Dolar/TL50,13
0.02%
Euro/TL55,93
0.43%
Gram Altın6.568,15
0.92%
BIST 10011.482,60
1.32%
Brent Petrol$98,32
0.03%
Gümüş/Ons$51,94
0.83%
Gedik Yatırım
Dünya Ekonomisi

Dünya Bankası uyardı: Gelişmekte olan ülkelerde borç krizi derinleşiyor, faiz yükü ekonomileri zorluyor

Dünya Bankası: Gelişmekte olan ülkelerde kamu borcu GSYH'nin yüzde 70'ini aştı. Artan faiz yükü büyümeyi ve kamu yatırımlarını tehdit ediyor.

8 Kasım 2026

Dünya Bankası uyardı: Gelişmekte olan ülkelerde borç krizi derinleşiyor, faiz yükü ekonomileri zorluyor

Dünya Bankası'nın Haziran 2026 Küresel Ekonomik Beklentiler Raporu, gelişmekte olan ekonomilerde kamu borcunun 2010 yılında GSYH'nin yüzde 40'ının altındayken 2025'te yüzde 70'i aştığını ortaya koydu. Borç faiz ödemelerinin kamu gelirlerine oranı aynı dönemde yüzde 6'dan yüzde 11'e yükseldi. Düşük ve orta gelirli ülkelerin yaklaşık yarısı ise borç sıkıntısı yaşıyor veya yüksek risk altında bulunuyor.

Gelişmekte olan ülkelerde kamu borcu 15 yılda hızla yükseldi

Dünya Bankası, gelişmekte olan ve yükselen piyasa ekonomilerinde (EMDE) kamu borçlarının son 15 yılda önemli ölçüde arttığını bildirdi.

Haziran 2026 tarihli Küresel Ekonomik Beklentiler Raporu'nda yer alan değerlendirmeye göre bu ülkelerin toplam kamu borcunun GSYH'ye oranı, 2010 yılında yüzde 40'ın altındayken 2025 itibarıyla yüzde 70'in üzerine çıktı.

Borçlardaki artışın arkasında hem ülkelerin uyguladığı maliye politikaları hem de küresel ekonominin karşı karşıya kaldığı büyük dış şoklar bulunuyor.

Çin hesaplama dışında bırakıldığında borç artışı daha sınırlı kalıyor. Ancak Dünya Bankası, Çin hariç tutulduğunda da yükselişin önemli boyutlarda olduğunu vurguluyor.

Rapora göre kamu borçlarının artması, gelişmekte olan ekonomilerde faiz oranlarını yükseltiyor, borç servis maliyetlerini artırıyor ve borç ödeme güçlüğüne düşme riskini büyütüyor.

Kamu gelirlerinin yüzde 11'i borç faizine gidiyor

Dünya Bankası'nın dikkat çektiği en önemli gelişmelerden biri, kamu borcunun finansman maliyetindeki artış.

Gelişmekte olan ülkelerde kamu borcunun faiz yükünün kamu gelirlerine oranı 2010 yılında yüzde 6 düzeyindeyken 2025'te tahminen yüzde 11'e yükseldi.

Bu durum, hükümetlerin diğer harcama alanlarına ayırabileceği kaynakları daraltıyor.

Rapora göre artan borç servisi ödemeleri özellikle şu alanlardaki kamu harcamalarını baskılayabiliyor:

  • Altyapı yatırımları

  • Sağlık ve eğitim hizmetleri

  • Sosyal güvenlik ve sosyal koruma programları

  • Verimliliği artırmaya yönelik kamu yatırımları

  • İstihdam yaratılmasını destekleyen reformlar

Borç faizlerinin kamu bütçesindeki payının artması, ekonomik büyümenin uzun vadeli temellerini güçlendirecek yatırımları sınırlayabiliyor.

Üstelik yüksek faiz ödemelerini karşılamak için yeniden borçlanılması, borç stokunun daha da büyümesine neden olabiliyor.

Düşük ve orta gelirli ülkelerin yarısı borç sıkıntısı riski altında

Dünya Bankası verilerine göre borç sıkıntısı yaşayan veya yüksek borç sıkıntısı riski altında bulunan düşük ve orta gelirli ülkelerin oranı 2015 yılında yüzde 26 düzeyindeydi.

Bu oran 2026 itibarıyla yaklaşık yüzde 50'ye yükseldi.

Başka bir ifadeyle söz konusu ülke grubunun yaklaşık yarısı, kamu borçlarının sürdürülebilirliği açısından ciddi risklerle karşı karşıya.

Raporda, borç stokunun büyümesinin yalnızca mevcut faiz giderlerini artırmadığı, yeni borçlanmanın maliyetini de yükselttiği belirtiliyor.

Üstelik borçluluk düzeyi arttıkça ilave borcun faizler üzerindeki etkisi de güçleniyor.

Borç yükseldikçe yeni borçlanmanın maliyeti katlanıyor

Dünya Bankası araştırmasının önemli bulgularından biri, kamu borcu ile devlet tahvillerinin risk primi arasındaki ilişkinin doğrusal olmaması.

Borç seviyesi yükseldikçe aynı miktardaki ek borçlanma, finansman maliyetlerinde daha büyük artışa neden oluyor.

Rapordaki hesaplamalara göre:

  • Kamu borcu/GSYH oranı yüzde 45 olduğunda: Borç oranındaki 1 puanlık artış, ülke risk primini yaklaşık 8 baz puan yükseltiyor.

  • Kamu borcu/GSYH oranı yüzde 80 olduğunda: Aynı 1 puanlık artış, risk primini yaklaşık 26 baz puan yükseltiyor.

Benzer bir ilişki yerel para cinsinden devlet tahvillerinde de görülüyor.

Borç oranı yüzde 45 düzeyindeyken ilave 1 puanlık borçlanma, yerel para cinsi tahvil faizlerini yaklaşık 2 baz puan artırıyor.

Borç oranı yüzde 80'e çıktığında ise aynı artışın faizlere etkisi yaklaşık 8 baz puana ulaşıyor.

Dünya Bankası, dış borçlanma risk primlerinin kamu borcuna karşı yerel para cinsi tahvil faizlerinden daha duyarlı olmasını bazı ülkelerde finansal baskılama, parasallaştırma veya yerli yatırımcıların yerel tahvillere yönelme eğilimiyle ilişkilendiriyor.

ABD, Avrupa ve Japonya'nın borçları da gelişmekte olan ülkeleri etkiliyor

Rapora göre gelişmekte olan ülkelerin finansman maliyetlerini artıran tek unsur kendi borçları değil.

Gelişmiş ekonomilerde kamu borçlarının yükselmesi de uluslararası faizler üzerinden gelişmekte olan ülkelere ek maliyet getiriyor.

Dünya Bankası'nın hesaplamalarına göre ABD, Euro Bölgesi ve Japonya'nın kamu borcu/GSYH oranları 2010-2024 döneminde ortalama yaklaşık 12 puan yükseldi.

Bu artışın söz konusu ekonomilerin ağırlıklı ortalama 10 yıllık gösterge tahvil faizlerini yaklaşık 35 baz puan artırdığı tahmin ediliyor.

Gelişmiş ekonomilerdeki bu faiz artışının gelişmekte olan ülkelere yansıması ise şöyle hesaplanıyor:

  • Dolar cinsinden devlet tahvili getirilerinde yaklaşık 35 baz puan artış.

  • Yerel para cinsi tahvil getirilerinde yaklaşık 10 baz puan artış.

Aynı dönemde gelişmekte olan ülkelerin kendi kamu borçlarındaki artışın etkisi ise daha yüksek:

  • Dolar cinsi devlet tahvili getirilerinde yaklaşık 115 baz puan artış.

  • Yerel para cinsi tahvil getirilerinde yaklaşık 30 baz puan artış.

Dünya Bankası, bu tahminlerin farklı varsayımlara dayanan modellerden üretildiğini ve kesin büyüklüklerin ihtiyatla değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Bununla birlikte sonuçlar, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde artan kamu borçlarının gelişmekte olan ekonomilerin finansman maliyetlerini yukarı çektiğine işaret ediyor.

Kırılgan ekonomiler borç artışından daha fazla etkileniyor

Dünya Bankası araştırması, borç artışının faizler üzerindeki etkisinin ülkelerin ekonomik ve kurumsal özelliklerine göre önemli ölçüde değiştiğini gösteriyor.

Geçmişte borç krizi yaşamış ülkelerde kamu borcundaki artışın risk primlerine etkisi, böyle bir geçmişi bulunmayan ülkelerin yaklaşık iki katına ulaşıyor.

Yatırım yapılabilir kredi notuna sahip olmayan ülkelerde ise risk primlerinin ilave borçlanmaya duyarlılığı, yatırım yapılabilir kredi notuna sahip ülkelere kıyasla yüzde 50 daha yüksek.

Gelişmekte olan piyasalar ile sınır piyasalar arasında da belirgin fark bulunuyor.

Kamu borcu/GSYH oranındaki 1 puanlık artış:

  • Gelişmekte olan piyasalarda risk primini yaklaşık 6 baz puan artırıyor.

  • Sınır piyasalarda ise yaklaşık 24 baz puan artırıyor.

Dolayısıyla finansal kırılganlığı yüksek ülkelerde aynı miktardaki ek borçlanmanın maliyeti çok daha ağır olabiliyor.

Rapora göre kısa vadeli borçların toplam borç içindeki payının yüksek olması da faizlerin borç artışına duyarlılığını belirgin biçimde artırıyor.

Zayıf yönetişim ise özellikle yerel para cinsi tahvil getirilerinin kamu borcuna duyarlılığını yükseltiyor.

Borcu azaltmanın getirisi yüksek borçlu ülkelerde daha fazla

Dünya Bankası, kamu borcunun azaltılmasının finansman maliyetleri üzerindeki olumlu etkisini de hesapladı.

Araştırmaya göre borç seviyesi yükseldikçe borç azaltımından sağlanabilecek faiz tasarrufu büyüyor.

Kamu borcu/GSYH oranı yüzde 30 olduğunda, borç oranının 1 puan düşürülmesiyle sağlanabilecek yıllık tasarruf:

  • Döviz cinsi borçlarda GSYH'nin yüzde 0,04'ü.

  • Yerel para cinsi borçlarda GSYH'nin yüzde 0,07'si.

Bu hesaplamalar sırasıyla yüzde 4 ve yüzde 7 oranında getiriye karşılık geliyor.

Kamu borcu/GSYH oranı yüzde 60 olduğunda ise aynı büyüklükteki borç azaltımının yıllık tasarrufu:

  • Döviz cinsi borçlarda GSYH'nin yüzde 0,12'si.

  • Yerel para cinsi borçlarda GSYH'nin yüzde 0,10'u.

Böylece hesaplanan getiri oranları sırasıyla yüzde 12 ve yüzde 10'a yükseliyor.

Ancak Dünya Bankası önemli bir teknik uyarıda bulunuyor.

Bu hesaplamalar, kalan borç stokunun tamamının daha düşük faiz oranlarıyla yeniden fiyatlandığını varsayıyor.

Gerçekte ise mevcut tahvillerin vadesinin dolması ve daha düşük faizlerle yeniden finanse edilmesi zaman alacağından tasarruflar kademeli biçimde ortaya çıkacak.

Dünya Bankası'ndan mali disiplin ve borç yönetimi çağrısı

Dünya Bankası, artan kamu borçlarının gelişmekte olan ülkelerde büyüme ve istihdam üzerindeki olumsuz etkilerini sınırlamak için mali yapının güçlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Raporda öne çıkan politika önerileri şöyle:

  • Vergi gelirlerinin artırılması: Kamu gelirlerinin daha güçlü ve sürdürülebilir hale getirilmesi.

  • Kamu harcamalarında verimlilik: Mevcut kaynakların daha etkin kullanılması.

  • Borç yönetiminin iyileştirilmesi: Borçlanma stratejilerinin maliyet ve riskler dikkate alınarak düzenlenmesi.

  • Vadelerin uzatılması: Kısa vadeli borçların yenilenmesinden kaynaklanan finansman risklerinin azaltılması.

  • Yerel borç piyasalarının geliştirilmesi: İç finansman kaynaklarının derinleştirilmesi.

  • Borç karşılığı kalkınma programları: Uygun koşullarda borç yükünü hafifletirken kalkınma harcamalarını destekleyen takas mekanizmalarının kullanılması.

Dünya Bankası'nın araştırması, yüksek kamu borcunun yalnızca bütçe dengelerini bozmakla kalmadığını, faiz maliyetlerini artırarak gelecekteki ekonomik büyümeyi destekleyecek kamu yatırımlarını da sınırlayabildiğini ortaya koyuyor.

Rapora göre özellikle yüksek borçlu ve finansal açıdan kırılgan ülkelerde mali dengelerin güçlendirilmesi, borçlanma maliyetlerinin düşürülmesi açısından daha büyük fayda sağlayabilir.

Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz?

Bize e-mail atın: istanbulanalytics@gmail com

Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez.

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş

İlgili Haberler

Banka İflası ve Kitlesel Protestolar, Paraguay Devlet Başkanı’nı İstifaya Zorladı
Dünya Ekonomisi

Banka İflası ve Kitlesel Protestolar, Paraguay Devlet Başkanı’nı İstifaya Zorladı

Paraguay Devlet Başkanı Santiago Peña, hisse sahibi olduğu dev dijital bankanın batması ve halkın yarısının birikimlerinin dondurulması üzerine çıkan protestoların ardından istifa etmek zorunda kaldı. Sokaklara dökülen binlerce gösterici mağduriyetlerinin giderilmesini talep ederken, parlamentodaki azil süreci ve yolsuzluk soruşturmaları ülkedeki siyasi krizi derinleştirdi.

7 Kasım 2026