Fransa'da 575 bin kişi sokakta, Avrupa tahvilleri çöküyor
Fransa'da 575 bin kişi protestoya katıldı. Tahvil faizi yüzde 5'i aşarken İspanya ve Belçika'daki siyasi krizler Avrupa borç piyasalarını sarstı.
6 Kasım 2026

Özet: Fransa'da hayat pahalılığı, düşük ücretler ve kamu hizmetlerindeki kesintilere karşı düzenlenen protestolara resmi rakamlara göre 575 bin, sendikalara göre 1,6 milyon kişi katıldı. Hükümetin 2027 bütçesini parlamentodan geçirememesi siyasi krizi derinleştirirken Fransa'nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5'i aşarak 24 yılın zirvesini gördü. İspanya ve Belçika'da da hükümet karşıtı gösteriler ve seçim belirsizliği tahvil piyasalarını sarsıyor. Avrupa'da siyasi istikrarsızlık ile büyüyen kamu borçlarının birbirini beslemesinden endişe ediliyor.
Fransa'da protestolar büyüyor: 575 bin kişi sokaklara çıktı
Fransa'da eylül ayında başlayan hükümet karşıtı protestolar, perşembe günü düzenlenen ülke çapındaki gösterilerle yeni bir boyuta ulaştı.
Ülkenin başlıca kamu ve özel sektör sendikalarının çağrısıyla düzenlenen gösterilere İçişleri Bakanlığı verilerine göre yaklaşık 575 bin kişi katıldı. Etkili sendikalardan CGT ise katılımın 1,6 milyona ulaştığını açıkladı.
Resmi makamlarla sendikaların katılımcı sayılarına ilişkin tahminleri arasında Fransa'daki büyük protestolarda sıklıkla önemli farklılıklar görülüyor.
Son gösteriler, eylül ayından bu yana devam eden hareketin en geniş katılımlı eylemi olarak değerlendiriliyor.
Protestocular, hayat pahalılığına karşı önlem alınmasını, ücretlerin yükseltilmesini ve eğitim ile sağlık başta olmak üzere kamu hizmetlerine daha fazla kaynak ayrılmasını talep ediyor.
Gösteriler, Başbakan Sébastien Lecornu hükümetinin 2027 bütçesini parlamentodan geçirmekte zorlandığı ve kamu maliyesine ilişkin kaygıların arttığı bir dönemde gerçekleşti.
Fransa'daki siyasi gerilim, yalnızca hükümetin geleceğini değil, ülkenin borçlanma maliyetlerini de etkiliyor.
Sendikalar: Asgari ücret en az yüzde 10 artırılmalı
Protestoların merkezinde çalışanların satın alma gücündeki kayıplar bulunuyor.
CGT Genel Sekreteri Sophie Binet, perşembe günü yaptığı açıklamada bütün ücretlerin artırılması gerektiğini söyledi.
Binet, asgari ücrette en az yüzde 10 artış yapılmasını ve emekli aylıklarının yükseltilmesini talep etti.
Sendika lideri, okullara, üniversitelere ve hastanelere daha fazla kaynak ayrılması gerektiğini de vurguladı.
Sendikaların talepleri yalnızca ücret artışlarıyla sınırlı değil. Kamu hizmetlerinde personel ve finansman eksikliklerinin giderilmesi, eğitim yatırımlarının artırılması ve sosyal harcamaların korunması da gündemde.
Son haftalarda öğrenci hareketleri de protestolara katıldı.
Eğitime daha fazla bütçe ayrılmasını isteyen öğrencilerin gösterileri, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un yaklaşık on yıllık iktidarından memnun olmayan diğer toplumsal hareketlerle birleşti.
Böylece protestolar, ücret pazarlıklarının ötesine geçerek hükümetin ekonomi ve kamu harcamaları politikalarına yönelik daha geniş bir itiraz hareketine dönüştü.
448 gözaltı, 53 yaralı polis
Fransa İçişleri Bakanlığı, perşembe günkü gösterilerin büyük bölümünün barışçıl geçtiğini açıkladı.
Ancak bazı kentlerde güvenlik güçleriyle protestocular arasında çatışmalar yaşandı.
Bakanlığın yerel saatle 18.00 itibarıyla paylaştığı verilere göre 448 kişi gözaltına alındı, 53 polis memuru yaralandı.
Bordeaux, Lyon, Marsilya ve Rennes gibi kentlerde radikal ve aşırı sol grupların gösteriler sırasında şiddet olayları çıkarmaya çalıştığı belirtildi.
İçişleri Bakanlığı, güvenlik güçlerinin bu grupların eylemlerini büyük ölçüde engellediğini, ancak polis ve jandarma personelinin ciddi şiddetle karşılaştığını bildirdi.
Perşembe günkü gösteriler, 17 Ekim'de yaşanan yağma ve şiddet olaylarıyla karşılaştırıldığında daha kontrollü geçti.
17 Ekim'deki olaylarda sendikalar yürüyüşlerin koordinasyonunda yer almamış, bazı bölgelerde güvenlik güçleri olayları kontrol altına almakta zorlanmıştı.
Son gösterilerde ise sendikaların organizasyonunun eylemlerin daha düzenli yürütülmesinde etkili olduğu değerlendiriliyor.
Ulaşım ve eğitimde grevler hayatı aksattı
Protestoların etkisi Fransa'nın günlük yaşamında da hissedildi.
Ulusal demiryolu işletmesi SNCF, grevler nedeniyle gün boyunca tren seferlerinde aksama yaşanabileceğini duyurdu.
Paris'te çok sayıda metro istasyonu kapatıldı.
Liman işçileri de greve katılacaklarını açıkladı.
Fransa Eğitim Bakanlığı'nın verilerine göre öğretmenlerin yaklaşık yüzde 15'i perşembe günkü grev hareketine katıldı.
Ulaşım, eğitim ve kamu hizmetlerindeki aksaklıklar, sendikaların hükümet üzerindeki baskısını artırmayı amaçlayan eylem programının önemli bir bölümünü oluşturdu.
Hükümetten asgari ücret ve enerji fiyatları için adımlar
Başbakan Lecornu hükümeti, protestocuların bazı taleplerine karşılık vermeye hazırlanıyor.
Hükümet, asgari ücretin artırılması yönünde adım atılabileceğinin sinyalini verdi. Ancak artışın büyüklüğü ve uygulama takvimi henüz açıklanmadı.
Lecornu ayrıca kasım ayı başından itibaren dizel fiyatlarının düşürülmesine yardımcı olmak amacıyla stratejik rezervlerden 10 milyon varil dizel piyasaya sürüleceğini duyurdu.
Eğitim alanında ise sınıf mevcutlarına üst sınır getirilmesi, karmaşık üniversiteye giriş sisteminin yeniden düzenlenmesi ve okul ile üniversite binalarının yenilenmesi için finansman sağlanması vaat edildi.
Hükümet, yenileme projelerinde tercihli krediler ve ek kaynaklar kullanılabileceğini bildirdi.
Buna rağmen sendikalar açıklanan veya vaat edilen önlemleri yeterli bulmuyor.
Protestocular, satın alma gücündeki kayıpları telafi edecek daha kapsamlı ücret ve emeklilik düzenlemeleri talep ediyor.
Ancak bu taleplerin karşılanması, Fransa'nın bozulan kamu maliyesi nedeniyle giderek zorlaşıyor.
Fransa ekonomisi daraldı, bütçe krizi derinleşti
Fransa'daki toplumsal huzursuzluk, ekonomik büyümenin zayıfladığı bir döneme denk geliyor.
Avrupa Merkez Bankası'nın geçen hafta aktardığı verilere göre Fransa ekonomisi üçüncü çeyrekte beklenmedik biçimde daraldı.
Ekonomik faaliyetlerdeki zayıflama, vergi gelirlerine ilişkin beklentileri baskılarken hükümetin bütçe açığını azaltma hedeflerini de zorlaştırıyor.
Lecornu hükümeti, 2027 yılı için kamu açığını düşürmeyi amaçlayan bir bütçeyi parlamentodan geçirmeye çalışıyor.
Ancak siyasi partiler arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle bütçe görüşmeleri çıkmaza girmiş durumda.
Ulusal Meclis, çarşamba günü çok sayıda değişiklik önergesiyle yeniden şekillendirilen bütçe tasarısını neredeyse oybirliğiyle reddetti.
Böylece tasarı, ilk haliyle Senato'ya geri gönderildi.
Maliye Bakanı Roland Lescure, bütçenin kabul edilmesi için anayasal bir mekanizmanın veya kararname yönteminin kullanılabileceğini açıkladı.
Anayasal mekanizmanın tercih edilmesi halinde hükümetin güven oylaması riskiyle karşılaşması mümkün.
Bu gelişmeler, bütçe tartışmasının aynı zamanda hükümetin siyasi geleceğini ilgilendiren bir krize dönüştüğünü gösteriyor.
Fransız tahvil faizleri 24 yılın zirvesini gördü
Siyasi belirsizlik ve bütçe açığına ilişkin endişeler, Fransa'nın borçlanma maliyetlerinde sert yükselişe neden oldu.
Fransa'nın gösterge niteliğindeki 10 yıllık devlet tahvili faizi, geçen ayın 21'inde yüzde 5'in üzerine çıkarak son 24 yılın en yüksek seviyesine ulaştı.
Faiz daha sonra bir miktar geriledi ve 4 Kasım itibarıyla yüzde 4,78 düzeyine indi.
Ancak bu oran, bir yıl öncesine göre 1,35 puan daha yüksek.
Tahvil faizlerinin yükselmesi, mevcut tahvillerin piyasa fiyatlarının düşmesi anlamına geliyor.
Bu nedenle Fransa'daki siyasi gerilim ve kamu maliyesine ilişkin kaygılar, devlet tahvili yatırımcıları açısından önemli kayıplara yol açtı.
Fransa ile Almanya'nın 10 yıllık tahvil faizleri arasındaki fark da geçen ay 178 baz puana kadar yükseldi.
Bu seviye, Avrupa'nın geçmişte yaşadığı kamu borcu krizleri sırasında görülen farklara yaklaştı.
Alman devlet tahvilleri, Avrupa tahvil piyasalarında güvenli varlık ve karşılaştırma ölçütü olarak kabul ediliyor.
Fransa'nın Almanya'ya kıyasla çok daha yüksek faizle borçlanması, yatırımcıların Fransız kamu maliyesi için daha yüksek risk primi talep ettiğini gösteriyor.
L'Oréal bile Fransız devletinden daha ucuza borçlanıyor
Fransa tahvil piyasasındaki gerilimin dikkat çekici sonuçlarından biri, bazı büyük özel şirketlerin devletten daha düşük faizle borçlanabilmesi.
Fransız kozmetik şirketi L'Oréal'in eylül ayında ihraç ettiği yedi yıl vadeli tahvilin getirisi yüzde 4 düzeyinde bulunuyor.
Aynı vadeye sahip Fransız devlet tahvillerinin getirisi ise yüzde 4,37 seviyesinde.
Dolayısıyla yatırımcılar, belirli vadelerde L'Oréal'in borçlanma araçları için Fransız devlet tahvillerinden daha düşük getiri kabul ediyor.
Bloomberg'in geçen ay aktardığı verilere göre yüksek kredi kalitesine sahip Fransız şirket tahvillerinin yüzde 38'i devlet tahvillerinin üzerinde fiyatlanıyor.
Bu durum, yatırımcıların Fransız kamu borcuna ilişkin risk algısının ne ölçüde yükseldiğini ortaya koyuyor.
Ancak şirket tahvilleri ile devlet tahvillerinin getirileri değerlendirilirken vade, likidite ve ihraç koşullarındaki farklılıkların da dikkate alınması gerekiyor.
İspanya'da konut protestoları tahvil piyasasını vurdu
Avrupa'daki mali ve siyasi gerilim yalnızca Fransa ile sınırlı değil.
İspanya'da yükselen konut maliyetlerine karşı düzenlenen protestolar, siyasi krizin derinleşmesiyle birlikte devlet tahvillerine de yansıdı.
İspanya'nın 10 yıllık devlet tahvili faizi geçen ayın 2'sinde gün içinde yüzde 4,21'e kadar çıkarak Aralık 2013'ten bu yana en yüksek seviyesini gördü.
Geçen ayın 22'sinde faiz yüzde 4,05 seviyesindeydi.
İspanyol ve Alman devlet tahvilleri arasındaki getiri farkı ise 71 baz puana ulaşarak yılın en geniş seviyesine çıktı.
Konut fiyatları ve kiralardaki artışlara karşı büyüyen toplumsal tepki, siyasi istikrarsızlığı artırdı.
Parlamentonun feshedilmesinin ardından İspanya'nın bu ay genel seçime gitmesi bekleniyor.
Seçim süreci, hükümetin kamu harcamaları ve bütçe açığına ilişkin kararlarını daha da zorlaştırabilecek bir unsur olarak değerlendiriliyor.
Belçika'da kemer sıkma protestoları hükümeti sarstı
Euro Bölgesi'nin altıncı büyük ekonomisi Belçika'da da benzer bir tablo ortaya çıktı.
Hükümetin kemer sıkma politikalarına karşı düzenlenen protestolar, siyasi krizi derinleştirdi.
Başbakanın istifasıyla sonuçlanan süreçte Belçika'nın devlet tahvili faizi yüzde 4,28'e kadar yükseldi.
Bu oran, bir yıl öncesine göre 1,09 puanlık artış anlamına geliyor.
Başbakanın istifasının kesinleşmesinin ardından ülkenin yıl içinde erken genel seçime gitmesi bekleniyor.
Belçika'da bütçe açıkları ve kamu harcamalarına ilişkin tartışmalar, seçim öncesinde siyasi partiler arasındaki anlaşmazlıkları artırıyor.
Yatırımcılar ise yeni hükümetin kamu maliyesini nasıl yöneteceğine ilişkin belirsizliği fiyatlıyor.
Avrupa'da seçim takvimi mali riskleri artırıyor
Fransa, İspanya ve Belçika'daki gelişmelerin ortak özelliği, büyüyen bütçe sorunlarının seçim belirsizliğiyle aynı döneme denk gelmesi.
Fransa'da cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin gelecek yıl nisan ayından itibaren yapılması öngörülüyor.
İspanya'da parlamento feshedildiği için genel seçim süreci başlamış durumda.
Belçika'da ise hükümet krizinin erken seçimle sonuçlanması bekleniyor.
Bu ülkelerde siyasi partiler, bir yandan seçmenlerin hayat pahalılığı ve kamu hizmetleri konusundaki taleplerine yanıt vermeye çalışırken diğer yandan bütçe açıklarını azaltma baskısıyla karşı karşıya bulunuyor.
Ancak seçim dönemlerinde kamu harcamalarını kısıtlayan, emeklilik sisteminde değişiklik öngören veya sosyal hakları sınırlayan politikaların savunulması siyasi açıdan zorlaşıyor.
Bu durum, kamu maliyesindeki sorunların çözümünün ertelenmesi riskini artırıyor.
Popülist partilerin yükselişi borç piyasalarını endişelendiriyor
Avrupa tahvil piyasalarında dikkatle izlenen bir diğer gelişme, seçim kampanyalarında popülist partilerin güç kazanması.
Analistler, bütçe açıklarının azaltılmasına yönelik politikaların seçim rekabeti nedeniyle geri plana itilmesinden endişe ediyor.
Uluslararası Finans Merkezi'nin gelişmiş ekonomiler bölümünden Kang Young-sook, seçimler yaklaştıkça siyasi partilerin seçmenlerin karşı çıktığı reformları savunmakta zorlandığını belirtti.
Kang'a göre emeklilik reformu gibi toplumda tepki yaratan önlemler, seçim dönemlerinde siyasi partiler açısından daha az cazip hale geliyor.
Bu nedenle hükümetlerin kamu harcamalarını azaltma yönündeki teşvikleri zayıflıyor.
Kang, siyasi risklerin ekonomik ve mali riskleri büyütme ihtimalinin yakından izlenmesi gerektiğini vurguladı.
Avrupa'da siyasi kriz kamu borcu krizini tetikler mi?
Avrupa'nın büyük ekonomilerinde tahvil faizlerinin yükselmesi, kamu maliyesi üzerindeki baskıyı artırıyor.
Yüksek faiz oranları, devletlerin yeni borçlanmalarını ve vadesi gelen borçlarını çevirmelerini daha maliyetli hale getiriyor.
Bu durum, zaten yüksek bütçe açıklarıyla mücadele eden hükümetlerin hareket alanını daraltıyor.
Aynı zamanda kemer sıkma politikalarına karşı toplumsal tepki büyürken hükümetlerin harcamaları azaltması siyasi açıdan zorlaşıyor.
Fransa'da yüz binlerce kişinin katıldığı protestolar, bütçe tasarısının parlamentoda reddedilmesi ve tahvil faizlerinin 24 yılın zirvesine ulaşması, bu sorunların aynı anda yaşandığını gösteriyor.
İspanya ve Belçika'daki gelişmeler de siyasi istikrarsızlık ile mali risklerin birbirini besleyebileceğine ilişkin kaygıları artırıyor.
Analistlerin uyarısı, seçimler öncesinde bütçe sorunlarının çözülememesi halinde Avrupa devlet tahvillerinde satış baskısının devam edebileceği yönünde.
Bununla birlikte tahvil getirilerindeki yükselişin mutlaka bir kamu borcu krizine dönüşeceği söylenemez. Bu sonuç, hükümetlerin bütçe politikalarına, seçimlerin ardından oluşacak siyasi dengelere ve finansman koşullarına bağlı olacak.
FT, Big Go Finance
Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz?
Bize e-mail atın: istanbulanalytics@gmail com
Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez.
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.




