BofA'dan teknoloji hisseleri için kritik uyarı: YZ sektöründe riskler büyüyor, tahviller öne çıkıyor
BofA, Nasdaq'taki 2,3 trilyon dolarlık kaybın ardından teknoloji hisseleri yerine tahvilleri öneriyor. YZ yatırımlarında üç kritik risk öne çıkıyor.
8 Kasım 2026

ABD ara seçimlerinin ardından teknoloji hisselerinde yaşanan sert satış dalgası, Nasdaq 100 endeksinin piyasa değerinden 2,3 trilyon dolar sildi. Nvidia ve AMD hisselerinde çift hanelere yaklaşan ve aşan kayıplar yaşanırken Bank of America, teknoloji şirketlerinin hisseleri yerine tahvillerini tercih ettiğini açıkladı. Banka, veri merkezi yatırımlarının geleceği ve borsaların toparlanması açısından üç kritik göstergeye dikkat çekti.
Nasdaq'ta 2,3 trilyon dolarlık satış dalgası
ABD'de ara seçimlerin ardından teknoloji hisselerinde yaşanan sert düşüş, yapay zekâ (YZ) yatırımlarının geleceğine ilişkin endişeleri yeniden gündeme taşıdı.
Bloomberg'in aktardığı verilere göre, 5 Kasım'daki satış dalgası sonrasında Nasdaq 100 endeksinin toplam piyasa değerinde 2,3 trilyon dolarlık kayıp meydana geldi.
Satışlardan en fazla etkilenen şirketler arasında YZ altyapısının önde gelen çip üreticileri yer aldı.
Nvidia: Hisselerdeki değer kaybı yüzde 9'u aştı.
AMD: Hisseler yüzde 17'nin üzerinde geriledi.
Nasdaq 100: Endeksin toplam piyasa değerinden 2,3 trilyon dolar silindi.
Ertesi gün ABD borsalarında toparlanma görülmesine rağmen yatırımcıların teknoloji sektörüne ilişkin kaygıları ortadan kalkmadı.
Özellikle veri merkezi yatırımlarının maliyeti, yeni projelere yönelik siyasi itirazlar ve teknoloji şirketlerinin yüksek sermaye harcamaları piyasalardaki belirsizliğin merkezinde bulunuyor.
Bank of America: Teknoloji hisseleri yerine tahviller
Bank of America'nın (BofA) Baş Yatırım Stratejisti Michael Hartnett, seçimlerin ardından yayımladığı değerlendirmede teknoloji sektöründeki yatırım tercihlerinin değiştiğine işaret etti.
Hartnett, teknoloji şirketlerinin hisseleri yerine aynı şirketlerin tahvillerini tercih ettiklerini belirtti.
Bu yaklaşımın temelinde, hisse senetleri ile tahvillerin yatırımcılara sunduğu farklı risk ve getiri özellikleri bulunuyor.
Hisse senedi yatırımcıları şirketin büyüme potansiyeline ve gelecekteki kârlılığına ortak olurken, tahvil yatırımcıları sözleşmeyle belirlenen faiz ve anapara ödemelerine ilişkin haklara sahip oluyor.
Ayrıca şirketin ödeme güçlüğüne düşmesi durumunda tahvil sahipleri genellikle adi hisse senedi sahiplerinden önce ödeme hakkına sahip bulunuyor.
Bununla birlikte tahviller de risksiz yatırım araçları değil. Şirketlerin borçlarını ödeyememesi, kredi riskinin yükselmesi veya piyasa faizlerinin artması tahvil fiyatlarını olumsuz etkileyebiliyor.
BofA'nın değerlendirmesi, teknoloji şirketlerinin faaliyetlerine yönelik tüm beklentilerin olumsuza döndüğü anlamına gelmiyor. Banka, mevcut koşullarda bu şirketlerin tahvillerinin hisselerine kıyasla daha uygun bir risk-getiri dengesi sunduğunu düşünüyor.
Büyük teknoloji şirketleri yerine küçük şirketler
Bank of America'nın sektör tercihleri teknoloji hisseleriyle sınırlı değil.
Banka, enerji şirketlerinin hisseleri yerine temel tüketim ürünleri sektörünü tercih ediyor.
Büyük ölçekli teknoloji şirketlerine karşılık ise küçük ölçekli şirketleri öne çıkarıyor.
Bu tercihlerin arkasında, YZ yatırımlarına yönelik piyasa beklentilerinin ve teknoloji hisselerindeki yoğunlaşmanın aşırı seviyelere ulaşmış olabileceği değerlendirmesi bulunuyor.
BofA stratejistleri, yatırımcıların YZ sektöründeki belirli şirketlere yönelmesinin zirveye yaklaşmış olabileceği ihtimaline dikkat çekiyor.
Böyle bir ortamda piyasa performansının sınırlı sayıda büyük teknoloji şirketine bağımlı hale gelmesi, yatırımcıların karşı karşıya bulunduğu riskleri artırabiliyor.
Teksas'taki veri merkezi projelerine siyasi engel
Bank of America'nın dikkat çektiği önemli risklerden biri de ABD'de veri merkezi yatırımlarına yönelik siyasi baskıların artması.
Bankanın tahminlerine göre, 2028 yılına kadar ABD'de yapılması planlanan ancak henüz inşaatına başlanmamış veri merkezi kapasitesinin yaklaşık yüzde 30'u Teksas'ta bulunuyor.
Bu nedenle eyalette alınabilecek kararlar, yalnızca yerel enerji piyasasını değil, YZ altyapısına yönelik ülke genelindeki yatırım takvimini de etkileyebilir.
Teksas'ın seçilmiş Valisi Gina Hinojosa, yerel toplulukların korunmasına yönelik önlemler güçlendirilene kadar yeni veri merkezi projelerinin durdurulmasını istiyor.
Veri merkezlerinin yüksek elektrik ve su tüketimi, yerel halkın başlıca endişeleri arasında bulunuyor.
Büyük veri merkezleri, özellikle yoğun hesaplama gerektiren YZ uygulamaları nedeniyle önemli miktarda elektrik tüketiyor. Soğutma sistemlerinde kullanılan su da bazı bölgelerde çevresel ve ekonomik tartışmalara yol açıyor.
SSRS tarafından gerçekleştirilen seçim anketine göre:
Katılımcıların yüzde 89'u yaşam maliyetlerini önemli bir sorun olarak değerlendiriyor.
Yüzde 76'sı ise yaşadıkları bölgede yeni veri merkezleri kurulmasına karşı çıkıyor.
Bu sonuçlar, teknoloji şirketlerinin yatırım planlarının yerel siyasi kararlarla karşı karşıya kalabileceğine işaret ediyor.
2,1 trilyon dolarlık veri merkezi yatırımı gerçekleşecek mi?
Bank of America, küresel veri merkezi harcamalarının 2028 yılına kadar 2,1 trilyon dolara ulaşacağı yönündeki tahminlerin ne ölçüde gerçekleşebileceğini sorguluyor.
YZ altyapısına yönelik talep güçlü kalmasına rağmen yatırımların hayata geçirilmesi için yalnızca finansman sağlanması yeterli değil.
Yeni projelerin elektrik şebekesine bağlanması, gerekli izinlerin alınması, su ve enerji kaynaklarının güvence altına alınması gibi koşullar da önem taşıyor.
Bu süreçlerde yaşanabilecek gecikmeler, teknoloji sektöründeki yatırım takvimini değiştirebilir.
Amazon ve Microsoft gibi büyük teknoloji şirketleri veri merkezi yatırımlarını sürdürse bile projelerin ertelenmesi, çip ve donanım siparişlerinin zamanlamasını etkileyebilir.
Böyle bir gelişme Nvidia ve diğer yarı iletken üreticilerine yönelik siparişlerin gecikmesine neden olabilir.
Dolayısıyla YZ altyapısına yönelik uzun vadeli talebin güçlü kalması, bütün yatırımların öngörülen tarihlerde gerçekleşeceğini garanti etmiyor.
BofA'nın dikkat çektiği risk, yatırım talebinin tamamen ortadan kalkmasından çok, projelerin uygulama hızının beklentilerin gerisinde kalması.
Borsaların toparlanması için üç kritik koşul
Michael Hartnett, finansal piyasalarda risk iştahının yeniden güçlenebilmesi açısından üç önemli gelişmeye dikkat çekiyor.
1. Merkez bankalarının faiz artırımlarını durdurması
Para politikasındaki sıkılaşmanın sona ermesi, özellikle yüksek büyüme beklentileriyle fiyatlanan teknoloji şirketlerinin finansman koşullarını destekleyebilir.
2. ABD 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 4,5'in altına düşmesi
ABD Hazine tahvili getirilerindeki gerileme, şirketlerin borçlanma maliyetlerini azaltabilir ve hisse senetlerinin değerlemelerini destekleyebilir.
3. Petrol fiyatlarının varil başına 80 doların altına inmesi
Enerji fiyatlarının düşmesi, enflasyon baskılarını hafifletebilir ve merkez bankalarının para politikasında daha esnek davranmasına imkân sağlayabilir.
BofA'ya göre bu üç göstergedeki iyileşme, piyasalarda risk iştahının yeniden artması açısından önem taşıyor.
Faizlerin düşmesi tek başına yeterli olmayabilir
Bank of America'nın değerlendirmesinde önemli bir koşul daha bulunuyor: Ekonominin resesyona girmemesi.
Faizlerin gerilemesi, ekonomik büyümenin devam ettiği bir ortamda teknoloji hisseleri açısından destekleyici olabilir.
Daha düşük borçlanma maliyetleri, veri merkezi yatırımlarının finansmanını kolaylaştırabilir.
Aynı zamanda küçük ölçekli şirketlerin krediye erişim koşullarını iyileştirebilir.
Ancak ekonomik faaliyetlerin belirgin biçimde yavaşladığı bir dönemde faizlerin düşmesi aynı olumlu sonucu yaratmayabilir.
Resesyon koşullarında şirket gelirlerinin ve kârlarının gerilemesi, düşük faizlerin hisse senedi değerlemeleri üzerindeki olumlu etkisini sınırlayabilir.
Bu nedenle BofA, yalnızca faizlerdeki değişimin değil, ekonomik büyüme görünümünün de değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
YZ yatırımlarında finansman ve siyasi riskler öne çıkıyor
ABD teknoloji sektöründe son dönemde yaşanan satışlar, YZ yatırımlarının büyüklüğü ile bu yatırımların ekonomik getirilerine ilişkin beklentileri yeniden tartışmaya açtı.
Bank of America'nın değerlendirmesinde üç risk alanı öne çıkıyor:
Veri merkezi yatırımlarının yüksek sermaye ihtiyacı.
Yerel yönetimlerin enerji ve su tüketimi nedeniyle yeni projelere getirebileceği kısıtlamalar.
Yüksek tahvil faizleri ve enerji fiyatlarının teknoloji şirketlerinin finansman koşullarını zorlaştırması.
Bu risklerin gerçekleşmesi, özellikle büyük veri merkezi yatırımlarından doğrudan faydalanması beklenen çip üreticilerinin gelir beklentilerini etkileyebilir.
BofA'nın teknoloji şirketlerinin tahvillerini hisselerine tercih etmesi de bu belirsizliklerle bağlantılı.
Banka, piyasaların toparlanma ihtimalini değerlendirirken merkez bankalarının faiz politikalarının, ABD 10 yıllık tahvil getirisinin ve petrol fiyatlarının birlikte izlenmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Kaynak: DUNYA
Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz?
Bize e-mail atın: istanbulanalytics@gmail com
Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez.
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.




