“Türkiye COP31 İklim Zirvesi’ne Ev Sahipliği Yapacak Ama Ülkeden Metan Gazı Fışkırıyor”

Yavuz Baydar
5 Ekim 2026

196 ülkenin katılımıyla gelecek ay Antalya’da düzenlenecek zirve iddialı, ama Guardian’ın araştırma haberine göre Türkiye metan gazı kirliliğinde “zirvede”.
Antalya’da 9-20 Kasım tarihleri arasında Türkiye’nib ev sahipliğinde düzenlenecek olan küreel iklim zirvesi COP31’e “beş kala”, Guardian gazetesinin bugün yayınlanan özel araştırma haberindeki veriler ülkede süregiden dünya çapında bir çevre felaketine dair verileri paylaşmakta.
Başta Istanbul yakınlarında, Silivri’deki İSTAÇ atık depolama sahası olmak üzere, çeşitli sahalardan çıkan metan gazı salınımı saatte 7.4 ton olarak ölçülmüş. Guardian’ın araştırma haberine göre Türkiye, COP31’de metan salımlarının azaltılmasını küresel gündemin ön sıralarına taşımaya hazırlanırken, ülkedeki bazı çöp depolama sahaları dünyanın en büyük metan sızıntıları arasında yer alıyor.
Uydu verilerine dayanan haber, iklim hedefleriyle sahadaki uygulamalar arasındaki kapsamlı çelişkiyi; çevre sakinlerinin şikâyetleri, tesis yöneticilerinin açıklamaları ve uzmanların çözüm önerileri üzerinden ortaya koymakta.
Guardian’ın aktardığına göre, İstanbul’un kırsal çeperindeki Silivri atık depolama sahası yakınlarında yaşayanlar, haftada iki veya üç gece köylerine çöken ağır kokudan yıllardır şikâyetçi. Çürüyen yiyecekler ve diğer organik atıklardan çıkan gazlar nedeniyle, sıcak yaz gecelerinde bile pencerelerini kapatmak zorunda kaldıklarını anlatmaktalar.
Örneğin, Yolçatı’da yaşayan Kemalettin Özenç, gazete muhabirine durumu şöyle anlatıyor: “Koku insanı adeta boğuyor. İçeri girdiğinizde bile kaçamıyorsunuz.”
“Silivri çöp depolama sahasının çevresindeki yerleşimlerdedurumdan rahatsız olan ve sayıları giderek artan insanlar, yıllardır soruna müdahale edecek birilerini arıyordu. Ancak tesisi işleten İstanbul Belediyesi’yle iletişime geçmek akıllarına gelmemişti. Bazıları, çöp sahasının Google Haritalar’daki kaydının altına kokuyla ilgili öfkeli yorumlar yazarken, Özenç de çevredeki birkaç madeni denetleyen Orman Bakanlığı’na sunulacak bir dilekçeyi imzalamaları için insanları bir araya getirmeye çalışmıştı.
Ancak sonunda pek çok kişi imza atmaktan korktu. Özenç, genel olarak yetkilileri kastederek, “Güç onların elinde, istediklerini söyleyebilirler” diyor. Türkiye’nin en kötü şöhretli yüksek güvenlikli (Silivri) cezaevi, Yolçatı’ya yalnızca 30 dakika uzaklıkta. Özenç ve çevrede yaşayan diğer insanlar, şikâyetlerini fazla açık biçimde dile getirdiklerinin görülmesi halinde başlarına neler gelebileceğinden korkuyordu.”
Habere göre bu gazlar, yerel bir yaşam kalitesi sorununun ötesinde, güçlü bir sera gazı olan metan içermekte. Çıplak gözle görünmeyen sızıntının oluşturduğu bulut, uydu görüntülerinde saptanılan büyüklükte.
Los Angeles’ta UCLA üniversitesindeki araştırmacıların analizinde Silivri Türkiye’nin en yüksek metan salımına sahip atık sahası olarak belirlenmiş durumda. Hesaplamalara göre Silivri’deki ortalama salım saatte 7,4 ton.
Guardian, bunun küresel ısınma etkisini, yüksek yakıt tüketen yaklaşık 1,5 milyon SUV aracın motorlarını çalıştırmasına eşdeğer olarak aktarıyor. Günde 10 bin ton atık işleyen tesis, Türkiye’nin en büyük çöp depolama sahası olarak tanımlanıyor.
İstanbul’un diğer yakasındaki Şile sahasında ise saatte yaklaşık dört ton metan salımı belirlenmiş; gazete bunun iklim etkisini yaklaşık 800 bin SUV ile karşılaştırıyor.
UCLA ekibi, Carbon Mapper portalındaki uydu verileriyle Türkiye’de en fazla salım yapan on çöp sahasını tespit etmiş. İzmir, Ankara ve Antalya’daki tesisler de araştırma kapsamına giriyor.

Aralık 2025. Menemen’de Tanager atık depolama tesisinde tespit ediledn gaz salınımı (Foto Carbon Mapper)
UCLA Stop Methane projesini yöneten Cara Horowitz, “Bu sahaların birçoğunda, küresel ölçekte bile akıl almaz büyüklükte metan salım hızları var” diyor. Horowitz’e göre bunlar, “dünyadaki en büyük tekil insan kaynaklı metan salım kaynaklarından bazıları”.
Guardian, bu bulguların Türkiye açısından hassas bir zamanda ortaya çıktığını vurguluyor: Kasım ayında Antalya’da 196 ülkenin katılımıyla gerçekleşecek COP31’in ev sahibi Türkiye, sıfır atık ve metan azaltımını zirvenin eylem gündeminin başlıca öncelikleri olarak sunmakta.
Haberde Çevre Bakanı ve COP31 “Başkanı” Murat Kurum’un zirveye katılması beklenen 196 ülkeye gönderdiği mektuptan şu ifadeler aktarılıyor: “Metan salımlarını azaltmak, yakın vadeli sıcaklık artışını yavaşlatmanın en hızlı ve en etkili stratejileri arasındadır. Dolayısıyla atık sektörü, doğrudan iklim yararları sağlamak için kritik bir fırsat sunmaktadır.”
Gazetenin aktardığı bilimsel değerlendirmelere göre metan, küresel ısınmanın yaklaşık dörtte birinden sorumlu. Salımlarda 2007’den beri gözlenen ve bilim insanlarının “korkutucu” diye nitelediği yükseliş, tehlikeli iklim eşiklerinin aşılması riskini artırıyor.
Buna karşılık metan atmosferden karbondioksite göre çok daha hızlı uzaklaştığından, salımların azaltılması kısa sürede sonuç verebiliyor. Bazı uzmanlar bu nedenle metan azaltımını iklimin “acil durum freni” (emergency brake) olarak adlandırıyor.
Silivri’de Seymen Atık Depolama Tesisi’nden yayılan yoğun metan gazı. (Foto Carbon Mapper)
Guardian’a göre İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin atık yönetimi kuruluşu İSTAÇ’ın Silivri’deki çalışanları, ofislerinden görülebilen bir noktadan yükselen sızıntının uydu görüntüleri karşısında şaşırmış. İSTAÇ’tan Fatih Arslan’ın ilk tepkisi, “Söylenecek pek bir şey yok” olmuş. Arslan, salımları başlangıçta atık dökümü sonrasında henüz kil tabakasıyla kapatılmamış alanlara bağlıyor: “Bunun olması kaçınılmaz… Elbette iyileştirmeler yapmamız gerekiyor.”
Tesis yöneticisi Ebubekir İkinci ise bugünkü durumu geçmişe kıyasla büyük bir ilerleme olarak sunuyor. İstanbul sokaklarında çöplerin biriktiği 1990’lardan gazete başlıklarını ve 1993’te bir çöplükteki metan patlamasının 39 kişinin ölümüne yol açtığı dönemi örnek olarak gösteriyor. Haber, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ertesi yıl (1994’te) Istanbul Belediye Başkanı seçilirken daha iyi atık yönetimi vaat ettiğini de hatırlatıyor.
Arslan’ın değerlendirmesi de bu karşılaştırmaya dayanıyor: “Atık kaynaklı salımlar için kullandığımız başlangıç senaryosu, atığın hiç depolanmaması halinde ne olacağı.” Ardından, “Buna kıyasla bugünkü salımlar çok daha iyi. Bu aslında çok iyi” diye ekliyor.
Çevre Bakanlığı’nın büyük metan salım kaynakları hakkında yorum yapmayı reddettiği de Guardian’ın aktardığı detaylar arasında. İstanbul Belediyesi de Silivri’deki salımlara ilişkin soruları yanıtlamamış, tesisin fotoğraflanmasına izin vermemiş.
Guardian, atıklardan kaynaklanan salımların azaltılmasının Cumhurbaşkanı’nın eşi Emine Erdoğan’ın “kişisel projesi” olduğunu da hatırlatıyor. Türkiye Sıfır Atık Vakfı’nın onursal başkanı ve BM Sıfır Atık Danışma Kurulu’nun başkanı olan Emine Erdoğan, geçen haziran ayındaki bir forumda insanlar açlık çekerken çöplüklerin yiyecek atıkları ile dolduğunu, bunların büyük miktarda metan gazı ürettiğini vurgulamıştı.
Habere göre Türkiye, metan salımlarını 2030’a kadar yüzde 30 azaltmayı hedefleyen Küresel Metan Taahhüdü’ne katılan 159 ülke arasında yer almıyor.
Gazete ayrıca Türkiye’nin BM’ye sunduğu resmî sera gazı envanterinin, atık sektöründeki salımların önemli nedenlerinden birini “çöp depolama sahalarından metan gazının atmosfere kontrolsüz salınması” olarak kabul ettiğini de belirtiyor. Buna rağmen geçen Ağustos ayında çıkarılan, belirli özel sektör işletmelerinin salımlarını izlemeyi amaçlayan düzenleme yalnızca karbondioksiti kapsıyor; çöp sahaları gibi “biyokütle kullanan” tesisler kapsam dışında tutuluyor.
Carbon Mapper’ın atık sektörü sorumlusu Dr Tia Scarpelli, gaz toplama tesisinin varlığının tek başına yeterli olmadığını söylüyor: “Gaz toplama sistemi bulunan bütün sahalar aynı değildir. İş, sistemin tasarımına, verimliliğine ve günlük yönetim uygulamalarına dayanıyor.”
Haberde kötü bakım sistemi, fazla metanı yakan alevlerin sönmesi veya yalnızca kaliteli gazın toplanıp kalanının atmosfere bırakılması, büyük sızıntıların olası nedenleri arasında sayılıyor. Daha kalıcı çözüm ise organik atıkların çöp sahalarına ulaşmasını önlemek.
Guardian Güney Kore’de gıda atıklarının neredeyse tamamının geri dönüştürüldüğünü aktarıyor. Ancak, gazeteye göre çözüm, Türkiye’deki keskin siyasi çekişmelere takılabilir: Büyükşehirlerin bazıları (hala) muhalefet yönetiminde ve hükümet, İstanbul’un atık yönetimi dahil yeterince iyi yönetilmediğini savunmaya istekli. Haberde Ekrem İmamoğlu’nun ve yüzlerce eski belediye çalışanının yolsuzluk suçlamalarıyla yargılandığı da hatırlatılıyor.
Yavuz BAYDAR

