Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Gedik Yatırım
Dünya Ekonomisi

Tahvil piyasasında “küresel ısınma” korkusu: İklim riski fiyatlamalara giriyor

Küresel ısınma tahvil piyasalarının radarına girdi. JPMorgan’a göre yatırımcılar iklim riskini ülkelerin borçlanma maliyetlerine dahil etmeye başladı.

22 Eylül 2026

Tahvil piyasasında “küresel ısınma” korkusu: İklim riski fiyatlamalara giriyor

Aşırı sıcaklık, kuraklık, sel ve diğer iklim kaynaklı afetler artık yalnızca çevresel bir sorun değil; tahvil yatırımcılarının hesaplarına da girmeye başladı. JPMorgan Küresel İklim Danışmanlığı Başkanı Sarah Kapnick'e göre sabit getirili menkul kıymet piyasaları, küresel ısınmanın yaratabileceği fiziksel riskleri beş yıl öncesine kıyasla çok daha ciddi biçimde fiyatlamaya çalışıyor. BIS ve IMF araştırmaları da iklim kırılganlığının ülkelerin borçlanma maliyetlerini artırabileceğine işaret ediyor.

Tahvil piyasalarında yeni bir risk faktörü giderek daha fazla dikkat çekiyor: küresel ısınma.

JPMorgan Chase Küresel İklim Danışmanlığı Başkanı Sarah Kapnick, sabit getirili menkul kıymet yatırımcılarının iklim değişikliğinin ekonomik ve mali sonuçlarını modellerine dahil etme konusunda son yıllarda önemli mesafe kaydettiğini söyledi.

Kapnick, “Sabit getirili tarafta iklimin fiziksel etkilerinin nasıl fiyatlanabileceğine ilişkin anlayışta bir değişim görüyorum. Beş yıl öncesiyle bugün arasındaki büyük farklardan biri bu” dedi.

Aşırı sıcaklar ekonomiyi vuruyor

Bu değişimin arkasında iklim kaynaklı ekonomik şokların daha görünür hale gelmesi bulunuyor.

2026 yazında Avrupa'yı etkileyen aşırı sıcaklar özellikle emtia piyasalarında ciddi sorunlara yol açtı. Nehirlerde su seviyelerinin düşmesi taşımacılığı aksatırken, tedarik zincirlerinde kesintiler yaşandı ve bazı tarım ürünlerinde verim düştü.

Ekonomistler, yaz aylarında yaşanan aşırı hava koşullarının Avrupa ekonomisinin büyümesi üzerinde ölçülebilir bir etki bırakabileceği uyarısında bulunuyor.

Avrupa Merkez Bankası da hava koşullarından kaynaklanan şokların enflasyon üzerinde belirgin etkileri olabileceğini kabul ediyor.

Tahvil yatırımcıları iklim riskini modelliyor

Kapnick'e göre finansal piyasalar içinde iklim riskini fiyatlamaya başlayan ilk alanlardan biri tahvil piyasası oldu.

Sabit getirili menkul kıymet yatırımcıları artık sel, kuraklık, aşırı sıcaklık ve benzeri fiziksel risklerin ülkelerin ekonomik performansını ve borç ödeme kapasitesini nasıl etkileyebileceğini modellerine dahil etmeye çalışıyor.

Kapnick, bu alandaki yaklaşımın özellikle son iki yılda daha sofistike hale geldiğini belirtiyor.

Bununla birlikte, küresel ısınmanın tahvil faizlerini doğrudan yükselttiğini gösteren piyasa verileri şimdilik sınırlı.

Küresel tahvil piyasalarının ana gündeminde halen İran savaşının ekonomik sonuçları, büyüyen bütçe açıkları ve merkez bankalarının faizleri daha da artırabileceği beklentileri bulunuyor.

BIS: İklim afetleri borçlanma maliyetini artırıyor

Akademik çalışmalar ise iklim riskinin tahvil piyasaları üzerindeki etkisinin giderek daha görünür hale geldiğine işaret ediyor.

Uluslararası Ödemeler Bankası'nın (BIS) Temmuz 2025'te yayımladığı ve 52 gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeyi kapsayan araştırması, ani seller gibi ciddi fiziksel iklim şoklarının genellikle ülkelerin borçlanma maliyetlerini yükselttiğini ortaya koydu.

2000-2023 dönemini inceleyen araştırmaya göre, ekonomilerin düşük karbonlu sisteme geçişinden kaynaklanan “geçiş riskleri” de devlet tahvili faizlerini etkileyebiliyor.

IMF: İklim kırılganlığı tüm faiz eğrisini yukarı taşıyabilir

IMF'nin Temmuz 2026'da yayımladığı bir başka çalışma da benzer sonuçlara ulaştı.

2000-2020 döneminde 72 gelişmekte olan ülkeyi inceleyen araştırmaya göre doğal afetler getiri eğrisini belirgin biçimde dikleştiriyor. Ancak bu etkinin daha çok kısa vadeli borçlanma araçlarında görüldüğü belirtiliyor.

Buna karşılık bir ülkenin iklim değişikliğine karşı kırılganlığının kalıcı biçimde artması, yalnızca kısa vadeli tahvilleri değil, getiri eğrisinin tamamını yukarı kaydırabiliyor.

Bu da iklim riskinin zaman içinde devletlerin uzun vadeli finansman maliyetini artırabilecek bir faktöre dönüşebileceğine işaret ediyor.

Bilimden finansal fiyatlamaya geçiş zor

Tahvil yatırımcılarının karşısındaki temel sorun ise fiziksel iklim riskini doğrudan finansal bir değere dönüştürmek.

Kapnick bu güçlüğü şöyle özetliyor:

“Fizik ve bilim kolay. Ancak bunun finansal açıdan gerçekte ne anlama geldiğini hesaplamak çok daha zor.”

Bu nedenle iklim riskinin tahvil fiyatlamalarındaki ağırlığı henüz geleneksel faktörlerle karşılaştırılabilecek düzeyde değil.

Ancak aşırı hava olaylarının büyüme, enflasyon, kamu maliyesi ve ülkelerin borçlanma ihtiyacı üzerindeki etkileri arttıkça, iklim kırılganlığı da devlet tahvillerinin risk primini belirleyen unsurlardan biri haline gelebilir.

Bloomberg

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş