Trump İran Ekonomisini Sıkıştırıyor: Gıda Bile Taksitle Alınmaya Başlandı
İran'da yüzde 80'e yaklaşan enflasyon ve ABD ablukası satın alma gücünü eritiyor. Gıda alışverişinde bile taksit ve kredi kullanımı yaygınlaşıyor.
15 Ağustos 2026

ABD-İsrail savaşının ve Washington'ın ağırlaşan ekonomik baskısının İran ekonomisi üzerindeki faturası büyüyor. Yüzde 80'e yaklaşan enflasyon, hızla değer kaybeden riyal ve deniz ablukası hanehalkının satın alma gücünü aşındırırken, daha önce dayanıklı tüketim mallarında kullanılan taksitli alışveriş gıda ve temel ihtiyaçlara kadar yayıldı.
İran ekonomisi yıllardır ABD yaptırımları, yüksek enflasyon, kur şokları ve uluslararası finans sisteminden dışlanmayla mücadele ediyor. Ancak şubat sonunda başlayan ABD-İsrail saldırıları ve ardından ağırlaşan ekonomik izolasyon, mevcut sorunları yeni bir aşamaya taşıdı.
İran'da enflasyon yüzde 80'e yaklaşırken, ülkenin para birimi riyal yılbaşından bu yana yaklaşık yüzde 30 değer kaybetti. Savaş öncesinde de yaptırımlar, yolsuzluk ve ekonomik yönetimdeki sorunlar büyümeyi baskılarken, çatışmalar kritik altyapıya zarar vererek ekonomik maliyeti artırdı.
Gıda alışverişi bile krediye bağlandı
Ekonomik krizin en çarpıcı göstergelerinden biri tüketim alışkanlıklarındaki değişim.
Tahran'daki mağaza ve marketlerde faizsiz kredi ve "şimdi al, sonra öde" sistemleri giderek yaygınlaşıyor. Daha önce mobilya, beyaz eşya ve elektronik gibi dayanıklı tüketim mallarında kullanılan taksitlendirme yöntemleri artık gıda ve günlük temel ihtiyaçların finansmanında da kullanılıyor.
Quincy Institute araştırmacısı Hadi Kahalzadeh'e göre, yoksul ve ekonomik açıdan kırılgan kesimler İran nüfusunun yaklaşık yüzde 70'ini oluşturuyor.
Kahalzadeh, temel ihtiyaçların taksitle satın alınmasını, enflasyonun artık yalnızca makroekonomik bir problem olmaktan çıkıp gündelik hayatın yapısına yerleşmesinin en açık göstergelerinden biri olarak değerlendiriyor.
Trump askeri baskıdan ekonomik kuşatmaya yöneliyor
Savaşın başlamasının üzerinden yaklaşık altı ay geçerken Trump yönetimi, askeri yöntemlerle elde edilemeyen sonuçları ekonomik baskıyla sağlamaya çalışıyor.
ABD, İran'ın en yoğun kullanılan limanlarına yönelik deniz ablukasını aylardır sürdürüyor. Washington ile Tahran arasında Hürmüz Boğazı'nın kontrolüne ilişkin anlaşmazlık da çözülebilmiş değil.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ise Washington'ın İran'a karşı daha önce görülmemiş ölçekte yeni ekonomik önlemler hazırladığını açıkladı.
Trump yönetiminin amacı İran'ın petrol ihracatını, dış ticaretini ve döviz gelirlerini daha fazla sınırlayarak Tahran üzerindeki ekonomik maliyeti artırmak.
IMF: İran ekonomisi yüzde 6,1 küçülebilir
İran geçmişte yaptırımlara uyum sağlayarak ekonomik izolasyonun etkilerini kısmen hafifletmeyi başardı. Ancak ekonomistler mevcut savaş ve ablukanın ülkeyi son birkaç on yılın en ağır ekonomik krizlerinden birine sürükleyebileceği uyarısında bulunuyor.
IMF'nin nisan ayında yayımladığı tahminlere göre İran ekonomisinin bu yıl yüzde 6,1 küçülmesi bekleniyor. Bu, 1990'ların ortalarından bu yana görülen en sert daralma anlamına geliyor.
IMF aynı zamanda yıllık enflasyonun yüzde 70 civarında gerçekleşebileceğini öngörüyor.
İran hükümetinin hesaplamalarına göre ise yalnızca savaşın ilk altı haftasında ekonomide oluşan hasar 270 milyar dolara ulaştı.
Buna karşın temel tüketim mallarında henüz yaygın fiziksel kıtlık yaşandığına ilişkin güçlü işaretler bulunmuyor. Sorun şimdilik ürün bulunamamasından çok, İranlıların mevcut ürünleri satın alma gücünün hızla erimesi.
İran yaptırımlara karşı alternatif sistem kurdu
İran'ın bugüne kadar ekonomik çöküşten kaçınabilmesinin nedenlerinden biri, onlarca yıllık yaptırım tecrübesi.
ABD ve Avrupa'nın petrol yaptırımları ve İran'ın uluslararası bankacılık sisteminden dışlanması, ülkeyi ticaretini giderek Asya'ya yönlendirmeye zorladı.
Philipps-Universität Ekonomi Profesörü Mohammad Reza Farzanegan'a göre İranlı şirketler ve devlet zaman içinde alternatif pazarlar, aracılar, ödeme sistemleri ve taşıma rotaları geliştirdi. Petrol ihracatında özellikle Çin'in ağırlığı arttı.
Ancak İran'ın petrol ihracatı Trump'ın yeniden iktidara gelmesinden önceki seviyelerin oldukça altında seyrediyor.
Abluka yaptırımlardan daha tehlikeli olabilir
İran-Çin Ticaret Odası Başkanı Majid Reza Hariri'ye göre deniz ablukasının ekonomik etkisi savaşın kendisinden bile daha ağır olabilir.
İran dış ticaretinin önemli bölümünü denizyoluyla gerçekleştiriyor. Kara ve demiryolu taşımacılığının limanlardan kaybedilen kapasiteyi tamamen telafi etmesi mümkün görünmüyor.
Ablukanın uzun süre devam etmesi halinde Farzanegan, gıda, yakıt, ilaç, sanayi girdileri ve döviz arzında ciddi sıkıntılar yaşanabileceğini; hükümetin karne ve fiyat kontrollerini genişletmek zorunda kalabileceğini düşünüyor.
İran bir "direnç tuzağına" mı giriyor?
İran'ın yaptırımlara karşı geliştirdiği ekonomik mekanizmalar kısa vadede sistemin ayakta kalmasını sağlasa da uzun vadede başka sorunlar yaratıyor.
Devlet kontrolünün genişlemesi, kayıt dışı ticaret, ithalatın kısılması ve alternatif ödeme sistemleri dış baskının etkisini azaltırken verimlilik, yatırım ve hanehalkı refahını olumsuz etkiliyor.
Kahalzadeh bu durumu bir "direnç tuzağı" olarak tanımlıyor: Ekonomi tamamen çökmüyor, fakat bunun karşılığında yüksek enflasyon, işsizlik ve yoksulluk kalıcı hale geliyor.
İran yüzyılın başında Ortadoğu'nun en büyük ekonomisiyken bugün Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Türkiye gibi bölge ekonomilerinin gerisinde bulunuyor.
Savaş ve ablukanın uzaması halinde ülkenin, 1980'de başlayan İran-Irak Savaşı'ndan bu yana ilk kez tam anlamıyla savaş ekonomisine geçme riski bulunuyor.
Washington'ın yeni ekonomik izolasyon hamlelerinin başarısı ise İran'ın onlarca yılda geliştirdiği yaptırımları aşma mekanizmalarının deniz ablukasına karşı ne ölçüde çalışabileceğine bağlı olacak.
Bloomberg



