Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Reel Sektör

Türkiye’nin tarım-gıda sanayisinde kırmızı alarm: Yeni tahıl koridoru aciliyet kazandı

Karadeniz’de gemi trafiğinin durma noktasına gelmesi Türkiye’nin tahıl ithalatını, un ve makarna ihracatını ve küresel gıda arzını tehdit ediyor.

11 Ağustos 2026

Türkiye’nin tarım-gıda sanayisinde kırmızı alarm: Yeni tahıl koridoru aciliyet kazandı

Karadeniz’de ticari gemilere yönelik saldırıların artması, bölgedeki deniz trafiğini durma noktasına getirirken Türkiye’nin tahıl ithalatı ve işlenmiş gıda ihracatı açısından ciddi bir risk oluşturuyor. Sektör temsilcileri, Rusya ve Ukrayna’dan gelen tahıl akışının kesilmesi halinde Türkiye’nin dünya liderleri arasında bulunduğu un ve makarna ihracatının ağır darbe alabileceği uyarısında bulunuyor.

Uzmanlara göre krizin uzaması yalnızca Türkiye’yi değil, küresel gıda arzını da tehdit ediyor. Çözüm olarak ise Türkiye ve Birleşmiş Milletler öncülüğünde 2022’de oluşturulan modele benzer yeni bir güvenli tahıl koridorunun kurulması öneriliyor.

Karadeniz’de gemi trafiği durma noktasında DEİK/Türkiye-Ukrayna İş Konseyi Başkanı İsmail Ziya Uzel, Karadeniz’de güvenlik koşullarının ağırlaşması nedeniyle gemi trafiğinin neredeyse tamamen durduğunu belirterek, bunun dünya tahıl piyasalarında büyük bir arz şokuna dönüşebileceği uyarısında bulundu.

Uzel’in verdiği bilgilere göre Rusya ve Ukrayna birlikte dünya tahıl üretiminin yaklaşık yüzde 32’sini gerçekleştiriyor. Rusya’nın payı yüzde 18, Ukrayna’nın ise yüzde 14 civarında bulunuyor.

İki ülke yalnızca buğdayda değil; mısır, arpa, ayçiçeği ve soya gibi stratejik tarım ürünlerinde de dünya piyasalarının en önemli tedarikçileri arasında yer alıyor.

Bu büyüklükteki ticaret hacminin denizyolu dışında başka taşıma yöntemleriyle dünya pazarlarına ulaştırılması ise mümkün görünmüyor.

Hürmüz’deki fiyat şoku tahılda tekrarlanabilir Uzel, Karadeniz’deki krizin uzaması halinde Hürmüz Boğazı kaynaklı enerji şokunun bir benzerinin küresel tahıl piyasalarında yaşanabileceğini düşünüyor.

Tahılın limanlardan dünya pazarlarına ulaştırılamaması, küresel arzı fiilen daraltarak fiyatları yukarı çekebilir.

Uzel, “Olmayan şeyin değeri artar. Bu bir arz-talep meselesidir. Ürün pazara inemedikçe küresel gıda fiyatları fırlayacaktır” ifadelerini kullandı.

Sektör temsilcilerine göre risk, eylül ayından itibaren yeni hasat ürünlerinin piyasaya çıkmasıyla daha da büyüyebilir. Deniz trafiğinin normale dönmemesi halinde milyonlarca ton tahılın limanlarda ve alternatif taşıma güzergâhlarında birikmesi gündeme gelebilir.

Türkiye’nin un ve makarna ihracatı tehdit altında Karadeniz’deki krizin Türkiye açısından en önemli sonuçlarından biri ise işlenmiş gıda sektöründe ortaya çıkabilir.

Türkiye dünyanın önde gelen un ve makarna ihracatçıları arasında bulunuyor. Bu sektörlerin uluslararası pazarlarda rekabetçi fiyatlarla üretim yapabilmesinde Rusya ve Ukrayna’dan ithal edilen tahıl kritik rol oynuyor.

Türkiye yüksek proteinli buğday üretiminde güçlü olmasına karşın, özellikle Afrika ve Uzak Doğu pazarlarında rekabetçi fiyat yakalayabilmek amacıyla daha düşük maliyetli Rus ve Ukrayna buğdayını da kullanıyor.

Farklı kalite ve fiyatlardaki buğdayların harmanlanması, üreticilerin hem istenen ürün kalitesini yakalamasını hem de maliyetleri kontrol altında tutmasını sağlıyor.

Uzel, hammadde akışının kesilmesinin sonuçları konusunda, “Eğer bu hammadde akışı durursa, dünya lideri olduğumuz un ve makarna ihracatımız çok ağır darbe alacaktır” uyarısında bulundu.

Dolayısıyla sorun Türkiye açısından yalnızca gıda arz güvenliği değil. Karadeniz’deki kesinti aynı zamanda önemli bir ihracat sektörünün üretim maliyetlerini ve rekabet gücünü tehdit ediyor.

Karayolu denizyolunun yerini tutamaz Karadeniz üzerinden ticaretin aksaması ihracatçıları alternatif güzergâhlara yöneltiyor. Bazı yükler Romanya üzerinden karayolu ve demiryoluyla taşınmaya başlandı.

Ancak sektör temsilcileri bu yöntemlerin kalıcı çözüm olamayacağı görüşünde.

Karadeniz’den Uzak Doğu’ya dahi 30-60 bin tonluk partiler halinde tahıl taşıyan gemiler kullanılıyor. Bu büyüklükteki yüklerin TIR’lara veya demiryoluna aktarılması hem maliyet hem de lojistik kapasite açısından gerçekçi değil.

İMEAK Deniz Ticaret Odası Meclis Başkanı Başaran Bayrak da alternatif taşıma yöntemlerinin denizyolunun kapasitesini karşılamasının mümkün olmadığını vurguladı.

Bayrak, “Karayolu geçici bir çözümdür, sürdürülebilir değildir. Hiçbir taşıma modu denizin sunduğu devasa kapasitenin alternatifi olamaz” dedi.

Eylül sonrası risk büyüyebilir Sektörün asıl endişelerinden biri yaklaşan yeni hasat dönemi.

Eylül ayından itibaren bölgedeki tahıl arzının yeniden artması bekleniyor. Güvenli gemi trafiği sağlanamazsa ürünlerin limanlarda ve alternatif güzergâhlarda birikmesi söz konusu olabilir.

Ukraynalı yetkililer yaklaşık 30 milyon ton tahıl ve yağlı tohumun uluslararası pazarlara ulaşamama riski bulunduğunu belirtiyor.

Özellikle Kuzey Afrika ülkelerinin Karadeniz tahılına yüksek bağımlılığı, olası bir arz krizinin sosyal ve ekonomik sonuçlarını büyütebilir.

Kanada ve Avustralya gibi ülkelerden alternatif tedarik mümkün olsa da daha uzun mesafeler navlun maliyetlerini yükseltecek. Bunun özellikle düşük gelirli ve gıda ithalatına bağımlı ülkelerin bütçeleri üzerinde ciddi baskı yaratabileceği belirtiliyor.

Türk armatörler de ağır darbe alıyor Karadeniz’deki güvenlik krizi yalnızca tahıl ticaretini değil, Türk denizcilik sektörünü de etkiliyor.

Birçok Türk koster armatörü Karadeniz seferlerini durdururken, bazı şirketler gemilerini tersanelere çekiyor. Bazıları ise rotalarını Akdeniz’e çevirmiş durumda.

Ancak Karadeniz’den çıkan gemilerin Akdeniz’e yönelmesi bu kez bölgede tonaj fazlasına yol açtı. Artan gemi arzı rekabeti sertleştirirken navlun fiyatlarını aşağı çekiyor.

Başaran Bayrak durumu, “Karadeniz kapatılınca gemiler Akdeniz destinasyonuna yığıldı. Bu durum aşırı rekabete ve navlunların dip yapmasına neden oldu. Armatörümüz çok zor durumda, sektördeki tüm dengeler altüst oldu” sözleriyle değerlendirdi.

Savaş riski primi navlunu geçti Karadeniz’de faaliyet göstermeye devam eden gemiler açısından en büyük sorunlardan biri de savaş riski sigortası.

Navis Danışmanlık Koordinatörü Engin Koçak’ın verdiği örneğe göre yaklaşık 10 yaşında ve 6 bin 500 DWT kapasitesindeki bir kosterin değeri 3,5-4 milyon dolar civarında bulunurken, savaş riski sigorta primi yaklaşık 200 bin dolara kadar çıkabiliyor.

Yaklaşık 357 bin dolar navlun geliri sağlayan bir seferde 200 bin doların yalnızca sigortaya gitmesi, taşımacılık ekonomisinin ne ölçüde bozulduğunu ortaya koyuyor.

Konteyner taşımacılığında da benzer bir tablo var.

Gümrük Müşaviri Cem Sinan Güzel’e göre Novorossiysk ve Karadeniz geçişli yüklerde TEU başına 500-1.000 dolar arasında savaş riski primi uygulanmaya başladı. Bazı hatlarda normal navlun fiyatlarının 250-400 dolar civarında olduğu düşünüldüğünde, savaş riski ek ücretinin taşıma bedelinin iki-üç katına ulaşabildiği görülüyor.

Ankara yeniden tahıl diplomasisine dönebilir Sektör temsilcileri çözümün ancak ticari gemilere güvenli geçiş sağlayacak uluslararası bir mekanizmayla mümkün olabileceği görüşünde.

Uzel, Türkiye ve Birleşmiş Milletler’in girişimleriyle 2022’de oluşturulan tahıl koridorunun yeni koşullara uyarlanabileceğini belirtiyor.

Askeri unsurlar yerine tarafların üzerinde anlaşacağı denizcilik uzmanlarının gemileri denetlediği ve ticari yüklerin güvenli geçişinin garanti altına alındığı yeni bir sistem seçenekler arasında gösteriliyor.

Türkiye bu konuda doğal arabuluculardan biri konumunda. Ankara hem Rusya hem Ukrayna ile ekonomik ve diplomatik ilişkilerini sürdürüyor, hem de Türk Boğazları üzerinden Karadeniz’in Akdeniz’e açılan kapısını kontrol ediyor.

Koster Armatörleri ve İşletmecileri Derneği de kamu otoritelerine güvenli deniz koridorlarının oluşturulması yönünde çağrıda bulunmuştu.

Kriz gıda enflasyonuna dönüşebilir Türkiye açısından risk zinciri oldukça açık: Karadeniz’de saldırılar → gemi trafiğinde düşüş → tahıl ithalatında aksama → hammadde maliyetlerinde artış → un ve makarna üretiminde baskı → ihracatta rekabet kaybı ve gıda fiyatlarında yükseliş riski.

Ancak mesele Türkiye ile sınırlı değil.

Rusya ve Ukrayna’dan çıkan on milyonlarca ton tarım ürününün dünya piyasalarına ulaşamaması halinde küresel gıda arzı üzerinde ciddi baskı oluşabilir.

Hürmüz Boğazı’ndaki kriz, stratejik bir deniz yolundaki kesintinin enerji fiyatlarını ne kadar hızlı yukarı taşıyabileceğini gösterdi. Karadeniz aynı anlamda dar bir boğaz olmasa da dünya tahıl ticareti açısından ikamesi son derece zor bir güzergâh.

Bu nedenle yeni bir güvenli tahıl koridorunun oluşturulması artık yalnızca Türkiye, Rusya ve Ukrayna arasındaki ticaretin değil, küresel gıda güvenliğinin de önemli başlıklarından biri haline geliyor.

Kaynak: DUNYA, alıntıdır

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş