Dolar/TL49,78
0.01%
Euro/TL55,68
0.04%
Gram Altın6.436,65
0.40%
BIST 10011.151,96
0.31%
Brent Petrol$109,92
0.74%
Gümüş/Ons$53,33
1.87%
Gedik Yatırım
Borsa İstanbul

ANALİZ: Borsa İstanbul'da 7,5 Trilyon TL Buharlaştı! Kayıplar Ne Zaman Geri Gelebilir?

Borsa İstanbul'da 7,5 trilyon TL piyasa değeri silindi. Geçmişte kayıplar ortalama 139 günde telafi edildi. Fon krizi toparlanmayı uzatabilir.

27 Ekim 2026

ANALİZ: Borsa İstanbul'da 7,5 Trilyon TL Buharlaştı! Kayıplar Ne Zaman Geri Gelebilir?

Borsa İstanbul'da eylül ayında fon soruşturmasıyla başlayan satış dalgası, ekim ayında da hız kesmedi. Şirketlerin toplam piyasa değerinden yaklaşık 7,5 trilyon TL silinirken BIST 100 endeksi zirvesinden yüzde 27 geriledi. Tarihsel verilere göre borsa geçmişteki sert düşüşlerini ortalama 139 günde telafi etti. Ancak bu kez yatırım fonlarının tasfiyesi, likidite sıkışıklığı ve güven kaybı toparlanmayı geciktirebilir.

Borsa İstanbul'da 150 Milyar Dolarlık Kayıp

Borsa İstanbul, son yılların en ağır satış dalgalarından biriyle karşı karşıya.

Eylül ayında yatırım fonlarında ortaya çıkan sorunlarla başlayan düşüş, ekim ayında daha geniş bir alana yayıldı. Fon soruşturmasına konu olan şirketlerin yanı sıra Borsa İstanbul'un en büyük ve en likit hisselerinde de ciddi değer kayıpları yaşandı.

9 Eylül'de 14.673 puana ulaşan BIST 100 endeksi, 23 Ekim'de gün içinde 10.707 puana kadar geriledi. Yaklaşık 44 günlük dönemde zirveden yaşanan düşüş yüzde 27'ye ulaştı.

Daha çarpıcı olan ise şirketlerin toplam piyasa değerindeki erime.

Hesaplamalara göre son satış dalgasında Borsa İstanbul'da işlem gören şirketlerin toplam piyasa değerinden yaklaşık 7,5 trilyon TL, yani 150 milyar dolar silindi.

Bu rakam, yatırımcıların ellerindeki hisselerin piyasa değerindeki azalmayı ifade ediyor. Dolayısıyla 7,5 trilyon TL'nin doğrudan borsadan nakit olarak çıktığı anlamına gelmiyor.

Borsa İstanbul ayrıca 2008 küresel finans krizinden bu yana ilk kez üst üste altı hafta geriledi.

Bazı büyük şirketlerin hisselerinde zirve seviyelerine göre yüzde 50'ye ulaşan kayıplar görülmesi, satış baskısının yalnızca fon soruşturmasına konu olan hisselerle sınırlı kalmadığını ortaya koyuyor.

Fon Krizi Nasıl Bütün Borsaya Yayıldı?

Piyasadaki sert düşüşün merkezinde, bazı yatırım fonlarının düşük likiditeli hisselerde biriktirdiği büyük pozisyonlar bulunuyor.

Normal piyasa koşullarında bu hisselerde yüksek tutarlı alım yapmak fiyatları hızla yukarı çekebiliyor. Ancak fon yatırımcıları paralarını geri istemeye başladığında aynı pozisyonların satılması ciddi sorun yaratıyor.

İşlem hacmi düşük hisselerde yeterli alıcı bulunamaması, fonların nakit ihtiyacını karşılamak için diğer varlıklarını da satmasına neden olabiliyor.

Böylece başlangıçta sınırlı sayıdaki hissede görülen satış baskısı, piyasanın geneline yayılıyor.

Pusula Portföy ve Tera Portföy çevresinde derinleşen sorunların ardından Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), 17 Eylül'de 131 fonun tasfiyesine karar verdi.

Soruşturma kapsamında yeni gözaltı ve tutuklamalar yaşanırken, haksız kazanç sağladığı iddia edilen kişilerin belirlenmesi ve yatırımcı mağduriyetlerinin giderilmesi için çalışmalar başlatıldı.

24 Ekim'de soruşturma kapsamında 15 kişinin daha tutuklandığı bildirildi.

Ancak hukuki süreç devam ederken piyasalardaki asıl sorun, yatırımcıların fonlardan ne zaman ve hangi koşullarda çıkabileceklerine ilişkin belirsizlik.

Bir Günde 74 Hisse Taban Oldu

Fon krizinin ilk günlerinde Borsa İstanbul'da günlük taban fiyatına gerileyen hisse sayısı 100'ü aşmıştı.

İlerleyen haftalarda bu sayı azalsa da satış baskısı ortadan kalkmadı.

23 Ekim Cuma günü 74 hisse günü taban seviyesinde tamamladı.

Bu tablo, piyasanın belirli bölümlerinde alıcı bulma sorununun sürdüğünü gösteriyor.

Düşük likiditeli hisselerde fiyatların hızla gerilemesi, yatırımcıların zararlarını sınırlamak amacıyla daha likit hisseleri satmasına da yol açabiliyor.

Büyük şirketlerin hisselerinde görülen kayıpların önemli nedenlerinden biri bu mekanizma.

Dolayısıyla fon soruşturmasında adı geçmeyen şirketler de piyasadaki likidite sıkışıklığından olumsuz etkilenebiliyor.

Borsa Geçmişteki Kayıplarını Ortalama 139 Günde Telafi Etti

Borsa İstanbul'un önceki sert düşüşleri incelendiğinde, endeksin eski zirvesine dönüş süresinin büyük farklılıklar gösterdiği görülüyor.

İncelenen tarihsel örneklerde toparlanma süresi ortalama 139 gün olarak hesaplanıyor.

Ancak bu ortalama, mevcut düşüşün de aynı sürede telafi edileceği anlamına gelmiyor.

Geçmiş dönemlerden bazı örnekler şöyle:

  • 2023 genel seçimleri öncesi: Endeks yüzde 24,4 geriledi. Dip seviyeden eski zirveye dönüş 40 gün sürdü.

  • TCMB'nin faiz artırımları dönemi: Yüzde 15,9'luk kayıp 36 günde telafi edildi.

  • 2024'te sıkılaşma ve jeopolitik riskler: Endeks yüzde 23,9 düştü. Eski zirveye dönüş 289 gün aldı.

  • Naci Ağbal'ın TCMB Başkanlığı görevinden alınması: Endeks yaklaşık altı günde yüzde 21 geriledi. Toparlanma 230 gün sürdü.

  • Covid-19 salgını: Yüzde 34,2'lik düşüşün ardından eski zirveye ulaşılması 238 günü buldu.

Bu örnekler, düşüşün büyüklüğü ile toparlanma süresi arasında doğrudan ve değişmez bir ilişki bulunmadığını gösteriyor.

Bazı dönemlerde piyasa hızlı biçimde toparlanırken, daha sınırlı kayıpların telafisi aylar sürebiliyor.

Belirleyici unsurlar arasında ekonomik koşullar, para politikası, sermaye akımları ve yatırımcı güveni bulunuyor.

Bu Kriz Neden Öncekilerden Farklı?

Borsa İstanbul'un geçmişte yaşadığı sert düşüşlerin önemli bir bölümü makroekonomik veya siyasi gelişmelerden kaynaklanmıştı.

Faiz artışları, seçim belirsizliği, jeopolitik gerilimler ve küresel krizler yatırımcıların risk algısını bozmuştu.

Mevcut satış dalgasında ise bunlara ek olarak piyasanın kendi iç işleyişinden kaynaklanan bir sorun bulunuyor.

Bazı yatırım fonları, yatırımcıların nakit taleplerini karşılamakta zorlanıyor.

Fonların tasfiye edilmesi, portföylerdeki varlıkların belirli bir takvim içerisinde satılmasını gerektiriyor.

Bu durum, fiyatlar cazip seviyelere gerilese bile piyasada yeni satışların gündeme gelebileceği anlamına geliyor.

Üstelik yatırımcılar hangi fonların ne kadar varlık satmak zorunda kalacağını tam olarak öngöremiyor.

Belirsizlik devam ettikçe potansiyel alıcılar da piyasaya girmekte isteksiz davranabiliyor.

Bu nedenle mevcut krizde temel sorun yalnızca hisselerin ucuzlaması değil, piyasada güvenin ve likiditenin yeniden tesis edilmesi.

Fonların Tasfiye Takvimi Belirleyici Olacak

Borsa İstanbul'da kalıcı bir toparlanma yaşanabilmesi açısından fon tasfiyelerinin nasıl yürütüleceği kritik önem taşıyor.

Özellikle düşük işlem hacmine sahip hisselerde satışların zamana yayılması, piyasadaki fiyat baskısının yönetilmesine yardımcı olabilir.

Buna karşılık yatırımcıların yoğun biçimde nakit talep etmeye devam etmesi, fon yöneticilerini daha fazla satış yapmaya zorlayabilir.

Tasfiye sürecinde üç temel konu öne çıkıyor:

Birincisi, fon yatırımcılarının paralarını geri alabilmesi. Ödeme takvimindeki belirsizlikler devam ettikçe yatırımcıların diğer fonlara yönelik güveni de olumsuz etkilenebilir.

İkincisi, zorunlu satışların ne zaman sona ereceği. Fonların portföylerindeki hisseleri hangi hızda elden çıkaracağı, piyasadaki arz baskısını doğrudan etkileyecek.

Üçüncüsü, soruşturmanın kapsamı ve sonuçları. Hukuki süreçte şeffaflığın sağlanması ve mağduriyetlerin giderilmesi, yatırımcı güveninin yeniden kazanılması açısından önem taşıyor.

Geçmişte yaşanan sert düşüşlerin ardından güçlü tepki yükselişleri görülmüş olsa da bu hareketlerin tamamı kalıcı bir yükseliş trendine dönüşmedi.

Dolayısıyla birkaç günlük yükseliş, mevcut krizin sona erdiğini göstermeye yeterli olmayabilir.

TCMB'nin Faiz İndirimleri Borsayı Kurtarabilir mi?

Borsa İstanbul'un geleceği açısından önemli gelişmelerden biri de Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın para politikası.

TCMB'nin geçen hafta politika faizini 100 baz puan indirerek yüzde 36'ya çekmesi, piyasalarda yeni faiz indirimlerinin devam edip etmeyeceği sorusunu gündeme getirdi.

Normal koşullarda faizlerin düşmesi, hisse senetlerini destekleyen bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Daha düşük faizler şirketlerin finansman maliyetlerini azaltabilir ve yatırımcıların mevduat gibi alternatif araçlardan hisse senetlerine yönelmesini teşvik edebilir.

Ancak mevcut ortamda faiz indirimlerinin tek başına güçlü bir borsa rallisi yaratması garanti değil.

Fon krizinden kaynaklanan zorunlu satışların devam etmesi ve yatırımcı güveninin zayıf kalması, para politikasından gelebilecek olumlu etkinin sınırlı kalmasına yol açabilir.

Ayrıca TCMB'nin faiz indirimlerine devam edebilmesi, enflasyon görünümündeki gelişmelere bağlı olacak.

İran Savaşı ve Fed de Risk Oluşturuyor

Borsa İstanbul'u etkileyebilecek diğer önemli gelişmeler küresel piyasalardan kaynaklanıyor.

İran savaşı nedeniyle petrol fiyatlarında yaşanabilecek yeni yükselişler, Türkiye'nin enflasyon ve cari açık görünümünü olumsuz etkileyebilir.

Enerji ithalatına bağımlı Türkiye ekonomisinde yüksek petrol fiyatları, şirketlerin maliyetlerini artırırken TCMB'nin faiz indirim alanını daraltabilir.

ABD Merkez Bankası'nın para politikası da yabancı sermaye akımları açısından önem taşıyor.

Fed'in yıl sonuna kadar yeni bir faiz artırımı yapabileceğine ilişkin beklentilerin güçlenmesi, gelişmekte olan ülke piyasaları üzerindeki baskıyı artırabilir.

Böyle bir ortamda Türkiye'nin yabancı yatırımcı çekmesi daha da zorlaşabilir.

Dolayısıyla Borsa İstanbul'un toparlanması yalnızca iç piyasadaki fon krizinin çözümüne değil, küresel finansal koşullara da bağlı.

7,5 Trilyon TL Geri Gelebilir mi?

Borsa İstanbul'un geçmiş performansı, büyük kayıpların ardından güçlü toparlanmalar yaşanabildiğini gösteriyor.

Ancak mevcut düşüşün ne zaman sona ereceği henüz bilinmiyor.

Endeksin 9 Eylül'deki 14.673 puanlık zirvesine yeniden ulaşabilmesi için 10.707 puanlık dip seviyesinden yaklaşık yüzde 37 yükselmesi gerekiyor.

Bu hesaplama önemli bir noktayı ortaya koyuyor: Yüzde 27 düşen bir endeksin eski seviyesine dönebilmesi için yüzde 27 değil, yaklaşık yüzde 37 yükselmesi gerekiyor.

Ayrıca endeksin eski zirvesine ulaşması, bütün yatırımcıların zararlarını telafi ettiği anlamına gelmeyecek.

Bazı hisselerde yaşanan kayıplar endeksteki düşüşten çok daha büyük.

Özellikle düşük likiditeli ve fonların yoğun biçimde yatırım yaptığı hisselerin eski seviyelerine dönmesi daha uzun sürebilir.

Diğer taraftan şirketlerin toplam piyasa değerinin yeniden yükselmesi, kaybedilen 7,5 trilyon TL'nin aynı tutarda yeni para girişiyle karşılanmasını gerektirmiyor. Hisse fiyatlarının yükselmesi piyasa değerini artırabilir.

Sonuç: Toparlanmanın Anahtarı Güven ve Likidite

Borsa İstanbul'da yaşanan son satış dalgası, geçmişteki sert düşüşlerden farklı olarak yatırım fonlarının işleyişine ve piyasa güvenine ilişkin sorunları da gündeme taşıdı.

Tarihsel veriler, sert kayıpların ortalama 139 günde telafi edildiğini gösterse de bu sürenin mevcut kriz için güvenilir bir tahmin olarak kullanılması mümkün değil.

Fonların tasfiye süreci tamamlanmadan, yatırımcıların nakit talepleri karşılanmadan ve piyasadaki likidite koşulları normale dönmeden kalıcı toparlanmadan söz etmek güç.

TCMB'nin faiz indirimleri ve küresel piyasalardaki olumlu gelişmeler borsaya destek verebilir. Ancak bunların etkisi, fon krizinin yarattığı belirsizliklerin ne ölçüde giderildiğine bağlı olacak.

Borsa İstanbul'da 7,5 trilyon TL'lik piyasa değeri kaybının telafi edilmesi mümkün. Ancak asıl belirleyici olan, hisselerin ne kadar ucuzladığından çok yatırımcıların yeniden ne zaman güven duyacağı olacak.

Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz?

Bize e-mail atın: istanbulanalytics@gmail com

Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez.

Ufuk Korcan'ın DÜNYAZ Gazetesi analizinden alıntıdır

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş

İlgili Haberler