The Guardian: Trump'ın seçim yenilgisi dünya ekonomisini nasıl etkileyecek? Piyasaları iki yıllık belirsizlik bekliyor
The Guardian'a göre Demokratların Kongre zaferi Trump'ın son iki yılını belirsizleştiriyor. İran savaşı, YZ, enflasyon ve faizler risk altında.
5 Kasım 2026

Özet: ABD ara seçimlerinde Demokratların Kongre'nin iki kanadında da çoğunluğu kazanması, Başkan Donald Trump'ın görev süresinin son iki yılına ilişkin belirsizlikleri artırdı. The Guardian'ın analizine göre Trump'ın siyasi gücünün zayıflaması, küresel borsalardan enflasyona, faizlerden kamu borçlanma maliyetlerine kadar geniş bir alanda etkili olabilir. İran savaşının geleceği ve yapay zekâ (YZ) yatırımlarının seyri ise dünya ekonomisinin yönünü belirleyecek iki kritik unsur olarak öne çıkıyor.
Trump artık gücü sınırlanmış bir başkan: Dünya ekonomisi için ne anlama geliyor?
ABD'de 3 Kasım ara seçimleri, Başkan Donald Trump açısından ağır bir siyasi yenilgiyle sonuçlandı. Demokratların Temsilciler Meclisi ve Senato'da çoğunluğu kazanması, Cumhuriyetçilerin Kongre üzerindeki kontrolünü sona erdirdi.
İngiliz The Guardian gazetesinin analizine göre seçim sonuçları, yalnızca ABD iç siyaseti açısından değil, dünya ekonomisinin geleceği bakımından da önemli sonuçlar doğurabilir.
Trump, görev süresinin kalan iki yılında Kongre desteğinden yoksun, siyasi hareket alanı daralmış bir başkan olarak görev yapacak.
Amerikan siyasetinde bu durum lame duck, yani görevde olmasına rağmen siyasi etkisi zayıflamış başkan olarak tanımlanıyor.
Ancak Trump'ın Kongre'deki gücünün azalması, daha öngörülebilir bir yönetim anlamına gelmeyebilir.
Analistler, iç politikada hareket alanı daralan Trump'ın dış politikada daha sert ve öngörülemez adımlar atabileceğinden endişe ediyor.
Bu olasılık, özellikle İran savaşı nedeniyle zaten ciddi baskı altında bulunan küresel ekonomi açısından önem taşıyor.
The Guardian, seçim sonuçlarının ekonomik etkilerini beş ana başlıkta inceliyor: Borsalar, enflasyon, faiz oranları, kamu maliyesi ve büyüme.
1. Borsalar: Demokratların zaferi piyasalar için iyi haber mi?
ABD ara seçimlerinin ardından küresel piyasalarda ilk tepkiler dalgalı oldu.
Asya piyasalarında başlangıçta satışlar görülürken yatırımcıların seçim sonuçlarını değerlendirmesiyle bazı piyasalarda toparlanma yaşandı.
Finansal piyasalar genel olarak siyasi belirsizlikten ve yönetimdeki çatışmalardan olumsuz etkileniyor.
Bununla birlikte Trump'ın seçim sonuçlarını kabul etmesi ve İran savaşının seçmen davranışları üzerindeki etkisini teslim etmesi, piyasalarda olumlu karşılanan gelişmeler arasında yer aldı.
Ancak Trump'ın bundan sonraki dönemde kendisini bir veto başkanı olarak konumlandıracağını açıklaması, Beyaz Saray ile Kongre arasında sert siyasi mücadelelerin yaşanabileceğine işaret ediyor.
Berenberg Başekonomisti Holger Schmieding, seçim sonuçlarını Amerikan kurumlarının işleyişi açısından olumlu değerlendirdi.
Schmieding'e göre seçmenler, Trump'ın yönetim anlayışını ve siyasi bağlantılara dayalı kapitalizm eğilimini reddetti.
Ekonomist, seçimlerin ABD'deki kurumsal denge ve denetim mekanizmalarının çalıştığını gösterdiğini savundu.
Bununla birlikte borsaların geleceği açısından seçim sonuçlarından daha önemli iki değişken bulunuyor: İran savaşının seyri ve YZ teknolojilerindeki gelişmeler.
YZ hisseleri siyasi baskı altına girebilir
Demokratların Kongre'de çoğunluğu kazanması, YZ sektörüne yönelik düzenlemelerin sıkılaştırılabileceği beklentisini artırdı.
Özellikle veri merkezi yatırımları ve büyük teknoloji şirketlerinin faaliyetleri üzerindeki denetimin artması ihtimali, yatırımcıların gündeminde.
YZ altyapısına yönelik harcamalar, son yıllarda ABD borsalarındaki yükselişin temel kaynaklarından biri oldu.
Bu yatırımların yavaşlaması, teknoloji şirketlerinin büyüme beklentilerini ve hisse senedi değerlemelerini etkileyebilir.
Diğer taraftan Trump'ın iç politikadaki hareket alanının daralmasının, başkanı dış politikada daha agresif bir çizgiye yöneltebileceği endişesi bulunuyor.
İran savaşının yeniden şiddetlenmesi, enerji fiyatları ve küresel risk iştahı üzerinde yeni baskılar yaratabilir.
Dolayısıyla Demokratların zaferinin borsalar açısından olumlu mu yoksa olumsuz mu sonuçlanacağı henüz net değil.
2. Enflasyon: İran savaşı küresel fiyat istikrarını bozdu
The Guardian'a göre Cumhuriyetçilerin seçim yenilgisinin başlıca nedenlerinden biri, Amerikan hanehalklarının karşı karşıya kaldığı hayat pahalılığı oldu.
İran savaşının tetiklediği enerji fiyatı artışları ve Trump yönetiminin gümrük tarifelerindeki belirsizlikler, tüketicilerin ve küçük işletmelerin maliyetlerini yükseltti.
ABD'de dizel fiyatları ağustos ayında rekor seviyeye çıkarken yıllık manşet enflasyon yüzde 3,7'ye ulaştı.
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik askeri harekâtının ardından Hürmüz Boğazı'nın kapanması, küresel enerji piyasalarında büyük bir arz şoku yarattı.
The Guardian, yaşanan gelişmeleri modern dönemin en ağır enerji fiyatı şoklarından biri olarak değerlendiriyor.
Petrol ve doğal gaz maliyetlerindeki artış, üretimden taşımacılığa kadar birçok sektörde fiyat baskılarını güçlendirdi.
Petrol fiyatları düştü ama savaş öncesinin çok üzerinde
ABD ara seçimlerinin ardından İran konusunda diplomatik çözüm beklentilerinin güçlenmesi, petrol fiyatlarında sert düşüşe neden oldu.
Çarşamba günü petrol fiyatları yüzde 9'a varan oranda geriledi.
Brent petrol, yaklaşık bir ay sonra ilk kez 100 doların altına indi ve 94 dolar civarında işlem gördü.
Ancak bu seviye, savaş öncesindeki yaklaşık 70 dolarlık fiyatın hâlâ oldukça üzerinde.
Dolayısıyla son fiyat düşüşü, enerji şokunun dünya ekonomisi üzerindeki etkilerini ortadan kaldırmış değil.
Uluslararası Para Fonu (IMF), küresel manşet enflasyonun bu yıl yüzde 4,7'ye yükselmesini bekliyor.
Enerji ithalatına bağımlı ekonomilerin fiyat artışlarından daha fazla etkilenmesi öngörülüyor.
Trump'ın İran'a yönelik askeri operasyonları yeniden yoğunlaştırması halinde enerji fiyatlarında ve enflasyonda yeni bir yükseliş yaşanabilir.
Bununla birlikte böyle bir gelişmenin, savaşın ekonomik maliyetlerinden rahatsız olan Amerikan seçmenleri arasında Trump'a yönelik tepkiyi artırabileceği belirtiliyor.
3. Faizler: Merkez bankaları yeniden sıkılaştırmaya yöneliyor
İran savaşının tetiklediği enflasyon artışı, büyük merkez bankalarının para politikalarını yeniden sıkılaştırmasına neden oldu.
ABD Merkez Bankası (Fed), Trump'ın faizlerin düşük tutulması yönündeki baskılarına rağmen 2023'ten bu yana ilk kez faiz artırdı.
Enflasyon baskılarının devam etmesi ve savaşın geleceğine ilişkin belirsizlikler nedeniyle yatırımcılar Fed'den en az bir faiz artışı daha bekliyor.
İngiltere Merkez Bankası'nın da faiz artırması öngörülürken Avrupa Merkez Bankası'nın borçlanma maliyetlerini yükseltmesi bekleniyor.
Merkez bankalarının karşı karşıya bulunduğu temel sorun, enerji fiyatlarının ekonomik büyümeyi zayıflatırken enflasyonu yükseltmesi.
Bu durum para politikasını zorlaştırıyor.
Faiz artışları enflasyonla mücadeleye katkıda bulunabilirken tüketim, yatırım ve kredi talebi üzerinde baskı yaratabiliyor.
Demokratların zaferi Fed'i nasıl etkileyecek?
Kongre kontrolünün Demokratlara geçmesi, Trump'ın kritik kamu kurumlarına yapacağı yeni atamaları da zorlaştırabilir.
Bunlar arasında Fed yönetim kuruluna yapılacak atamalar bulunuyor.
Yeni adayların Senato onayına ihtiyaç duyması, yönetim ile Kongre arasında siyasi anlaşmazlıklara yol açabilir.
Trump'ın veto yetkisi ise devam edecek.
Başkanlık vetosunun aşılması için Kongre'nin iki kanadında da üçte iki çoğunluk gerekiyor.
Bu nedenle Demokratların basit çoğunluğa sahip olması, Trump'ın bütün kararlarını engelleyebilecekleri anlamına gelmiyor.
Bununla birlikte yeni siyasi denge, para politikası kurumlarının yönetimi konusunda daha yoğun bir mücadele yaşanmasına neden olabilir.
4. Kamu maliyesi: ABD'de bütçe krizi ve kapanma riski
İran savaşı nedeniyle yükselen enflasyon ve faiz oranları, kamu borçlanma maliyetlerini artırdı.
Bu durum özellikle yüksek kamu borcuna sahip ekonomiler açısından önemli bir risk oluşturuyor.
ABD'de Kongre'nin iki kanadının farklı siyasi çoğunluklar tarafından kontrol edilmesi, bütçe ve harcama kararlarında uzlaşmayı zorlaştırabilir.
The Guardian'a göre yeni siyasi dengenin ilk önemli sınavı 11 Aralık'ta yaşanacak.
Bu tarihte federal hükümetin faaliyetlerinin devam edebilmesi için kamu harcamalarına ilişkin gerekli uzlaşmanın sağlanması gerekiyor.
Anlaşmaya varılamaması halinde federal hükümetin kısmen kapanması gündeme gelebilir.
Siyasi kilitlenmenin iki farklı ekonomik sonucu olabilir
Kongre ile Beyaz Saray arasındaki anlaşmazlıkların maliye politikası üzerinde iki yönlü etkisi bulunuyor.
Bir taraftan Trump'ın yeni vergi indirimleri ve kamu harcaması programları uygulaması zorlaşabilir.
Bu durum ekonomik büyümeyi destekleyecek yeni mali teşviklerin önünü kesebilir.
Diğer taraftan yeni harcama ve vergi indirimi paketlerinin engellenmesi, bütçe açığının ve kamu borcunun daha fazla büyümesini sınırlayabilir.
Analistler, ara seçimlerde Trump'a yakın MAGA adaylarının ağır yenilgiler almasının başkanın Cumhuriyetçi Parti içindeki otoritesini de zayıflatabileceğini belirtiyor.
Bu durum, bazı Cumhuriyetçi ve Demokrat Kongre üyeleri arasında daha fazla işbirliğinin önünü açabilir.
Ancak böyle bir uzlaşmanın gerçekleşip gerçekleşmeyeceği henüz belirsiz.
5. Ekonomik büyüme: ABD'de yavaşlama riski artıyor
The Guardian'ın analizine göre ABD ekonomisinin geleceğini belirleyecek temel faktörler arasında siyasi belirsizlik, ticaret politikası, göçmenlere yönelik kısıtlamalar, enflasyon ve İran savaşının seyri bulunuyor.
Trump'ın gümrük tarifeleri ve göç politikaları, üretim maliyetleri ile işgücü arzı üzerinde etkili olabilir.
Ancak ekonomik büyüme açısından en önemli değişkenlerden biri, Orta Doğu'daki çatışmanın yatıştırılıp yatıştırılamayacağı.
Enerji fiyatlarının yüksek kalması, tüketici harcamalarını ve şirket yatırımlarını olumsuz etkileyebilir.
Buna karşılık İran savaşında diplomatik çözüm sağlanması, enflasyon baskılarını azaltarak büyümeyi destekleyebilir.
YZ yatırımlarındaki yavaşlama küresel büyümeyi de etkileyebilir
ABD ekonomisi açısından bir diğer önemli risk, YZ yatırımlarındaki olası yavaşlama.
Teknoloji şirketlerinin veri merkezleri, işlemciler ve diğer altyapı yatırımları, son dönemde ekonomik faaliyeti destekleyen başlıca unsurlar arasında yer aldı.
Bu yatırımların etkisi ABD ile sınırlı kalmadı.
İngiltere dahil çeşitli ekonomiler, YZ altyapısına yönelik harcamalardan büyüme desteği sağladı.
Ancak teknoloji sektöründe yatırım hızına ilişkin soru işaretleri artıyor.
Bazı sektör yöneticileri siber güvenlik riskleri nedeniyle YZ uygulamalarının yaygınlaştırılmasında daha temkinli davranmaya başladı.
Yatırımcılar ise teknoloji şirketlerinin yüksek değerlemelerinin bir balona dönüşmüş olabileceğinden endişe ediyor.
Demokratların YZ düzenlemelerini sıkılaştırması halinde yatırımların ve ekonomik büyümenin olumsuz etkilenebileceği değerlendiriliyor.
Bununla birlikte YZ yatırımlarının büyüklüğü ve küresel ekonomiye katkısı, geleneksel sağ-sol siyasi ayrımlarının sektör üzerindeki etkilerini daha karmaşık hale getiriyor.
Allianz analistlerine göre YZ'nin ekonomik önemi, siyasi partilerin teknoloji sektörüne yaklaşımının geçmişteki kalıplarla açıklanmasını zorlaştırıyor.
Çevresel ve toplumsal etkiler de yatırım kararlarında giderek daha fazla önem kazanıyor.
IMF ABD'de yüzde 2,3 büyüme bekliyor
Uluslararası Para Fonu, geçen ay yayımladığı tahminlerinde ABD ekonomisinin hem 2026 hem de 2027 yıllarında yüzde 2,3 büyümesini öngörmüştü.
Bu tahmin, İran savaşının ekonomik faaliyet üzerindeki risklerine ve YZ yatırımlarının geleceğine ilişkin belirsizliklere rağmen büyümenin dirençli kalabileceği beklentisini yansıtıyor.
Ancak bazı özel sektör ekonomistleri daha temkinli.
Berenberg analistleri, siyasi kilitlenme, YZ yatırımlarında yavaşlama ve Trump'ın göçmenlere yönelik kısıtlamalarının etkisiyle ABD büyümesinin 2028 yılında yaklaşık yüzde 1,5'e gerileyebileceğini tahmin ediyor.
Bu senaryonun gerçekleşmesi halinde ABD ekonomisinin küresel büyümeye katkısı da azalabilir.
ABD'deki yavaşlama, dünya ticareti ve uluslararası finans piyasaları üzerinden diğer ekonomilere yayılabilir.
Dünya ekonomisi için belirleyici iki unsur: İran savaşı ve YZ yatırımları
The Guardian'ın değerlendirmesinde, Demokratların Kongre zaferinin dünya ekonomisi açısından tek yönlü sonuçlar doğurmayacağı vurgulanıyor.
Trump'ın iç politikadaki hareket alanının daralması, yeni vergi ve harcama programlarını sınırlandırabilir.
Ancak aynı durum, bütçe açıklarının daha fazla büyümesini de engelleyebilir.
Demokratların teknoloji sektörüne yönelik daha sıkı düzenlemeleri, YZ yatırımlarının hızını etkileyebilir.
Öte yandan YZ altyapısının istihdam ve ekonomik büyümeye katkısı, bu yatırımların siyasi destek görmeye devam etmesini sağlayabilir.
İran savaşı ise küresel ekonomik görünüm açısından en önemli belirsizlik kaynaklarından biri olmaya devam ediyor.
Savaşın yatıştırılması enerji fiyatları ve enflasyon üzerindeki baskıyı azaltabilirken yeni bir askeri tırmanma, merkez bankalarını daha fazla faiz artışına zorlayabilir.
Sonuç olarak Trump'ın görev süresinin kalan iki yılında dünya ekonomisinin karşı karşıya kalacağı riskler, yalnızca Washington'daki siyasi kilitlenmeden kaynaklanmayacak.
Enerji piyasalarının geleceği, YZ yatırımlarının sürdürülebilirliği ve Amerikan ekonomi politikalarının yönü, küresel büyüme ve finansal piyasalar açısından belirleyici olacak.
Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz?
Bize e-mail atın: istanbulanalytics@gmail com
Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez.
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.




