Dolar/TL47,88
0.11%
Euro/TL55,38
0.37%
Gram Altın6.830,55
0.49%
BIST 10014.172,26
0.28%
Brent Petrol$88,52
1.67%
Gümüş/Ons$65,11
0.18%
Genel

Türkiye’de Demokrasi ve Haklar Geriliyor: Bertelsmann Raporu Otoriterleşmeye Dikkat Çekti

Alman Bertelsmann Vakfı’nın yayımladığı son rapor, Türkiye’de demokrasi ve insan haklarında gerilemenin hızlandığını ortaya koydu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yönetiminde yürütmenin güçlenmesi, yargı bağımsızlığının zayıflaması ve muhalefet üzerindeki baskıların artması, ülkeyi otoriter rejimler kategorisine taşıdı.

27 Mart 2026

Türkiye’de Demokrasi ve Haklar Geriliyor: Bertelsmann Raporu Otoriterleşmeye Dikkat Çekti

Alman Bertelsmann Vakfı’nın yayımladığı son rapor, Türkiye’de demokrasi ve insan haklarında gerilemenin hızlandığını ortaya koydu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yönetiminde yürütmenin güçlenmesi, yargı bağımsızlığının zayıflaması ve muhalefet üzerindeki baskıların artması, ülkeyi otoriter rejimler kategorisine taşıdı.

Türkiye Otoriter Rejimler Arasında

Bertelsmann Dönüşüm Endeksi (BTI), 137 ülkeyi kapsayan analizinde Türkiye’nin demokratik performansında ciddi bir düşüş yaşandığını ortaya koydu.

Türkiye yönetişim endeksinde 110. sırada siyasal dönüşümde 131. sırada Türkiye, bu sonuçlarla birlikte 77 otoriter rejim arasında yer aldı.

Bu sıralama, 2016 yılında çok daha üst sıralarda bulunan Türkiye’nin son yıllarda hızla gerilediğini gösteriyor.

2016 Sonrası Otoriterleşme Hızlandı

Rapora göre Türkiye’deki dönüşümün kırılma noktası 2016’daki darbe girişimi oldu.

Ardından gelen süreçte: 2018’de başkanlık sistemine geçiş Kurumsal denge ve denetim mekanizmalarının zayıflaması Yürütmenin güç konsolidasyonu demokratik yapıyı önemli ölçüde aşındırdı.

Bu dönüşüm aynı zamanda ekonomik kırılganlıkları da artırdı.

2024 Seçimleri Sonrası Baskılar Arttı

Raporda, 2024 yerel seçimlerinde muhalefetin elde ettiği başarıların ardından hükümetin daha sert bir tutum benimsediği ifade edildi.

Bu kapsamda: Çok sayıda muhalif belediye başkanının tutuklandığı Yerel yönetimlere yönelik baskıların arttığı vurgulandı.

Yargı Bağımsızlığı En Büyük Sorun

Raporda en kritik başlıklardan biri yargı bağımsızlığı oldu.

“Yargının sistematik olarak bağımsızlığını yitirdiği” tespiti yapılırken, şu örnekler öne çıkarıldı: Selahattin Demirtaş Osman Kavala Her iki isim hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin tahliye kararlarına rağmen tutukluluğun devam etmesi, yargının yürütmenin etkisi altında olduğu yönündeki eleştirileri güçlendirdi.

Temel Hak ve Özgürlüklerde Gerileme

Rapora göre Türkiye’de: İfade özgürlüğü Toplanma ve örgütlenme hakkı Basın özgürlüğü önemli ölçüde kısıtlandı.

Medyanın büyük ölçüde hükümete yakın grupların kontrolünde olduğu belirtilirken, bağımsız gazetecilik alanının daraldığı ifade edildi.

Azınlıklar ve Toplumsal Baskılar

Raporda ayrıca çeşitli toplumsal gruplara yönelik baskılar da gündeme getirildi.

Kürtler Aleviler Ermeniler, Hristiyanlar ve Yahudiler LGBTIQ+ bireyler gibi grupların ayrımcılığa ve nefret söylemine maruz kaldığı belirtildi.

Terör Yasaları ve Siyasi Baskı

Terörle mücadele yasalarının geniş yorumlanarak: Hukuki güvenceleri zayıflattığı Siyasi muhalefeti hedef almak için kullanıldığı ifade edildi.

Özellikle Kürt siyasi hareketlerine yönelik baskının arttığı vurgulandı.

Kurumsal Kapasite ve Yönetim Zayıflıyor

Rapora göre kamu yönetiminin kalitesi de geriliyor.

Liyakat yerine siyasi atamalar Kurumlar üzerinde yürütme kontrolünün artması Şeffaflık ve hesap verebilirliğin zayıflaması bu sürecin temel unsurları olarak öne çıktı.

2023 Kahramanmaraş depremlerine verilen yetersiz müdahale de bu zayıflığın bir göstergesi olarak değerlendirildi.

Güvenlik ve Hukuk Devleti Algısı Zayıflıyor

Raporda ayrıca: 2016 sonrası kitlesel tasfiyelerin güvenlik kapasitesini zayıflattığı Seçici hukuk uygulamalarının güven duygusunu aşındırdığı Organize suç yapılarının siyasi koruma altında olduğu iddialarının arttığı ifade edildi.

2028 Seçimleri Öncesi Stratejik Hamleler

Rapor, hükümetin “terörü bitirme” söylemiyle yürüttüğü bazı adımların: Demokratikleşme amacı taşımaktan ziyade 2028 seçimleri öncesi siyasi dengeyi değiştirmeye yönelik olabileceğini öne sürüyor.

Bu kapsamda Kürt siyasi hareketlerinin muhalefetten ayrıştırılması hedefleniyor olabilir.