Dolar/TL49,97
0.07%
Euro/TL56,06
0.62%
Gram Altın6.352,29
1.49%
BIST 10010.955,25
1.82%
Brent Petrol$106,74
5.90%
Gümüş/Ons$50,87
3.22%
Gedik Yatırım
Reel Sektör

TÜSİAD Başkanı Ozan Diren'den kritik uyarı: Avrupa'dan dışlanırsak üretim ve yatırımlar Türkiye'den gider

TÜSİAD Başkanı Ozan Diren, Made in EU dışında kalmanın üretim ve yatırımları Türkiye'den uzaklaştırabileceği uyarısında bulundu.

2 Kasım 2026

TÜSİAD Başkanı Ozan Diren'den kritik uyarı: Avrupa'dan dışlanırsak üretim ve yatırımlar Türkiye'den gider

TÜSİAD Başkanı Ozan Diren, Türk sanayisinin ve ihracatçılarının son 10 yılın en zorlu koşullarından geçtiğini belirterek, Türkiye'nin Avrupa Birliği'nin yeni sanayi politikalarının dışında bırakılmasının kalıcı ekonomik kayıplara yol açabileceği uyarısında bulundu. NEFES gazetesine konuşan Diren, yüksek finansman maliyetleri, rekabet gücü kaybı, erken sanayisizleşme riski ve Fon Krizi'ne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Diren, enflasyonla mücadelenin sürdürülmesini savunurken üretim kapasitesinin korunması için hedefli destekler istedi.

Türk sanayisi son 10 yılın en zorlu döneminden geçiyor

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren, NEFES gazetesine verdiği kapsamlı röportajda Türkiye ekonomisinin karşı karşıya bulunduğu yapısal sorunlara dikkat çekti.

Diren, TÜSİAD'ın hazırladığı Maliyet Bazlı Rekabet Gücü Endeksi'nin imalat sanayisinin ana ihracat pazarlarındaki rekabet koşullarını rakip ülkelerle karşılaştırdığını belirtti.

Endeks; ara malı, enerji, iş gücü ve finansman maliyetlerini dikkate alıyor.

Diren'e göre göstergeler, Türkiye'nin üretici sektörlerinin ve ihracatçılarının son 10 yılın en zorlu koşullarından geçtiğini ortaya koyuyor.

TÜSİAD'ın desteklediği dezenflasyon programının beklenenden uzun sürmesi finansman maliyetlerini artırırken, yükselen girdi fiyatları, yakın coğrafyadaki savaşlar, Avrupa ekonomisindeki yavaşlama, Çin kaynaklı rekabet ve korumacılık eğilimleri de sanayi üzerindeki baskıyı büyütüyor.

Diren, şirketlerin değişen koşullara uyum sağlamaya çalıştığını ancak üretim ve yatırım tercihlerinin Türkiye dışına yönelmesinin kalıcı sonuçları olabileceğini söyledi.

TÜSİAD Başkanı, şirketlerin pazarlarını, tedarik zincirlerini ve yatırımlarını yurt dışına taşımak zorunda kalmasının Türkiye'nin üretim kapasitesi ve yatırım çekme gücü açısından kalıcı kayıplara neden olabileceğini vurguladı.

Made in EU uyarısı: Türkiye Avrupa sanayisinin dışında kalmamalı

Diren'in açıklamalarında en fazla öne çıkan başlıklardan biri, Avrupa Birliği'nin yeni sanayi politikaları kapsamında gündeme gelen Made in EU yaklaşımı oldu.

TÜSİAD Başkanı, Türkiye'nin bu düzenlemelerin dışında bırakılmasının yalnızca otomotiv sektörünü değil, birçok stratejik sanayi kolunu etkileyebileceğini söyledi.

Risk altındaki sektörler arasında otomotiv, çelik, alüminyum, çimento, batarya ve yenilenebilir enerji teknolojileri bulunuyor.

Diren, Türkiye'nin yaklaşık 30 yıldır Gümrük Birliği aracılığıyla Avrupa sanayi ekosistemine entegre olduğunu hatırlattı.

Türkiye ile AB arasındaki ticaret hacminin geçen yıl yaklaşık 217 milyar euroya ulaştığını belirten Diren, Gümrük Birliği'nin doğru bir çerçevede modernize edilmesinin bu hacmi iki katına çıkarabilecek potansiyel taşıdığını ifade etti.

Türkiye'nin AB ile ekonomik bütünleşmesinin üç temel boyutu bulunduğunu söyledi:

  • AB'ye tam üyelik perspektifinin korunması.

  • Gümrük Birliği'nin dijital ticaret, hizmetler, tarım ve kamu alımlarını kapsayacak şekilde modernize edilmesi.

  • Türkiye'nin Made in EU yaklaşımı ve Sanayi Hızlandırıcı Yasa Tasarısı kapsamındaki yeni Avrupa sanayi politikalarından dışlanmasının önlenmesi.

Diren, Türkiye'nin Avrupa sanayi politikalarının dışında bırakılması halinde pazar payı kaybı yaşanabileceğini, üretim zincirlerinin ve yatırımların başka ülkelere kayabileceğini belirtti.

TÜSİAD Başkanı'na göre böyle bir gelişme yalnızca Türk şirketlerine değil, Türkiye'de faaliyet gösteren Avrupalı şirketlere de zarar verebilir.

Avrupa'nın ekonomik güvenlik, tedarik sürekliliği ve rekabet gücü hedeflerinin Türkiye'nin üretim kapasitesiyle yakından bağlantılı olduğunu vurgulayan Diren, Türkiye'nin özel bir istisna değil, mevcut Gümrük Birliği ilişkisinin tutarlı biçimde tanınmasını istediğini söyledi.

AB ile müzakerelerde en üst düzey siyasi destek gerekiyor

Diren, Made in EU meselesinin artık yalnızca teknik bir ticaret müzakeresi olmaktan çıktığını belirtti.

Ticaret Bakanlığı ve iş dünyası kuruluşlarının yürüttüğü çalışmaların önemli olduğunu söyleyen Diren, bundan sonraki aşamada en üst düzey siyasi iradenin devreye girmesi gerektiğini ifade etti.

Avrupa iş dünyasında da Türkiye'nin mevcut sanayi entegrasyonunun korunmasını destekleyen görüşler bulunduğunu hatırlattı.

BusinessEurope'un, AB-Türkiye Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu öncesinde ilgili AB makamlarına gönderdiği mektupta, Gümrük Birliği ortaklarının kamu alımlarında karşılıklılık şartıyla AB menşeli ürünlerle eşdeğer değerlendirilmesini savunduğunu aktardı.

Diren, Türkiye'nin farklı AB üyesi ülkelerin desteğini artırması ve alternatif müzakere seçeneklerini hazırlaması gerektiğini söyledi.

Türkiye'nin kapsam dışında bırakılması ihtimaline karşı bir etki analizi ve alternatif eylem planı hazırlanmasını da istedi.

Bu kapsamda ihracat, yatırım, üretim ve istihdam kayıplarının sektör ve ürün bazında hesaplanması gerektiğini belirtti.

Erken sanayisizleşme tehlikesi: 10-15 yıllık dönüşüm planı gerekli

TÜSİAD Başkanı, Türkiye'nin karşı karşıya olduğu bir diğer önemli riskin erken sanayisizleşme olduğunu söyledi.

Diren, erken sanayisizleşmeyi bir ülkenin yüksek gelir düzeyine ulaşmadan imalat sanayisinin istihdam ve katma değer içindeki payını kaybetmesi olarak tanımladı.

Bu sürecin nitelikli istihdamı ve teknoloji geliştirme kapasitesini zayıflatabileceğini, dışa bağımlılığı artırabileceğini ve orta gelir tuzağı riskini büyütebileceğini belirtti.

Diren'e göre sanayide dönüşüm yalnızca mevcut fabrikaların ve istihdam yapısının korunmasıyla sınırlı kalmamalı.

Robotik, yapay zekâ, dijitalleşme ve yeşil dönüşüm yatırımlarıyla daha yüksek verimlilik ve katma değer sağlayan bir üretim modeline geçilmesi gerekiyor.

Teknolojik dönüşümün daha az sayıda ancak daha nitelikli iş gücü gerektirebileceğini belirten Diren, mesleki eğitim ve yaşam boyu öğrenme programlarının önemini vurguladı.

Yeni istihdam alanları arasında yazılım, veri, yapay zekâ, mühendislik, tasarım, finans, lojistik ve yaratıcı endüstrileri saydı.

TÜSİAD Başkanı, kamu liderliğinde ve özel sektörün katılımıyla 10-15 yıllık bir sektörel dönüşüm planı hazırlanmasını önerdi.

Bu plan kapsamında büyüme potansiyeli taşıyan sektörlerin, öncelikli teknolojilerin ve Çin ile Hindistan gibi büyük ekonomilerle rekabet ve iş birliği alanlarının belirlenmesi gerektiğini söyledi.

Yüksek faizler üretim ve yatırımları erteliyor

Diren, Türk sanayicisinin yüksek faizler ve finansman maliyetleri nedeniyle ciddi baskı altında bulunduğunu belirtti.

Artan işletme sermayesi ihtiyacı, yavaşlayan iç talep, yükselen girdi maliyetleri ve uzayan ödeme vadelerinin özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin nakit akışını zorladığını söyledi.

Bu koşulların şirketlerin borçlarını çevirmesini güçleştirdiğini, üretim ve yatırım kararlarının ertelenmesine yol açtığını ifade etti.

Diren, işletmelerin yalnızca krediye erişiminin değil, hak ettikleri ödemeleri zamanında alabilmelerinin de önemli olduğunu vurguladı.

KDV iadelerinin, kesinleşmiş kamu alacaklarının ve onaylanmış destek ödemelerinin hızlandırılmasını istedi.

Böylece üreticilerin kendi alacaklarını tahsil etmeyi beklerken yüksek maliyetlerle borçlanmak zorunda kalmasının önlenebileceğini belirtti.

Bununla birlikte TÜSİAD Başkanı, enflasyonla mücadeleden vazgeçilmemesi gerektiğinin altını çizdi.

Fiyat istikrarı sağlanmadan sanayi için öngörülebilir ve sürdürülebilir bir finansman ortamı oluşturulamayacağını ifade etti.

Diren, geçiş döneminde üretim kapasitesinin ve ticari ödeme zincirinin korunması için bütçe disipliniyle uyumlu, süreli ve hedefli destekler önerdi.

Özellikle ihracatçı KOBİ'lerin reeskont kredileri, Kredi Garanti Fonu kefaletleri ve alternatif finansman mekanizmalarına erişiminin kolaylaştırılması gerektiğini söyledi.

Fon Krizi: Yatırımcı güveni yeniden tesis edilmeli

TÜSİAD Başkanı, Türkiye'nin son bir buçuk aydır gündeminde bulunan Fon Krizi'ne ilişkin de açıklamalarda bulundu.

Diren, sermaye piyasalarının temelinin güven olduğunu belirterek son gelişmelerin yatırımcı güveni açısından dikkatle yönetilmesi gerektiğini söyledi.

Krizin etkilerinin sınırlandırılması için üç başlığa dikkat çekti:

  • Yatırımcılara yapılacak ödemelerin hızlandırılması.

  • Sorumluların hukuk önünde hesap vermesi.

  • Benzer sorunların tekrarlanmasını önleyecek kurumsal düzenlemelerin hayata geçirilmesi.

Diren, düzenleyici kurumların gözetim ve uygulama kapasitesinin güçlendirilmesi ve kurumlar arasındaki koordinasyonun artırılması gerektiğini ifade etti.

Güvenilir ve derin sermaye piyasalarının yalnızca yatırımcıların korunması açısından değil, Türkiye'nin bölgesel finans merkezi olma hedefi bakımından da önem taşıdığını vurguladı.

Enflasyonla mücadelenin kalbi tarlada atıyor

Diren, röportajında tarım sektörünün sorunlarına da geniş yer verdi.

Türkiye ekonomisinin tarımdan bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirten TÜSİAD Başkanı, gıda üretiminin enflasyonla mücadelede kritik öneme sahip olduğunu söyledi.

Çiftçi gelirlerindeki erimenin üretimden uzaklaşmaya neden olabileceğini, bunun da tarımsal kapasiteyi ve gıda güvenliğini tehdit ettiğini belirtti.

Diren, tarımsal üretimin bilimsel verilere ve su kaynaklarına dayalı havza planlamasıyla yönlendirilmesini önerdi.

İklim, toprak, su varlığı ve ürün deseninin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Pamuk, zeytin ve süt gibi alanlardaki sorunların çiftçi gelirlerini ve üretimin sürekliliğini güçlendirecek yapısal adımlar gerektirdiğini söyledi.

Tarımsal üretimde verimliliği artırmak için işleme, depolama, soğuk zincir, lojistik ve pazarlama altyapısının birlikte planlanmasını istedi.

Yeni nesil kooperatifler ve çiftçilerin ortak olduğu şirket modellerinin ölçek ekonomisi yaratabileceğini belirtti.

Sözleşmeli üretimin şeffaf ve denetlenebilir bir çerçevede geliştirilmesi gerektiğini söyleyen Diren, çiftçinin ekim aşamasında alıcısını, kalite standartlarını ve fiyatlama esaslarını bilmesinin önemine dikkat çekti.

TÜSİAD'ın hedefi: Rekabetçi sanayi ve yüksek katma değerli ekonomi

TÜSİAD Başkanı Ozan Diren'in NEFES'e verdiği röportajda, Türkiye'nin ekonomik dönüşümünün yalnızca sanayi politikalarıyla sınırlı kalmaması gerektiği mesajı da öne çıktı.

Diren, gençlerin nitelikli eğitime ve istihdam fırsatlarına erişiminin artırılmasını, kadınların ekonomik ve toplumsal hayata eşit katılımının güçlendirilmesini savundu.

Üretim ve teknoloji kapasitesinin geliştirilmesi, çevrenin korunması ve büyüyen refahın daha adil paylaşılmasının ekonomik kalkınmanın temel unsurları olduğunu belirtti.

Türkiye'nin uluslararası sermaye, yenilikçi girişimler ve nitelikli insan kaynağı için cazip bir merkez haline gelebilmesi açısından demokrasi, hukuk devleti ve sürdürülebilir kalkınma ilkelerinin önemini vurguladı.

Diren'in açıklamalarında, kısa vadede üretim kapasitesinin korunması ile uzun vadede teknolojiye dayalı sanayi dönüşümünün birlikte yürütülmesi gerektiği görüşü öne çıktı.

TÜSİAD Başkanı, Türkiye'nin Avrupa değer zincirlerindeki mevcut konumunu korumasının, sanayi yatırımlarını sürdürmesinin ve yüksek katma değerli üretime geçmesinin ülkenin uzun vadeli ekonomik geleceği açısından belirleyici olduğunu ifade etti.

Alıntıdır

Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz?

Bize e-mail atın: istanbulanalytics@gmail com

Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez.

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş

İlgili Haberler