Yoksul Ülkeleri Yutan Faiz Tsunami'si: Kalkınma Kaynakları Borç Servisine Gidiyor
Düşük ve orta gelirli ülkelerin dış borcu 2025'te 9,4 trilyon dolarla rekor kırarken, yükselen faiz oranları nedeniyle fırlayan borç servisi maliyetleri en yoksul ülkelerin sağlık, eğitim ve kalkınma kaynaklarını tehdit ediyor.
6 Kasım 2026

Düşük ve orta gelirli ülkelerin dış borçları 2025 yılında %5,5 artarak 9,4 trilyon dolarlık rekor seviyeye ulaştı. En yoksul ülkeler borçlanma maliyetlerinde keskin bir artışla karşı karşıya kalırken, bu durum bütçeler üzerindeki baskıyı artırıyor ve temel hizmetler ile kalkınma projelerini finanse etme kapasitelerini tehdit ediyor.
Dünya Bankası, Perşembe günü yayımladığı 2026 Uluslararası Borç Raporu'nda, dış borçta kaydedilen bu artışın 2021'den bu yana görülen en büyük yükseliş olduğunu ve 2022-2024 dönemindeki ortalama büyümenin yaklaşık 4 katına ulaştığını açıkladı.
Dünya Bankası, özel sektör yatırımcılarının gelişmekte olan ülkelere fon sağlamaya geri dönmesinin borçlanma imkanlarını genişlettiğini, ancak bunun özellikle yeni yükümlülükleri için son on yılların en yüksek faiz oranlarını ödeyen en yoksul ülkeler açısından yüksek maliyetler getirdiğini belirtti.
Artan Borçlanma
Dünya Bankası verileri, özel sektör alacaklılarından yapılan borçlanmalar ile hükümet ve kamu kurumlarının tahvil ihraçlarının 2025 yılında %35 artarak 251 milyar dolara ulaştığını ve 5 yılın en yüksek seviyesine çıktığını gösterdi.
Dünya Bankası’na bağlı Uluslararası Kalkınma Birliği'nden (IDA) imtiyazlı (uygun koşullu) finansman almaya uygun ülkeler, dış borçlarında %8,1'lik bir artışla en hızlı büyümeyi kaydetti ve borç stokları 1,3 trilyon dolara ulaştı.
Borçlanmadaki genişleme 2026 yılına girildiğinde de durmadı; Ağustos ortası itibarıyla 10'dan fazla ülkenin tahvil ihracı, 2025 yılının tamamında gerçekleştirdikleri toplam ihracı aştı. Diğer bazı ülkeler ise uluslararası borç piyasalarına yeniden geri döndü.
Banka; birçok hükümetin vadesi yaklaşan borçlarını yeniden finanse etmek için yeni tahviller çıkardığını, bunun da borç seviyelerini somut bir şekilde düşürmeden geri ödeme vadelerini uzatmalarına yardımcı olduğunu belirtti. Ancak yeni borçlanmaların genellikle daha yüksek faiz oranlarıyla gerçekleşmesi, borç servis maliyetlerini artırdı.
Yüksek Faiz Oranları
IDA finansmanına uygun ülkelerin özel sektör alacaklılarına karşı yeni yükümlülüklerindeki ortalama faiz oranı 2025 yılında %8,2'ye ulaşarak 1989'dan bu yana en yüksek seviyeyi kaydetti.
Bu ülkelerin yeni tahviller yoluyla borçlanma maliyeti %9,4'e yükseldi; bu durum, borç riski en yüksek ekonomilerin üstlendiği mali yüklerin arttığının bir göstergesi.
Ayrıca bu ülkelerin resmi alacaklılara ödedikleri faiz oranları ile özel sektör alacaklılarının uyguladığı faizler arasındaki fark, 2016'daki 3,4 yüzdelik puandan 2025'te 5,5 yüzdelik puana yükseldi.
Buna karşılık, yalnızca Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası'ndan (IBRD) imtiyazlı olmayan krediler almaya uygun ülkelerin yeni tahvillerindeki ortalama faiz oranı, 2024'teki %5,8 seviyesinden %5,5'e geriledi.
Bu farklılıklar, daha fazla borçlanma kapasitesine sahip gelişmekte olan ekonomilere kıyasla, en yoksul ülkelerin uluslararası finansmana erişim maliyetinin ne kadar yükseldiğini yansıtıyor.
Borç Servisi (Anapara ve Faiz Ödemeleri)
Düşük ve orta gelirli ülkeler, 2025 yılında anapara ve faiz ödemeleri olarak yaklaşık 1,4 trilyon dolar ödeyerek yıllık bazda %1,9'luk bir artış kaydetti ve borç servisi ödemeleri üst üste beşinci yılda da yükselişini sürdürdü.
Tahvil sahiplerine yapılan ödemeler, kısmen yeni ihraçlarla finanse edilen borç geri alımları ve erken ödemelerin etkisiyle 363 milyar dolara yükseldi.
Dünya Bankası, gelişmekte olan ülkelerin 2022-2025 döneminde borç servisi için ödedikleri tutarın, elde ettikleri yeni finansmandan yaklaşık 436 milyar dolar daha fazla olduğunu açıkladı.
Uzun vadeli borç akışlarında 2025 yılında belirgin bir değişim yaşandı; 2024'teki 118 milyar dolarlık net sermaye çıkışına karşılık, 2025'te 45 milyar dolarlık net sermaye girişi kaydedildi.
Banka, borç servisi yükünün yüksek kalmaya devam etmesinin, özellikle sınırlı mali kaynaklara sahip ekonomilerde eğitim, sağlık, altyapı ve istihdam yaratma alanlarındaki yatırımlara ayrılabilecek kaynakları daraltabileceği konusunda uyardı.
Para Birimlerinin Etkisi
Dış borçlardaki artışın tek nedeni yeni borçlanmalar olmadı; ABD dolarının değer kaybetmesi, yabancı para birimleri cinsinden olan borçların dolar karşılığındaki değerini artırdı.
Dünya Bankası, döviz kurlarındaki hareketlerin, 2025 yılında kamu ve kamu garantili dış borçta görülen 303 milyar dolarlık artışın dörtte birinden fazlasından sorumlu olduğunu belirtti.
İmtiyazlı şartlarla borçlanan bazı büyük ülkelerde döviz kurlarındaki değişimin etkisi, hükümetlerin ödediği anapara tutarını aştı; bu da ödeme yükümlülüklerini yerine getirmeye devam etmelerine rağmen kayıtlı borç stoklarının yükselmesine neden oldu.
Kalkınma Riskleri
Dünya Bankası Başistatistikçisi ve Kalkınma Verileri Grubu Direktörü Haishan Fu, özel sektörün düşük ve orta gelirli ülkelere kredi vermeye dönmesinin olumlu bir gelişme olduğunu, ancak bunun artan borç hacmi ve yüksek maliyetlerle eş zamanlı gerçekleştiğini ifade etti.
Fu, bu ülkelerin çoğunun borç servisine daha fazla kaynak ayırmak zorunda kaldığını, bunun da uzun vadeli kalkınmanın finansmanı için ellerinde daha az kaynak bırakabileceğini vurguladı.
Sorumlu borç yönetiminin, mevcut ve gelecek nesillerin ihtiyaçlarını gözeterek büyüme ve refah fırsatlarının sürdürülebilirliğini güvence altına almayı gerektirdiğini altını çizdi.
Kaynak: Al Jazeera + Reuters
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.




