FT’den Türkiye’deki fon krizine sert yorum: “Fon kaçışı” riski
FT, Türkiye’de fon piyasasındaki likidite krizinin “fon kaçışına” dönüştüğünü yazdı. Zorunlu hisse satışlarının Borsa’daki baskıyı artırdığı belirtiliyor.
16 Eylül 2026

Financial Times (FT), Borsa İstanbul’da sert satışlara yol açan fon piyasasındaki likidite sorunlarını mercek altına aldı. Gazeteye göre bazı fonların düşük halka açıklığa sahip ve ilişkili şirket hisselerinde yoğunlaşmasıyla oluşan yapı, yatırımcıların para çekmeye başlamasıyla tersine dönüyor. East Capital’dan Emre Akçakmak yaşananları “kendi kendine yaratılmış, 1990’lar tarzı bir gelişen ülke hisse senedi piyasası krizi” olarak nitelendirirken, piyasada fiilen bir “fon kaçışı” yaşandığını savundu.
Financial Times, Türkiye yatırım fonları sektöründeki son gelişmelerin yalnızca birkaç portföy yönetim şirketinin likidite sorunlarından ibaret olmayabileceğini yazdı.
Gazetenin haberinde, BIST 100 endeksinin çarşamba günü yüzde 5’in üzerinde gerilediği ve salı günkü yüzde 2’yi aşan kaybın ardından satışların hızlandığı hatırlatıldı.
Bloomberg tarafından aktarılan Fintables fon akışı verilerine göre yatırımcıların yalnızca çarşamba günü yatırım fonlarından 1 milyar dolara kadar para çekmiş olabileceği belirtildi.
Pusula’daki temerrüt satışları tetikledi
FT’ye göre satış dalgasının ilk önemli tetikleyicisi, ağustos sonunda yaklaşık 13 milyar dolarlık varlık yöneten Pusula Portföy’ün bazı para piyasası ve yatırım fonlarında yatırımcıların pay iade taleplerini zamanında karşılayamadığını açıklaması oldu.
Ardından Tera Portföy de iki fonunda pay iade ödemelerinde temerrüt oluştuğunu KAP’a bildirdi ve altı serbest fonunda yatırımcı çıkışlarına ilişkin ödeme koşullarını değiştirdi.
Ancak FT’nin görüştüğü analistler sorunun yalnızca kısa vadeli bir likidite sıkışıklığından daha geniş olduğunu düşünüyor.
Gazeteye göre son iki yılda bazı yerli yatırım fonları, iştirakleri veya bağlantılı yapılar üzerinden kendileriyle ilişkili şirketlerin hisselerinde büyük pozisyonlar oluşturdu.
Bu şirketlerden bazılarında fiili dolaşımdaki hisse miktarının düşük olması nedeniyle fonların yoğun alımları hisse fiyatlarında büyük yükselişlere yol açtı.
FT: Yükselen hisseler fon değerlerini de şişirdi
FT’nin aktardığı mekanizmaya göre, fonların portföylerinde bulunan hisselerin fiyatlarının yükselmesi fonların net aktif değerini artırdı.
Ortaya çıkan yüksek getiriler daha fazla yatırımcının fonlara girmesini sağladı. Yeni gelen para ise aynı veya ilişkili hisselerde yeni alımlar yapılmasına olanak verdi.
Böylece hisse fiyatları ile fon performansı arasında birbirini besleyen bir mekanizma oluştu.
FT, Pusula’ya ait iki önemli fonun yalnızca 2026’nın ilk yedi ayında sırasıyla yüzde 164 ve yüzde 144 yükseldiğine dikkat çekti.
Tera Portföy bünyesindeki bazı fonlarda ise daha yüksek getiriler görüldü.
Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen daha önce grubun faaliyetlerinin mevzuata uygun olduğunu belirtmişti.
Şimdi mekanizma tersine mi dönüyor?
FT’ye göre asıl tehlike, yükseliş döneminde fon getirilerini hızlandıran mekanizmanın yatırımcı çıkışları başladığında ters yönde çalışması.
Yatırımcıların paylarını iade etmek istemesi fonların nakit yaratmasını gerektiriyor. Bunun için portföylerdeki hisselerin satılması halinde hisse fiyatları düşüyor.
Hisse fiyatlarının düşmesi fonların net aktif değerini aşağı çekerken, zararların artması yeni yatırımcı çıkışlarını tetikleyebiliyor.
Bu durumda fonlar yeniden satış yapmak zorunda kalabiliyor ve satış-fiyat düşüşü-yeni fon çıkışı şeklinde kendi kendini besleyen bir döngü ortaya çıkabiliyor.
“Fiilen bir fon kaçışı yaşanıyor”
East Capital’da Dubai merkezli portföy danışmanı Emre Akçakmak, FT’ye yaptığı değerlendirmede oldukça sert ifadeler kullandı.
Akçakmak yaşananları:
“Kendi kendine yaratılmış, 1990’lar tarzı bir gelişen ülke hisse senedi piyasası krizi”
olarak tanımladı.
Akçakmak, bu tür fon yapılarındaki büyümenin uzun süredir piyasadaki en açık risklerden biri olduğunu, ancak belirleyici düzenleyici müdahalenin MSCI’ın uyarısının ardından geldiğini savundu.
Akçakmak’a göre piyasada şu anda fiilen bir “fund run”, yani likidite korkusuyla yatırımcıların fonlardan hızla çıkmaya çalıştığı bir fon kaçışı yaşanıyor.
Yarım milyondan fazla hesap Tera Grubu’nda
FT, gelişmelerden on binlerce bireysel yatırımcının etkilenebileceğine dikkat çekti.
Ağustos sonunda Pusula’nın yaklaşık 241 bin yatırım hesabı bulunuyordu.
Pusula ile devralma görüşmelerini sürdüren Tera Grubu’nda ise 500 binden fazla hesap vardı.
İki şirket ağustos sonu itibarıyla toplam yaklaşık 27 milyar dolarlık varlık yönetiyordu.
Bu büyüklük, fon piyasasındaki sorunların neden Borsa İstanbul açısından yakından takip edildiğini de ortaya koyuyor.
MSCI haziranda “koordineli işlemler” uyarısı yapmıştı
Sorunun uluslararası yatırımcıların gündemine taşınmasındaki önemli dönüm noktalarından biri MSCI’ın haziran ayında yaptığı açıklama oldu.
FT’nin aktardığına göre MSCI, uluslararası yatırımcıların özellikle küçük halka açık şirketlerle bağlantılı fon pozisyonlarında “olası koordineli işlem davranışlarının tekrarlanan örneklerini” tespit ettiğini bildirmişti.
MSCI, kasım ayındaki değerlendirmesine kadar “somut ve güvenilir ilerleme” görülmemesi halinde Türkiye’nin endekslerdeki sınıflandırmasına ilişkin bir istişare süreci başlatabileceğini açıklamıştı.
Böyle bir süreç, nihai aşamada Türkiye’nin gelişen piyasalar kategorisinden sınır piyasalar kategorisine alınmasının tartışılmasına kadar gidebilir.
SPK düzenlemeleri satış baskısını artırdı
FT’ye göre ağustos sonunda Sermaye Piyasası Kurulu tarafından getirilen daha sıkı kurallar, fonları yoğunlaşmış hisse pozisyonlarını azaltmaya zorladı.
Ancak düzenlemelere uyum amacıyla başlayan satışlar, yatırımcıların fonlardan çıkış taleplerinin artmasıyla hızlandı.
Böylece bazı fonlar zararına satış yapmak zorunda kalırken, piyasa otoritelerinin önlemeye çalıştığı dalgalanmanın daha da büyümesi riski ortaya çıktı.
Bu hafta Borsa İstanbul’da yaşanan sert satışların arkasındaki önemli faktörlerden birinin de bu süreç olduğu değerlendiriliyor.
Fon krizi şirketlerin finansmanını da vurabilir
FT, yaşananların Türkiye açısından hassas bir döneme denk geldiğine dikkat çekti.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek yönetimindeki ekonomi programı uluslararası yatırımcı güvenini yeniden tesis etmeyi hedeflerken, yüksek faizler şirketlerin banka kredisine erişimini pahalılaştırdı.
Yıllık enflasyonun yüzde 31,5 civarında seyretmesi nedeniyle uygulanan sıkı para politikası da finansman maliyetlerini yüksek tutuyor.
Bunun sonucunda Türk şirketleri sermaye piyasalarına daha fazla yönelmeye başladı.
2026’nın ilk sekiz ayında 34 şirket toplam 82,4 milyar TL büyüklüğünde halka arz gerçekleştirdi. 2025 yılının tamamındaki halka arz büyüklüğü ise 45,2 milyar TL olmuştu.
Şimşek de daha önce Türkiye’nin banka ağırlıklı finansman sisteminden sermaye piyasalarının daha büyük rol oynadığı bir modele geçmesini istediğini açıklamıştı.
TCMB verilerine göre yabancı yatırımcıların 4 Eylül itibarıyla Türkiye hisse senetlerindeki pozisyonları yaklaşık 41 milyar dolar seviyesindeydi.
Şimşek: Banka dışı finans sektöründe ilave düzenleme gerekiyor
FT, Türk yetkililerin son dönemde fon ve sermaye piyasalarındaki riskler konusunda daha açık mesajlar vermeye başladığına da dikkat çekti.
Şimşek daha önce piyasada “manipülasyon” yapıldığının hükümet tarafından bilindiğini söylemiş ve daha sıkı düzenlemelerin geleceğinin sinyalini vermişti.
Adalet Bakanı Akın Gürlek de geçen hafta cezai nitelikteki piyasa manipülasyonunun “karşılıksız kalmaması” gerektiğini belirtirken, çok sayıda vatandaşın sermaye piyasalarında yatırımcı olması nedeniyle piyasaların gereksiz biçimde tedirgin edilmemesi gerektiğini söylemişti.
Şimşek ise çarşamba günü Borsa İstanbul’daki sert satışlar devam ederken yaptığı televizyon açıklamasında doğrudan Pusula veya yaşanan piyasa hareketlerinden söz etmeden:
“Banka dışı finans sektörüne ilave düzenleme ve denetim gerekiyor”
mesajını verdi.
“Şimşek’in şimdiye kadarki en büyük sınavı olabilir”
RBC BlueBay Asset Management Kıdemli Ülke Stratejisti Timothy Ash ise FT’ye yaptığı değerlendirmede yaşananların ekonomi yönetimi açısından önemine dikkat çekti.
Ash, “Bu belki de Şimşek’in şimdiye kadarki en büyük sınavı” değerlendirmesinde bulunurken, Şimşek’e güvendiğini de ekledi.
Fon piyasasındaki likidite sıkışıklığının bundan sonraki seyri yalnızca Borsa İstanbul açısından değil, Türkiye’nin sermaye piyasalarını şirketler için alternatif bir finansman kanalı haline getirme hedefi açısından da kritik olacak.
Piyasaların temel sorusu ise yükseliş döneminde birbirini besleyen fon girişleri-hisse alımları-yüksek getiriler döngüsünün, şimdi fon çıkışları-zorunlu satışlar-fiyat düşüşleri şeklinde tersine dönüp dönmediği.
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.



