yakın zamanda hayata geçirilmesi elzem olan bir kaç tanesine değinmek gerekirse, biri reel sektörün küresel rekabetteki konumunu güçlendirecek ‘yatırımcı ve üretici dostu vergi reformu’ ve reel sektöre alternatif, ucuz ve uzun vadeli finansman olanağı sağlayacak yeni bir ‘sermaye piyasası mimarisi’ sayılabilir. Hiç kuşkusuz, bu başlıklarla elbette bağlantılı olarak, en kısa sürede ‘İstanbul Uluslararası Bölgesel Finans Merkezi’ projesinin tüm kurumlarıyla, tüm ekosistemi oluşturmuş bir şekilde hayat bulması”.

 

Hayır, kesinlikle karamsar olmayacağım. Kesinlikle bu ülkeden ümidimi kesmeyeceğim. AKP ve hükümetten de. Bardağı yarı dolu görmeye devam ediyorum.  AKP’nin Gezi protestolarından bu yana sürekli kötüleşen ekonomik, diplomatik ve siyasal performansını FETÖ denen Şeytani örgütün ihanetlerine ve bitmek-tükenmek bilmez bir seçim döngüsüne bağlamaya kararlıyım. Onlara seçimden sonra bir şans daha vereceğim.  Bizi SADECE yapısal reform kurtarır. Eğer bunları acilen hayata geçirmezsek, ekonomi toparlanmaz.  Yıllarca sürecek bir resesyon batağında 2014’ten bu yana 12.500 dolardan 9.500 dolara düşen kelle başı gelir, 5.000 dolara gider. IMF’ye yalvarsan da gelmez, çünkü 2 yıl sonra artık o da Türkiye’yi kurtaramaz.

Yanıldıysam?  Ekonomi şahlanırsa?  O zaman da cari açık 60 milyar dolar, enflasyon da %30 olur ve öyle bir devaluasyon yeriz ki, popomuzdan çıkan dumanları ABD’nin casus uyduları  yeni bir yanardağ sanar.

 

Ama, değerli dostum Prof Alkin’in bahsettiği ikinci nesil reformlardan sadece vergi reformu acil ve akla yakın. İstanbul’u Finans Merkezi yapmak hakkaten komik ötesi. Senin bir İçişleri Bakanın var, tipini beğenmediğini terörist diye içeri atacak. Bankalar emirle faiz belirleyecek. Likit fonların portföy dağılımına karışacaksın, sonra da gavur buraya gelip finansal işlem yapacak öyle mi?  Siz ne kullanıyorsanız, torbacınızın konumunu atın da, bana da uğrasın.

 

Sermaye piyasası reformu? Ne güzel olur, ama Türkiye’de uzun vadeli yatırım yapıp birikimleri toplayacak kurumsal yatırımcı yok.  Bir ülkenin birikiminin yarısı dövizde, yarısı yastık altında, üçüncü yarısı da artık kimsenin almayacağı boş binalarda olursa, sermaye piyasası reformu yapsan kaç yazar, Ağam?

 

Yapılacak olanlar basit. Kıdem Tazminatını hallet. Bu Af’lardan vazgeç, vergi oranlarını düşür, ödemeyeni içeri al. Eğitim sistemini değiştir, bırak bu değerler eğitimi geyiğini, beceri eğitimine geç. AB’nin Kamu İhale Kanunu ilkelerini benimse.  Sözlü sınavla kamu personeli alma. TCMB ve BDDK başta, bağımsız denetim kurumlarının yakasından elini çek.

 

Daha yazarım da, asıl meseleyi çözmeden bunların da sonuç getireceğini zannetmiyorum. Biraz gözünüzü kapatın ve bu ülkede işdünyası niye sabit sermaye yatırımı yapmaz, niye reel varlıklar bedavayken bir tane ecnebi gelip   fabrika almaz diye düşünün.

 

Ben cevabı biliyorum. Bir gün bir yabancı yatırım bankası çağırdı, karşımıza Çin’in en büyük Servet Fonları’ndan birinin 9 adet temsilcisi çıktı, sohbet ediyoruz. Herifin biri ne dedi, biliyor musunuz?  “biz hukunun üstünlüğü ve yasalara saygının geçerli olmadığı ülkelere yatırım yapmıyoruz” dedi.  Ulan, herif dünyanın en faşist ülkesinden geliyor, o bile demokrasi, bağımsız yargı, yasalara saygı ve kurumsal yönetimi olmayan ülkelere para yatırırsa, avcunu yalayacağını biliyor da, biz bu gerçeği anlamadık.

 

Seçimden sonra ilk yapılacak olan bu ”Beka tehdidi” geyiği ile kurulan baskı ve sindirme rejimini sonlandırarak, çok sesli demorkasi, ifade ve basın özgürlüğünü geri getirmek olmalı.   Bunlar olmadan, bu ülkeye para gelmez. Yine 3 hafta önce Londra’dayım, bir banker aynen şunu söyledi: “Cumhurbaşkanı İş Bankası hisselerine el koymaya çalışıyor, o ülkeye para yatırır mıyım ben?”  Bakın, DİBS ihaleleriyle oynadınız, kafanızca Hazine 2 kuruş tasarruf etti, yılbaşından bu yana 1 milyar dolar kaçtı o piyasadan.  Akıllanın artık!

 

Beyaz Türkler “Artık çok geç, AKP yapamaz bunları” diye hayıflanıyor. Yapar kardeşim. O AKP bu ülkeyi AB kapısına getirdi.  Öyle bir yapar ki, yapmazsa, seçmen AKP’yi satar, BKP ve CKP’ye oy verir.  Çünkü, demokrasilerde çare tükenmez.

 

FÖŞ

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları