Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Gedik Yatırım
Gündem

Çocuk yoksulluğunda içler acıtan tablo

Türkiye’de çocukların yüzde 36,8’i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında. Her beş öğrenciden biri parasızlık nedeniyle öğün atlıyor.

23 Eylül 2026

Çocuk yoksulluğunda içler acıtan tablo
Türkiye’de çocuk yoksulluğu alarm veriyor: Her 100 çocuktan 37’si risk altında

Türkiye’de çocuk yoksulluğuna ilişkin veriler çarpıcı bir tablo ortaya koyuyor. Her 100 çocuktan yaklaşık 37’si yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında bulunurken, 15 yaşındaki öğrencilerin yaklaşık beşte biri parasızlık nedeniyle haftada en az bir kez yemek yiyemediğini belirtiyor. Yeni eğitim yılıyla birlikte okulda beslenme desteğinin sosyal yardım mı yoksa eğitimin temel bir parçası mı olduğu tartışması yeniden gündemde.

Türkiye’de toplam nüfusun yüzde 27,9’u yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında bulunurken, çocuklarda bu oran yüzde 36,8’e yükseliyor.

Bu rakamlar ekonomik kırılganlığın yaş grupları arasında da eşit dağılmadığını gösteriyor. Çocukların yoksulluk ve sosyal dışlanma riskiyle karşılaşma olasılığı genel nüfusa kıyasla belirgin biçimde daha yüksek.

Çocukluk dönemindeki yoksunluk ise yalnızca bugünkü gelir ve tüketim sorunuyla sınırlı kalmıyor. Eğitimden sağlığa kadar birçok alanda oluşan dezavantajlar yetişkinlik dönemine taşınabiliyor.

Bu nedenle çocuk yoksulluğu, hanelerin geçici bütçe sıkıntısının ötesinde uzun vadeli bir kalkınma sorunu olarak değerlendiriliyor.

Her beş öğrenciden biri parasızlık nedeniyle öğün atlıyor

Çocuk yoksulluğunun en çarpıcı sonuçlarından biri okullarda görülüyor.

OECD’nin PISA 2022 araştırmasına göre Türkiye’deki 15 yaş grubu öğrencilerin yüzde 19,3’ü, araştırmadan önceki bir aylık dönemde parasızlık nedeniyle haftada en az bir kez yemek yiyemediğini bildirdi.

Bu oran neredeyse her beş öğrenciden birine karşılık geliyor.

OECD verileri ülkeler düzeyinde gıda güvensizliği ile matematik performansı arasında güçlü negatif ilişki bulunduğunu da gösteriyor.

Bu ilişki tek başına yetersiz beslenmenin düşük akademik başarının doğrudan nedeni olduğunu kanıtlamıyor. Ancak öğrencilerin yeterli beslenmesi ile öğrenme koşullarının birbirinden bağımsız olmadığını ortaya koyuyor.

Beslenme çantası gelir eşitsizliğinin göstergesine dönüşüyor

Yeni eğitim yılının başlamasıyla çocuk yoksulluğu okul sıralarında yeniden görünür hale geliyor.

Beslenme çantası artık yalnızca ailelerin çocukları için hazırladığı günlük öğünü değil, haneler arasındaki gelir farklılıklarının okul hayatına nasıl yansıdığını da gösteriyor.

Gelir düzeyi yeterli olan aileler çocuklarının düzenli ve dengeli beslenmesini sağlayabilirken, düşük gelirli hanelerde artan gıda fiyatları okul çağındaki çocukların beslenmesini doğrudan etkileyebiliyor.

Böylece haneler arasındaki ekonomik eşitsizlik okul kapısında sona ermiyor; çocukların günlük eğitim koşullarının içine kadar taşınıyor.

5 milyon öğrenci için hedef açıklanmıştı

Millî Eğitim Bakanlığı 2023 yılında ücretsiz yemek desteğinin kademeli olarak 5 milyon öğrenciye ulaştırılmasını hedeflediğini açıklamıştı.

Mevcut sistemde ücretsiz öğle yemeği uygulamasının ana grubunu taşımalı eğitim kapsamındaki öğrenciler oluşturuyor.

Yemek hizmetinin sağlandığı okullarda ihtiyaç sahibi olduğu belirlenen diğer öğrenciler de programa dahil edilebiliyor.

Bu sistem çocuklar açısından önemli bir sosyal koruma mekanizması oluşturuyor. Ancak çocuklarda yoksulluk veya sosyal dışlanma riskinin yüzde 36,8’e ulaşması, okulda beslenme politikalarının daha geniş kapsamda tartışılmasına neden oluyor.

İBB’den aylık 2 bin 500 TL beslenme desteği

Yerel yönetimlerin uygulamaları da okul çağındaki çocukların beslenme ihtiyacının boyutlarını ortaya koyuyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), 2026-2027 eğitim döneminde sosyoekonomik desteğe ihtiyaç duyan ilköğretim çağındaki çocukların ailelerine aylık 2 bin 500 TL okul beslenme desteği ile günlük Halk Ekmek sağlıyor.

Programın bir yıldan kısa sürede 15 bin 714 haneye ulaştığı belirtiliyor.

Ancak tartışmanın merkezinde yalnızca merkezi veya yerel yönetimlerin ne kadar yardım yaptığı bulunmuyor.

Temel soru, okul çağındaki çocukların yeterli beslenmesinin bir sosyal yardım politikası mı yoksa eğitim altyapısının temel unsurlarından biri mi olarak görülmesi gerektiği.

Okul yemeği eğitime devamı da destekliyor

Dünya Gıda Programı’nın 2026 yılında dokuz ülkedeki uygulamaları inceleyen değerlendirmesi, okul yemeği programlarının özellikle ekonomik açıdan kırılgan gruplarda çocukların gıdaya erişimini koruduğuna işaret ediyor.

Bu programların aynı zamanda çocukların okula devamını ve eğitim sistemi içinde kalmasını desteklediği belirtiliyor.

Bu nedenle okulda ücretsiz yemek uygulamalarının yalnızca düşük gelirli ailelere yönelik sosyal yardım olarak değerlendirilmesinin ötesinde, eğitim politikasının bir parçası olarak ele alınması gerektiği görüşü güçleniyor.

Çocukluk yoksulluğu yetişkinliğe taşınabiliyor

Çocuk yoksulluğunun uzun vadeli etkisi, yoksunluğun kuşaklar boyunca aktarılabilmesi riskinden kaynaklanıyor.

Çocukluk döneminde yetersiz beslenme, düşük eğitim başarısı ve sağlık sorunlarıyla karşılaşan bireyler, yetişkinliklerinde işgücü piyasasına daha dezavantajlı koşullarda girebiliyor.

Bu durum gelir eşitsizliğinin yalnızca bugünkü haneler arasında değil, gelecek kuşaklara aktarılarak devam etmesine neden olabiliyor.

Sürdürülebilir kalkınma politikaları açısından temel hedeflerden biri de bu aktarım mekanizmasını kırmak.

Çocuklar ailelerinin gelir düzeyini belirleyemiyor. Ancak okulda yeterli beslenip beslenmemelerinin tamamen ailelerinin ekonomik imkanlarına bağlı olup olmayacağı kamu politikalarıyla değiştirilebilir.

Büyüme eşitsizliği tek başına ortadan kaldırmıyor

Türkiye’de çocukların yüzde 36,8’inin yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında bulunması, ekonomik büyümenin toplumsal sonuçlarının da tartışılmasını gerekli kılıyor.

Çocukların eğitim, sağlık ve beslenme açısından başlangıç koşulları arasındaki fark azaltılamadığı sürece gelir eşitsizliğinin gelecek kuşaklara taşınması riski devam ediyor.

Okul beslenmesi de bu nedenle yalnızca bir öğün veya beslenme çantası meselesi olmaktan çıkıyor.

Veriler, çocukların yeterli gıdaya erişiminin eğitimde fırsat eşitliği, sağlık ve uzun vadede işgücüne katılım açısından daha geniş bir kalkınma politikası çerçevesinde ele alınması gerektiğini gösteriyor.

Burak Tayiz, DÜNYA, alıntıdır

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş