Dolar/TL47,89
0.07%
Euro/TL55,51
0.23%
Gram Altın6.849,21
0.31%
BIST 10014.172,26
0.28%
Brent Petrol$88,69
0.19%
Gümüş/Ons$65,60
0.76%
Türkiye

“Buradan çıkışı zor görüyorum, büyük bir tahribat bekliyorum”

Yavuz Baydar

Yavuz Baydar

28 Temmuz 2026

“Buradan çıkışı zor görüyorum, büyük bir tahribat bekliyorum”

AKP döneminde nelerin nerede nasıl neden yanlış olduğunu anlamak için önemli bir mülakat. Erdoğmuş hem kitlelerin hem siyasi elitin mutlak güce rızasını sorguluyor.

Epeydir sürdürdüğüm, “Erdoğan ve AKP’li Türkiye’nin son çeyrek yüzyıldaki anatomisi” konulu mülakat dizisinde bu kez konuğum, 21. dönem Diyarbakır eski (ANAP) milletvekillerinden, siyaset yorumcusu ve yazar, “Kürt Bilgesi” Abdulbaki Erdoğmuş.

Halen Sivil Siyaset sitesinde yazılar yayınlayan Erdoğmuş’un dört önemli kitabı var: “İslamsız Müslümanlık”, “Demokrasi ve Toplumsal Barış”, “Mahzun Mezopotamya & PKK ve Kürt Ulusalcılığının İnşası”, “Tarih Boyunca Mezopotamya’da Siyasi Yapı: Zazalar”.

Yazılarında ve kitaplarında bağımsız ve eleştirel gözle din ve vicdan özgürlüğü, demokrasiye geçiş sorunları, barış ve birarada yaşama, Kürt/Zaza kimliği gibi temeları işlemekte. Kürt meselesini yalnızca güncel siyaset üzerinden değil, tarihsel ve sosyolojik bir bağlamda ele almaya öncelik veren bir aydın.

“AK Parti Sendromu” başlıklı yeni yazısını okuduğumda, Türkiye’yi bugünkü çürüme ve “rıza” noktasına getiren önemli bir boyut buldum: Kitlelerin güç ile ilişkisi.

“Celladına aşık olmak”tan bahsediyor Erdoğmuş, ve şöyle yazıyor: “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile ortaya çıkan “Tek Adam” ve otoriter siyaset tarzı, yalnız siyaseti değil, demokratik hukuk devleti umudunu da yok ettiği gibi toplumsal yapıyı da olumsuz yönde alt-üst etmiştir. İktidar kaynaklı olumsuzluklara karşı toplumsal duyarsızlığın yaygınlaşması bir tarafa, geniş kitlelerin iktidara sempati duymaya devam etmesi, takdir ve tercihini iktidardan yana kullanması, sadakat ve bağlılığında ısrar etmesi gerçekten izaha muhtaçtır. Adaletsizlik, hukuksuzluk, ayırımcılık, yandaşlık, partizanlık, yağma, talan gibi uygulamalara rağmen bir sadakat ve bağlılık söz konusuysa, kurt-kuzu misali sorunu psikolojik değerlendirme olmaksızın anlamanın mümkün olmadığını düşünüyorum.”

Sonra şunu ekliyor: Değerlerin kullanılması, sömürülmesi, yolsuzluk, hırsızlık gibi ahlaka aykırı uygulamalar dahi hoş görülmekte ve söz konusu kitle için bir sorun ve rahatsızlık teşkil etmemektedir. AK Parti iktidarı ile söz konusu kesimler arasındaki kopmaz ilişkinin nedeni belki de şu örnekte belirtildiği gibidir. “Orman küçülüyordu ama ağaçlar baltaya oy vermeye devam ediyordu. Çünkü balta kurnazdı; sapı tahtadan olduğu için ağaçları, kendisinin de onlardan biri olduğuna ikna etmişti.”

Ve şu: “AKP’ye ömür biçmiyorum, can çekiştiği ortadadır ancak gerçek olan şu ki AK Parti çoktan öldü.

Sonuç olarak, kirletilmiş partilerle temiz siyaset inşa etmek mümkün değildir. Öncelikle toplumda temiz siyaset ihtiyacının oluşması için toplumsal duyarlılığın artması, siyaset ve siyasetçi üzerinde baskı oluşturması gerekir.

Kuşkusuz iktidar değişimi çok önemlidir, hatta zorunludur ancak temiz siyasetin mevcut partililerle mümkün olduğunu düşünmüyorum. Çözümü, hukuku esas alacak ve kirlenmiş otoriter siyasete itiraz edecek toplumsal-sivil bir harekette görüyorum.”

Şimdi, Erdoğmuş ile yaptığım mülakata buradan geçebiliriz.

İyi seyirler dilerim.

Yavuz BAYDAR